Çanakkale Savaşı

Tarih: 23/05/2015   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 6677

Çanakkale savaşlarında Türk hastanelerinin 1864 Cenevre Sözleşmesine daha sonra yenilenen 1906 Cenevre Sözleşmesi’nin insani prensiplerle ilgili bölümlerinde belirtilen, Kızılhaç ve Kızılay Bayraklarının çekilmesiyle ilgili bölümlerinde belirtilen hükümlerine beyaz zemin üzerine kırmızı hilalden oluşan bayrak çekildi. Bu anlaşmalara göre bu tür sağlık kuruluşlara asla saldırı olmayacak personel ve araçları alıkoymayacaktı.
Fakat savaş içinde müttefiklerin bu kurallara uyulmadığı görülmüştür. Savaş sonuna kadar çeşitli hastaneler sargı mahalleri sahra hastaneleri hastane gemileri bombalandığı sıkça rastlanmaktadır. Muharebe gemileri, hastaneleri veya yaralıları taşıyan askerlerle araçları bombalamakta tereddüt etmiyorlardı. Nitekim bu gemiler, 1 Mayıs 1915’te Eceabat’ta 2.500 yaralıyı barındırmakta olan hastaneyi topa tutarak yıkmış ve içlerindeki 2 İngiliz tutsak ağır yaralı er de, dâhil olmak üzere, pek çoğunun ölümüne neden olmuşlardı. (M.O.Y.)

 

Gerek karadaki hastanelerin gerekse denizdeki hastane gemi veya bu gemilere ve de karada yaralı  ve hasta taşıyan  ambulans görevi yapan arabalara 1864 Cenevre Sözleşmesine  daha sonra yenilenen 1906 Cenevre Sözleşmesi’nin insani prensiplerle ilgili bölümlerinde belirtilen, Kızılhaç ve Kızılay Bayraklarının çekilmesiyle ilgili  bölümlerinde belirtilen  hükümlerine uygun olarak çekildi.beyaz zemin üzerine kırmızı hilalden oluşan bayrak 6 Temmuz 1906 tarihli Cenevre Sözleşmesindeki hasta ve yaralıların iyileştirilmesine yönelik hükümlerin muhtevasına uygundu. Osmanlı devleti bu hükümlere uyacağını ancak Kızılhaç bayrağı yerine Kızılay Bayrağı çekeceğini bildirdi.       Daha sonra bu hükümler 18 Ekim 1907 tarihli Lahey Sözleşmesinde de tekrarlandı bu anlaşmalara göre bu tür sağlık kuruluşlara asla saldırı olmayacak personel ve araçları alıkoymayacaktı.

Fakat  savaş içinde  bu kurallara uyulmadığı görülmüştür. Savaş sonuna kadar çeşitli hastaneler sargı mahalleri sahra hastaneleri hastane gemileri bombalandığı sıkça rastlanmaktadır.19 tümen kurmay başkanı İzzettin (Çalışlar) 23 Nisan 1915 günü hatıra defterine şu notu düşecektir.

      “Öğle üzeri 3 düşman tayyaresi Maydos üzerine 9 bomba atmıştır. Askerden 5 şehit, 9 yaralı,   ahaliden (Hıristiyan) 10 telef, 9 mecruh (yaralı) olmuştur. Tayyarelere top atışı icra edildiyse de isabet ettirilemedi.”[1]

 

 

Çanakkale-Seyyar Bir Hastaneye Atılan Top Mermisi

Muharebe gemileri, hastaneleri veya yaralıları taşıyan askerlerle araçları bombalamakta  tereddüt etmiyorlardı. Nitekim, bu gemiler, 1 Mayıs 1915’te Eceabat’ta 2.500 yaralıyı barındırmakta olan hastaneyi topa tutarak yıkmış ve içlerindeki 2 İngiliz tutsak ağır yaralı er de, dahil olmak üzere, pek çoğunun ölümüne neden olmuşlardı. 

Çanakkale’de Türkler Tarafından Tedavi Edilen İngiliz Esirler

Uluslararası anlaşmalara rağmen özellikle savaş bölgesinde (Çanakkale'de) birçok yer uluslararası anlaşmalara aykırı bir şekilde bombalanmıştır. “Maydos (günümüz Eceabat) hastanesi düşman bombardımanıyla yanıp maamafif (bununla beraber)  50 zabit ve 2500 mecruh (yaralı)  ihtiraktan (tutuşup yanmadan) evvel kurtarılmaya muvaffak olunduğu gibi bir kısmının Kilitbahir tarikiyle (yoluyla) Kale-i Sultaniye'ye (Çanakkale'ye) alındığı ve maa-t-teessüf (ne yazık ki) kalmaya gayr-i muktedir bazı mecruhların (yaralıların) yandıkları ve bil-cümle kuyudat (resmi evraklar) ile malzemenin zıy'a (yitirilme) uğradığı... kayıtlara geçmiştir. Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) Kale-i Sultaniye (Çanakkale) Erkekler Merkezi 30 Nisan 1915 tarihinde Dersaadet (İstanbul) Hilal-i Ahmer Cemiyeti'ne gönderdiği yazıda Eceabat'a yapılan bombardımandan ve bunun sonuçlarından bahsetmiştir. Dün düşman, derununda (içinde) binlerce masum biçareganın iskan edildiği Maydos (Eceabat) kasabasının Muarız (Saroz) körfezinden şiddetli bombardıman edildiği ve ilk güllelerin Hilal-i Ahmer bayrağı hamil (taşıyan) hastane-i askeriye (askeri hastaneye) sükut eyleyerek (düşerek) yüzlerce biçaregan mecruhin (yaralı) ile henüz adetleri malum olamayan (sayıları bilinmeyen) ve fakat yüzlere belağ (erişen) olduğu tahmin edilen çoluk çocuğun vefatına sebebiyet vermiştir. Hastane mevkii şehrin garp (batı) istikametinde ve haric-i şehirde (şehir dışında) bulunmasına nazaran düşmanın bu hareketi kasten ihtiyar eylemiş (seçmiş) safvet-i medeniye ile (medeniyetle) gayr-i kabil tevfik (uygun olmayan) ve ... hunhuraneden (zalimlikten) ibaret olmağla bura Hilal-i Ahmer, teşebbüsat-ı mezkure-i gaddaraneyi (gaddar teşebbüsü) protesto eylemek üzere ve ....-i nezaretpenahilerine müracaatı medar-ı iftihar bulur... diyerek hastanenin kasten bombalandığından bunun protesto edilmesini istemiştir.

2 Mayıs 1915: İkdam gazetesindeki “Mühim Haberler” kısmında, İngilizlerin Çanakkale”ye son saldırı sırasında 2 liva generali kaybettikleri bildirilmektedir. “Kahramanlarımızın Mukavemeti Deliranesi” başlıklı yazıda, (Kale 17 nisan) düşmanın hiçbir ilerleme kaydedemediği, sahilde durmaya çalıştığı kaydedilerek, bugün Seddü1bahir°de mavna ile kaçan düşmanın birçoğunun batırıldığı, korumaya çalışan düşman gemilerinin isabet alarak çekilmek zorunda kaldıkları ve bir uçağımızın birçok defa düşman gemilerini bombaladığı belirtilmektedir. “Düşman Tayyarelerinin Alçakça Tecavüzü” başlıklı yazıda, düşman uçaklarının Maydos üzerinde uçarak şehri ve bil hassa Hilali Ahmer işaretli hastaneyi bombaladığı bildirilmektedir.

Çanakkale-Bombalanan Bir Hastanenin İç Tahribatından Bir Örnek[2]

3 Temmuz 1915: İkdam gazetesindeki Tebliği Resrni'de Anburnu”nda 18 haziranda birçok nakliye gemisinin yaralı taşıdığı, üzerlerinde hastane gemisi işareti olmamasına rağmen bunlara ateş açılmadığı,

7 Temmuz 1915: İkdam gazetesindeki Tebliği Resmi”de siper muharebelerinin bizim lehimize geliştiği, Anadolu bataryalarımızın ateşlerinin Seddülbahirdeki düşman ordugahlarında yangına sebep olduğu, uçaklarımızın düşman kıtaatını başarıyla bombaladığı, bir düşman monitörünün hastane gemisini kendine siper edinerek kara mevzilerimize ateş açtığı bildirilmektedir.

8 Temmuz 1915: İkdam “Düşmanların Küçüklüğü” başlıklı yazıda, dünkü hastane gemisi arkasına saklanıp ateş açan düşman monitöründen bahisle, düşmanın Türklerin şefkat ve alicenaplığından istifade edecek derecede alçalıp küçüldükleri ifade edilmektedir.

27 Temmuz 1915: İkdam akşam üstü düşman uçaklarının Hilal-i Ahmer Halil Paşa hastanesini hastane işareti görüldüğü halde bombaladıkları bildirilmektedir. “

5 Ağustos 1915: İkdam bir düşman uçağının Kumkale”nin güneyindeki Ezine hastanesini bombalayıp biryaralınıp ölümüne yol açtığı bildirilmektedir. “Düşmanlarımızın Ahdı Şeşkinliği” başlıklı habere göre, (Berlin 3 ağustos) bir Alman gazetesi Osmanlı hükumetinin müttefikleri Kızılhaç gemilerini kendilerine kalkan etmek ve kızılay gemilerini vuımakla suçlayıp ABD vasıtasıyla protesto ettiğini, İngilterenin de hastane gemilerini asker naklinde kullandığında bunları vurmak zorunda kaldığını söylemektedir. Gazete bunu yalanlamakta ve böyle bir şey olsa ABD’nin bundan haberi olacağını belirtmektedir.

6 Ağustos 1915: İkdam  Kilitbahir civarında etrafı Hilal-i Ahmer bayraklarıyla çevrili olmasına rağmen bir hastanemizin düşman uçaklarınca bombalandığı, 4 yaralının şehit olup, 14 kişinin yaralandığı bildirilmektedir.

12 Ağustos: İkdam Galata koyundaki Hilal-i Ahmer işaretli bir hastanemize bir düşman uçağının bomba attığı ve bir askerimizin ölümüyle üçünün de yaralanmasına sebep olduğu bildirilmektedir.

15 Ağustos 1915: İkdam düşman uçaklarının 31 Temmuz sabahı ve akşamı Hilal-ı Ahmer işaretli hastanelerimize 12 bomba atıp 3 askerimizin yeniden yaralanmasına sebep olduğu bildirilmektedir.

21 Eylül 1915: ikdam  bir düşman uçağının Değirmenburun önündeki hastane gemimize bomba attığı, düşmanın hastane gemilerini asker sevki ve direklerinde gözetleme eri bulundurarak suistimal ettiği bildirilmektedir.

24 Eylül 1915: İkdam bir düşman uçağının 8 Eylülde Çanakkale’de askeri merkez hastanesine işaretli olduğu halde bomba attığı fakat bir hasar veremediği bildirilmektedir.

Bunun gibi birçok bombalanma vakası bulunmaktadır. Burada hepsini dile getirmek yerine Türk askerlerinin bu durum karşısında yaptıkları bizleri şaşırtmaktadır. 24 Eylül İkdam gazetesinde çıkan bir haberde şu satırlar yer alıyordu.

“Türkler Mertcesine Harbediyorlar” başlıklı haberde, Londra”da neşredilen Şarkı Karib adlı risalenin Mısır”daki muhabiri oraya gelen müttefik asker lerinin ittifakla Türklerin kahramanlık, besalet, cesaret ve insanlığından bahsettiklerini bildirmektedir. Bu askerlerin anlattıkları olaylar da bunu teyid etmektedir. Birisi yaralı ve ölüler için akdedilen mütarekede tarafların birbirleri ile musafaha etmeleri ve düşmana ait olan bir şeyi yanlışlıkla alan Türk askerini subayının azarlayıp eşyayı iade ettirmesi, diğeri de düşman hastanesi yakınına düşen bir top mermisinden üzülen Türk kumandanının özür mesajı yollamasıdır.

Sydney Moseley Türklerin bu şekilde davranmasından ötürü Türk askerlerinin merhametli olduğundan bahsetmektedir. “Türkler bu konuda oldukça iyi bir oyun oynamıştır. Örneğin askerlerimizden bir kısmı suya gittikleri zaman genellikle vuruluyorlardı. ( subayın kasdı avcı askerlerdir) fakat bu yerlerdeki sağlık memurları fütursuzca gezebiliyorlardı. Ve bazıları siperlerde yaralıları tedavi edebiliyorlardı. Fakat kendisini göstermeye cesaret eden askerler anında vuruluyor. Bir aptal askerimiz kalbinden, diğer biri de omzundan yaralandı. Bununla birlikte bu avcıyı yok etmek gereği ortaya çıktı. Ve görevi yerine getirmeye bir doktor üstlendi. Doktor hareket etmeye girişir girişmez vurulup yaralandı. Fakat yaralının doktor olduğunu anlayan avcı ikinci kez ateş etmedi. Ve öylelikle görevini hakkıyla yaptı diyordu.”[3]

Bombardımanlara iki doktorumuz da şahit olmuştur. Bunlardan biri Eceabat hastanesi doktorlarından Yüzbaşı Operatör Doktor Ömer Vasfi ve diğeri Gelibolu hastanesi doktorlarından Talha Yusuf Beydir. Ömer Vasfi bey Eceabat Bombardımanını şöyle anlatıyor:

“Çanakkale  Savaşı’nda  Mükellef  (Yükümlü)  Yüzbaşı  Operatör  Doktor Ömer Vasfi: Eceabat,  Harekât  Merkezi  olması  sebebiyle,  şehrin  küçük  hastanesi de birdenbire ehemmiyet kazanmış ve tamamen askerî idare altına alınarak organize  edilmişti.  Vazifem,  9’uncu  Tümenin  Seyyar  Hastanesi operatörlüğüydü.  Fakat  geçici  olarak  Çanakkale  Merkez  Hastanesinde çalıştırılıyordum. Harbin  fiilen  başlaması  üzerine  beni  de  derhâl  Eceabat  hastanesine gönderdiler.  Hastanede,  istihkâm  cephaneliklerinin  patlamasıyla  meydana gelen elli kadar ağır yaralı ile karşılaştım. Balkan Harbi’nde merhum operatör Cemil Paşa’nın yanında çalışmış bulunduğum için şaşırmadan işe koyuldum. Bombalar  Patlamaya  Başladı:  Bir  gün  öğleden  sonra  uçaklar  gene dolaşmaya  başladılar.  Asker  ve  ahali  normal  olarak  seyre  dalmıştı. Birdenbire,  şehirde  o  ana  kadar  seslerini  işitmediğimiz  müthiş  gürültülerle bombalar  patlamaya  başladı.  Şehirde  yanan  ve  yıkılan  evlerden  feryat yükseliyor, sokaklarda parçalanmış cesetler, ağır yaralı çocuk ve kadınlarla erkekler,  kanlar  içinde  yatıyordu.  Bu  korkunç  manzara  karşısında,  kestirme yollardan  dolaşarak  hastaneye  koştum.    Yaralılar  gelmeye  başlamıştı. Yaralıların çoğu yerli rum ahalisinden idi. Askerden yaralı ve zayiat pek azdı. Getirilen yaralılar arasında heykel gibi vücudu, göğsüne kadar uzanan kara sakalı  ile  şehrin  metrapoliti  de  vardı.  Bombardımanın  ertesi günü  Kolordu Kumandanı Esat Paşa ve Sıhhi Müşavir İbrahim Tali, kalabalık bir heyet ile Eceabat’a gelip yaralıları ziyaret ettiler. Metropolit ile Esad paşa, uzun boylu Rumca  görüştüler.  Metropolit  ellerini  kaldırarak  teşekkür  ediyor,  Rumca dualar okuyordu. Metropolit  ertesi  gün  öldü.  Bombardıman  henüz  bitmeden  bir  bölük askerin “Annem beni yetiştirdi, bu ellere yolladı” şarkısını söyleyerek şehrin sokaklarından  arslanlar  gibi  geçişleri,  en  korkakların  bile  maneviyatını yükseltiyor,  gönüllere  teselli  veriyordu.  Böyle  korkunç  bir  zamanda,  bu azametli  yürüyüşün  unutulmaz  hatırasını  hâlâ  yaşamaktayım.  Silahsız  ve askeri olmayan bir şehre yapılan bu vahşiyane taarruz, protesto edildi. Beş on gün sonra tabiî hâl geri gelir gibi oldu. Olanca öğüt ve ısrarlara rağmen Rum ahali şehri terk etmeyi reddetti. Derken  nisan  haftasının  bir  sabahında,  düşman  kıtaları  sahile çıkarılmaya  başlanmıştı.  İşte  bu  çıkarma  hareketinden  bir  hafta  sonra Eceabat donanma ateşiyle bombardıman edildi. İkinci Bombardıman: Olay özetle şöyle olmuştu: Düşman donanması hergün  Arıburnu  açıklarından  aşırtma  atışlarla    Nara  Burnu,  Çanakkale  ve Akbaş mevkii arasındaki deniz ulaştırma bölgesini ateş altına alıyordu. Buna karşı  Barbaros  ve  Turgut  Reis  zırhlılarımız  da  hastane  önündeki  sahile yanaşarak,  Arıburnu’na  aşırtma  mermi  atıyor  ve  bir  iki  salvodan  sonra Naraburnu  arkasına  çekiliyorlardı.  Balon  ve  uçaklarla  zırhlılarımızı  gören düşman,  onları  aşırtma  mermi  yağmuruna  tutuyorlardı.  Bu  ateş  karşısında zırhlılarımızı  geri  çekmekten  başka  çare  kalmıyordu.  Yaralı  adedi  binleri çoktan  aşmıştı.,  aralarında  İngilizler,  Yeni  Zelandalılar  ve  Avustralyalılar vardı.  Hastane  çoktan  dolduğu  gibi,  şehir  baştan  başa  hastane  olmuş denebilirdi. Şehrin, hertürlü uluslararası işaretleri açıkça görülen hastanenin, bombardıman  edileceği  hatırımıza  gelmiyordu.  Fakat  bu  kanaatımız  uzun sürmedi,  bir  gün  mermiler  kısa  düşmeye  başladı.  Eceabat  endirekt  atışla bombardıman  ediliyordu.  Bu  sırada  ameliyathanede  bir  ere  ameliyat yapıyordum.  Boynundan  yaralanan  askerin  hançeresi  tıkanmış,  nefes alamıyordu.  Ameliyat  bitmek  üzere  iken  yakınımızda  müthiş  gürültü  ile  bir mermi  patlayıverdi.  Hastane  derhâl  yanmaya  başlamıştı.  Mermi  eczaneye düştüğünden o sıralarda  tekalüf-i harbiye (harp sırasında toplanan vergi) ile topladığımız  çokça  alkol  de  parlamıştı.  Yaralıların,  personelin  feryat  ve kaçışları,  yangının  her  tarafa  sıçraması  karşısında  şaşırmış  kalmıştım. Kendimi  dışarıya  zor  attım.  Manzara  korkunçtu;  birçok  yaralı,  aralarında düşman  askerleri  de  olduğu  hâlde,  hastanenin  demir  parmaklıklarına takılarak  kebap  oluyorlardı.  Yerlerde  sürünerek  canlarını  kurtarmaya çalışanlar  da  çoktu.  Hastane  personeli  dağılmıştı.  Ne  yapabileceğimi düşünürken yanıbaşımda patlayan bir merminin çıkardığı kum sağanağının tesiri  ile  yere  yuvarlandım.  Güçlükle ayağa kalkarak şehre doğru koşmaya başladım. Sokaklar asker, kadın, erkek, çocuk, yaralı ve ölüleriyle doluydu. Bu gürültüde sağlık yardımı diye bir şey yoktu.”

Karşımızdaki bu kuvvetler Türk askerinin merhametini her fırsatta kullanmışlardır. Çanakkale’de savaşan daha sonrasında Filistin cephesine de giden Mülazım Mehmet Sinan düşman kuvvetlerinin bu fırsatçılığına - Avrupalının “Truva” sevdasına- bizzat şahit olmuştur.

“Bir aralık arkamdan Ali İhsanın sesini işittim. Yanında yaveri Kurtcebe ile Erkân-ı harb Kenan Bey ve emir zabitleri vardı. Eliyle İn­gilizlerin sağ gerisinde merkeze yakın bir yerde kurulmuş olan hastane çadırlarını göstererek yüksek sesle bize;

-Topçular su çadırları şimdi ateş altına alınız!., emrini vererek yanı­mızdan ayrıldı ve cephe boyunca yürüyüşüne devam etmişti.

Bu emri aldıktan sonra yan yana bulunduğum Ragıp Bey'le birbiri­mizin yüzüne bakıyor ve üzerinde Salîb-i Ahmer dalgalanan hastane ça­dırları nasıl bombardıman edilir diyorduk, birbirimize istifhamla bakı­yorduk. Fakat öyle anlarda kat'î emir geri kalır mı? Hemen beklemeden aldığımız emri yerine getirmek için yedi binden ateş açtık. İlk mermi hedef üzerinde idi. Açıktan yapılan bu endâhatta yan tashîhatını nişan­cı neferleri yapıyor, edilen grup ateşlerinden çadırın biri parçalanmış bulunuyordu. Ne gariptir ki paralanan bu çadır içinden çığ gibi silahlı harp askeri çıkmasın mı?”[4]

Çanakkale Zaferi’nin; düşmanın bu her türlü azametine rağmen kazanılmasını yine en güzel şekilde tasvir 1. Cihan Harbinin bu en en kanlı muharebesini yaşayıp-gören, Mülazım Mehmet Sinan’ın kıymetli sözleri oluyor: Bununla beraber büyük fedakârlıklar mukabili çıkan bu kuvvet­ler, yerlerinde çivi gibi çakılıp kalmış ve bundan sonra, beşer havsa­lasına ve harp fenninin en son teknik çerçevesi içine sığmayan Türk, Çanakkale'nin müdafaasına başlamış bulunmakta idi.

Hem öyle bir müdafaa ki düşman her bakımdan, top, tüfenk, cep­hane ve her nevi malzeme, ikmal, iaşe, eczâ-i hastane gibi harbin ana kuvvetlerini teşkil eden bütün vasıtalarda bizden üstün!...”Düşman kuvvetlerinin bu üstünlüğü bir yerde psikolojik üstünlüğe dönüşmüşse de Türk askerinin manevi derinliği ve uğruna canını koymak istediği mukaddesatı oldukça fazla idi.[5]

 

 

[1] Çanakkale Deniz Savaşları 1915, syf. 269

[2] BOA,DH, EUM, 3.Şb., D.13, V.85 (www.haberturk.com Erişim:22 Ocak 2013)

[3] Burhan Sayılır. Çanakkale: Ümitler, Yanılgılar, Gerçekler, s.85

[4] Mülazım Mehmet Sinan-Harp Hatıralarım.Vadi Yayınları 2006 Syf. 140

[5] Mülazım Mehmet Sinan a.g.e s. 17

 


  6677 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

5876_Osman Koç 29-05-2015, 09:07:31
Sevgili Onur, makalenizi okudum, istifade ettim. Devamını diliyorum. Lakin benzer konudaki pek çok makalede olduğu gibi bu makalede de Zığındere Sargıyeri'nin 28 Haziran 1915'te düşman bombardımanına uğradığına ve orada tedavi gören binlerce Türk'ün ve İngiliz'in katledildiğine dair bir bilgi göremedim. Şahsi araştırmalarımda da Zığındere'de sargıyeri olduğuna ve 28 Haziran 1915 günü saldırıya uğradığına dair (sargıyerinin önündeki kitabeden gayri) bir kayda ya da bilgiye rastlamadım. Bir kaç yaralının ölümüyle sonuçlanan bombardımanı şiddetle protesto eden ve nota veren Osmanlı Hükümeti'nin Zığındere'de binlerce yaralının katledilmesine sessiz kalmayacağı düşüncesindeyim. Dolayısıyla Zığındere'de bir sargıyeri olduğuna ve bu sargıyerinin 28 Haziran'da saldırıya uğradığına dair henüz ispat edilememiş konu hakkında araştırmaların var ise paylaşmanı arzu ederim. Selam ile...
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

17/12/2017 - 12:41 Gelibolu Yarımadasında Kaybolan Şehitlik ve Anıtlar (Mustafa Onur Yurdal)

08/12/2017 - 19:02 Tarih dergilerinde Kudüs 100.Yıl Dosyaları

04/12/2017 - 12:16 Topyekûn Harp Erich von Ludendorff, Erhan Çifci (ed.), Çev. Aynur Onur Çifci-Erhan Çifci (Zafer Efe)

22/11/2017 - 03:49 Üç Mermi İle Bir Defter - Çanakkale’de Yedek Subay Bir Mühendisin Hikayesi (Mustafa Onur Yurdal)

07/11/2017 - 18:30 Pomakların Çanakkale Ağıdı - Pesna (Ömer Arslan)

30/10/2017 - 18:41 25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )

17/10/2017 - 11:31 Prof. Dr. Christopher Bell'in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)