GELİBOLU’YU ANLAMAK

Balkan Savaşları

Balkan Savaşları’nda Seferberlik ve Seferberliğin Uygulanabilirliği (İsmail Pehlivan)

Seferberlik anlam itibariyle bir devletin bütün maddi ve manevi imkanlarını, kaynaklarını savaşın doğrultusunda kullanmasıdır. İyi tatbik edilen seferberlik planları savaşın masa başında kazanılmasını bile sağlayabilir. Fakat Balkan Savaşları’nda gerçekleşen seferberlik planı savaşın bir nevi daha masa başında kaybedilmesine sebep oldu.

I. Balkan Savaşı (İsmail Pehlivan)

Balkanlardaki siyasal sıkıntının büyümesi üzerine Osmanlı’nın Balkan devletlerini yenebileceğini düşünen Rusya ve Avusturya tüm Avrupa ülkeleri adına bir bildiri yayınlayarak; Osmanlı ile Balkan devletleri arasında çıkacak olan savaşın sonucunda Rumeli’de herhangi bir sınır değişikliğini kabul etmeyeceklerini ve Balkanlar’daki statükonun aynen korunacağını bildirdiler. Peki korundu mu? Kocaman bir hayır. Zaten bu bildiri Osmanlı’nın Balkan devletlerini yenebileceği ve tekrardan kaybettiği toprakları kazanacağı endişesinden doğmuştur. Bu endişenin kanıtı ise savaşın Balkan devletleri lehine hâl alması ve savaş sonunda Osmanlı’dan büyük miktarda toprak ele geçirmeleri sonucu bildirilerin siyasi etkinlik alanlarında kullanılmamasıdır. Osmanlı’nın Balkan topraklarını kaybetmesine göz yumulmuştur. Zira Osmanlı’nın da bu bildirileri siyasal alanda kullanacak ne bir askeri gücü vardı ne de diplomatik olarak etkinliği… (İ.P.)

Balkan Savaşları’nda Trakya ve 1912 Edeköy Katliamı-Atakan Sevgi (İsmail Pehlivan)

Balkan Savaşları, Balkan Savaşları’nda Bulgar, Sırp ve Yunan mezalimi üzerine yazılmış onlarca kitap ve makale bulunmaktadır. Fakat Balkan Savaşları’nda Trakya ve 1912 Edeköy Katliamı isimli neşriyatı diğer eserlerden farklı kılan en önemli özellik eserde 156 adet özgün görsel kullanılmasıdır. Anlatıların görsellerle desteklenmesi zihinde kalıcılığı arttırıp, düşünsel aktivitelere girilmesini sağlamaktadır. (İ.P)

Edirne Kuşatması Günlüğü – Kuşatma Altında Yaşayan Birinin Günlük Notları / R. P. Paul CHRISTOFF (Çev. Yunus Emre Kaleli)

Yaklaşık 550 yıl Osmanlı Devleti’nin elinde kalan Edirne, Osmanlı ordusunun Balkan Savaşları’nda yenilgiye uğraması üzerine kısa bir süreliğine de olsa Bulgarların işgaline uğramıştır. Değerli araştırmacı Yunus Emre Kaleli tarafından Türkçeye kazandırılan bu kitap, Edirne’nin işgal edilmesine kadar süren beş buçuk aylık kuşatmayı ve şehrin kahramanca müdafaasını konu alıyor. Kitap, Fransız yazar Paul Christoff’un, savaşın başladığı günden şehrin teslimine kadar, günü gününe tuttuğu notlardan oluşuyor. (Tanıtım Yazısından)

Balkan Savaşları Günlüğü – Boğdan Filov (Hazırlayan: Hüseyin Mevsim)

Bugüne kadar Balkan Savaşları ve yenilgilerin sebepleri üzerine pek çok kitap okudunuz, peki Osmanlı ordusunun çekildiği bu topraklarda daha sonra neler yaşandığını biliyor musunuz? Osmanlı padişahlarının inşa ettirdiği camiler, baha biçilemeyen elyazması eserler, halı, silah ve her biri birbirinden değerli, döneminin sanat zevkini yansıtan mezar taşlarının başına neler geldi?
Türkçeye ilk kez çevrilen bu günlükler ve hiçbir yerde yayımlanmamış fotoğraflar sayesinde sahipsiz Balkan topraklarında neler yaşandığını, kültürel mirasımızın nasıl yok edilerek muazzam bir medeniyetin izlerinin silinmeye çalışıldığını Balkan Savaşları Günlüğü’nde ibretle okuyacaksınız (Kitap Tanıtım Yazısından)

100. Yılında Balkan Savaşı ve Bâbıâli Baskını (Muzaffer Albayrak)

Osmanlı Devleti’nin itibarını yerle bir edecek şekilde mağlup olup Balkanlardan çekilmesine, yüz binlerce Müslüman’ın yerini yurdunu terk edip muhacir olmasına, yine yüz binlercesinin can ve malına taarruz edilmesine, namusunun, ırzının ayaklar altına alınmasına sebep olan Balkan Savaşı’nın ağır sonuçları, lâyıkıyla masaya yatırılıp, ciddi bir muhasebesi ve muhakemesi maalesef yapıl(a)mamıştır. Savaşın kaybedilmesinde siyasî ve askerî yönden suçlu ve sorumlu bulunanlar, gafleti hatta ihaneti görülenler yargılanıp hesap vermemiştir. Balkan Savaşı’ndan sonra kurulan göstermelik “özel divan-ı harpler”, savaşın komuta kademesinden -İttihat ve Terakki’ye muhalifliği bilinen- bazı kişileri yargılayıp emekliye sevk etmekle yetinmiştir.

Balkan Savaşı’nda alınan bu utanç verici mağlubiyeti hazırlayan pek çok sebep vardır. Burada bu sebeplerden bazılarına; karşılıklı suçlama ve tartışmalara neden olan, birilerinin itham edilmesine vesile kılınan, savaşın mukadderatına doğrudan tesir edenlerine değineceğiz. Bununla birlikte, zamanın iktidar mücadeleleri gereği, muhaliflerin karşılıklı olarak birbirlerine karşı yürüttükleri kampanyalar ve propagandaların bir parçası olarak uyguladıkları dezenformasyonun yıllarca ciddi tarih kitaplarında yer almış olanlarına değinerek aslında ne olduğuna bakacağız. (M.A) (Bu yazı NTV Tarih Dergisi Ekim 2012, Sayı: 45’te yayınlanan makalenin genişletilmiş halidir.)

Alahimanet Bosna (Tufan Gündüz)

1878de Avusturya idaresine bırakılmak, Boşnakların zihin dünyasını alt üst etmişti. Osmanlılar Balkanlardan çekilmekteydi ve bir Müslüman topluluk olarak Avrupanın orta yerinde savunmasız kaldıklarını düşünmekteydiler. Osmanlıların yeniden döneceklerini beklemek yüreklerine su serpiyordu aslında. Ama ya dönemezlerse? Ya geçici olarak verdikleri idareyi yeniden ele alamazlarsa? İşte o zaman şu soruları cevaplamaları gerekiyordu: Bir Boşnak için vatan neresidir? Atalarından miras kalan Bosna mı, yoksa Müslüman kimliği ile yaşayabileceği Osmanlı toprakları mı? Bu kitapta Boşnakların, göç üzerine tartışmaları, Hayal Ülkesine yolculukları, Anadolu ve Rumelideki yerleşim alanları, yeni hayatları, sevinçleri, hüzünleri, mutlulukları ve pişmanlıkları arşiv kaynaklarının ışığı altında inceleniyor.

Balkan Savaşlarında Tekirdağ’da Yaşanılan Bulgar Mezalimine Dair İbretli Bir Örnek “Kaz Vakası” (İslam Özdemir )

Yakılıp yıkılan şehirler, yağmalanan medeniyet eserleri, insanın kanını donduran katliamlar, tecavüzler, işkenceler ve bütün bunların neden olduğu göçler. Balkan Harbi denildiği vakit bu savaşın bize, milletçe yaşattığı büyük utancın yanında yukarıda zikredilen vahşet örnekleri de canlanır zihinlerimizde. Rumeli’deki beş asırlık hâkimiyetimizi yitirdiğimiz ve bir zamanlar idaremiz altında adalet içinde yaşayan milletlerin en güçsüz anımızı fırsat bilerek bizi yok etmek için başlattıkları bu haksız savaşı ve onun yaşatmış olduğu sıkıntıları değil yüzyıl, asırlar geçse de unutmamız mümkün değildir. Rumeli ile birlikte Doğu Trakya’daki en kıymetli şehirlerimizi kısa sürede kaybettiğimiz, Bulgar Ordularını İstanbul’un yanı başındaki Çatalca önlerinde zar zor durdurabildiğimiz Balkan Harbinde, düşman eline geçen her karış toprağımız tarihe utanç safhası olarak geçecek pek çok mezalime tanıklık etmiştir. (İ.Ö)

Türklerin Rumeli’ye Vedası-Ellis Ashmead-Bartlett

20. yüzyılın ilk döneminin önemli savaş muhabirlerinden olan Ellis Ashmead-Bartlett, Balkan Harbi’ni yerinde ve Osmanlı ordusu tarafından gözlemlemek üzere ülkemize gelmiş bir gazetecidir. Bu kitap, onun savaş boyunca aldığı notlar ve yaşadıklarını içeren, o günleri anlamamıza ışık tutacak nitelikte önemli bir hâtırat ve Balkan Harbi’nin 100. yılı münasebetiyle 2012 yılı içerisinde yayınlayacağımız eserlerden biridir. (Kitabın Tanıtım Yazısından)

Balkan Savaşlarının 100. Yıldönümünde Çok Önemli Bir Kitap – Abdullah Paşa’nın Balkan Harbi Hatıratı (Haz. T. Yıldırım, İ. Öztürkçü)

Osmanlı Devleti, “hürriyet, adalet, müsâvât” sloganlarının gölgesinde gerçekleşen II. Meşrutiyet’in ilanından birkaç yıl sonra kendisini bir ateş çemberinin içerisinde bulmuştur. Trablusgarp Savaşı’nın izleri henüz silinmemişken, Balkan Savaşları başlamış, onun yaralarını sarmadan da Birinci Dünya Savaşı patlak vermiştir. Yaklaşık on yıl süren bu felaket yılları toprak kaybı dışında, büyük göç ve ekonomik buhranları da beraberinde getirmiştir. Bu savaşlar içerisinde sebep ve sonuçları itibariyle en acı ve ibretli olanı Rumeli topraklarına veda ettiğimiz Balkan Savaşlardır. Ve 2012 yılı Balkan Harbi’nin 100. sene-i devriyesidir.
Balkan Harbi üzerine yazılmış mevcut kaynaklar içerisinde kanaatimizce en önemlisi Şark Ordusu Kumandanı Abdullah Paşa’nın hatıratıdır. Bu hatıratı önemli kılan sebeplerin başında, Abdullah Paşa’nın Şark Ordusu Kumandanı olarak harbin bütün safhasını yaşamış olması, bütün yazışmaları günü gününe kaydetmesi ve harbin gidişatını çok iyi okuyup üstlerini, muhtemel bir yenilgi ve hezimet konusunda uyarmış olması gelir. Fakat ordunun içinde bulunduğu maddî ve manevî zaaflar, askerin aç, susuz ve perişan bir halde oluşu, siyasî çekişmeler, ulaşım sıkıntısı, malzeme yetersizliği gibi yenilgiyi hazırlayan nedenler bu felaketi netice vermiştir.( Yazarlar )