Balkan Harbi – Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

            Balkan Harbi’nin 100. yıl dönümünde, merhum Kurmay Yarbay Mehmet Nihat Bey’in üç ciltlik (1,213 sayfa – 107 kroki) , Balkan Harbi. Trakya Seferi , adlı eserinin de ATASE tarafından güncel bir Türkçe yayınlanarak, bu konuya bakan yeni eserler arasında raflarda yerine almasını umud ederdik.  Söz konusu eserin yazarı, Emekli Tuğgeneral O.Nurettin TÜRSAN tarafından kaleme alınan ve Ocak 1996’da  Harp Akademileri Komutanlığı yayınlarından çıkartılan,  Askeri tarih Yazarı ve Harp Akademesi Tarih Öğretmeni Kur. Yb. Bursa’lı Mehmet Nihat Bey – Cumhuriyet’in en büyük askeri tarihçesine vefa borcu, bu eserin salt konusu olmaya layık görülmüştür. 

            Sayın TÜRSAN’ın araştırmasında bazı tespitleri sizlerle paylaşmak isteriz. Sayın TÜRSAN, eserinde; ” Onun en büyük telif eseri üç ciltlik ve eski yazı 1,213 sayfalık (107 kroki) “Balkan Harbi, Trakya Seferi”dir. 1. ve 2 nci ciltleri 1340’da (1924), 3’ncü cildi de ölümünden az önce 1928’de basılmıştır. Balkan Savaşı’na ait bundan daha mükemmel bir eser bugüne kadar yazılmamıştır. Bulgaristan Genelkurmayı da kendi harp tarihini yazarken bu eserden yararlandığını açıklamıştır.”

    Yine Sayın TÜRSAN’ın çalışmasında Nihat Bey’in 1. cildinin giriş yazısında, “İstanbul, Mart 336 (1920) , 335 (1919) mali yılı başında yeniden açılan Erkan-ı Harbiye Mektebi ( Harp Akademisi) üçüncü yıl öğrencilerine eski Osmanlı seferleri dersi kısımlarından olarak 328-9 ( 1912- 1913) Balkan seferi’ni öğretmeye memuru olunca, ilk duygum bu görevin büyüklük ve zorlukları karşısında derin bir üzüntü duymaktan ibaret kalmıştı. Bir yandan askeri dünyamız bu seferi incelemeye henüz zaman bulamamıştı. Ortada, Trakya Seferi’nin ilk dönemine ait olarak Alman Genelkurmayı’nın Büyük Harp’ten önce yayınlanmış olduğu ufak bir kitaptan başka yanıt olmaya yarayacak bir eser yoktu. Bu ise, türleri arasında ve özellikle seferden hemen sonra yayımlanmış olması dolayısıyle daha mükemmeli yazılamayacak kadar güzel olmakla birlikte bir çok konulardan ancak noksan ve kuşkulu olarak bahsedebilmişti. Öte yandan, bu seferi özellikle kendi görüş açımızdan incelemek istiyordum…”

    “Tanrı’nın yardımı ile işe başladım; Balkan Harbi’nde karargah-ı Umumi Erkan-ı harbiyesi’nde ( savaşı idare eden başkomutanlık karargahı kurmay başkanlığı’nda) harp ceridesini yazmaya memur oluşum….yardıma yetişti. Yüksek Genelkurmay başkanlığı ve harp Tarih şubesi özel bir lütufta bulunarak kendi belgelerinden yararlanmakta beni özgür bıraktı. Gerek bu belgelerden ve gerekse öteki eser ve kaynaklardan yararlanarak, Balkan Seferi’nin Trakya kısmını 335 yılının ilk yarısı (1919) ve 335/ 36 (1919- 1920) öğretim dönemlerinde uygulamalı bir biçimde başarı sağlayarak ve bu konuda aziz öğrencilerimle birlikte çözümlediğimiz birçok meseleler sayesinde bu seferin karanlık noktalarını, alınması gereken kararları incelemeye fırsat buldum.Sonunda, tüm askeri topluma, şanlı ordu ve ulusuma sunmakla onur duyduğum bu eser ortaya çıktı…’

    “BU KİTABIN AMACI, BALKAN HARBİ’Nİ İLGİLİLERE OLDUKÇA ETRAFLI BİR SURETTE TANITMAK, SÖZKONUSU EDECEÐİM GÖRÜŞLER VE KONULAR HAKKINDA BENİKALEMİMİ DÜZELTMEYE DAVET EDEREK, HARP TARİHİ ŞUBESİ’NE YENİ YENİ BELGELER VE KAYNAK HAZIRLAMAKTIR.”

    “Öğretim sırasında izlenen şu esas, bu kitapta da aynen uygulanacaktır; Eser, sadece inceleme, okuma bakımından yazılmış olduğundan kişilerle uğraşmak tamamen konu dışıdır. Gerektiğinde az yada çok şiddetle yürütülen tartışmalar sadece makamlara karşı olup,
asla kişiler ve şahısları hedef almamıştır…” Aynı eserin 3. cildinidn önsözünde, yazarın eleştirileri arasında aşağıdaki alıntı öne çıkmaktadır. 

            “Bu yokluklar ve kötülükler ise başlıca ‘Bilim ve bilgi sahibi olma’ noksanlığından doğmuştu. ‘Ordu ‘Tarihini’, ‘ Harp Tarihini’ bilmiyordu, incelememişti. Kuruluş ve malzemesini bilim ve bilgiye değil, hayal ve isteğe ve basma kalıp ‘Teorilere’ dayandırmıştı. Ordunun ‘Kar-ı Kadim’ ( Çok eskiden yapılmış) sayılan eski kuruluş kabul etmeye bir çırpıda yıkarak yerine bir düşünce olarak hoş görünen ‘yeni biçim’  bir düzen kabul etmeye, sayıları 1.100’ü geçen tabura ve bu oranda çeşitli sınıflara sahip bir teorik ordu kuruluşunu kağıt
üzerine çizmekle, ‘ taklitçisi’ olmak istediğimiz Alman Ordusu’nun bir kısım talimname ve yönetmeliklerini, hatta yalan yanlış, çevirerek orduya dağıtıvermekle, ‘bizde de bulunsun’ diye Alman Ordusu’nun bazı okul ve kurumlarını yarım yamalak taklit edivermekle, ordunun istenen sağlamlığa sahip bir temele dayanarak vücuda gelmeye başlamış ve hatta gelmiş olduğunu kabul edivermiştik….”

    Yine önsözde, Mehmet Nihat Bey, Batı Trakya, Makedonya’daki, batı ordumuzun savaşlarıyla ilgili olarak da; ” Savaşın bu evresine ait çok sayıdaki resmi belgenin, incelenmesine müsaade buyuran, bunları bana gönderten yine bu büyük Mareşal’dir. (Fevzi Çakmak kastedilmektedir) Balkan Harbi’nin Garbi Rumeli’de ( Batı Trakya ve Makedonya, çeviren) ceryan  eden acıklı ve feci evrelerini yüksek kalemleriyle kendisi saptayarak, gelecek kuşaklara emsalsiz bir tarihi armağan olarak bırakmak suretiyle, bu tarihi göreve devama ben naciz yazarı da sevk ve zorunluyan kendileridir. (Garbi Rumeli’nin Suret-i Ziyaı,) Harp Akademisi’nde Mareşal FevziÇakmak’ın 6 günde verdiği Konferans, çok değerli bir kitap…” 

 

 

    Sayın Mareşal Fevzi Çakmak’ın adı geçen kitabı 1936 yılında Ankara Genelkurmay Basımevi’nde, Garbi Rumeli’nin Sureti Ziyaı ve Balkan Harbinde Garp Cephesi,  adıyla basılmış, aynı kitap Sayın Ahmet TETİK tarafından güncelleştirilmiş olarak İş Bankası Kültür yayınlarından basılarak okuyucuya sunulmuştur.

    Mareşal Fevzi Çakmak’ın adı geçen kitabında, onun  Balkan Harbindeki Osmanlı Ordusunun eleştirisel analizinde, orduda bilim ve düzenin, kararlılık ve inancın yokluğu ile ilgili tespitlerini okuruz.     Durum böyleyken, askeri tarihçi Edward Erickson’un 2013 yılında İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan Balkan Harbi’yle ilgili değerli eleştirel analizler içeren kitabının, Büyük Hezimet,  ilk söz bölümünde (XIX- XX) sayfalarında aynen kendi anlatımıyla; “O muharebelerin üzerinden geçen seksen sekiz yılda Osmanlı yenilgisinin özgün nedenlerini inceleyen hiç bir eleştirel analiz yapılmadı. Elinizdeki kitap, Ekim 1912’den Temmuz 1913’e değin Osmanlı ordusunun harekatını inceleyerek bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor….” ifadesini okuyunca yukarıda söz ettiğimiz Türk Askeri tarihçisi Kurmay Yarbay Mehmet Nihat Bey’in adının ve eserlerinin seçilmiş kaynakçalarda ve notlar bölümünde adına rastlayamamaktayız. Ancak Erickson kitabının kaynakçasında, Makedonya Harekatını konu alan V. bölümünde 487. sayfasında 31 nolu notta Sayın Mareşal Fevzi Çakmak’a  atıfta bulunmuştur. Bu tek tesellimiz olmuş, Sayın Erickson’un Genelkurmay Başkanlığının güncellenmiş Balkan Harbiyle ilgili yayınlarından sık sık alıntı yapması, dolaylı olarak onun Bursalı Mehmet Nihat Bey eserlerinden yararlanma olanaklarını kendilerine sunmuştur. Çünkü bu konuyu elen alan tüm Genelkurmay kaynaklı eserlerin kaynakça bölümlerinde Mehmet Nihat ‘ın adını görmekteyiz. Onlarca örnekten bir tanesini okuyucularımıza sunuyoruz: TSK. Tarihi Osmanlı Devri Balkan Harbi 2. Cilt 2. Kısım 2. Kitap Şark Ordusu 2. Çatalca Muharebesi Şarköy Çıkarması Biblioğrafya ( 32. sırada) Mehmet Nihat Balkan Harbinde Çatalca Muharebeleri. 

    Sayın Erickson’u değerli kitabından dolayı kutlarken, bu konuda ondan evvel yazılmış iki değerli eseri ve yazarlarını da hatırlayarak ve hatırlatarak bir nebze de olsa vefa borcumuzu ödemeye çalıştık. Sevgi ve saygılarımızla


                        ECEABAT YEREL TARİH GRUBU’ndan
Şahin ALDOÐAN                                                Selim MERİÇ
Em. Dz. Sb.                                                      Em. Öğretmen

 

Bir cevap yazın