GELİBOLU’YU ANLAMAK

Şehit Yarbay Hüseyin Avni Bey – Şanlı 57. Alay’ın Cesur Komutanı (Ahmet Yurttakal-Hüseyin Avni Tanman)

“Arıburnu muzafferiyetinin ilk ve metin temel taşı olan 57. Alay’ın temiz kalpli, inançlı, seçkin komutanı Şehit Yarbay Avni’yi özel bir hürmetle anarım.”
– Mustafa Kemal Atatürk

57. Piyade Alayı, hem 25 Nisan 1915 günü Arıburnu sahilinde Anzakları durduran iki alaydan biri olması hem de 19. Piyade Tümeni Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey ile özdeşleşmesiyle Çanakkale Muharebeleri’nin unutulmaz bir efsanesi olarak hatıralardadır. 57. Alay, Arıburnu’nda gösterdiği kahramanlıkla tarihe “Şehitler Alayı” olarak geçmiştir. Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” sözleri sonrasında tüm askerler memleket sevdasına canlarından vazgeçip mücadele etmiş, binlercesi şehit olmuştur. Bu şanlı alayın kumandanı ise muharebeler sırasında şehit olan Yarbay Hüseyin Avni Bey’dir. O, taburlarının başında, elinde kılıç askerlerini süngü hücumuna kaldıracak kadar cesur, inançlı ve düşmanla çetin mücadeleden kaçınmayan gözü kara birisidir.

Yarbay Hüseyin Avni Bey’in torunu Hüseyin Avni Tanman ile Çanakkale Muharebeleri’ne dair araştırmalarıyla tanınan Ahmet Yurttakal’ın elinizdeki çalışması, ilk kez yayınlanacak belgelerle birlikte 57. Alay’ın ve onun efsane komutanının muharebeler esnasındaki faaliyetlerini, mücadele sahnesindeki tarihi önemini tüm detaylarıyla günümüze taşıyor.

Şanlı 57. Alay’ın Cesur Komutanı: Şehit Yarbay Hüseyin Avni Bey, müstesna bir Türk subayının savaş meydanındaki kumandanlığını, bilgelikle ve cesaretle donanmış şahsiyetini, ailesini, hayatını aktararak minnettarlıkla anılan bir komutanın portresini sunuyor.

 

Sunuş

Çocukluk hatıralarımda Hüseyin Avni Bey’in ayrı bir yeri var. Ankara’da yaşayan Paşa dedem (Tekin Arıburun) ile Peri ninem (Perihan Arıburun) İstanbul’daki evimize her ziyarete geldiklerinde, özellikle doğum günlerimde, mutlaka “şehit dede” imzalı bir hediye verirler veya gönderirlerdi. Bu bazen bir kalem kutusu, bazen Çanakkale’den bir avuç toprak veya birkaç çam kozalağı, bazen de bir tebrik kartı olurdu. Adını taşıdığım şehit dedem Hüseyin Avni Bey’e karşı sevgim ve saygım daha küçükken bana bu şekilde aşılanmıştı.

Paşa dedem ve ailesinin 1915 yılından sonra Fatih, Çırçır’da Haydar Caddesi’nde oturdukları ev 1918’deki büyük yangında zarar görmüş, o gün ziyaret ettikleri Üsküdar’daki akrabalarının evinden mahallelerinin küle dönmesini seyretmişlerdi. Ne yazık ki Hüseyin Avni Bey’den kalan pek çok eşya da o yangında yok olmuştu. Bu kitapta bulacağınız Hüseyin Avni Bey’e ait hatıralar, Paşa dedemin özenle sakladığı yangından geriye kalanlardır.

Askeri ve siyasi tarihimizin aktörlerinden olmasına karşın Tekin Arıburun hatıralarını hiçbir zaman yazmadı. Bir örnek vermek gerekirse, kayın pederi Naci Eldeniz Paşaydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün harp okulundan öğretmeni, Şehzadelerin mürebbi ve Sultan Vahdettin’in başyaveri, daha sonra Kurtuluş Savaşı’nda da kolordu komutanıydı. Paşa dedem, Mustafa Kemal’in Samsun’a gidişinin öncesi ve sonrasında Osmanlı sarayında yaşananların en yakın tanıklarından olan Naci Paşadan dinlediklerini hiçbir zaman anlatmadı. Gençliğinde Atatürk’ün yakın çevresinde bulunmasına rağmen mesleki hatıraları devlet sırrı, ailesi ile ilgili olanları paylaşmayı ise ayıp addetti. Belki bir kısmını da anımsamak istemedi. Sakıncasız bulduklarını bir tarih dersi verircesine anlatırken Peri ninem ya da annem unutulmamaları için notlar alırdı.

Paşa dedemin vefatının ardından kütüphanesinin bir bölümü ile çok sayıda fotoğraf, not ve karışık belgeden oluşan arşivini annem devraldı. Uzunca bir süre bunlar kutular içinde öylece durdu. Zaman içinde tasnifleyip, okutmaya başladığımız evrakın arasında Hüseyin Avni Bey’in bilinmeyen mektuplarının olduğu ortaya çıktı. Öte yandan, Paşa dedemin okuduğu kitaplara not düşme ve krokiler çizme alışkanlığı da vardı. Bunları da derleyip çalışmaya başlayınca, herkesçe bilinen Hüseyin Avni Bey’in askeri kariyeri ve 57. Alayın kahraman şehit komutanı olduğu bilgisinin ötesine geçebileceğimizi gördük. Resmi kayıtlarla aile arşivindeki belge ve notları birlikte değerlendirerek, hem Hüseyin Avni Bey’in kapsamlı bir portresini çizmeye, hem de Çanakkale Muharebeleri sürecine, öncesine ve sonrasına yeni veriler eklemeye çalıştık. Umarım çabamız bu alandaki araştırmalara katkı sağlar ve aile arşivlerinin paylaşımının çoğalmasına vesile olur.

Hüseyin Avni Tanman

 

Önsöz

Çanakkale Muharebeleri ile efsaneleşen 57. Piyade Alayı’nı diğer alaylardan ayıran iki özellik vardır: 25 Nisan 1915 günü Arıburnu sahilinde Anzakları durduran iki alaydan biri (diğeri 27. Piyade Alayı) olması ve 19. Piyade Tümeni komutanı Yarbay Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşmesi.

57. Piyade Alayı 20 Ocak 1915’te Tekirdağ Yarçeşme barakalarında kurulduktan sonra 25 Şubat’ta Eceabat’a gelerek Çanakkale Cephesi’ndeki görevine başlar. Cephede en uzun süre muharebe eden alaylardan biridir. Alay Komutanı Hüseyin Avni Bey askerleri gece gündüz yaptırdığı talimlerle savaşa hazırlamıştır. 25 Nisan 1915 günü çıkarma haberi alınır alınmaz Yarbay Mustafa Kemal emrinde hızlıca cepheye yetişmiş, Conkbayırı’nı ele geçirmek isteyen Anzak askerlerini durdurmuştur.

57. Piyade Alayı Arıburnu’nda gösterdiği kahramanlıkla tarihe “Şehitler Alayı” olarak geçer. Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum.” sözleri sonrası askerler canları pahasına mücadele etmiş ve binlercesi şehit olmuştur. Gece gündüz demeden muharebelerde sürekli askerin yanında olan Hüseyin Avni Bey, bir süre Sağ Cenah Komutanlığı vazifesini de yürüterek yaklaşık üç alayı birden yönetmiştir.

Başkumandan Vekili Enver Paşa, cepheye geldiğinde 57. Alay’ın üstün mücadelesini ve fedakârlığını takdir ettikten sonra, Hüseyin Avni Bey’i “canını verircesine çaba gösterdiği” için överek rütbesini yarbaylığa yükseltmiş, taltif etmiştir.

Hüseyin Avni Bey, taburlarını elinde kılıç başta kendisi olmak üzere, “Allah Allah” ve “La ilahe illallah” çekerek süngü hücumuna kaldıracak kadar cesur ve inançlı, “Düşman dere içindedir. İnşallah bombalarla beyinlerini patlatacağım” diyecek kadar gözü kara birisidir. Yüzbaşı Kamil Efendi’nin “Dünkü günlük emirde, Başkumandan Vekili Paşa Hazretleri tarafından yarbay rütbesiyle taltif buyrulduğunuzu okudum. Kalbimde hâsıl olan sevinci tarif etmek mümkün değildir” sözleriyle astları tarafından da bir o kadar sevilen komutanlardandır.

Hüseyin Avni Bey’in, 13 Ağustos 1915 te Ramazan Bayramı’nın ikinci günü şehit olması cephedeki subay ve askerleri üzüntüye boğmuştur. Şehadet haberini çadırında alan Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal Bey de çok üzülmüş ve hatıralarında övgü dolu şu sözleri yazmıştır: “Arıburnu muzafferiyetinin ilk ve metin temel taşı olan 57. Alay’ın temiz kalpli, inançlı, seçkin komutanı Şehit Yarbay Avni’yi özel bir hürmetle anarım.” 19. Tümen’de birlikte görev yaptığı Kurmay Başkanı Binbaşı İzzettin Bey de hatıratında “Şanlı 57. Alay’ın cesur kumandanı” sözleriyle ona iltifatta bulunmuştur.

Çanakkale Muharebeleri’nde abideleşen 57. Alay’ın komutanı hakkında geniş çaplı bir çalışmanın olmaması esasında kaynakların yetersizliğine bağlıydı. Araştırmalarım sırasında Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri’nde bulduğum nadir iki belgeyle Atlas Tarih dergisinde Hüseyin Avni Bey’in şehadetini kaleme almıştım. Şehadeti nasıl oldu, neler yaşandı, karargâhı nerededir gibi özel bir araştırma gayreti içindeydim. Bu çabamın ya da şehit Hüseyin Avni Bey’in fedakârlığının bir sonucu olsa gerek ki torunları Hüseyin Avni ve Fatma Gülru Tanman ile tanışma imkânı buldum. Uzun zamandır peşine düştüğüm bilgi ve belgeleri aile arşivinde özenle muhafaza ettiklerini gördüğümde, o gün hala tarif edemediğim bir heyecan ve sevinç duymuştum. O gün birlikte attığımız ilk adım, bugün herkesin bir şehit kahraman

olarak bildiği ama biyografisi eksik olan Hüseyin Avni Bey’i daha yakından tanıma ve sizlere de tanıtmaya vesile oldu.

Kitapta, Hüseyin Avni Bey’in kökeni ve ailesi ile ilgili biyografik bilgilerin ana kaynağı olarak Tekin Arıburun’un sohbetleri sırasında tutulan notlar ile arşivini kullandık. Diğer yandan, 57. Alay ceridesi ile yabancı arşivler ve kaynaklar da asker Hüseyin Avni Bey’i tanımamıza olanak sağladı. Bu kaynakları karşılaştırmalı olarak gün gün inceledik. Detaylara inerek olayları etraflıca sunmaya çalıştık. Bilhassa Türk arşivlerindeki yoğun çalışma sayesinde Harp Okulu sınıf notlarından özlük dosyasındaki künye defterine kadar pek çok ayrıntıya ulaşabildik. Ancak Hüseyin Avni Bey’in Çanakkale öncesi askeri kariyerini içeren belgelere ve çok önemsediğimiz şehadeti sonrası terekesinde bulunan evrak ve eşyaların not alındığı resmi defterlere erişmek ne yazık ki mümkün olmadı.

Yayınladığımız askeri belgelerin dilini kolay okunmaları ve anlaşılmaları için sadeleştirdik. Ancak Hüseyin Avni Bey’e ait özel evrak ile emirlerini orijinalliklerini bozmamak, kalemine müdahale etmemek amacıyla sadeleştirmedik. Birliklerin adlarının yanında bağlı oldukları üst birlikleri ve komutanların rütbelerini kitabın başında bir kez verdikten sonra okuma kolaylığı ve akılda kalıcı olması bakımından bir daha tekrar etmemeyi kişilerin sadece adlarını kullanmayı tercih ettik.

Eserin hazırlanmasında harp cerideleri başta olmak üzere yerli ve yabancı hatıralar, önemli kaynaklar incelendi. 57. Alay haritaları üzerinden muharebe arazisinde siper, karargah, mevzi, tünel vb. tüm noktalarda titiz bir şekilde arazi çalışması yapıldı.

Kitap beş bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Hüseyin Avni Bey’i soy bilgisinden başlayarak Tekirdağ’daki görevine kadar anlattık. İkinci bölümde 57. Alay Komutanlığı’na atanmasından sonra 10 Ağustos 1915 gününe kadar geçen muharebe seyrini ve yaşananları gün gün, muharebe haritaları ve görseller eşliğinde aktardık. Hüseyin Avni Bey’in nasıl ve ne zaman şehadet mertebesine eriştiğini, karargâhının yerini, kanlı üniforması ile ilgili ilk kez açıklanacak bilgileri üçüncü bölümde derledik. Dördüncü bölümde okuyacağınız, Hüseyin Avni Bey’in cepheden ailesine gönderdiği mektuplar ile çocuklarının babalarına hasret ve duygu dolu mektupları, kartpostalları ilk defa yayınlanıyor. Son bölümde ise şehadet haberinin verilmesini, aileye maaş bağlanmasını, Arıburun ailesinin yaşadığı zorlukları anlattık.

Çanakkale Muharebeleri’ne ilgi duyan herkesin büyük heyecan ve merakla okuyacağına inandığımız bu kitapta, Şehit Yarbay Hüseyin Avni’yi ve emrindeki 57. Alay’ın kahramanlığını daha yakından tanıyacaksınız.

Ahmet Yurttakal

 

Şanlı Bir Alayın Kahraman Komutanı:
ŞEHİT YARBAY HÜSEYİN AVNİ BEY

AHMET YURTTAKAL & HÜSEYİN AVNİ TANMAN
Kronik Yayınları
İstanbul Ağustos 2021
304 sayfa

ISBN: 978-625-7631-32-7

 

 

ŞEHİT YARBAY HÜSEYİN AVNİ BEY

173 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir