Esat Paşa’nın Kabrini Ziyaret (İslam Özdemir)

Çeşitli kültür ve medeniyetlerin yüzyıllardır huzur içinde yaşadıkları İstanbul’un bir diğer özelliği de pek çok Çanakkale Kahramanının ebedi istirahatgahı olmasıdır. Bu halife ve hakanlar yurdu,1915 yılında Çanakkale önlerine kendisini istila etmek için gelen haçlı güruhuna karşı tarihin en şerefli müdafaalarından birisini gerçekleştiren asil evlatlarını bir ana şefkatiyle bağrına basmış, onları ebediyete kadar kucaklamıştır. Öyle ki Osmanlı Medeniyetinin asalet ve azametini hala muhafaza eden bu güzide şehirde sadece savaşta yaralanıp, hastanelerde şehit düşen gazilerimizin makberleri yoktur. İstanbul’un dört bir tarafındaki mezarlıklarda Çanakkale’de gösterdiği kahramanlıklarla tarihin şanlı sayfalarında ölümsüzleşen pek çok komutan da metfundur. Varlıklarıyla İstanbul’u bahtiyar kılan  bu komutanlardan biri de Esat Bülkat Paşa hazretleridir.1862-1952 yılları arasında yaşayan bu büyük komutanın her Müslüman Türk evladına emsal teşkil edecek safhayı hayatı sayısız muvaffakiyetlerle doludur.


 


Balkan Harbinde Yunanlıların Epir Ordusuna karşı yaptığı ve Gazi Osman Paşa’nın Plevne Müdafaasına benzetilen Yanya Kalesi Savunmasıyla adını harp tarihimizin en şerefli köşelerine yazdıran Esat Bülkat Paşa; Çanakkale Muharebelerine 3. Kolordu ve daha sonra Kuzey Grubu Kumandanı sıfatıyla katılmıştır. Emrindeki asker ve subaylarla Çanakkale Boğazına inmek isteyen üstün düşman kuvvetlerini Gelibolu sırtlarında perişan eden Esat Paşa, savaşta göstermiş olduğu yararlılıklar nedeniyle büyük zaferin hemen akabinde İstanbul’u kurtaran İkinci komutan namıyla anılmıştır. O uzun zamandır zafer hasreti çeken mahzun bir milleti içine düştüğü umutsuzluktan kurtarıp, yüzünü güldüren kahramanlardan biridir. Balkan yenilgisinin yüreklerde açtığı tarifsiz yaranın acısını Mehmetçikle Çanakkale’de zafer kazanarak dindirmiştir. Ömrü gaza meydanlarında âlemi İslam’ın namus ve şerefini müdafaa etmekle geçen bu değerli şahsiyetin diğer önemli yönü ise iyi bir eğitimci olmasıdır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Mareşal Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy gibi Milli Mücadelenin icrasında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yer alan kadro vakti zamanında harbiye mektebindeyken Esat Paşa’nın talim ve terbiyesinde yetişmiştir.


 


Çanakkale Zaferinin başlıca mimarlarından biri olan Esat Bülkat Paşa’nın Karacaahmet Mezarlığının ebedi sakinlerinden biri olduğunu öğrendiğim gün Üsküdarlı olmanın da verdiği onur ve sorumluluk bilinciyle kendisini ziyaret etmek için dünyanın bu en büyük mezarlığının yolunu tuttum. Metrelerce uzunluktaki selvi ağaçlarının gölgesinde, ebediyete intikal eden yüzlerce faninin arasında dolaşırken, tam da ümidimi yitirdiğim bir an da Arıburnu’nun o babacan komutanının ebedi istirahatgahını bulabildim. Dört bir yanını kuşatan mezar taşları arasından dimdik yükselen şahidesi sessizce onun asaletini haykırıyordu duyabilenlere. Mezarların arasından onun ebedi istirahatgahına yaklaştıkça koskoca bir tarihle yüzleşmenin heyecan ve mutluluğunu yaşıyordum. Adının ve unvanının yazılı olduğu mermer şahideye dikkatle baktığımdaysa ancak fotoğraflardan görebildiğim o kararlı bakışların ve asil duruşun artık bu taşla bütünleştiğini gördüm. Yaklaşık 58 yıldır Karacaahmet Mezarlığını mesken tutan bu büyük komutan kendisiyle bağdaşmayan bu sessiz duruşuyla, insanoğlunu bekleyen kaçınılmaz sonu  ibret nazarıyla bakanlara en manidar bir biçimde anlatıyordu. Ruhuna okuduğum Kur’anı Kerim’in ve yaptığım duanın ardından bir müddet daha burada durup,tarihin derinliklerinde kısa bir yolculuk yaptım. Savaş meydanlarında geçen bir ömür, zafer ve mağlubiyeti doyasıya yaşayan, elde ettiği başarılara rağmen asla kibre kapılmayan mütevazi ve nezaket sahibi bir kumandan, hayatını milletine adayan bir örnek bir insan.İşte bu ifadeler Yanya’dan Karacaahmet’e  kadar uzanan  bir yaşam öyküsünün birkaç cümle de özetlenişiydi.


 


                         


İkindi vaktinin efkârını akşamın hüzün dolu dakikalarına bıraktığı bir zamanda Esat Paşa’ya veda ettim. Arıburnu’nun asla unutamadığım bu müebbet kahramanına Cenab-ı Hak’tan mağfiret dileyerek onu yaşayan her faninin mukadderatı olan  bu yalnızlığıyla baş başa bıraktım. Karacaahmet Mezarlığından ayrılırken tarihe destan olan bir şahsiyetle ruhen ayrı alemlerde olsa da bedenen aynı ortamda buluşmanın gururunu yaşıyordum. En azından onunla olan bağlarım tarih kitaplarıyla ve fotoğraf kareleriyle sınırlı kalmamıştı. Hakikat olan şeyse bizlere bu vatanı emanet eden insanların, torunlarından vefa bekledikleriydi. Gazi’nin de çok veciz bir biçimde ifade ettiği gibi: “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça büyük işler yapacaktı.” Bizler geleceğimizi görüp, ecdadın emaneti olan aziz vatanı medeniyetin en üst seviyesine ulaştırabilmek için Esat Paşa gibi büyükleri tanıyıp, onları örnek almaya muhtacız. İdealist insanlardan oluşan bir toplum ancak gelecek vaad edebilirdi. Tarihlerini geçmişte olup biten olaylar silsilesi olarak gören toplumlarınsa hafızasını yitiren bir insandan asla farkı yoktur.


 


 


İslam ÖZDEMİR


Çanakkale Savaşları Araştırmacısı/Yazar


Gallipoli1984@hotmail.com


 

Bir cevap yazın