GELİBOLU'YU ANLAMAK

Bir Kahramanın Ardından … ( İslam Özdemir )

Onlar dünyanın o güne dek şahit olmadığı bir özgürlük mücadelesinin şanlı  amilleriydi. Birinci Dünya Savaşında cephelerde vatan ve mukaddesat için kahramanca çarpışmışlar, Mondros’la işgalin acısını tatmışlar,Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’in Milli Mücadele için yaptığı çağrıya bir an olsun tereddüt etmeden ulusu esaret altından kurtarmak düşüncesiyle katımışlardı. Sakarya, Dumlupınar ve Afyon onların kanlarıyla yazdıkları kahramanlık destanına şahitlik etmişti.Güzel İzmir’le beraber tüm anavatanın düşman işgalinden kurtulmasıyla sağ kalan silah arkadaşlarıyla beraber sevinç gözyaşları dökmüşler, şehit kardeşlerinin aziz hatıralarını da ömürlerinin sonuna kadar rahmet ve şükran duygularıyla yâd etmişlerdi.


 


Aradan yıllar geçmişti. Var olması için hayatlarını ortaya koydukları Türkiye Cumhuriyeti büyümüş, gelişmiş eski acıların üzerine çoktan sünger çekmişti. Açılan bu tertemiz sayfa da geçmişte yaşanılan her şeyi unutma konusunda yapılan en mühim hata  ise onları bir köşe de kendi kaderine terk etmek olmuştu. Cenk meydanlarında haşmetiyle yerle bir ettikleri hasımlarının torunları bile yenildikleri halde dedelerine sahip çıkmış fakat ne yazık ki zafer kazanan bir ulusun fertleri ecdadına vefa göstermek konusunda sınıfta kalmıştı. Düşmanın harp sahasında sırtını yere getiremediği o arslanları, ilgisizlik ve vefasızlık perişan etmişti. Fakat Onlar her şeye rağmen yine de küskün değillerdi torunlarına. Ne zaman kapıları çalınsa gelenleri bir baba sıcaklığıyla karşılayıp, bağırlarına basarlardı. Tek bekledikleri birazcık güler yüz ve tatlı dildi. Bunu gördüler mi sizden dünyalar onların olurdu, Hele bir de sordunuz sa o kahramanlık günlerinde neler yaptın diye? Konuşan bir tarih kitabı gibi teker teker anlatırlardı bir ulusun özgürlük mücadelesini. Onlar sarf ettikleri her cümlede hıçkırıklara boğulup, o anı yeniden yaşarken sizde bir anda o günlerde bulurdunuz kendinizi. Gazi Mustafa Kemal’ler, Mareşal Fevzi Çakmaklar, Kazım Karabekirler ve  daha niceleri… Yıllar önce ebediyete intikal eden ama namıyla hala dünyayı titreten o büyük komutanlar onların lisanında yeniden hayat bulur ve karşınıza dikiliverirdi birden.


 


Durmaksızın akıp giden zaman gazel yaprakları misali alıp götürdü onları aramızdan. Sessizce çekip gittiler bu fani âlemden ebediyete. Onlar bu sonsuzluk yolculuğunda şehit arkadaşlarına kavuşurken, vefat haberini duyan biz fanilerin yüreğinde derin bir hüzün bıraktılar. Gidenlerden sonuncusuydu Albay Mustafa Şekip Birgöl. Çoğumuzun varlığından ebedi aleme intikali sayesinde haberdar olduğu 106 yaşındaki bu koca çınar Kurtuluş Savaşının son gazisiydi. Yani bu geleneğin ve bu mirasın son temsilcisi. Vefatıyla birlikte bu kurtuluş destanın da görgü şahitlerinden  hiç kimse kalmadı artık.


1903 yılında Üsküdar’da dünyaya gelen  Mustafa Şekip Birgöl,Kurtuluş Savaşına 15.Tümen 45.Alay bünyesinde Mülazım olarak iştirak etmiş, Afyon Cephesinde görev yapmış, Büyük Taarruzda bulunmuş ve Güzel İzmir’in kurtuluşuna şahitlik etmişti. Kurtuluş Savaşının ardından Samsunda bulunan kıtasına geri dönen Mustafa Şekip Birgöl,1928 yılına kadar burada görev yapmıştı. Bundan sonraki görev hayatında Sarıkamış, Bayburt ve Muğla’nın yanı sıra Çanakkale Eğitim Alayı, Ezine Dağ Tugayı ve Gelibolu’daki 4. Tümende vazife yapan Kahraman Gazimiz 13 Eylül 1952’de 49 yaşında Albay Rütbesiyle emekli olmuştu. Merhum Gazi Yakup Satar’ın vefatının ardından Kurtuluş Savaşı Gazilerinden artık kimsenin kalmadığı söylenirken Genelkurmay Başkanı Sayın  İlker Başbuğ tarafından kamuoyuna takdim edilen Emekli Albay Mustafa Şekip Birgöl, yaklaşık 17 gündür yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken akciğerlerinin işlevini yitirmesi üzerine 13 Kasım 2008 günü sabah saat.03:00’te  İstanbul’daki Gata Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayata gözlerini yumdu. 106 yaşında hakka yürüyen merhum gaziye şanına yakışır bir cenaze töreni tertip etmek için herkes seferber oldu. TBMM onun şanlı hatırasına ihtiramen mecliste devlet töreni tertiplemişti. Merhumun naaşı bu maksatla aynı gün askeri bir uçakla İstanbul’dan Ankara’ya getirildi.TBMM’de saat:11:30’da  başlayan törene Sayın Cumhurbaşkanı ve tüm devlet erkanının ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mensuplarının yanı sıra Kore ve Kıbrıs Savaşı Gazileri ve halkta iştirak etti. Basın Mensupları da törene yoğun ilgi gösterdi. Devlet Töreninin ardından naaşı uçakla yeniden İstanbul’a gönderilen Kahraman Gazi, 14 Kasım 2008 Cuma günü İstanbul Selimiye Camiinde  öğlen vakti düzenlenecek cenaze merasiminin ardından Esat Paşa’nın ve  bir zamanlar pek çok Çanakkale Şehidinin   metfun bulunduğu  Karacaahmet Mezarlığındaki aile kabristanlığında toprağa verilecek.


 


Ulusuna veda eden bu canlı tarihi  en derin rahmet ve şükran duygularıyla anarken,Ona Enis Behiç Koryürek’e ait şu dizelerler veda etmek istiyorum.


 


 


      “Ne  alçak görünür şu fani hayat


       Baktıkça samimi uzletinize;


       Bir anda coşarak ağlarım,heyhat….


      Günahkar gözyaşım layık mı size?”[1]


 


Ruhun Şad Olsun.Mekanın Cennet Olsun Koca Çınar.


 


 


 


İslam ÖZDEMİR

Çanakkale Savaşları Araştırmacısı/




[1] Dini ve Milli Şiirler Antolojisi Enis Behiç Koçyürek Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları Ankara 1991

20.120 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir