New Page 1

New Page 1
Geliboluyu Anlamak
 
 

Gelibolu - Mitin Sonu (Robin Prior)

 

 Gelibolu (Mitin Sonu) kitabının yazarı Avustralyalı askerî tarihçi Profesör Robin Prior, savaş ve romantizm arasındaki çelişkiyi kitabına da yansıtıyor. Prior, en büyük çabasının Çanakkale Savaşlarını bir bütün olarak Birinci Dünya Savaşı kapsamına yerleştirmek olduğunu belirtiyor. Kitapta, farklı uluslardan askerî birliklerin savaştaki etkilerine bir denge getirme çabası da gösteriliyor. Britanya, Yeni Zelanda ve Avustralya birlikleri kadar Fransız ve Hintli birliklere de kitapta önem veriliyor.

Askerî tarihçi Prior, Çanakkale Savaşlarının tüm aşamalarını, bugüne kadar az rastlanır bir biçimde, savaşa katılan tüm tarafların askeri verilerini, birinci elden kaynaklara dayanarak ayrıntılı biçimde inceliyor ve okura aktarıyor. ( Kitap tanıtım yazısından)

 
Tarih: 23/01/2012        Yorum:1         Okuma:89    

 Devamını Oku

 

Bir İstiklal Aşığı Mehmet Akif (Yay. Haz. Turgay Anar)

 

 Büyük şair Mehmet Âkif Ersoy’un Safahât’ın “Altıncı Kitabı” Âsım’daki “Doğduğumdan beridir âşığım istiklâle” dizesi, onun özgürlüğe duyduğu aşkın bir yönünü gösterir. Onun hayatıyla ilgili araştırmalar yapanlar ve biyografisinin bazı detaylarını gözden kaçırmayanlar, Âkif’in hemen her anlamda, sanatında ve sıradan hayatında bile özgür olmak ve içinde mutlu olmak istediği coğrafyanın da özgür kalması için canhıraş bir şekilde nasıl çalışıp çabaladığına dikkatleri çekmiştir. Onun gibi sarsılmaz bir “karakter âbidesi”, hayatında ve eserlerinde halkını gözetmiş, onların “terakkisini”, “zilletten” kurtulmasını istemiş, “müreffeh” bir hayata kavuşmalarını arzulamış ve bu uğurda da cansiparane çalışmıştır. Âkif’in hayatın her türlü çalkantı ve zorluklarına karşı hiçbir zaman boyun eğmeyen bu âbide yönü, onun gençler ve Türk milleti için örnek olması gereken özelliklerinin başında gelir. (Önsözden)

 
Tarih: 15/01/2012        Yorum:2         Okuma:148    

 Devamını Oku

 

Selânik ve İstanbul’da Yahudi Bankerler – Nurdan İpek ( Albert Kazado )

 

 1850-1918 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nda,ekonomik ve ve kültürel açıdan öne çıkmış iki kent olan Selanik ve İstanbul'daki Yahudi Banker aileleri anlatan çok titiz bir çalışma...19 uncu yüzyıl ortalarına kadar,Osmanlı ekonomisinde önemli bir yer tutan Yahudi Banker ailelerin,Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla birlikte,Yeniçerilerin tedarikçisi olmaları bahane edilerek,idam,hapis ve sürgünle cezalandırılmaları sonucu tasfiyeleri,yerlerini Rum ve Ermeni ailelere bırakışları ayrıntılı olarak anlatılıyor.Bu elverişsiz ortamda ayakta kalmayı başarmış Yahudi aileler ise bu kitabın ana konusunu teşkil ediyor. (A.K.)

 
Tarih: 06/01/2012        Yorum:0         Okuma:164    

 Devamını Oku

 

1915 – Osmanlı Ermenilerine Ne Oldu? Çarpıtılan-Değiştirilen Tarih – Guenter Lewy

 

 Lewy, kitabında, 1915-1916 Olayları’na ilişkin tartışılan temel sorunlardan biri olan terminoloji meselesini, olayların nasıl adlandırılacağı konusunu saf dışı bırakmayı tercih etmiştir. Bunun nedeni ve önemi, kitabın geneline hâkim olan tarafsız tutumda gizlidir. Tüm bu özellikleri, bu kitabın, bir akademik çalışmanın temel gereksinimlerine sahip olduğunu göstermektedir. Emeritus Profesör Guenter Lewy’nin olayları basit bir dille aktarma ve iki taraftan yükselen seslere de dengeli bir biçimde yer verme konusundaki başarısı ise, onu diğer birçok yazardan ayıran kişisel bir becerisidir. Diğer bir ayırıcı özelliği ise, yaşanan tüm acı olaylara ve derin düşmanlığa rağmen, bu çözümsüzlüğün ve ihtilafın bir gün iki tarafın da fedakârlıkları ve akademisyenlerin tarafsız araştırmaları ile çözülebileceğinden umutlu olmasıdır.Sonuç olarak yaklaşık bir yüzyıldır tartışılan “1915-16’da ne oldu?” sorusu üzerine konuşulacak çok şey olduğu açık. Umuyoruz ki bu kitap da Türkiye’de araştırmalara yeni bir pencere açacak, ortaya koyduğu bilgi ve belgelerle “tarihin” düzeltilmesine yardımcı olacaktır. Sözü Lewy’nin tarihçilere atıf yaptığı şu alıntıyla bitirelim: “Tarihi parlamentolar değil, tarihçiler yazacak.”( Sunuş Yazısından)

 
Tarih: 26/12/2011        Yorum:2         Okuma:441    

 Devamını Oku

 

Derin Nefret -Anzakları Çanakkale Savaşı’na Sokan Komplonun Hikâyesi-Ömer Ertur (İsmail Bilgin)

 

 Sıkça gittiğim kitapçı raflarında ilk işim Çanakkale ile ilgili özgün kitap aramak olur. Rafların en tenha yerinde “Derin Nefret” adlı ve 2009 yılında basılmış kitabı görünce hemen arkasındaki yazıyı okudum. “Anzakları Çanakkale Savaşı’na sokan Komplonun Hikayesi: 1915 yılının ilk gününde Avustralya’nın Broken Hill kasabasında kanlı bir terörist saldırısı gerçekleşti. Ertesi günün gazeteleri iki Türk’ün bir piknik trenine baskın yapıp masum sivilleri öldürdüğünü yazdı. Bu olay, Avrupa cephesi için gönüllü asker toplamakla zorlanan hükümetin işini kolaylaştırdı ve binlerce Avustralyalı genç I. Dünya Savaşı’na katılmak ve bilhassa Çanakkale’de Türklere karşı savaşmak için gönüllü oldu. Halbuki Broken Hill olayının Türklerle hiçbir ilgisinin olmadığı zamanla kesinlik kazandı. Ne var ki zanlıların olay günü öldürülmesi ve tüm delillerin yok edilmesi işin iç yüzünün meydana çıkmasını engelledi…………..”

Kitabı bir solukta okudum. Ancak bunca zaman geçmesine rağmen gündeme gelmemesi açıkçası beni şaşırttı. Tuncay Beyin dediği gibi “Acaba zamanla Çanakkale’ye olan ilgi azalıyor mu?” diye düşünmeden edemedim… Bu kitabı “Gelibolu’yu Anlamak” sitesinin kıymetli yazarları ve okuyucularıyla paylaşmak istedim. (İB)

 
Tarih: 20/12/2011        Yorum:3         Okuma:859    

 Devamını Oku

 

Nurulbahir Gambotunun Batırılışı (İslam Özdemir)

 

 Osmanlıların Marmara Denizindeki denizaltı savaşında kaybettikleri ilk gemi Nurulbahir Gambotudur. 1898 yılında Fas Sultanı tarafından İtalya’nın Cenova şehrindeki Maclaren&Wilson tersanelerine sipariş edilen geminin asıl adı Siriü’l Türk’tür. İnşa edildiği sırada Osmanlı Devletince satın alınan gambot’un ismi, denizin nuru anlamına gelen Nurulbahir adıyla değiştirilmiştir. 1906 yılında Osmanlı Donanmasına katılan Nurulbahir, Balkan Savaşı sırasında yedeğe çıkartılır. (1913)Çanakkale Muharebeleri esnasında görevi cepheye lojistik destek sağlayan nakliye gemilerini korumak olan Nurulbahir, Marmara Denizinde karakol gemisi olarak görev yapar. Gemi mürettebatı aldıkları emir üzerine Marmara’nın batı sahillerine doğru dümen kırarken bunun son görevleri olduğundan habersizdir. Emektar Nurulbahir vazifesini adına yakışır bir biçimde ifa etmeye çalışırken 27 Nisan 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeyi başaran Deniz Ön Yüzbaşı Courtney Boyle komutasındaki E–14 Denizaltısının hedefi olur. (İ.Ö.)

 
Tarih: 14/12/2011        Yorum:4         Okuma:1235    

 Devamını Oku

 

Edirnekapı Çanakkale Şehitliği’ndeki Çiçekçi Kulübesi Kaldırıldı! (Tuncay Yılmazer)

 

 Sağduyu galip geldi. Büyük bir yanlıştan dönüldü. Sitemizdeki yazımız ve Hürriyet Gazetesi’nde çıkan haber üzerine yetkililer Edirnekapı Çanakkale Şehitliği’ndeki yapımı devam eden “Çiçekçi Kulübesi”ni kaldırdılar. ( Sadece dış duvarın tamiri gerekiyor) Ne kadar sevinçli olduğumu tahmin edemezsiniz. Başta yorum yazarak destek olan arkadaşlar olmak üzere tüm Gelibolu’yu Anlamak okurlarına, gazeteci dostlarım NTV Tarih Dergisi’nden Gürsel Göncü ve haberi Hürriyet’te duyuran Sefa Kaplan’a ve ilk telefon konuşmalarımda gösterdikleri tavır nedeniyle biraz kırgın olsam da duyarlılığımızı paylaşarak geri adım atan Büyükşehir Belediyesi yetkililerine teşekkür ederim. Herhangi bir düzenleme yapılırken tarihi ve doğal değerlerin dikkate alınması gerek. “Çiçekçi kulübesi” olayı küçük çaplı da olsa bu gerçeği bir kere daha vurgulamış oldu. Darısı inşaat mağduru Çanakkale Muharebe alanları ve diğer tarihi ve doğal değerlerimizin başına !..

 
Tarih: 10/12/2011        Yorum:4         Okuma:837    

 Devamını Oku

 

Esat Paşa nın Çanakkale Yazışmaları – Mustafa Bıyıklı

 

 Bu eser, Çanakkale Savaşları’nda Şimal (Kuzey) Grubu Kumandanı olan Esad Paşa’nın (Yanyalı), 19 Haziran-7 Temmuz 1915 tarihleri arasında, cepheden Harbiye Nezareti, kumandanlıklar ve fırkalarla yaptığı yazışmalar ve telefon görüşmelerinden oluşmaktadır. Kayıtların altında, Şimal Gurubu Kumandanı ibaresi yer almakta, fakat Esad Paşa’nın adı yer almamaktadır. Lâkin zikrettiğimiz zaman diliminde Şimal Gurubu Kumandanı Esad Paşa olduğundan, bu yazışma ve görüşmelerin ona ait olduğu ortaya çıkmaktadır. Kütahya Belediyesi Mustafa Yeşil Kütüphanesi’nde Nadir Eserler Bölümü’nde Mustafa Yeşil’in özel arşivinde el yazısıyla çizgili bir koçanın sayfalarına yazılmış olarak ortaya çıkan bu tahrirat ve telefon görüşmesi kayıtları, Yazma Eserler Defteri’nde 498 sıra no ile kayıt altına alınmıştır. İçerisinde 42 adet olarak yer alan tahrirat ve telefon görüşmesi kayıtları, koçanın asıl sayfalarına el yazısıyla kurşun kalem kullanılarak yazılmıştır. Elde edilen kayıtlar, koçanın kopya sayfalarıdır.( Kitap Tanıtım Yazısından)

 
Tarih: 06/12/2011        Yorum:4         Okuma:759    

 Devamını Oku

 

Edirnekapı Çanakkale Şehitliği Bölümünde Çiçekçi Kulübesi! (Tuncay Yılmazer)

 

 Geçtiğimiz akşam iş çıkışında, uzun zamandır gitmediğim Edirnekapı Şehitliği’ne uğrayayım dedim. Alanın metrobüs durağına giden yolun hemen sağ tarafında inşa halindeki ahşap yapı dikkatimi çekti. İlerideki biletçiye sordum. “Abi burada çiçekçi yapacaklarmış” cevabını aldım. Çanakkale şehitliğinin ön duvarı yıkılmış, içeriye birkaç metre girilmiş. İnşaatın kendi dağınıklığıyla birlikte mezarların bir kısmını kalas parçaları ve toprak örtmüş... Pes doğrusu.Çiçekçi yapılacak başka yer bulunamadı mı koskoca mezarlıkta? Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Hemen dostlarıma haber verdim. Birkaç gündür Mezarlıklar Müdürlüğü ve Ağaç AŞ yetkilileriyle telefon görüşmeleri yaparak bu konudaki üzüntümü bildirdim. Bana bölgeye çiçekçi kurulmasının ihtiyaçtan ortaya çıktığını, Büyükşehir Belediyesi'nin de bunu onayladığı belirtildi. Böyle bir yerde çiçekçi vs. ne gerek vardı? Çok daha önemlisi, böyle bir düzenlemeye kim izin verdi? Tarihçilerin onayı alındı mı? Herhangi birimizin aile mezarlığı olsa bize gelipte böyle bir şey yapacaklarını söyleseler izin verir miydik? Yetkilileri duyarlı olmaya çağırıyorum. Çanakkale Savaşı'nın İstanbul'daki yadigârlarını ebedi istirahatgâhlarında daha fazla üzmemize gerek yok.(T.Y)

 
Tarih: 28/11/2011        Yorum:8         Okuma:1293    

 Devamını Oku

 

Bayramla Gelen Ölüm (İslam Özdemir)

 

 6 Kasım 1912 Salı günü Kurban Bayramı arefesi olması münasebetiyle Malkara’da hareketli bir gündür. Kurbanlar alınır, bayram alışverişleri yapılır.Tüm olumsuzluklara rağmen halk, bayramı bayram gibi karşılamakta kararlıdır.Toplumun nabzının tutulduğu en önemli yerlerden biri olan kahvehanelerde moraller bozukta olsa çaylar içilip,sohbetler edilir.Her şeyin normal seyrinde devam etmeye çalıştığı sırada çarşı içinde devriye gezen Bulgar Askerleri,buradaki kahvehanelerden birine girer,masalarda oturup,sohbet eden bir grup gence sataşıp,onları rahatsız etmeye başlar.Bu hadiseye şahit olan ve sinirleri iyice gerilen ahalinin sabrı taşar,topyekun Bulgar Askerlerinin üzerine çullanırlar.Sandalyelerin ve masaların havada uçuştuğu kavga giderek büyür ve işgal güçleri olaya müdahale eder.İnceleme başlatan Bulgar Komutanlığı,Türklere askerlere attıkları dayağın hesabını sormakta oldukça kararlıdır.İnsanlıktan nasibi olmayan bu canilerin ceza için seçtikleri an ise Kurban bayramı sabahıdır.(İ.Ö.)

 
Tarih: 04/11/2011        Yorum:8         Okuma:1912    

 Devamını Oku

 

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı / Dünya Savaş Tarihi 4 (1914-1918) Edward J. Erickson

 

 Timaş Tarih'in Türkiye'de görsel tarihe olan katkısı sürüyor. 2011'de yayınlanmaya başlayan Dünya Savaş Tarihi serisinin 4. kitabı Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'ndaki cephelerine, muharebelerine, komutanlarına ve savaş taktiklerine odaklanıyor...

Sarıkamış, Çanakkale, Filistin, Süveyş, Irak, Kütülammare… Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın savaştığı cephelere dair detaylı bilgiler…

 
Tarih: 30/10/2011        Yorum:0         Okuma:919    

 Devamını Oku

 

Tarihi Süreç İçerisinde Çanakkale Muharebeleri ve Muharebe Alanları - Gürsel Akıngüç (Tuncay Yılmazer)

 

 Çanakkale Savaşı Muharebe alanlarını gezmeye gidenler için rehber kitap bulmakta zorlanmayacakları aşikar. Ancak ayrıntılarıyla ve doğru şekilde anlatan kaynak bulmak ise kolay değil. Çanakkale Muharebe arazileri üzerinde yaptığı araştırmalarla tanınan, “Harp Tarihi Etüdü” kapsamında bölgeyi ziyaret eden ve akademik düzeyde eğitim görmekte olan TSK mensuplarına Çanakkale Muharebeleri tarihi ve arazi konusunda rehberlik eden Gürsel Akıngüç’ün çalışması konuyla yakından ilgilenenler için bir hayli ayrıntılı ve doyurucu bilgiler içeriyor. Söz konusu çalışmayı benzerlerinden ayıran en önemli fark sadece günübirlik ziyaretçileri değil muharebe alanları bazında çalışmak isteyenlere de hitap etmesi. Örneğin genel rehberlerde hiçbir zaman bulamayacağınız Kerevizdere cephesiyle ilgili olan alanlara nasıl gidilebileceği anlatılıyor, savaştaki önemleri belirtiliyor. Kitapta zaman zaman karşılaştığımız muharebe arazilerinin havadan çekilmiş fotoğrafları okuyucunun konuyu daha iyi anlamasını sağlıyor. Bununla birlikte söz konusu eserin eleştirilecek yönleri de var. (T.Y)

 
Tarih: 24/10/2011        Yorum:6         Okuma:1233    

 Devamını Oku

 

II. Meşrutiyetten Cumhuriyete Elli Yıllık Hatıralarım (Süleyman Tevfik )

 

 Sultan Abdülaziz, II. Abdülhamid, Mehmed Reşad, Vahdeddin ve Cumhuriyet’le birlikte Atatürk dönemlerini yaşayıp olayların merkezinde yer alan Süleyman Tevfik, bize “II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e” son devrin panaromasını bir roman tadında anlatmıştır. (Kitap tanıtım yazısından)

 
Tarih: 03/10/2011        Yorum:0         Okuma:838    

 Devamını Oku

 

Müslüman Türk Kadınının İftihar Tablolarından “Mürefte Kadınları” (İslam Özdemir)

 

 "Onlar vatanın selameti için cephe gerisinde verilen büyük savaşın isimsiz kahramanlarıydı. Ölüm ve ızdırabın kol gezdiği hastanelerde mütebessim çehreleriyle hayatın güzelliğine dair tek örnekti. Gece gündüz demeden, uyku, dinlenme aramadan yorulmaksızın, hasta döşeğinde kıvranan Mehmedin çektiği acıları biraz olsun hafifletmek için çabalayıp durdular. Hasta yatağında ölümle yaşam arasında mekik dokuyup, tarifsiz acılara gark olan bir vatan evladı, onlardan birini başucunda buldumu kalbinde bir ümit peydah olur, bütün dertlerini unuturdu. Mehmet arada bir derinden iç çekip, belki de artık hiç göremeyeceğim deyip üzüldüğü anasının ve yârinin büyük hasretini bir nebze olsun onların şefkat dolu yüzlerine bakarak dindirmeye çalışırdı. Hayata dair tüm beklentilerini, dertlerini, endişe ve ümitlerini asla başucundan ayrılmayan bu melek yüzlü insanlarla paylaşırdı."

"Çanakkale Savaşı'nda Tekirdağ" konusundaki çalışmalarıyla dikkati çeken İslam Özdemir'in önemli bir makalesini sizlere sunuyoruz.

 
Tarih: 04/09/2011        Yorum:6         Okuma:3196    

 Devamını Oku

 

93 Harbi Faciası (Manastırlı Mehmet Rıfat Bey)

 

 93 Harbi’nde Kafkas Cephesi’nde görev yapmış olan Mehmet Rıfat Bey’in hatıraları yaşanan “Büyük Bozgun”u birinci ağızdan anlatması açısından ciddi bir önem arz etmektedir.

Kitap üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde 93 Harbi’nin kısa tarihi bulunmaktadır. İkinci bölümde Mehmet Rıfat Bey’in Tarih ve Coğrafya Dünyası dergisinde 1959 yılında yayınlanmış “93 Harbi Faciası” başlıklı tefrikası yer almaktadır. (Kitap tanıtım yazısından)

 
Tarih: 27/08/2011        Yorum:0         Okuma:1140    

 Devamını Oku

 

Balkan Harbi Hatıraları (Ömer Seyfettin)

 

 Savaşın toplum düzeninde meydana getirdiği sarsıntıları, acıları, yıkıntıları yakından gören ve yaşayan Ömer Seyfettin, Yanya Kalesi’nin savunmasında Yunanlılara esir düşmüş, önce farklı yerlerde tutulmuş, daha sonra Nafplion kasabasında yaklaşık bir yıl esir kalmıştır. Kitaptaki hatıraların bir kısmı da bu dönemi kapsamaktadır. (Kitap Tanıtım Yazısından)

 
Tarih: 17/08/2011        Yorum:2         Okuma:1757    

 Devamını Oku

 

Rus ve İngilizlere Karşı Bir Osmanlı Zabiti - Serezli M. Ragıb Efendi ( Yay. Haz. R. İvecan ve A. Efiloğlu )

 

 Birinci Dünya Savaşı’nın, hakkında en az bilgiye sahip olduğumuz cephelerinden biri olan Irak Cephesi’nde yazılan Mülâzım-ı sâni Serezli Mehmed Ragıb Efendi’nin günlüğü 93 yıl sonra gün yüzüne çıkıyor.Serezli Mehmed Ragıb Efendi, İstanbul Polis Teşkilâtı’nda çalışırken savaş patlak veriyor ve kendisi vatanî görevini yapmak üzere üsteğmen olarak Irak Cephesi'ne gidiyor. Önce İran sınırındaki Süleymaniye’de Ruslara karşı ve daha sonra Rusların geri çekilmesiyle İngilizlerle savaşan Serezli MehmedRagıb Efendi, günlüğünde Irak Cephesi’nde Birinci Dünya Savaşı’nın nasıl geçtiğine dair birçok bilinmeyen bilgiyi sunuyor.

Serezli Mehmed Ragıb Efendi, sadece nasıl ve nerede savaşıldığını değil, ordunun içinde bulunduğu çaresizliği, askerlerin açlık ve sefaletle imtihanını, kendisine göre komutanların verdiği isabetsiz kararları ve stratejik bilgileri, özlem ve hasretlerini,yani savaşın en insanî yönlerini bütün samimiyetiyle günlüğüne anlatarak içini döküyor.

İçinde birçok detaylı çizilmiş haritanın da bulunduğu ve nerdeyse bir asırdır İngiliz Savaş Müzesi Arşivi’nde muhafaza edilen, tarih severlere ve akademisyenlere yepyeni, çarpıcı birçok bilgiyi sunan bu günlüğü, iki akademisyen tarihçi Raif İvecan ve Ahmet Efiloğlu fark edip yayına hazırladılar. (Kitap Tanıtım Yazısından)

 
Tarih: 17/07/2011        Yorum:0         Okuma:1380    

 Devamını Oku

 

Balkan Muharebeleri Sırasında Mustafa Kemal'in Çanakkale Bölgesindeki Faaliyetleri (Yrd. Doç. Dr. Mithat Atabay)

 

 Balkan Savaşı başladığında Trablusgarp’tan bulunan Mustafa Kemal, 24 Ekim 1912 tarihinde oradan hareketle Mısır’a, daha sonra da Trieste ve Romanya üzerinden İstanbul’a ulaştı. Daha yolda iken hemen hemen bütün Rumeli’nin elden çıktığını ve Bulgarların Çatalca önlerine kadar geldiklerini öğrendi. İstanbul’a gelen Mustafa Kemal, 21 Kasım’da Harbiye Nezareti’nde görevlendirildi. Harbiye Nezareti’ndeki kısa görev süresi içerisinde Bolayır berzahının önemi üzerinde duran Mustafa Kemal’e göre; “Bolayır berzahı, Karadeniz’den Akdeniz’e geliş-gidişleri denetleyebilecek olan bölgenin kapısı”ydı. Aynı zamanda bu bölgede bulunan herhangi bir birlik Çatalca karşısında bulunan Bulgar Ordusu’nun gerisine saldırabilirdi. Osmanlı Harbiye Nezareti, Bolayır berzahının gerisinde “Mürettep” adı altında bir “Kolordu” kurmuştu. İsmi de “Bahr-ı Sefid Boğazı (Akdeniz Boğazı) Kuva-yı Mürettebe Kumandanlığı” idi. Bahr-ı Sefid Kuva-yı Mürettebe Kumandanı Fahri Paşa, Erkânı Harbiye Reisi(Kurmay Başkanı) Binbaşı Ali Fethi(Okyar) Bey, Harekât Şube Müdürü Binbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) Bey’di. Mustafa Kemal’in bu göreve tayin tarihi 25 Kasım 1912’dir . Bu Kolordunun görevi, denizden ve karadan Bolayır üzerinden yapılacak düşman saldırılarına karşı Çanakkale Boğazı ve Gelibolu bölgesini savunmaktı. Bu Kolordunun karargâhı bugünkü Haşmet Bey Çiftliği binası idi. Mustafa Kemal, 27 Ekim 1913 tarihine kadar toplam onbir ay iki gün burada görev yaptı. (M.A)

 
Tarih: 26/06/2011        Yorum:0         Okuma:2170    

 Devamını Oku

Desing