GELİBOLU'YU ANLAMAK

Balkan Savaşlarında Tekirdağ’da Yaşanılan Bulgar Mezalimine Dair İbretli Bir Örnek “Kaz Vakası” (İslam Özdemir )

Yakılıp yıkılan şehirler, yağmalanan medeniyet eserleri, insanın kanını donduran katliamlar, tecavüzler, işkenceler ve bütün bunların neden olduğu göçler. Balkan Harbi denildiği vakit bu savaşın bize, milletçe yaşattığı büyük utancın yanında yukarıda zikredilen vahşet örnekleri de canlanır zihinlerimizde. Rumeli’deki beş asırlık hâkimiyetimizi yitirdiğimiz ve bir zamanlar idaremiz altında adalet içinde yaşayan milletlerin en güçsüz anımızı fırsat bilerek bizi yok etmek için başlattıkları bu haksız savaşı ve onun yaşatmış olduğu sıkıntıları değil yüzyıl, asırlar geçse de unutmamız mümkün değildir. Rumeli ile birlikte Doğu Trakya’daki en kıymetli şehirlerimizi kısa sürede kaybettiğimiz, Bulgar Ordularını İstanbul’un yanı başındaki Çatalca önlerinde zar zor durdurabildiğimiz Balkan Harbinde, düşman eline geçen her karış toprağımız tarihe utanç safhası olarak geçecek pek çok mezalime tanıklık etmiştir.


                                  


Doğu Trakya’da Bulgar zulmü altında zifirden karanlık günler geçiren şehirlerimizden biri de Tekirdağ’dır.11 Kasım 1912 günü Bulgar işgaline uğrayan şehir, Çatalca hattından gelen kurtarıcılarının imdadına yetiştiği güne kadar ızdıraplı ve zor bir imtihandan geçmiştir.[1]14 Temmuz 1913’te bu zulümden kurtulan şehirde, Bulgarların uygulamış oldukları vahşeti gözler önüne seren ve şahit olmakta tarihin hicap duyduğu pek çok vaka yaşanmıştır. İnsan bir asır önce meydana gelen bu korkunç olayları incelerken dehşete düşer. Nasıl olurda bir insan bir insana bu muameleleri layık görür? Demekten kendini alamaz. Bulgarların yörede uyguladıkları soykırımı belgeleyen hatıralar arasında Kaz Vakasının önemli bir yeri vardır. Tekirdağ’a 25 km uzaklıktaki Yukarı Kılıçlı köyünde mallarının Bulgar askerleri tarafından yağmalanmasına karşı çıkan ahalinin başından geçenleri anlatan bu olay, düşman işgali altındaki bir yörede yaşamın ne kadar zor olduğunu da gözler önüne serer.


 


Yukarı Kılıçlı Köyü/Tekirdağ


 


      Tekirdağ’ın işgalini müteakip İnecik ve Nusratfakı köyleri arasında karakol kuran Makedonya-Edirne Milis Tümeninin 1.Tugayına mensup bir karakol çavuşu, emrindeki bir grup askeriyle Yukarı Kılıçlı köyüne gelip köy muhtarı ve heyeti çağırtır. Onlara; “-Muhtar, sizin köyün insanlarının biraz haşarı insanlar olduğunu öğrendim. Siz bize zorluk çıkarmayın. Canınız, malınız, ırzınız, namusunuz bize emanet. En ufak bir şikâyetiniz olursa bize gelin derhal halledelim.”Diyerek ikazda bulunur ve teminat vererek köyden ayrılır.[2]


 


    Yukarı Kılıçlı Köyü Balkan Şehitliği 


 


    Ne var ki 1913 yılının Mart ayının ilk günlerinde burada meydana gelen bir olay ve sonrasında yaşanılanlar verilen sözlerle hakikatin birbiriyle ne kadar çeliştiğini gözler önüne serer. İnecik’teki Bulgar karakolundan üç atlı asker Yukarı kılıçlı köyüne gelir. Köy meydanında dolaşan kazlardan üçünü alıp karakolun yolunu tutarlar. Askerlerin, köylünün gözü önünde yaptığı bu saygısızlığı ve hırsızlığı gururuna yediremeyen üç kişi de bunların peşine takılır. Bir müddet sonra uygun bir mevkide Bulgar Askerlerinin yolunu kesen köylüler, askerleri döverek çaldıkları kazları boyunlarına bağlar ve onları köy korucusuyla birlikte İnecik’teki karakola yollarlar. Karakola ulaşan askerlerinin bu perişan halini gören komutan, bir anda hiddetlenerek hırsını köy korucusundan çıkarır. Korucu kurşuna dizilerek şehit edilir. Karakol komutanı yaşanılanların hesabını sormak için bir grup askeriyle yola çıkar. Civarda bulunan Avşar, Çanakçı, Aşağı Kılıçlı, Karahisar köylerini dolaşır. Bu köylerde kadar erkek bulduysa önüne katıp Yukarı Kılıçlı’ya götürür. Yukarı Kılıçlı köyünün erkeklerininde içinde bulunduğu 43 kişiyi köy muhtarına ait samanlığa kapatan karakol komutanı, samanlığı ateşe verdirir. Kibritin çakılmasıyla bir anda alevlenen samanlıktan bağrışmalar ve feryatlar yükselir. İçeridekilerin kimisi yoğun dumandan boğularak, kimisi de yanarak şehit olur. Kurtulmak için kapıları zorlayanlar ise burada bekleyen askerlerin süngüleriyle delik deşik edilir. Kana susamış Bulgar Askerleri için bu korkunç tablo, giderek eğlenceli bir oyuna dönüşür.


 


   Yukarı Kılıçlı Köyü kahvesinde olayı anlatan tarihi tablo


 


    Bulgarların uyguladığı vahşeti gören Yukarı Kılıçlı köyü imamı, askerlere sezdirmeden köyün kadın ve çocuklarını toplayarak onları köyün çevresindeki koruluk ve dağlık araziye kaçırır. İmam Efendi bu davranışıyla daha büyük ve daha korkunç bir zulmün tezahürüne mâni olur. Bulgar Askerlerinin çaldıkları üç kazın neden olduğu bu hadise, yörede  Kaz Vakası” olarak bilinir. Yukarı Kılıçlı halkı, Balkan Harbinde uğradığı bu zulmü aradan geçen bir asra rağmen hala unutamaz. Bulgar Ordusunun insanlık suçu işlediği samanlığın bulunduğu 150 m2’lik alan köylüler tarafından, burada şehit olan din kardeşlerimizin anısına şehitlik haline getirilir. Mermer kitabesinde;“40 Kişi Bulgarların Katliamına Kurban Giden Şehitlerimizin Ruhlarına Fatiha 1912”Sözlerinin yazılı olduğu Yukarı Kılıçlı Köyü Şehitliğindeki bu bilgilerle, hadiseyi nakleden kaynaklardaki bilgiler arasındaki sayı ve tarih konusundaki küçük farklılıklar hadisenin anlaşılmasına mani teşkil etmez. Yukarı Kılıçlı Köyü Şehitliğinde metfun bulunan din kardeşlerimizden ismi tespit edilenlerin isimleri ise aşağıdaki gibidir.[3]


 


1)Mahmut Oğlu Mustafa(Köy Muhtarı)


2)Midillilerden Osman


3)Şaban Ağa                                              


4)Kopanozlardan Hüseyin Dayı 


5)Hüseyin Dayının Damadı Ömer Efendi 


6)Topçulardan Ali ve Oğlu Şükrü                     


7)Arnavut Ömer                                                 


8)Büyük Mehmetlerin Ferhad                            


9)Büyük Mehmetlerin Ali ve iki kardeşi              


10)Ahmet Ağaların Şükrü                                     


11)Ahmet Ağaların Osman                                 


12)Midillilerden Fevzi                                         


13)Yörük Ali’lerin Hüseyin


14)Tekkelilerin Osman


15) Midillilerden Mustafa


16) Küçük Mehmetlerin Ahmet


17) Küçük Mehmetlerin Mehmet


18) Oruçbeyli’den Hüseyin Çavuş


19) Üzeyir Oğlu Ali


20) Hacıların Mustafa


21) Kadir Oğlu Topal Ali


22) Avşarlı Recep Ağa ve Oğlu


23) Avşarlı Mehmet


24) Arap Mehmet


25) Salih Oğlu Akif Dayı


 


Balkan Savaşlarının 100.yılını idrak ettiğimiz şu günlerde millet olarak o dönemde yaşadığımız sıkıntıları unutmamalı ve bunların sebeplerini çok iyi idrak etmeliyiz. Birlik ve beraberlik ruhumuzun zayıfladığı anda bizleri nasıl bir felaketin beklediğinin tarihimizdeki en acı örneği olan bu savaştan gerekli dersleri çıkarmalı, gelecekte yeni bir Balkan Savaşı daha yaşamamak için kardeşlik ruhumuza halel getirecek her türlü davranıştan uzak durmalıyız. Bize, bizden başkasından fayda gelmeyeceğini hatırdan çıkarmamalıyız. Bir asır evvel topraklarımızı kan revan içinde bırakan bu fecaatten günümüze ulaşan tarihi eserlere, anıtlara ve şehitliklere gerekli olan itinayı göstermeli, bu yapıların gelecek nesillere ulaşması için gayret sarf etmeliyiz. Tarihten ders almalıyız ki, bir daha tekerrür etmesin. Allah böyle acıları bizlere bir daha yaşatmasın. Balkan Savaşları’nın 100.yılında bu savaşta hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı ve şanlı muhariplerimizi rahmetle anıyorum. Ruhları Şad Olsun.


 


                                                                                      İslam ÖZDEMİR


                             Çanakkale ve Balkan Savaşları Araştırmacısı/Yazar


                                                          İslamozdemir1915@hotmail.com


 


KAYNAKLAR:


 


1-     Serez, M. Tekirdağ Ve Çevresi Şehitlikleri, Tekirdağ 2009


 


2-     Balkan Harbi Tarihi C.7, Osmanlı Deniz Harekâtı 1912–1913, T.C.Gnkur. Bşk. Harp Dairesi Resmi Yayınları K.K.K.Askeri Basımevi İstanbul 1965






[1]              Balkan Harbi Tarihi, C.7 Osmanlı Deniz Harekatı1912-1913, s:.106, T.C.Gnkur.Bşk.Harp Dairesi Resmi Yayınları K.K.K.Askeri Basımevi İstanbul 1965


 



[2]              Serez, M.Tekirdağ Ve Çevresi Şehitlikleri, s:8, Tekirdağ 2009



[3]              a.g.e,  s:8

25.490 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir