Çanakkale Muharebelerinde Tekirdağ – İslam Özdemir

        Savaş denildiğinde akla ilk gelen şeyler bombardımanlar, muharebe sahasında orduların yapmış olduğu çatışmalar, taarruzlar, ricatlar, zayiatlar, zaferler ve yenilgilerdir. Oysaki savaş sadece bunlardan ibaret değildir. Birbiriyle mücadele eden tarafların zafere ulaşabilmeleri için gösterdikleri çaba kadar sonucun belirlenmesinde aktif rol oynayan başka bir unsur daha vardır. Bu da lojistik destektir. Lojistik destek: savaş halindeki orduların ihtiyaç duydukları, asker, silah, cephane, iaşe, ulaştırma, muhabere ve sağlık hizmetleri gibi hayati öneme sahip olan unsurların büyük bir titizlikle sağlanmasıdır. Bu hizmet muzaffer olmanın altın kurallarındandır. Cephe gerisinde bu ikmal hizmetlerinin düzenli olarak verilebilmesi için tüm tesis ve teşkilatını kurarak ateş hattındaki birliklerinin bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan bir birlik, hasmına karşı her zaman bir adım daha öndedir. Müdafaa ettiği cepheyi daha güçlü savunur. Bu konuyu ihmal eden yahut yeterince önemsemeyen ordular ise düşmanları karşısında her zaman sıkıntı çekmeye mahkûmdur. Balkan Harbindeki Osmanlı veyahut Bulgar Orduları örneklerinde görüldüğü gibi.


     Dünya tarihin en önemli savunma savaşlarından biri olan Çanakkale Muharebeleri ile ilgili bu güne kadar pek çok çalışma yapılmıştır. Bunları genel olarak değerlendirdiğimizde ise az bir kısmı hariç çoğunun sadece cephede meydana gelen muharebeleri yahut bu muharebelerde gösterdiği gayretle ön plana çıkan isimleri anlatmakla kifayet ettiğine şahit oluyoruz. Bu savaşta orduların yürüttüğü idari ve lojistik faaliyetler ülkemizde yayınlanan birkaç eserin haricinde genellikle ya çok sınırlı düzeyde anlatılmış ya da hiç anlatılmamıştır. Oysaki Çanakkale Muharebelerinin cephe gerisinde de tıpkı muharebe sahasında olduğu gibi zafer kazanmak için cansiperane bir mücadele verilmiştir. Çanakkale de vatan müdafaası yapan Osmanlı Ordusunun dünyanın süper güçlerine karşı dimdik ayakta durabilmesinde menzil bölgesinin yaptığı hizmetlerin büyük payı vardır. Bu kitabın yazılma nedeni Çanakkale Muharebelerinin zaferle sonuçlanması için cephe gerisinde de ne kadar büyük bir mücadele verildiğini Tekirdağ örneğiyle ortaya koymaktır. Bu konuda Tekirdağ’ı seçmemdeki neden genellikle 19.Tümen’in yeniden kurulup cepheye sevk edildiği yer olarak bilinen şehrin aslında ikmal ve lojistik destek konusunda cepheye ne kadar önemli destekler verdiğini vurgulamaktır.


     Tekirdağ, Çanakkale’nin İstanbul’dan sonra Marmara Havzasındaki en önemli menzil bölgesidir. Tekirdağ, limanlarıyla, iskele ve nokta komutanlıklarıyla, ambarlarıyla, un fabrikalarıyla, hastaneleri ve askerlere savaş öncesi intibak eğitimlerinin verildiği kışlalarıyla, İstanbul-Uzunköprü hattındaki demiryolu istasyonlarıyla cephenin en önemli can damarlarındandır. Çanakkale Muharebelerinin zaferle sonuçlanması için bu kadar gayret sarf eden şehrin o dönemde karşılaştığı en büyük tehlike ise denizaltı saldırısıdır. Tekirdağ, Çanakkale Boğazını geçmeyi başaran İngiliz Denizaltılarının, Türk ordusuna lojistik destek sağlayan deniz araçlarına karşı başlattığı savaşa tanıklık etmiştir. Marmara Denizindeki denizaltı savaşının en dehşetli dakikaları Tekirdağ kıyılarında yaşanmış ve pek çok deniz taşıtımız içindeki masum insanlarımızla birlikte bu kıyılarda sulara gömülmüştür.


        Elinizdeki eser Tekirdağ tarihinin bu dönemi hakkında yapılmış ilk ve şu an için en geniş kapsamlı çalışma olma özelliğine sahiptir. Yaklaşık üç senelik bir araştırmanın ürünü olan bu çalışmayı hazırlarken konu ile ilgili ulaşabildiğim kaynakları büyük bir dikkatle inceledim. Tekirdağ ve çevresi ile ilgili elde ettiğim bilgileri bu eselerden ayıklayarak bir çatı altında toplamaya çalıştım. Bu verileri Tekirdağ çevresinde o dönemden kalan tarihi yapıları ve olayların geçtiği mekânları ziyaret ederek karşılaştırdım. Sonuç olarak ilk önce bu kitapla aynı adı taşıyan bir makale yayınladım. Ardından bu tarihi mirası gelecek nesillere aktarabilmek ve Çanakkale Muharebelerinin bu yönüne ışık tutabilmek gayesiyle bu eseri kaleme aldım.


       Çanakkale Muharebelerinde Tekirdağ adını taşıyan bu eseri kaleme alırken hem okuyucunun konuyla ilgili akademik bilgilere sahip olmasını hem de o dönem de yaşanılan ve gerçekliği belgelerle ispat edilen hadiselerle cephe gerisinde zafer için canla başla çalışan yörenin hamiyetperver halkının haleti ruhiyesini anlayabilmesini de amaçladım. Okuyucu bu eserin sayfalarına göz gezdirirken, cephe gerisine sevk edilen yaralı ve hasta askerlerimize gönüllü hastabakıcılık yapan Mürefte Kadınlarının fedakârlıklarıyla iftihar edecek, İngiliz Denizaltısı tarafından batırılan Nurulbahir Gambotunun sağ kalan personelini kurtarmak için canla başla mücadele eden ve Osmanlı Devleti tarafından tahlisiye madalyasıyla ödüllendirilen Rum balıkçı Barbayani’nin taşıdığı vatan sevgisine hayran kalacak, Alman Hastabakıcı Arnim Wegner’in Tekirdağ Hastanelerindeki anılarıyla kendini bir an için ızdırabın kol gezdiği hastane koridorlarında bulacak, Tekirdağ’daki askerlerimizin sıladaki sevdiklerine göndermiş oldukları mektupları okurken gözlerinden yaşlar süzülecek ve Bulgar Harp Muhabiri Wanda Zembruskanın anlattıklarıyla da Tekirdağ 1915’te kısa bir yolculuğa çıkacaktır.


      Bu naciz eserimi, Tekirdağ topraklarını ve denizaltı saldırıları sonrası Marmara Denizinin derinliklerini ebediyete kadar mesken tutan aziz şehitlerimiz başta olmak üzere Çanakkale ve diğer gazvelerde Allah yolunda şehitlik mertebesine ulaşan tüm şehit ve gazilerimize ithaf ediyorum.


                                               Gayret Bizden Tevfik Allahtan..

Bir cevap yazın