GELİBOLU'YU ANLAMAK
Kurtuluş Savaşı Sonrası Türk Silahlı Kuvvetleri Barış ve Konuş Projesi-1923 (Kara Kuvvetleri Kısmı) (Eray Çelik)

Kurtuluş Savaşı Sonrası Türk Silahlı Kuvvetleri Barış ve Konuş Projesi-1923 (Kara Kuvvetleri Kısmı) (Eray Çelik)

Birinci Dünya Savaşında yenilen Osmanlı Devleti’nin askeri gücü Mondros Ateşkes Antlaşması ile sınırlandırılmıştı. Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK, Samsun’a çıkarak bağımsızlık ateşini yakmış ve bu ateş 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile tüm yurda yayılmıştır. 1920 yılında elde bulunan ordu cephelere bölünmüş ve İstiklâl Harbi’nin sonuna kadar cephelerde düşmanlar ile mücadele devam etmiştir. 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşmasının imzalanmasının ardından savaş durumu sona erdiği için Genelkurmay Başkanlığı tarafından 05 Ağustos 1923 tarihinde verilen emir ile Barış ve Konuş Projesi uygulamaya başlanmıştır. Makalemizde bu projenin kara kuvvetleri ile ilgili kısmından bahsedilecektir. (E.Ç.)

Anadolu Coğrafyası Dışındaki Hey Onbeşli Çeşitlemeleri (Necdet Kurt)

Anadolu Coğrafyası Dışındaki Hey Onbeşli Çeşitlemeleri (Necdet Kurt)

Kimilerinin ağıt olduğunu dayattığı, kimilerinin ise ağıt olmadığı, hatta oturak havası olduğunu iddia ettiği “Hey Onbeşli” türküsü üzerindeki, yöresi ve türü ile ilgili tartışma zaman zaman gündeme gelmektedir. Bir taraftan bu tartışma devam ederken, diğer taraftan da Anadolu dışından türkünün üç ayrı çeşitlemesi ve bir adet Radyo kaydı tespit edilmiştir. Bu çeşitlemeler sözel ve ezgisel yapıları birbirinden farklı Kerkük, Kırım, diğeri de Kırım’dan Romanya’ya taşınmış üç ayrı çeşitlemedir. Türkülerde ana sözler değişmiş ve eklentiler yapılmış olsa da nakarat sözleri kalıp ezgisi ve ezgi örgüsü neredeyse hiç değişmeden taşındıkları coğrafyalarda yeni bir yaratımla, çeşitleme halini almıştır. Türkü, Kırım, Romanya ve Kerkük çeşitlemelerinin yanında, Bulgaristan’ da Mestan Hüseyinov tarafından 1970’li yılların sonu veya 80’li yılların başlarında Sofya radyosunda okunmuştur, ancak sanatçının okuduğu bu icra o bölgeye ait bir varyant veya çeşitleme değildir. Sanatçı Anadolu’daki icra şeklinden öğrenerek neredeyse aynı ezgi ile okumuş olsa da, donanımında koma değişikliği yapmıştır. Bu türkü makaleye çeşitleme olarak değil, sadece sözlerdeki ve donanımdaki değişim açısından konu edilmiştir. (N.K.)

Sakarya Meydan Muharebesi’nde 11’inci Piyade Tümen Komutanları (Eray Çelik)

Sakarya Meydan Muharebesi’nde 11’inci Piyade Tümen Komutanları (Eray Çelik)

         30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasının ardından yurdumuzun çeşitli bölgeleri İtilaf Devletleri ve onların tetikçileri tarafından işgal edilmiştir. Memlekette oluşan otorite boşluğundan faydalanan bazı kişilerin başına buyruk hareketleri, eşkıyalık olayları ile bazı azınlıklar tarafından yapılan katliamlarda artış olmuştur. Bu faaliyetlere engel olması gereken ordu ise personel ve silah sayısı sınırlandırılarak etkisiz hale getirilmiştir. Bu birliklerden biri olan 11’inci Piyade Tümeni ise 2’nci Ordu Müfettişliği 12’inci Kolordu Komutanlığına bağlı olarak Pozantı bölgesinde konuşlanmıştır.
         Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Samsun’a çıkması ile Anadolu’da Kurtuluş Savaşının fitili ateşlenmiş, Ankara’da Büyük Millet Meclisinin açılması ile Anadolu’nun idaresi doğrudan ele alınmıştır. Cephelerin kurulması üzerine 11’inci Tümen’de Batı Cephesi emrine verilerek tüm muharebelere katılmıştır. 
         Yazımızda 11’inci Piyade Tümeni’nin Sakarya Meydan Muharebesindeki komutanlarının tespiti yapılmaya çalışılacaktır. (E.Ç.)

Hey Onbeşli Ağlatmalı mı, Oynatmalı mı? (Necdet Kurt)

Hey Onbeşli Ağlatmalı mı, Oynatmalı mı? (Necdet Kurt)

Üzerinde tartışmaların bitmediği türkülerden biri de Hey Onbeşli türküsüdür. Yıllar boyu birçok insan tarafından türkünün Çanakkale cephesine giden halk arasında onbeşliler diye bilinen 1315 (1898-1899) doğumlu çocuklar için yazılmış ağıt olduğu söylendi. Birçok araştırmacı tarafından türkünün aslında ağıt olduğunu, ancak zamanla oyun havası şekline büründüğü yazıldı. Ağıt iddiasıyla birçok roman, öykü ve hikâyeye konu edildi. Bütün bunların tek kaynağı 1977 yılında 1616 numara TRT repertuvarına alınan türkü ve kulaktan dolma bilgilerdi.

Türkünün ilk kaydında ki sözleri şimdikinden bambaşkaydı. Zamanla türkü, orijinal metindeki konulardan uzaklaşmış, içinde Onbeşli ifadesi geçtiği için de ağıt olduğu konusunda hissedilir ölçüde kamuoyu oluşturulsa da tüm zorlamalara rağmen kıvrak icra şekli değişmemiş, ağıta benzetilmeye çalışılan icralar da benimsenmemişti. Sadece türküde sözü geçen onbeşli ibaresinden hareketle Çanakkale savaşı ile ilişkilendirilmeye çalışılan türküyle ilgili, gerek kamu gerekse özel yayın kuruluşlarında çok sayıda program yapılmış ve milli günlerde de türkünün ağıt olduğuna dair programlar yayımlanmıştı. Tokat’ta yapılan bir etkinlikte Hey Onbeşli türküsü eşliğinde 15 yaş civarı çocuklar Çanakkale Savaşları dönemindeki asker kıyafetleri giydirilerek cepheye gönderme mizansenleri yapılmış, Hey Onbeşli ağıtını el birliği ile oyun havası olmaktan kurtaralım teması işlenmişti. (N.K.)

Bu bildiri ilk kez 2018 de Uluslararası Etnomüzikoloji Sempozyumu’nda sunulmuş olup yazarın izniyle sitemize konulmuştur. 

Filistin Cephesinden Auschwitz Kampına – Osmanlı Madalyalı SS Subayı (Murat Söylemez)

Filistin Cephesinden Auschwitz Kampına – Osmanlı Madalyalı SS Subayı (Murat Söylemez)

Rudolf Hoess, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın müttefiki olan Osmanlı birliklerinde savaşmak üzere görevlendirdiği askerler arasındaydı. 17 yaşındayken ordunun en genç astsubayı oldu. 1929’da ise hayranı olduğu Himmler’in daveti üzerine SS birliklerine katıldı ve binlerce Yahudi’nin ölüme yollandığı Auschwitz toplama kampının komutanı oldu. Rudolf Hoess, Hitler’in verdiği “nihai çözüm” emrinin önde gelen uygulayıcılarındandı. (M.S.) Bu yazı daha önce Atlas Tarih Dergisi Kasım 2013 sayısında yayınlanmış olup yazarların izniyle sitemize konulmuştur.

Jeremy Black’in “Dünya Tarihinde Askeri Strateji” Kitabı Hakkında Bir Değerlendirme (Bestami S. Bilgiç)

Black, çeşitli devletlerin askeri stratejilerini anlatırken sıklıkla karşılaştırmalara başvuruyor. Bu kolay bir şey değil. İki ya da üç devletin ya da belirli bir bölgedeki devletlerin siyasi kurumlarını ya da herhangi siyasi bir mesele karşısında takındıkları tavrı karşılaştıran çalışmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Ancak Avrupa, Asya ve Amerika’nın tamamını hele hele tarih disiplini çerçevesinde karşılaştırmalı anlatmak pek öyle kolay bir mesele değildir. Jeremy Black bunu yapmaya çalışmış. Dolayısıyla eserin kaynakçası çok fazla zengin. Bizlerin belki daha iyi bildiği Osmanlı İmparatorluğu hakkında da kıymetli çalışmalara atıf yapmış. Bu çalışmalar arasında Gabor Agoston Hoca’nın eserlerini özellikle belirtmeliyim.

Kader Değil Mustafa Kemal – İlk 4 Saat (Gürsel Göncü-Jul Snelders-Şahin Aldoğan)

Kader Değil Mustafa Kemal – İlk 4 Saat (Gürsel Göncü-Jul Snelders-Şahin Aldoğan)

Atlas ekibi Conkbayırı’nın hemen doğusunda, Mustafa Kemal’in 57. Alay’dan ayrılıp keşif amacıyla daha kuzeye yönlendiği güzergahı belirlemeye çalışıyor. Çanakkale muharebeleri ve arazileri konusunda otorite kabul edilen tarihçi Şahin Aldoğan ve Müttefik kuvvetlerin hareketlerini etüd eden ve araziyle eşleyen Belçikalı tarihçi Jul Snelders, beş gün boyunca sadece Çanakkale (Gallipolian) konuştular.
Bu yazı daha önce Atlas Nisan 2005 sayısında yayınlanmış olup yazarların izniyle sitemize konulmuştur

Goltz Paşa’nın 18 Mart Öncesi Alman İmparatoru II. Wilhelm’e Sunduğu Raporunda Çanakkale’deki Durum ve Cephenin Önemi Hakkındaki Değerlendirmeleri (Yusuf Ziya Altıntaş)

Goltz Paşa’nın 18 Mart Öncesi Alman İmparatoru II. Wilhelm’e Sunduğu Raporunda Çanakkale’deki Durum ve Cephenin Önemi Hakkındaki Değerlendirmeleri (Yusuf Ziya Altıntaş)

Uzun yıllar Osmanlı ordusunda görev yapmış Alman Subayı Colmar von der Goltz, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na fiilen girişi sonrasında İstanbul’a yeniden gelmiştir. 18 Mart’tan kısa bir süre önce, Çanakkale Boğazı’ndaki tehlikenin tırmandığı günlerde Sultan Mehmet Reşad’ın emri ile Çanakkale’ye giderek bölgede teftişte bulunmuş, hemen ardından Alman İmparatoru II. Wilhelm’e bir rapor sunmuştur. Goltz Paşa bu raporunda cephenin durumu, Türk savunma gücü, yönetimi ve mevcuduyla ilgili bilgilerin haricinde itilaf donanmasının saldırıları ve hedeflerine dair değerlendirmelerde bulunmaktadır. İtilaf donanmasının boğaz savunmasını kademeli şekilde tüketmeyi hedeflediği tespitinde bulunan Goltz Paşa’nın, raporunda dikkat çektiği en önemli hususun İtilaf donanmasına karşı kullanılan cephanenin durumu ve erkenden tüketilme tehlikesi olduğu görülmektedir. Dünya savaşının gidişatı açısından Batı cephesindeki tıkanıklığın tarafsız Balkan devletlerinin durumunu daha kritik hale getirdiğine dikkat çeken Goltz Paşa, bu bağlamda tehdit altındaki Çanakkale savunmasının durduğu mühim noktaya işaret etmektedir. Goltz Paşa bir taraftan Çanakkale savunmasının düşmesinin getireceği tehlikeleri ortaya koyup uyarılarda bulunurken, diğer taraftan başarılı bir savunmanın Almanya açısından hem savaşın gidişatı hem de ekonomik avantajlarına değinmektedir. Goltz Paşa nihai başarının elde edilebilmesi için Sırbistan yolunun açılmasının önemini vurgulamakta ve bunu sağlamaya çalışmaktadır. (Y.Z.A.) Bu yazı daha önce 105. Yılında Çanakkale Muharebelerine Bakış adlı sempozyumda bildiri olarak yayınlanmış olup yazarın izni ile konulmuştur.

Veteriner Hekim Mehmet Akif Ersoy’un Türk Bilim Tarihine Geçmiş Katkıları (Erol Kabil)

Veteriner Hekim Mehmet Akif Ersoy’un Türk Bilim Tarihine Geçmiş Katkıları (Erol Kabil)

Mehmet Akif , Mehmet Ali Bey gibi son derece zeki, çalışkan ve teşkilatçı bir hocanın müdür olduğu okulda öğrenci olmuştur. Birlikte cemiyet kurmuş ve akademik dergi çıkarmıştır. Akif’in Pasteur ’e olan hayranlığının sadece kuduz aşısını bulmasından kaynaklanmadığı, onun bilim dünyasında yapmış olduğu yeniliklerin etkisinin olması kuvvetle muhtemeldir. Bu amaçla yapılan incelemelerde o dönem yurtdışına eğitime giden baytar mektebi öğrencilerinin çoğunluğunun çok ciddi derecede kitap, makale, gazete yazarlığı yaptığı görülmektedir. Akif’in bu bilimsel iklim içerisinde hocasından öğrendiği yöntemleri kullanarak bilimsel ve mesleki bilgiyi yayma yöntemlerini kendinden sonraki meslektaşlarına öğretmiştir. Bu yolla bilginin ve bilimsel düşüncenin yayılması ve nesilden nesile aktarılmasının öncülerinden olmuştur.

Bu bilgiler ışığında Akif hakkında yapılacak tanımlamaların en anlamlılarından birinin Adnan Adıvar’ın “Ben Akif’i yalnız şair diye değil, daha çok büyük bir insan ve büyük bir fen adamı diye severim. Onun Fatih kürsüsü eşsiz bir abide-i fendir, o eserin her kelimesi ilm-ü fen deryasından seçilmiş inciler, meyvelerdir” cümleleridir. (E.K.)

Kireçtepe’den Londra’ya Bir Pusulanın İzinde… Yüzbaşı Castle’ın Hikayesi (Murat Söylemez)

Kireçtepe’den Londra’ya Bir Pusulanın İzinde… Yüzbaşı Castle’ın Hikayesi (Murat Söylemez)

Çanakkale Muharebeleri, ardında yüzlerce, binlerce, kimi yazılmış, çoğu ise bilinmeyen hikaye bırakmıştır. Üzerinden bir asırdan fazla zaman geçse de muharebe alanlarında bulunan her bir künyede, her üniforma düğmesinde ya da bir matarada hala ortaya çıkarılmayı bekleyen bir insan hikayesi yatar. Bu büyüleyici atmosfer içinde çoğu zaman unutulan askerlerin trajedisi ve onların anısına bir şeyleri koruma, yaşatma, geleceğe bırakma isteği ve çabası bizler gibi kalbi Çanakkale için atan insanlar için hiç geçmedi. Bu kutsal amaç uğruna yıllar içerisinde yaptığımız çalışmalar sırasında muharebe alanında bulunduğu düşünülen ve bir şekilde elden ele geçerek günümüze ulaşan bir savaş yadigarı objenin ortaya çıkarılan hikayesi ise filmlere konu olabilecek nitelikte duygusal ve heyecan vericiydi.

“P.D. Castle”; Pirinç bir pusula üzerine yazılmış olan bu isim başlangıçta pek bir şey ifade etmese de araştırdıkça zaman içerisinde tarifsiz bir anlam kazanmaya başlamıştı. Adana’nın bir köyünden internet üzerindeki bir açık artırma sitesine, oradan da bir arkadaşım vasıtasıyla bana ulaşan bu hatıra sadece basit bir obje olarak kalmamalı hikayesi gün yüzüne çıkarılmalıydı. (M.S.)
Bu yazı daha önce NTV Tarih Dergisi Eylül 2012 44. sayısında yayınlanmış olup  editörün ve yazarın izni ile sitemizde yayınlanmıştır.