Çanakkale Savaşı Günlüğü- Osmanlı Genelkurmayı’nın Yasaklattığı Kitap-Binbaşı Erich R. Prigge (İsmail Bilgin)

Tarih: 16/05/2011   /   Toplam Yorum 7   / Yazar Adı:      /   Okunma 20210

Bu kitap Almanların Çanakkale’de zaferini kendilerinin kazandığını, Türk askeri tembel, uyuşuk, yürümeyen, el bombasını dahi ilk defa gören, olayları çarpıtan, sorumlu oldukları noktalara hiç değinmeyen, her şey biz biliriz ve yaparız edasını kitapta gördüğü, Türk neferinin/subayının (1916 yılı olduğunu da göz önüne getiriniz) moralinin bozulmaması için ve müttefikliğe halel gelmemesi için yasaklanmıştır herhalde…Kitaba gelince; Bu kitap bize bir kez daha nasıl komutanlarla savaştığımızı, onların pek çok yanlışlıklarına rağmen, büyük fedakârlık ve kahramanlık göstererek Çanakkale’yi savunduğumuzun iyi bir delilidir ve tamamen taraflıdır. Asıl uzmanlığı süvari olanlar (Mühlmann, Prigge ve Liman von Sanders) Kurmay subay ve Ordu Komutanı olarak Çanakkale’de ne yazık ki askerimize komuta etmiştir. (İ.B.)

 

 Mart ayında piyasaya sunulan “Çanakkale Savaşı Günlüğü-Osmanlı Genelkurmayı’nın Yasaklattığı Kitap” ibaresini görünce eseri aldım. Derhal heyecanla okumaya başladım. Hele sunuş bölümünde çevirenin şu satırları merakımı daha artırdı: “………. Bence Prigge’nin yazdığı bu hatırat tümüyle tarafsız olması yanında birlikte savaştığı Türk askerinin üstün özeliklerine, yiğitliklerine, savaş cehennemi esnasında tanıklık eden bir anıtıdır. Kısa fakat Çanakkale Savaşını derli toplu anlatan bu kitap birincil bir kaynak oluşuyla literatürde çok önemli bir boşluğu doldurmaktadır, s 8.” Hacmi küçük kitabı okuyup bitirdiğimde not aldığım bazı konuları “Gelibolu’yu Anlamak” sitesinin yazar/okuyucuları ile paylaşmak gerekliliğine inandım. *

Kitaba başlarken, Çanakkale’de gün gün neler olup bittiğini, farklı olayları, bilmediğim konuları öğreneceğimi düşünüyordum. Kitap küçük hacimli kolay okunan bir özet şeklinde. İlk bölümde savaş alanın topografyasını, yerleşim yerlerini, yollarını anlatıyor. Bu bölümde ilgi çekici bazı kısımlar şöyle: “…….. Yerleşikleri çoğunlukla Rum olan, yalın yerleşmeler vardı. Savaşın gelişimi, yönetimi bu köylerin boşaltılmasına, buradaki nüfusun da Anadolu içlerine dağılmasına neden oldu, s 18.” * “……. Anadolu’nun çocukları, demirden dövülmüş gibidir. Güç yaşam koşulları, yalnızca sağlıklı çocuğun büyümesine elverir. Kısa kemikleriyle, sert kayalarda bile hızla gerekli sığınağı bulabilirler. Uçak saldırısında, biraz çalı çırpı bile oldukça becerikli bir biçimde bir araya getirerek saklanırlar, s 19.” * “……. Kumkale’den Çanakkale’ye doğru, kıyıdan yaklaşık 3 km uzaklıkta olan, önünde yer alan yükseltiler yüzünden denizden görülmeyen Erenköy’den geçen ve Boğaz boyunca uzanan bir ordu yolu vardır. Bu yolu, Balkan Savaşı’nda cephede görevlendirilmelerinin amaca uygun olmadığı görülen Türkiye’nin Müslüman olmayan yurttaşlarından Ermeniler, Rumlar ve Yahudilerden oluşan işçi taburları yapmışlardı s 20.” * “……. Avrupa Yakasında, Kilitbahir’in 5 km kuzeyinde rüzgâr değirmenleriyle çevrili, askeri önemi olmayan küçük Maydos Kasabası yer alır, s 24.” NOT: Maydos lojistik açıdan çok önemliydi. * “……. Gelibolu’da savaştan önce geçimleri tarım ürünleri ve balıkçılık olan yarısı Türk yarısı Rum 15.000 kişi yaşıyordu (bugün ise nüfusu yaklaşık 30.000 civarındadır, ibilgin). 2 Mayıs’taki bombardımandan sonra burası nüfus güvenlikleri için boşaltıldı. Gelibolu şu anda askeri açıdan karşısında bulunan Lapseki gibi önemsizdir s 27.”

 

Bu bölümden sonra tarihi süreç içerisinde Çanakkale Boğazı’na yapılan saldıralar çok kısa şekilde özetlenmiş. Ardından da 25 Mart’a kadar olan olaylara yine özet şeklinde değinilmiş. Ancak bu bölümde benim ilgimi çeken Prigge’nin Alman subaylarına yaptığı atıflardı: “…….. Orhaniye Tabyası’nın yiğit komutanı denizci Teğmen Woermann’ın kahramanca ölümü, Alman-Osmanlı ittifak devletleri ordusu için olduğu kadar donanma için de mühim bir yitimdi s 40.” NOT: Herhalde Prigge emir subaylığını Liman von Sanders ile birlikte yarımadada olmadığından, bir Alman Teğmenin ne denli büyük bir kayıp olduğu konusunda bizi daha da aydınlatmalıydı. Bu konuda bir fikrim ne yazık ki oluşmadı… Halbuki biz o gün Dardanos’ta Hasan Hulusi’nin; o gün saat 14.30 kadar Cevat Paşanın yerine görev alan Selahattin Adil’in, Mecidiye ve Hamidiye tabyalarındaki subaylarımızın pek çok faydaları olduğunu sanıyordum. Hele Hasan Hulusi’nin şehadetinin ittifak devletleri ve donanması için büyük kayıp olduğunu sanıyordum. Meğer asıl kayıp bir Alman teğmenmiş(!)…

* “……. Albay Wehrle, ağır topçu birliği komutanı olarak büyük bir ustalık gerektiren görevle karşı karşıyaydı, 41.” * “…… 7 Mart’ta düşman Boğazın girişinden Boğaz takviyelerinin çekirdeği olan Hamidiye tabyasıyla çatışmaya girişti. Denizci Binbaşı Wossidlo ve üsteğmen Herschel komutası altında 13.500 metreye atış yaparak karşılık verildi. İki atış Agamemnon’u buldu, s 42.”

* “......... Düşman üç zırhlı, bir torpidobot, destroyer ve iki mayın tarama gemisi yitirmişti. 18 Mart’ta çarpışmalarda ağır yaralanan Fransız Zırhlısı Gaulois’in battığı sonradan öğrenildi, s 44.” NOT: İşte bazen “Neden Almanlarla birlikte savaştık?” diye hayıflandığım konulardan biri. Yaverlik yapan zatın Gaulois’in batmadığını bilememesi ne kadar garip. O şartlarda bu subayın imkânlarını bir düşünün… Oysa Gaulois batmamıştı: “ ….. Bu sırada Gaulois ve Charlemagne kuzeye doğru hareket etmişti. 10 İngiliz destroyeri ve küçük gemiler kazaya uğrayanlara doğru hızla ilerliyordu. Bu sırada Gaulois’e büyük çaplı iki mermi isabet etmiş ve gemi ön tarafından önemli bir miktarda su alarak saat 14.10’da Charlemagne, Suffren ve dört destroyerin refakatinde geriye çekilmek zorunda kalmıştı, s 37. Çanakkale Deniz Savaşı, E. Albay A. Thomazi. Atase Yayınları.”

* “…… Allah’ın ve tüm Türklerin dostu olan Alman İmparatorunun yardımıyla bu kutsal savaşta ilk kesin zafer kazanılmıştı, s 44.” NOT: Bu savaş Almanlar için neden kutsaldı anlayamadım. Hele Alman İmparatoru neden Allah’a dosttur?... 18 Mart’a kadar sayıları ancak 800 civarında olan Alman subaylarının kesin zafer kazanması çok manidar. Boğaz savunmasının güçlendirilmesinde Alman subaylarının katkıları elbette olmuştur. Ama bu katkının zaferi, hele kesin zaferi getirdiğini söylemek büyük bir tarafgirliktir. Kaldı ki, 18 Mart 1915 kesin bir zafer değildir. Ufukta kara muharebelerinin yapılacağı belliydi

* “… muhtemelen oradaki savaş gereçlerini kullanılmaz duruma getirmek için karaya çıkardı. Yiğit erbaş Mehmet Çavuş komutasındaki takımının baskınına uğrayıp süngü ile yok edildi, 40” NOT: Yüzbaşı Prigge 4 Mart’taki Seddlbahir’e çıkartma yapan bir komando birliğini püskürten kürek ve taşa düşmana saldıran Mehmet Çavuş’tan bahsederken nedense 18 Mart’ta hiçbir Türk askeri/subayından bahsetmemektedir. Kitabın daha sonraki bölümünde Türklerin karadaki hazırlıklarından bahsetmektedir. Bu bölümde de ilgimi çeken bazı yerler şunlar oldu: “……Savunma kuvvetleri, düşmanı bir çıkartma girişiminde dağınık güçlerle değil, güçlü bir karşı duruşla karşılamalıydı. Siperlerde uzun süre bekleyen birlikler yürüyüş yeteneklerini yitirmişti. Burada da değişim gerekliydi. Aylardan beri yapılmayan keskin nişancı eğitimi sürdürmek için atış yeri yapıldı. Burada kimsenin bilmediği el bombası gösterildi, s 52.” NOT: Artık herkesin de çok iyi bildiği gibi, kıyılarda Osmanlı Savunma düzenini değiştirip asıl kuvvetleri geriye alan, sahilleri daha az ve zayıf birliklerle karşılamak stratejinin sahibi Liman von Sanders’tir. Gelibolu’da komutanının yanında bulunan bir emir subayının yıllar sonra bile kitapta bu cümleleri yazması ilk savunma düzeninin doğruluğunu destekler mahiyettedir… Süvari yüzbaşısı ve komutanının yapacağı düzenleme de böyle olur işte… Ayrıca sanki siperlerde aylardan beri oturan bir askerimiz varmış gibi. Pek çok siperlerin 25 Nisan’dan sonra açıldığını herhalde Prigge görememiş. Bilememiş... Yine İhtiyat Tümeni olarak görev yapan 19. Tümen, 57. Alayı’nın gece uzun yürüyüşler/tatbikatlar yaptığından haberi olmamış. Demek ki Gelibolu’dan bakınca öyle görünüyordu. Hele kimsenin bilmediği el bombasının gösterildiği söylemesi de çok gülünç olduğu gibi hiçbir şeyden haberi olmayan bir yaverin gaflet içinde, pek çok konudan bihaber olduğunun bir göstergesi ve delili…

* “…… Her şey hazırlandı. İmroz, Limni, Bozcaada’da toplanan düşmanın birliklerinin nereye çıkacağı belli değildi, s 52. …Öyle gözüküyordu ki düşman 18 Mart’ta yaşadığı deneyimden sonra Mısır’dan Osmanlı İmparatorluğuna İzmir yada Suriye kıyısına saldıracaktı, s 56.” NOT: İşte askerimizin komutanlığını yapan Alman subaylarının ne kadar öngörüsüz ve ne kadar söz konusu verileri değerlendirmekten uzak olduğunun bir kanıtı daha. Oysa Yarımadadaki Osmanlı subayları ve Genelkurmayı çıkarmaların nereye yapılacağını çok iyi bilmektedirler. Liman von Sanders hariç tabii… O da ordu Komutanıdır… “……. Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa, düşmanın ne yapabileceğine karar vermiş ve kendisinden (Liman von Sanders’ten önce) buna göre savunma düzeni almıştı. Yani kararsızlığa düşmemişti. Ayrıca Yarbay Mustafa Kemal, daha 18 Mart’tan evvel, düşmanın nereye çıkabileceğini, harekâtın nasıl gelişeceğinin tasarısını hazırlıyor ve komutanlarına aktarıyor. 25 Mart’a kadar Eceabat Bölge Komutanı, yani Arıburnu ve Seddülbahir bölgesinden sorumlu komutan olarak yaptığı değerlendirmeye göre savunma düzeni alıyor. 24 Mart’ta bölgesini devralan 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami de Mustafa Kemal’in aldırdığı düzeni uygun buluyor ve aynı düzende savunmasını kuruyor, s 34; İ.Görgülü, Çanakkale İlk Günde Biterdi.” Kitabın daha sonraki bölümlerinde 25 Nisan öncesi konuşlanmayı özetliyor ve Kumkale çıkartmasını anlatıyor. Bu arada; Albay Nicolai’den yeni bir zafer kazanmış olarak bahsediyor. Çıkartmanın ilk iki gününde Nicolai’den yardım istenmesine rağmen neden takviye göndermediğine ise hiç değinmiyor. Kumkale’nin bir gösteriş çıkarması olduğunu belirten, asıl çıkarmanın Seddülbahir’e ve Arıburnu’na olduğunu buralara yardım gönderilmesi istendiğini ise es geçiyor. Yarımadaya yapılan çıkartmalar bölümünde ise hemen şu cümleler dikkat çekiyor: “……………. Ordu Komutanı kurmaylarından yalnızca birkaçıyla Merkez Tabyas’ındaki Gazi Tepeye gitti. Buradan Saroz Körfezi ve tüm yarımada açıklıkla görülebiliyordu. Yakındaki tabyanın telefonu bildirim ve buyrukların hızla iletilmesine olanak sağlıyordu. Kısa bir süre sonra yukarıdan düşmanın sabah 6 da birlikleriyle çıkartma yaptığı duyurusu geldi, s 71. Ordu Komutanı Esat Paşaya yarımadanın güneyinin komutasını verme kararı aldı. Komutayı alan General sabah erkenden kurmaylarıyla birlikte Mareşalin hızlı, buharlı yatıyla Maydos’a gitti, s 72. Bu arada filonun bir bölümü Saroz Körfezine gelerek Bolayır tabyalarına ateşe başlamıştı. Büyük bir çıkarma yapılacak gibi görünüyordu. Bu yarımadanın doğuya doğru bölünmesi demekti. Ordu komutanlığı bu yüzden Gelibolu’da kaldı. Mareşal Liman von Sanders olaylarla dolu bu günlerin 48 saatini Gazitepe’de geçirdi, s 72.” NOT: Liman von Sanders ısrarla düşmanın Bolayır’a asıl çıkartma yapacağını düşünmektedir. İki gün gün boyunca iki tümenimizi -5 ve 7. Tümenleri- yanında boşu boşuna tutar. Oysa aynı saatlerde Yarımadada alaylarımız ve taburlarımız çok büyük zayiatlarla düşmanı durdurmaya çalışmaktadır. Emir subayı da olaylarla dolu 48 saatten bahsediyor. Asıl olaylar ise yarımadada cerayan ediyordu. Hatırlatma: Söz konusu Gazitepe’deki tabyanın kalıntısı hâlâ durmaktadır. Ancak büyük bir yanlışlıkla burası bugünlerde Gelibolu Yarımadası’nın fethi sırasındaki Çimpe Kalesi kalıntısı olarak tanımlanmaktadır, ibilgin.

* “………. Düşman kuvvetleri yanaştı. Kendi askerleriyle düşmanı aynı anda vurmamak için gemi topları susmuştu. Bu anı Türkler kullandılar. Başında Mekke hacılarının yeşil türbanı olan beyaz sakallı hoca siperlerden ilk çıkan kişiydi. Onun yanı sıra askeri okulu henüz bitirmiş olan genç bir subay kılıcını çekerek tel engellerin saldırı için bırakılmış aralığını gösterdi. Müslümanların içindeki duygular köpürmüştü. İnsanın içine işleyen “Allah! Allah! Allah! Allah!” sesleri sırttan aşağıya saldıranların üzerine doğru çınladı. Yaşlının yanındaki genç düştü. Yüzyıllarca Batı Avrupa’yı korkutan uyuyan içgüdü uyanmıştı. Düşman şaşırmıştı. Topçu ateşi bu şeytanları etkilemiyor gibi gözüküyordu. Kampta subaylar Türklerin yalnızca savunmada savaştıklarını saldırı yapamayacaklarını anlatmışlardı, s 75.” NOT: Yüzbaşı Prigge burada Türk askerini övüyor mu, şeytan diyerek yeriyor mu anlayamadım. Müttefiklerimizin övmesi de demek ki böyle oluyormuş(!).

* “Saroz Körfezi’nde Bolayır önlerinde dolaşan ulaştırma filosu yüzünden Mareşal Liman von Sanders hemen 7. Tümen’in Gelibolu’dan 5. Tümen’in Şarköy’den Gelibolu’nun kuzeydoğusundaki kolay ulaşabileceği bir limandan Eceabad’a deniz yoluyla gelmeleri kararını verdi. Saroz körfezinde yalnızca kıyıyı gözetlemek için gerekli birlikler kaldı. Saroz Körfezini açıkta bırakmak geçici de olsa gerçekten cüretli bir karardı. Ancak güneydeki birliklerin hemen desteklenmeye gereksinimi vardı. Şimdi tek bir ata oynanacaktı, s 87.” NOT: Onca olaydan sonra bile emir subayı şaşkındır. İki gün geçmesine rağmen hâlâ Bolayır’a saldırılacağı fikri komutanında ve kendisinde mevcuttur. İşi şansa kalmış iki attan biri tercih edilmiş. Ne denli öngörüsüzlük Rabbim… Çanakkale Zaferinin bu tür komutanlara rağmen kazanılması ne denli önemli olduğunun başka bir işareti. * Savaş sürdürülüyor bölümünde ise askerimizin cesaretine vurgu için şu örnek veriliyor: “Helles Burnunda 26 Nisan sabahı saldırıya geçen birlikler, kumsala çıkmış, göğüs göğüse çarpışmaya başlamıştı. Safça gemilere bile saldırabileceklerini düşünen birkaç Anadolulu asker takılmış süngüleriyle suya değin girdiler. Bu yiğitleri geri çekilmeye zorlamak kolay olmadı. Kısa bir süre sonra oraya giden birlikler yeniden ateşe başlayan gemilerin korumasında yeniden gemilere alındılar, s 87.” NOT: Yine sormadan edemiyor insan; askerimiz süngü ile gemilere saldıracak kadar cahil midir? Bu öfkeden, cesaretten olmuştur diyelim. Ama “…bir süre sonra oraya giden birlikler ………………….yeniden gemilere alındılar.” ibaresinde geriye alınan bizim askerlerimiz mi? Düşman askerleri mi?...

* “ Asya yakasındaki kalenin komutanı Cevat Paşa…….. s 90.” NOT: Cevat Paşa Akdeniz Boğazı Müstahkem Mevkii Komutanıydı. Sadece Çimenlik kalesinin komutanı değil…

* “……… Düşmandan bir fırlatma uzaklığında olan yorgun birlikler her gece saldırıya böylelikle kaldırılıyordu. Kolay kullanımı nedeniyle el bombası kısa sürede Anadoluların ve Arapların en sevdiği silah durumuna gelmişti. Türkler ve Araplar artık el bombalarını ustalıkla kullanıyordu, s 93.” NOT: Burada Prigge’nin askerimizi ne denli küçümsediği/karamsar olduğunun bir işareti. El bombasını kullanmalarından dahi övünçle bahsediyor. Osmanlı Ordusu bu kadar zavallı durumda değildi.

* Siper savaşları bölümünde ise 19 Mayıs saldırısı ile anlatılanlar şöyle: “Esat Paşa kendi gözlemleri sonucu güçlü birliklerle düşmanı siperleri boşaltmaya zorlayabileceğine inanıyordu. Uzun hazırlıklardan sonra 18’i 19 ‘a bağlayan gece güçlü bir saldırı yapmaya karar verildi. Bununla birlikte Türk topçu hazırlığı şu nedenlerle yeterli değildi. Ülkedeki cephane üretim endüstri olmaktan çok emekleme çağındaydı. Yer yer her biri üzerinde üç kat yapılmış düşman siperlerine piyade saldırısı hazırlamak için cephane yeterli değildi. Bu yüzden büyük beklentilerin oluştuğu gecenin başarısı sınırlı oldu, s 103.” NOT: Yüzbaşı Prigge emir subaylığını yaptığı günlerde çok iyi bilmesi erken 19 Mayıs taarruzundan bu kadar bahsediyor. Bu saldırıyı kimin emrettiğini, kimin ne şekilde düzenlediğinden hiç bahsetmiyor. Ama komutanı ondan daha açık sözlü ve hatasını kabul ediyor: “……….. Mükemmel şekilde talim ve terbiye görmüş olan 2. Tümen 10 Mayıs’ta İstanbul’dan gelince, Arıburnu Cephesi gerisine yerleştirdim. Maksadım da düşmanı hiç olmazsa sahillerin bu kısmından atmak için son ve kesin bir taarruz yapmaktı. 18/19 Mayıs gecesi 2. Tümen büyük bir cesaretle düşman mevzilerinin merkezine doğru atıldı. Ve düşmanın ikinci hattına dek ilerlemeye de muvaffak olduysa da İngilizlerin gerek yakın muharebe silahları ve kuvvetleri gerekse ihtiyatları çok kuvvetli olduğundan kesin bir başarı kazanmak mümkün olmadı. Her iki tarafın kayıpları da o kadar çoktu ki -2. Tümen şehid ve yaralı 9.000 kaybı vardı- bu mıntıkada komutan olan İngiliz generali ölülerin gömülmesi için bana bir ateşkes için 23 Mayıs günü tespit edildi. Çanakkale Savaşlarında muharebelerin kısa bir müddet için de olsa kesilmesi bu ateşkes ile olmuştur. Bununla beraber bu taarruzun benim tarafımdan yapılmış bir hata olduğunu kabul ederim. Bu hata düşmanın kuvvetini iyi takdir edememekten ileri gelmişti. Sayı olarak az olmakla beraber bir de cephaneyi idareli kullanmaya mecbur olan topçumuzla bu taarruzun başarılı olmayacağını hesaplayamamıştım, s 101-102. Türkiye’de Beş Sene, Yedi Tepe Y.”

* “Saroz Körfezinden çekilip henüz savaşa dahil edilmemiş olan bu birliklerin gelmesinden sonra yeniden kurulan Anafartalar Grubu komutasını Albay Fehzi üstlenmişti. Mareşal Liman von Sanders 8’i 9’a bağlayan gece genel saldırı emri vermiş ancak uygulanamamıştı. Albay Fehzi birdenbire hastalanmış çarçabuk çağrılarak, Albaylığa yükseltilmiş olan Mustafa Kemal Bey, onun yerini almıştı, s 121.” NOT: Albay Feyzi Bey hastalandığından değil, Liman Paşanın derhal taarruz emrine itiraz ettiği ve askerinin çok yorgun olduğunu söylediği için görevden alınmıştı. Ama emir subayı nedense bu konudan da habersizdir. Sonraki yıllarda anılarını yazarken belki unutabilir, karıştırabilir. Ancak hiç olmazsa komutanına sorsaydı daha iyi olurdu.

* “……… Binbaşı Effnertt’in yönetiminde Güney Grubunda olduğu gibi Arıburnu’na döşenen mayınlarla, düşmanla etkili bir biçimde savaşıldı. General Piper çok çeşitli mayınlar üretti. Osmanlı ağır topçuları Fransız savaş alanlarında nam salmış bir uzman olan Albay Gressmann gelişiyle değerli bir danışman kazandı. Burada 5. Osmanlı Ordusu Kurmay Başkanı Yarbay Kazım Beyi de anmak gerekir, s 124.” NOT: Yüzbaşı Prigge mayınlar üretildiğinden bahsediyor. Bu mayınlar nerede ve ne zaman üretildi ise?... Ayrıca Alman subay gelince de hemen değerli bir danışman kazanmış oluyoruz. Liman Paşayı idare eden Kazım (İnanç) Beyden de lütfen söz ediyor.

* Alman prensinin mektubundan birkaç satır aktarmak gerek: “Kim bilebilirdi ki bu süvari ve yürekli askerin, tarihin en başarılı savunma savaşını başarılı bir biçimde yönetebilsin. Yaptığı iş görkemli ve yönetimi bizim kavrayışımızı aşıyor, s 125.” NOT: Sözü edilen subay/komutan Liman von Sanders’tir. O kadar önemli işler yapmış ki Prensi dahi onun yaptıklarını anlayamıyor. Biz de zaten 96 yıl geçtikten sonra bile bu komutanlara rağmen nasıl zafer kazandık diyerek, bu konuyu anlayamıyoruz…

* Kitabın sonuna doğru bazı itilaf devletlerinin gazetelerindeki asparagas haberlerden iki örnek vermek gerek. Propagandanın ne denli kuvvetli olduğunun belirlenmesi için: 27 Ağustos Times’te yazılanlar: “………. Gece oldukça karanlıktı ve önderimiz sarp boğazlar arasında yolunu yitirdi. Bir süre sonra Türklerin bize fazla direnemeyen küçük bir koluyla karşılaştık. Arada sırada çıkan kendine özgü boğaz hırıltılarından Hurkaların Kukrilerin başarıyla kullandıkları sonucunu çıkardık. Tek bir mermi bile atılmadı. Bir keresinde bir ağacın altında uyuklarken bulduğumuz bir Alman subay tutsak aldık. Otogolar zorlu bir tepeye tırmanmak zorundaydılar. Büyük bir şaşkınlıkla tepede siperlerdeki Türklerin aşağıya sarkarak Yeni Zelandalıların yukarı çıkışına yardım edip ellerini öperek hep birlikte teslim olduklarını gördüler, s 128. 16 Ağustos Daily Telegraph’da yazılanlar ise şöyle: “………. Kısa bir süre önce Gelibolu’daki Türk ordusunun bir kolordusunda subaylar arasında çok anlamlı bir ayaklanma çıktı. Çok sayıda subayın karıştığı ayaklanmanın nedeni, Alman meslektaşlarının ölçüsüz davranışlarıydı. Ayaklanma çok sayıda suçlu subayın tutuklanması ile çarçabuk bastırıldı. Bunlardan 45 i zincire vurularak İstanbul’a gönderildi ve başkentin çeşitli tutukevlerine atıldılar, s 128.” NOT: Bu haberlere not bile yazmaya değmez.

* Sevgili okuyucular/araştırıcılar peki Binbaşı Erich R. Prigge kimmiş? “Prigge 1913-1918 yılları arasında Türkiye’de Osmanlı Astsubay Süvari Okulu Komutanı olarak görev yapmıştır. Çanakkale Savaşı’nın başlamasıyla Prigge, Liman von Sanders’in Emir Subayı olarak Gelibolu yarımadasında görevini sürdürmüştür. Çanakkale’yi savunmakla yükümlü Osmanlı 5. Ordusu Komutanı olan Liman von Sanders’in Çanakkale Savaşları sırasında iki emir subayı vardır. Biri Süvari Yüzbaşı Prigge diğer de yine süvari Yüzbaşısı olan Karl Mühlmann… Her ikisi de Çanakkale Savaşları sırasında hatıralarını yazmış ve bu hatıralar kitaplaştırılmıştır. Bu iki asker Osmanlı İmparatorluğuyla Almanya arasında yapılan askeri anlaşma gereği bir üst rütbeyle yani Binbaşı olarak Osmanlı ordusunda görev yapmıştır. Prigge 1915 yılının Ekim ayında 5. Ordu Kurmay başkanı Kazım Bey (İnanç) hastalandığında ve Liman von Sanders Ordular Grubu Komutanı olduğunda onların görevlerini alır ve başarıyla yapar. Liman von Sanders Grup karargâhını Adana’ya aldırınca yerini Mustafa kemal Paşanın Kurmay Başkanı olan Albay Sedat Beye bırakmıştır, s 7.” NOT: Ancak 1915 Ekim’inden sonra Kurmay başkanlığı yapmış. Allah’tan savaşın son demlerinde göreve gelmiş… Diğer başarıları da bir öncekiler gibiyse?

 Şimdi ise asıl konuya geliyoruz. Liman von Sanders’in Yüzbaşı/Binbaşı Prigge ve kitabın neden yasaklandığına dair görüşlerine. Şöyle diyor Alman komutan… “…………. 17 Mart’ta Enver’den Türk ordusunun durumuyla ilgili dışarıya herhangi bir bilgi vermenin yasak olduğunu Yüzbaşı Prigge’nin de yabancı bir elçiliğe bilgi verdiğinden dolayı cezalandırılması gerektiğini anlatan bir yazı aldım. Kont Metternich’in konuşmadığını bildiğim için benim buyruğumla Alman Elçisine verilen bilgiden kimin aracılığıyla resmi olarak haberdar edildiğini Enver’den sordum. Sadece bu işte kimin parmağını olduğunu sormam bile konunun örtülmesine yeterli olmuş ki bu soruma bugüne değin hiçbir yanıt almadım. Savaşın başından sonuna değin karargâhımda bulunan bir emir subayım tarafından yazılan Çanakkale Savaşlarının dar kapsamlı bir özetini oluşturan ve Almanya’da yayınlanan bu kitap Türk genel karargâhının isteği üzerine Alman yönetimince toplatılmıştı. Bu kitap Alman sansürünce zorluk çıkarmadan yayınlanmış ve Almanya’da kısa bir süre serbestçe satılmıştı. Kasım ayında kitabın yayınlanacağı Enver’e haber verilmiş yayınlandıktan sonra da ilk kitap kendisine gönderilmişti. Kendisi yazara kitabın Türkçeye çevrilmesi istediğini söylemiş ve hatta kitapta kullanılmak üzere el yazısının bulunduğu bir fotoğrafını bile vermişti. Şimdi ise Türk Genel Karargâhı tarafından düşmana yeni bir Çanakkale Savaşı girişiminde kullanabilecek birçok önemli bilgi verdiği gerekçesiyle toplattırılmasını istiyordu. ……… Çanakkale’deki arazi yapısının savaştan önce İngilizler tarafından Türklerden daha iyi incelendiğini ve İngiliz haritalarının Türk haritalarından daha düzgün olduğunu bilirdi. Hatta Türk askeri Karargâhları savaş sırasında İngiliz ölüleri ya da yaralıları üzerinde bulunana haritaları kullanıyorlardı. Kitabın serbestçe satılmasının engellenmesi ancak kişisel kaprisle açıklanabilirdi, s 10” NOT: Hemen ifade edelim ki, bu kitabın neden yasaklandığını anlamış değilim. Ne bir sır ne de bir bilinmeyen ne de bir harita var, düşmanın işe yarayacağı... Liman von Sanders’e haritalar ve Enver Paşanın kişisel kaprisleri hususunda katılmakla beraber bu kitabın asıl yasaklanmasının sebebinin şu olduğunu düşünüyorum: Bu kitap Almanların Çanakkale’de zaferini kendilerinin kazandığını, Türk askeri tembel, uyuşuk, yürümeyen, el bombasını dahi ilk defa gören, olayları çarpıtan, sorumlu oldukları noktalara hiç değinmeyen, her şey biz biliriz ve yaparız edasını kitapta gördüğü, Türk neferinin/subayının (1916 yılı olduğunu da göz önüne getiriniz) moralinin bozulmaması için ve müttefikliğe halel gelmemesi için yasaklamıştır herhalde… Kitaba gelince; Bu kitap bize bir kez daha nasıl komutanlarla savaştığımızı, onların pek çok yanlışlıklarına rağmen, büyük fedakârlık ve kahramanlık göstererek Çanakkale’yi savunduğumuzun iyi bir delilidir ve tamamen taraflıdır. Asıl uzmanlığı süvari olanlar (Mühlmann, Prigge ve Liman von Sanders) Kurmay subay ve Ordu Komutanı olarak Çanakkale’de ne yazık ki askerimize komuta etmiştir. Kitabı tercüme eden Sn Bülent Erdemoğlu’na teşekkür ederim. Daha önce tercüme ettiği iki kitabı daha doyurucuydu ve bilinmezler hususunda daha zengindi. Ayrıca kendisiyle şu cümleleri paylaşmadığımı da belirteyim: “………. Bence Prigge’nin yazdığı bu hatırat, tümüyle tarafsız olmasının yanında (asla tarafsız değil, ibilgin), birlikte savaştığı Türk askerinin üstün özelliklerine, yiğitliklerine, savaş cehennemi esnasında tanıklık eden bir anıttır. Kısa, fakat Çanakkale Savaşı’nı derli toplu anlatan bu kitap, birincil bir kaynak oluşuyla literatürde çok önemli bir boşluğu doldurmaktadır, s 8.” Sonsöz: Tarihi olaylara bakış elbette farklı olmaktadır. Bu bakış açısı milletlere, savaşan taraflara, kişilerin çeşitli fikir ve inançlarına, peşin/ön yargılara vb pek çok etkene göre olmaktadır. Ancak tarih doğru yorumlanmalı ve anlatılmalıdır. Bu da çapraz/karşı okuma yapılırsa daha iyi olur ve anlam kazanır. Saygılarımla efendim…


  20210 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

1597_Daha Berker 27-05-2011, 11:34:32
canakkaleye dair 1916'da yazılmış bir eser. savas hala devam ediyor. Yazan da alman bir subay. ne bekliyoruz? asıl sorulması gereken bu adamları bizim başımıza getiren yapı, sistem. ne kadar beceriksiz bir ordumuz vardı ki almanın harp "sanatına" muhtaç hissetti kendini.
şunu da merak ediyorum ismail bey siz kaleme aldığınız galiçya kitabının hangi sayfalarında türk askeriyle beraber çarpışan Alman askirlerini övdünüz bizi yormadan söyleyin de okuyalım alman askerinin cesaretini, civanmertliğini anlattığınız sayfaları. Objektiflik bekliyorsunuz ya...
Bülentin çalışmalarının devamını bekliyorum... su ana kadar cevirdiği tüm kitapları aldım, dipnotlu calısmasını cok beğeniyorum.
 
2061_tayfun c. 05-09-2012, 01:05:19
İsmail Bey,
Prigge'nin kitabını bugun internette gördüm, birkaç tane daha istediğim kitap vardı, alıp almama konusunda tereddüt yaşamıştım, yazınız çok aydınlatıcı olmuş.
Gerçi yazarı Alman ise, Çanakkale 1915 ile ilgili bir kitap, bizim için doyurucu olmayabiliyor. Walter von Schoen için de aynı şey söylenebilir. Aşağı yukarı birliklerin tümüne yakınında birer tane alman subay var ya.. Bütün işleri onlar yapmış, bütün kararları onlar almış gibi anlatıyor Walter Schoen... Türkler var mı yok mu belli değil :)
Galiba Almanlar içinde işe yarar kitap olarak sadece Otto Hersing'in denizaltı harekatı var. Onda da, tek başına savaş kazanmş gibi bir abartma eğilimi var ama... bu gereksiz ayrıntıları ayıklaması daha kolay. Çünkü hiç değilse Hersing'in -o günler ve o günlerin denizaltı teknolojisi gözönüne alındığında- Majestic'i, HMS Triumph'u batırmak gibi müthiş başarıları var ve o başarılar kendi alanında zaten başlı başına birer büyük zafer...
Bu yazı için teşekkür ediyorum, ellerinize sağlık...
 
4998_Songül 21-01-2015, 17:29:06
Öncelikle merhabalar. Makalenin üzerinde çalışmış olduğunuz belli. Ellerinize sağlık. Ben de bu sefer başka bir kitabın varlığından söz etmek istiyorum. Adı, Gelibolu Cehennemi. Walter von Schoen isimli bir Alman ın gözünden anlatılıyor. Elbette ben de elime aldığımda gerek yayıncının notu kısmından gerekse yapılan incelemelerden kitabın içeriğinden haberdardım. Almanya nın gönderdiği 500 askerin hesabını çok iyi yapıp bu destansı zaferin, dünyadaki tüm işgalci devletlere karşı kazanılan inanılmaz galibiyetin bu askerlere dayandırıldığı komik geliyor. Zaten kitabın birçök yerinde ecdadın nasıl olduğunu, ataların nasıl sabır ve inançla canı pahasına savaştığı belirtiliyor ama ben yine de 122. sayfayı kaynak gösterebilirim size. Orada:

Bu inançsız müstevlilerin köstebek çukuru labirentleri, denizden denize doğru yayılmakta ve onların arkasında Türk topraklarının kücük sivri bir parçası ve daha sonra onların geldikleri ve tekrar rücû edecekleri deniz. İşte bunlar demirden bir kuşatma içinde olan bu müstevlileri sahil kayalıklarında tutacaklardı. Bu alçak gönüllü, temiz yürekli ve kuvvetli iman sahibi çocukları çekilmeye (kaçmaya) götürebilecek dünyada hiçbir kuvvet yoktur!

diyor. Hemen bu satırların altına eklemek istiyorum. Şu ülkede ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, vatan bir sevdadır ve bu sevda başka hicbir sey ile giderilemez. Tarihten ders aldığımız vakit hicbir şekilde tekerrür etmeyecektir. Önemli olan görmeyi bilen gözlerler tarihimizi araştırmak olmalı. Sayfası bitmeyen bir defteri nasıl kapatmazsak tarihimizi de, yazılmayı bekleyen tarihleri de o tozlu raflara kaldıramayız. Son olarak Abdülhamid Han ın sözü ile bitirmek istiyorum.

Biz can çekişen bir millet değiliz. Yatağından taşan bir nehre benziyoruz...


Güzel günler dilerim.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

07/11/2017 - 18:30 Pomakların Çanakkale Ağıdı - Pesna (Ömer Arslan)

30/10/2017 - 18:41 25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )

17/10/2017 - 11:31 Prof. Dr. Christopher Bell'in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )