New Page 1

New Page 1
Geliboluyu Anlamak
 
273 New Page 1
 

Çanakkale Müdâfaası Bir Gençlik Müdâfaasıdır - Çanakkale Savaşı'nda Mektepliler ( Lokman Erdemir )

17/03/2010

  

Seferberliğin ilânı ile birlikte silâhaltına davet edilen binlerce Türk genci ve yaz nedeni ile tatil olan Darülfünun (üniversite) talebeleri bulundukları yerlerdeki askerlik şubelerine başvurmuşlardır. Seferberlik ilanı memlekette yeni bir heyecan yaratmıştır. Aynı durum Balkan Muharebeleri sırasında da olmuştu. Bu sefer farklı idi binlerce vatan evladı bir an önce kayıtlarını yaparak yaptırıp vatan hizmetine koşmak istiyorlardı.

Harbiye Mektebi’nde vakit geçirilmeden başlayan başlangıçta pek sıkı olmayan yarı okul, yarı kışla eğitimi daha sonra ağırlaşmaya başlamıştır[1]. Gündüz talim yapan, gece de nazari ders gören bu gençler, kısa sürede eğitime alışmışlardır. Harbiye Mektebi’ne sadece İstanbul ve Anadolu’daki gençler koşmamış Avrupa’da üniversitelerde okuyan Türk gençleri de bir bir memlekete dönerek vatan savunmasında vazife almışlardır.[2]

  

                                Harbiye Mektebi’nde eğitim gören bir grup ihtiyat zabiti adayı

 

Hukuk Fakültesi talebesi Münim Mustafa da bu çağrıya uyup cepheye koşanlardandı. Türk Gençliği’nin sahip olduğu bu heyecanını “Bütün münevver Türk gençliği Harbiye Mektebi’ndeki ihtiyat zabit namzetleri talimgahına girmek için koşuyordu. Ne heyecan! Bütün kapılar, avlular ve koridorlar, taptaze, genç Türk çocukları ile dolu idi. Kalabalık o kadar fazla idi ki, zabitler kayıt muamelesine yetişemiyorlardı.” ifadeleri ile anlatacaktır[3].

Harbiye’de 3 aylık ihtiyat zâbitliği eğitiminin yanında, ordunun zâbit ihtiyacı Harb Okulu’nda okuyan öğrencilerden karşılanmıştır. Seferberlik ilânı ile özellikle okulun 1 ve 2. sınıf öğrencileri mezun sayılarak, 1. sınıf öğrencileri asteğmen yani ihtiyat zâbiti, 2. sınıf öğrencileri ise teğmen olarak orduda istihdam edilmişlerdir. Harbiye’ye yeni katılanlar ise, subay namzedi veya küçük ihtiyat zâbiti olarak kıtalara sevk edilmişlerdir[4].

 

              

                                                                     Eğitim gören yedek subay adayları

 

 

                                                                                                                            Servet-i Fünûn, 11 Mayıs 1916

Edirne Sutanisi'nde (Lisesi) misafir Çanakkale (Sultanisi) talebesi.

 

Askere

 

Askere alınan bu ilk üniversiteli gençler Kanal (Süveyş) Cephe’sinde ve Sarıkamış’ta istihdam edilmişlerdi. Çanakkale önlerinde düşman gemilerinin 18 Marttaki mağlubiyeti üzerine Çanakkale Boğazı’nın karadan geçilemeyeceği anlaşılmıştır. Artık yeni bir süreç başlamaktadır. Her taraftan gelen istihbarat üzerine Müttefiklerin yakın bir zamanda Çanakkale’yi karadan zorlayacakları anlaşılmıştır. Seferberliğin ilanı ile birliklte silâhaltına alınan bu gençler Çanakkale önlerine sevk edilmeye başlanmıştır. Bir taraftan da kara muharebeleri hazırlıkları çerçevesinde yeni birlikler kurulmaya başlanmıştır. Yeni kurulmakta olan birliklerin zabit (subay) ihtiyacı ise yine İstanbul ve Anadolu’daki üniversite, medrese ve lise muallim ve talebelerinin silâhaltına alınması ile karşılanmıştır.

25 Nisanda başlayan muharebeler önceki bölümde de bahsi geçtiği üzere insan öğütmeye başlamıştır. Binlerce Mehmetçik şehadet mertebesine ulaşmış, birliklerin subaylarının birçoğu da şehit olmuştur. 29-30 Nisan 1915, gecesi 5. Ordu Karargâhı’ndan Başkomutanlık Vekâleti’ne gönderilen, “Pek çok zâbitan (subay) zayiâtı vardır. Elde edilecek bilcümle zâbitan namzetlerinin ilk vasıtalarla iz’âmlarına emir buyrulması mercûdur.” şeklindeki şifreli telgraf, bu durumu açıkça göstermekte, şehit olan subayların yerlerine acil olarak diğerlerinin gönderilmesi istenmektedir[5].

5. Ordu savaşın ilerleyen zamanlarında, özellikle I. Kirte Muharebeleri ve takip eden gece taarruzlarında büyük kayıplar vermiştir. Bu muharebelerdeki zayiât 8.296 kişiyi bulmuştur. Birçok birliğin başındaki subayı şehit olmuştu. Bu durum karşısında 5 Mayısta İstanbul’a, cepheye acilen 200 subay yetiştirilmesi hususunda yeni bir rapor gönderilmiştir.  Artan asker ve özellikle subay ihtiyacı karşısında Başkomutanlık Çanakkale’ye mütemadiyen ikmâl birlikleri göndermek sorunda kalacaktır[6].

Çıkarmayı karşılayan ve düşmanın ilerlemesini saatlerce durduran bölüklerin ve takımların başlarında komutanlık yapan ihtiyat zâbitleri, yıllarca askerlik yapmış bir subay gibi, şehit olana kadar görevlerini asla ihmal etmemişlerdir. 25 Nisan sabahı Anzakları ilk karşılayan takımlardan 2. Takım Komutanı Asteğmen Muharrem Efendi ile 1. Takım Komutanı Yedek Asteğmen (Küçük İhtiyat Zâbiti) İbradalı İbrahim Hayrettin Efendi ihtiyat zâbitlerinin ordudaki önemini gösteren ilk örneklerdendir[7]. İnce ruhlu, elleri birkaç ay öncesine kadar kalem tutan bu gençler, vatan müdâfaasında aslan kesilerek, kendilerinden beklenenden daha çok hizmette bulunmuşlardır. Bu kişilerin ordudaki hizmetlerini cepheyi ziyâret edenler de takdir etmişlerdir[8].

“Karargâhlarda, komutanları ve erkân-ı harbiye reislerini ziyâret ettiğimiz vakit, ihtiyat zâbitlerinin ordumuza ne kadar faydası bulunduklarını, o incecik şehir çocuklarından, nasıl demir gibi sağlam askerler çıktığını uzun uzadıya işiteceğiz”.

Görüştüğü komutanlara ve kurmay başkanlarına, ihtiyat zâbitlerinin orduda kendilerinden beklenilen hizmeti yapıp yapmadıklarını soran Hamdullah Subhi, bunların icrâ ettiği hizmetler hakkında bir ordu komutanın cevabını şöyle nakletmektedir[9]:

                                          

                     SAS

                   İhtiyat Mülazim Sani Ahmet Nuri efendi' ye Çanakkale' de Gösterdiği Kahramanlık
                                                ve Gayretten  Dolayı Harp Madalyası Veilmesine.

 

“İhtiyat zâbitlerinden son derece memnunuz. Ordumuza, pek büyük bir yardım getirdiler. Onların müşkül addedilen yerlerde vazifelerini hakiki askerlere layık bir dürüstlük, bir kahramanlıkla îfa ettiklerini gördük. Kendilerine emanet ettiğimiz vazifede o kadar yararlılık gösterdiler ki, bundan dolayı haklarında ne kadar memnuniyet göstersek yeridir. Zaten bugünkü muharebenin nasıl bir ehemmiyete malik olduğu, kaybedersek bu mağlubiyetin ne gibi akıbetleri davet edeceğini pek güzel idrak eden gençlerden başka ne beklenebilirdi ki?.. Şimdiki muharebemizin, dünkü muharebeden niçin bu kadar farklı olduğunu düşündüğünüz vakit, araya ihtiyat zâbitlerinin hizmetini de katmak icap eder…”

 

Yeni birliklerin zâbit ihtiyacı, başlangıçta üniversite (mekteb-i âli) talebelerinden karşılanırken buna daha sonra kanun gereği hizmet-i maksûreye (kısa dönem) tâbi bütün efrâd da dâhil edilmiştir. 18 Mart Zaferi’nden sonra, beklenen bir çıkarmaya karşı hazırlıklara hız verilmiş, bu çerçevede mekteb-i âli (üniversite) talebeleri ile birlikte hizmet-i maksûreye tabi olan 1303 [1887] doğumlulardan 1285’ine [1879] kadar mekteb-i sultânî (lise ve dengi) yedi senelik idâdi-i resmîye veya husûsi ecnebiye mektepleri mezunları ile yukarıda belirtildiği üzere mekteb-i âliye ve hususiye ve ecnebiyye müdâvimleri ve “asker alma kanunu sabıkınca” altıncı sene imtihanlarını vermiş talebe-i ulûmun (medrese talebeleri) çıkarılan bir kanûn-u muvakkatla ihtiyat zâbiti veya küçük ihtiyat zâbiti yetiştirilmek üzere hizmet-i maksûreye tâbi tutulacağı, 16 Mart 1331 [26 Mart 1915] tarihinde Sultan Ahmet Askerlik Şubesi’nin ilânlarından anlaşılmaktadır­[10].

Yukarıda da belirtildiği üzere, seferberlik ilânı ile birlikte medreselerin yüksek derecedeki kısımlarında okuyanlar da silâhaltına alınmıştır. Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye Medresesi yoklama defterindeki kayıtlar diğer medrese talebelerinin askere alındığını ve bu nedenle eğitimin diğer medreselerde de durma noktasına geldiğini göstermesi bakımından önemlidir[11]                 

Çanakkale insan öğütmektedir. Cephenin taviyesi gerekmektedir. Listedeki talebelerden bir kaçının karşısına askere gitmiştir ibaresi bulunmaktadır. 5. satırda ise talebenin isminin karşısında gönüllü olarak askere gittiği belirtilmiştir. Bu kişinin tabiiyeti Rusya’ya bağlı Dağıstan olması manidardır

 

MDA Sahn 2293

Bayezid Medresesi Kısm-ı Ali 1. Sınıf 1. Şube talebesi mevcudu.

                       

 

Bu medresenin yoklama defterinin 15 Kanunuevvel 1330 [28 Aralık 1914] tarihinde başlayan haftanın yoklama listesinde 31 kişinin ismi bulunmaktadır. Bunlardan 4 ismin mülahazalar kısmına “Askere gitmiştir.” ibaresi konmuştur. Aynı defterin 20 Kanunuevvel 1330  [2 Ocak 1915] Cumartesi tarihi ile başlayan haftanın yoklama listesinde ise 27 kişi kalmış, yine bu listede 4 ismin karşısına da asker ifadesini karşılayan “ع” harfi konarak bu kişilerin askerde olduğu belirtilmek istenmiştir. 27 Kanunuevvel 1330  [9 Ocak 1915]  tarihiyle başlayan bir sonraki hafta listede 23 kişi kalmıştır. Defterdeki liste mevcudu, mütaakip haftalarda azalmaya devam edecektir. Bu da göstermektedir ki, Çanakkale’de kara muharebelerinin öncesinde muhtemel bir harekât için Osmanlı Devleti yeni kıtalar ve birlikler oluşturmaya devam etmektedir. Silâhaltına alınan bu gençlerin eğitimlerinin başlamasından birkaç ay sonra 25 Nisan sabahı kıyamet kopmuştur. Devamlı artan zayiat karşısında cepheden devamlı takviye birlikler istendiği birçok belgeden anlaşılmaktadır.

Çanakkale insan öğütmektedir. Cephenin takviyesi gerekmektedir. Erler yanında en çok takviye ise askeri yönetecek subay ihtiyacında olmuştur. Müttefiklerin Gelibolu Yarımadası’ndan çekilmeyi planladığı 1915’in Aralık ayına gelindiğinde yukarıda zikredilen medresenin 2 Kânunuevvel 1331 [15 Aralık 1915] tarihi haftasının yoklama listesinde 11 öğrenci kalmıştır. Bu da göstermektedir ki, başlangıçta 31 kişilik olan listenin 20’si silâhaltına alınmıştır. Aynı zamanda diğer bir önemli husus ise bu listede de 9 ismin karşısında “Asker”

                             

 

 10. sınıf talebesinden bedeni askerliğe elverişli olanların ihtiyat zabiti olarak yetiştirilmesine dair belge.  Maarif Nezâreti Heyet-i Teftişiye Dairesi,

 

 “1313 tevellütlülerden ve iş bu sene ile andan evvelki seneler tevellütlülerinin terk-i tahsîl etmiş bulunanlar hizmet-i maksura ile celb ve istihdam edilecekleri hakkında kanun-ı muvakkat suretidir.

Birinci madde:

Mükellefiyet-i askeriye kanun u muvakkatinin kırk ikinci maddesindeki evsaf ve şerâiti hâiz ve ya derece-i tahsîl itibari ile şerâit-i mezkureyi ihraz için daha bir seneye muhtâç bulunan ve teşkilât-ı bedeniyeleri askerliğe everişli olan üç yüz on üç senesi tevellütlülerden tahsile müdâvim bulunanların gösterecekleri liyâkatlere göre ihtiyât zâbiti ve ya ihtiyât küçük zâbiti olarak yetiştirilmek içün celb ve istihdâmlarıyla Harbiye Nezâreti mezundur. …”

BOA, MF. HTF, 3/34-1.

 

ifadesi vardır. Ertesi haftada listede yalnızca 2 kişi kalmıştır. Hâlbuki Aralık 1915 Çanakkale Savaşları’nın fiili olarak bittiği, İngiliz Hükümeti’nin çekilme planları yaptığı dönemdir ve muharebeler fiilen durmuştur.

                                   

Galatasarayı Sultani Müdüriyeti’ne Nezaret-i Celile’den emrolunmuştur.20 Haziran 1331

 

Mekteb-i Sultani talebesinden hizmet-i askeriyeye davet edilecek olanlardan ikmale kalmış olanlarİmtihan-ı umumilerin hitamından itibaren bir hafta zarfında ikmal imtihanlarının icrası mukteza olmakla ol-babda..

 

Diğer medreselerin künye ve yoklama defterleri memleketin her bir yanından cepheye vatan ve dinin muhafazası için Mehmetçik’in koştuğunu göstermektedir. Bayezid Medresesi Kısm-ı Âlî 1. Sınıf 1. Şube’nin talebe künyesini gösteren defterdeki kayıtlar, seferin başlangıcından itibaren özellikle Çanakkale Savaşları’nda düşmana karşı muharebe eden erlerin memleketleri hakkında bir fikir vermektedir. Defterde kaydı bulunan 30 kişi’den 9’u askere gitmiştir. Listede bir kısmının gönüllü gittiği anlaşılan bu talebeler Ordu, İznik gibi memleketin muhtelif bölgelerinden geldikleri gibi Bosna’dan Dağıstan’dan da gelmişlerdir. Ayrıca yukarıda da belirtildiği Dağıstan ve Bosna’dan gelen ve Osmanlı tebaasından olmayan talebeler gönüllü olarak askere gitmişlerdir. Bunlardan 1309 doğumlu Dağıstanlı Şevket Efendi bin Hacı İsa ile 1306 doğumlu Dağıstanlı Necmeddin Efendi bin Abdussamed gönüllü olarak 22 Eylül 1330’da [5 Ekim 1914] askere gittikleri mülahazalar kısmında kaydedilmiştir. Halbuki Osmanlı coğrafyasından gelen talebeler için sadece “askere gitmiştir” ibaresi kullanılmaktadır[12].

 

Yukarıdaki belgelerden de anlaşılacağı üzere ordu üniversite, lise mezunlarını ve üniversite eğitime devam edenler ile medrese talebelerinden şartları ihraz edenleri zâbit yetiştirmek üzere silâhaltına almıştır.

Pek tabii ki bu ihtiyaç, yine bu milletin sinesinden çıkan Mehmetler tarafından karşılanacaktır. Üniversitelilerin büyük bir kısmı silâhaltına alındığından sıra liselere gelmiştir. İlk önce liselerin 11. ve 12. sınıf talebeleri askere alınmıştır. Birçok lise talebesi de gönüllü olarak Çanakkale’ye gitmek için askerlik şubelerinin önlerine koşmuştur. 1915 yılı mayıs ayı sonuna gelindiğinde birçok lisenin son sınıfında öğrenci kalmamıştır.

 

            

           S. A. S

           Haydarpaşa Tren İstasyonu’nda cepheye nakledilmekte olan askerlerden bir        
          
grup trene binerken

 

 

 

 

Okul idarelerinin silâhaltına alınacak gençlerin işlemlerinde ağır davranması üzerine Maarif Nezâreti okulları uyarmak zorunda kalmıştır. 14 Eylül 1331 [27 Eylül 1915] tarihli yazı ile şartları haiz talebeden askere başvurmak isteyenlere müracaatlarında herhangi bir sıkıntı çıkarılmaması, kısa dönem asker olmak isteyen talebenin işlemlerinin derhal yapılması istenmiştir[13]. Bu ise, başlı başına Çanakkale Savaşları’nda eğitimlerine ara vererek cepheye koşan binlerce gencin vatan ve millet uğrunda canlarını verip, şehâdet mertebesine ulaştıklarının en büyük delili olsa gerek.

Cepheye gidenlerin terhisi olmayacaktır. Aksine, ihtiyacın her gün artması karşısında ikmâle kalan öğrencilerin ikmâl imtihanlarının genel imtihanların hemen akabinde, bekletilmeden bir hafta zarfında yapılmasının istendiği Galatasaray Sultanîsi Müdüriyeti’ne gönderilen 20 Haziran 1331 [3 Temmuz 1915] tarihli bir yazıdan anlaşılmaktadır[14]. Belge tarihinden de anlaşılacağı üzere Temmuz ayı muharebelerin ilk faslı olan 25 Nisan çıkarmaları ile başlayan sürecin rutinleşmeye başladığı ve şehitlerin sayısının netleştiği bir dönemdir. Birçok birlik ise komutanını kaybetmiştir.

 Çanakkale’de sonbaharla birlikte genel bir sükûnet başlamıştı. Buna karşın Ağustos sonuna kadar devam eden şiddetli muharebelerin meydana getirdiği er ve subay ihtiyacının temini için daha zamanı gelmemiş celp dönemlerini silâhaltına almak yoluna gidilecektir. Öncelikle celbi yapılacak 1312 [1896] tevellütlülerin ilk muayenesinden sonra beklenilen bir yıllık sürenin kısaltılmasına, 1313 [1897] tevellütlülerin de ilk muayene başlangıcının, 1331 senesi Kanunusâni (Ocak 1916)[15] ayı olarak kabul edilmesine karar verilmişti[16]. Bu çerçevede 1313 [1897] tevellütlülerin ilk muayeneleri, kanun gereği 1332 yılı Martında başlaması gerekirken iki ay öncesine çekilmiştir. Ayrıca 1313 [1897] tevellütlülerin silâhaltına alınması ilk muayenelerinden sonraki bekleme süresi 1312 [1896] tevellütlülerde olduğu gibi kısaltılarak gelecek Mayısta silâhaltına alınmasına karar verilmiştir. Böylece hükümet altı ay gibi kısa bir sürede iki celp dönemini silâhaltına almıştır. Bu ise binlerce yeni lise ve medrese talebesinin tahsillerini bırakarak zamanından önce, silâhaltına alınması demektir.

Mevcut kanuna göre, tahsiline devam edenlerin ihtiyat zâbiti olabilmesi için 11 ve 12. sınıf şartını taşıması gerekmektedir. 1313 [1897] doğumlulardan kısa dönem askerlik şartını haiz olmak için bir sene daha gerekli olan yani 10. sınıf talebelerinden ihtiyaç çerçevesinde vücudu askerliğe elverişli olanların göstereceği liyâkat üzerine ihtiyat zâbiti veya küçük ihtiyat zâbiti yetiştirmek üzere Harbiye Mektebi’ne alınmasına karar verilmiştir[17].

Böylece, kanun gereği liselerin 11 ve 12. sınıf talebelerine verilen bu hak, bir alt sınıfa da verilmiştir. Hâlbuki seferberliğin ilk günlerinde Mercan Sultanîsi 10. sınıfında kayıtlı İsmail Hakkı Efendi’nin kısa dönem askerlik için yaptığı başvurusu, askerlik şubesi tarafından 2 Eylül 1330 [15 Eylül 1914] tarihinde “ahz-ı asker kanunu muvakkatının 47. maddesinde sultanîlerin 12 sene olduğu, son iki senesinde okuyanların bu haktan faydalanabileceği belirtilerek geri çevrilmiştir[18].

Harbiye Nezâreti, 3 Teşrinievvel 1332 [16 Ekim 1916], tarihli kanunla 1315 [1899] tevellütlülerin de askere alınmasına karar vermiştir. Bu celp döneminde de tahsiline devam eden 10. sınıf talebelerinden fiziki yapıları müsait olanlar ihtiyat zâbiti mektebine sevk edilmişlerdir[19]. 21 Teşrinisâni 1331 [4 Aralık 1915] tarihinden 3 Teşrinievvel 1332 [16 Ekim 1916] tarihine kadar çıkarılan kanunlar ile bir yıldan daha az bir zaman zarfında şehit olanların yerlerini doldurmak için dört celp döneminin askere sevk işlemlerinden üçü bitirilirken, biri de kısa bir zaman içinde sevk edilmeyi beklemektedir.

Bununla beraber yapılan çağrılarla imam, saraç, nalbant gibi sanat sahipleri de niteliklerine göre sevk ve idarenin askerî memurluk kısımlarında istihdam edilmek üzere görevlendirilmişlerdi[20]. Zira Türk askeri Çanakkale’de vatanını savunduğu gibi, bu vatan sevgisinin kaynaklarından biri olan dîni için de muharebe etmiştir. Ayrıca pek tabiîdir ki, askerin dokuz ay müddetince maddi ihtiyaçlarının temini hususunda özen gösteren Erkân-ı Harbiye Riyaseti mânevi ihtiyaçlarını da ihmal etmeyecektir.

Gerek gazete ve dergiler, gerekse Çanakkale’de bulunmuş zâbit ve erlerin hatıralarında orduda çoğu gönüllü görev yapan imam ve müftüler askerin cesaretlendirilmesine gerek kalmadığına kanaat getirdiğinde eline silahını alıp düşmanla savaştığına dair bir çok anı vardır. İstanbul’daki hastanelerde tedavi altına alınan bir çok imam ve müftünün de bulunması bunu açıkça göstermektedir.

Mekteplerde ilim ve irfanları ile milletin, geleceğini tesis eden gençler, bu sefer savaş meydanlarında din ve vatan için, mürekkep yerine kanlarını akıtacaklardır. Birçoğu Çanakkale Cephesi’nden ancak yaralı olarak dönecektir[21]. Çanakkale’de istihdam edilen imam ve müftülerin muharebeler sırasında gösterdiği fedakârlık ve kahramanlıklarının tafsilatı ayrı bir başlık halinde verileceğinden burada bu malûmat ile yetinilmiştir.

 

Öğretmenlerin Silâhaltına Alınması

Öğrencilerin silâhaltına alınması eğitim ve öğretimin işleyişinde fazla bir sıkıntı meydana getirmemiştir. Esasında asıl sıkıntı öğretmenlerin henüz seferberliğin başlangıcında silâhaltına alınmaya başlanması ile ortaya çıkmıştır. Maarif Vekâleti müfettişlerinin teftiş raporlarından anlaşıldığı üzere, ilkokullardan bazıları öğretmenlerinin silâhaltına alınması ile kapanmak zorunda kalırken bir kısmı da birleşerek eğitim faaliyetlerine mevcut öğretmenler ile devam etmek durumunda kalmıştır. Çarşamba Sancağı’ndaki Köprü Paşa İptidâisi’nin öğretmeni[22] ile Ünye kazasındaki bazı iptidâilerin muallimlerinin silâhaltına alınması, okullarda eğitimi etkilemiştir[23].

                   

 

 Hesab ve Cebir Muallimi: Kemal Bey yeni kadrosu mevcud olup İhtiyat Zâbiti mektebindedir.

Kimya Muallimi: Avni Bey İhtiyat Zâbiti Mektebi’ndedir.

Malumat-ı Tabiiye Muallimi: Fuad Bey Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’ne tayin edilmiştir.

Riyaziye Muallimi Süleyman Sırrı Efendi İhtiyat Zâbiti Mektebi’ndedir.

Terbiye-i Bedeniyye Muallimi İsmail Hakkı Bey İhtiyat Zâbiti Mektebi’ndedir.

Kısm-ı evvel muallimi evvelî İsmail Efendi İhtiyat Zâbiti Mektebi’ndedir.

Kısm-ı evvel muallimi sanisî Rasim Bey İhtiyat Zâbiti Mektebi’ndedir.

14 Eylül 1330” BOA, MF. İMF, 42/84-2.

 

 

      Başkentte de durum bundan farklı olmamış hemen hemen bütün okullarda aynı sıkıntılar yaşanmıştır. Kabataş Sulânîsi’nin 6 Teşrinsani 1330 [19 Kasım 1914] tarihindeki teftişinde Beden Eğitimi, Hesap ve Cebir öğretmenleri ile iptidaiye kısmındaki beş muallimden ikisinin silah altında olduğu ve tayin edilmesi gereken iki muîdin tayininin yapılamamasının eğitimin düzenli bir şekilde yapılmasına engel olduğu teftiş raporlarından anlaşılmaktadır[24].

10 Teşrinisâni 1330 [23 Kasım 1914] tarihli diğer bir belgede ise, Kurban Bayramı’ndan sonra, muallimlerinden üçünün silâhaltına alınması ve mevcut olan bir muallimle de eğitimin düzenli yapılamaması nedeniyle Maarif Nezâreti’ne şifahen bildirilmek sureti ile Gelenbevî Mekteb-i Sultânîsi’nin iptidai kısmının kapatıldığı anlaşılmaktadır[25].

Seferberliğin ilânı ile silâhaltına alınan muallimlerin boşluğu, vekillerle doldurulmaya çalışılmış, Harbiye Mektebi’nde ihtiyat zâbitliği eğitiminde olan bazı muallimlerin, özel izinle mekteplerindeki vazifelerine devam etmeleri sağlanmıştır[26]. Diğer taraftan mekteb-i sultânîlerde birçok ders, muallimlerinin silah altında olması nedeniyle boş geçmiştir. 6 Teşrinisani 1330 [19 Kasım 1914] tarihli belgede Kabataş Sultânîsi’nde Terbiye-yi Bedeniye hocasının Harbiye Mektebi’nde eğitimde bulunması ve henüz yerine bir vekil tayin edilememiş olduğundan dersin boş geçtiği anlaşılmaktadır[27]. Gelenbevi Mekteb-i Sultânîsi’nin 14 mualliminden 7’si silah altında olup, birisinin de Selanik’te olmasından dolayı derslerin büyük bir kısmı boş geçmektedir. Zira 6 muallimle bütün derslerin muntazaman götürülmesi mümkün değildir[28]. Davutpaşa Mekteb-i Sultânîsi’nin 20 mualliminden 3’ü silâhaltına alınmış, 4’ü ise bedel-i nakdî vermek sureti ile görevine devam edebilmiştir[29].

Çanakkale Savaşları’nın ilk günlerinde Samsun’dan gelen telgraflardan Samsun Mekteb-i Sultânîsi’nin ulûm-u diniye (Dini ilimler) ve tabiiye (Fen ilimleri) Resim ve Riyaziye (Matematik) muallimlerinin ve bir kısım iptidâi muallim-i evvel ile muîdlerinin silah altında olması, Tarih, Coğrafya Fransızca, Almanca ve Arapça muallimleri ile muallim-i sânilerinin olmadığı ve vekil bulmakta sıkıntı çekildiği anlaşılmaktadır[30]. Vekil bulmaktaki sıkıntılardan biri de verilen maaşın az olmasıdır[31].

Eğitim-öğretim faaliyetlerinde bu tarihlerden sonra öğretmen sıkıntısı giderek artmıştır. Başta İstanbul olmak üzere memleketin birçok yerinden Maarif Nezâreti’ne öğretmen eksikliğini bildiren telgraf ve yazılar gönderilmeye devam etmiştir. Bu eksikliklerin tamamının vekillerle de giderilmesi mümkün değildi. Zira vekil olarak çalıştırılabilecek insanların da birçoğu silâhaltına alınmıştı.

Münim Mustafa’nın “İstanbul’daki arkadaşlarımıza tesadüf ediyor ve kucaklaşıyorduk. Avukatıyla, edîbiyle, mühendisiyle, muallimiyle, adliyecisiyle harp cephesi âdeta bir üniversiteliler merkezi hâline gelmişti.” ifadesinden de anlaşılacağı üzere Türk milletinin okumuş kesimi vatanın muhafazası için Çanakkale’de cephede buluşmuşlardı[32].

Cephenin bir üniversiteliler merkezi olmasına rağmen zâbit ihtiyacının devamlı artması üzerine, 1915 yılının yazında Dârulmuallimîn’den mezun olan muallim adayı 25 genç, Haziran imtihanlarını vererek muallim olmalarına rağmen mesleklerini icra edecek vakit bile bulamadan 12 gün sonra silâhaltına alınmışlardır. O yıl vatanlarını ilimleri ile yükseltmek yerine silahları ile müdâfaa edecek bu gençler Tasvîr-i Efkâr’ın ifadesi ile ‘bugün orduda zabitlik, yarın memleketin genç evlatlarına mürebbiyelik’ yapacaklardır[33].

Sadece mekteplerin değil medreselerin de muallimleri silâhaltına alınmıştır. Medrese Sadıra Defteri’ndeki  Kısm-ı Âli Müdir-i Umumisi Hakkı Efendi silâhaltına davet edilmiş, 17 Mart 1915’te görevinden ayrılmıştır[34]. Yine silâhaltında bulunan 3. Sınıf 1. Şube İlm-i Nahiv müderrisi Ahmet Asım Efendi’nin, 4. Sınıf 3. Şube Hadis müderrisi Mehmet Salih Efendi’nin, Fatih ders-i âmlarından Mehmet Efendi’nin yerlerine vekâleten başka müderrisler atanmıştır[35]. Yine Kısm-ı sani 5. Sınıf 1. Şube Müdürü Ekif Efendi’nin ve Kısm-ı evvel 1. Sınıf 3. Şube müdürü Erikli Mehmet Efendi’nin askere alınması üzerine yerlerine vekiller tayin edilmiştir[36].

Medreselerde de aynı sıkıntılar baş göstermiş, birçnnnok ders boş geçmiştir. Silâhaltına alınan müderrislerin yerine vekil bulmakta zaman zaman sıkıntı çekilmiştir. Memleketin irfan ordusu vatanın müdafaası için şimdi kalemlerinin mürekkebi yerine kanlarını akıtacaklardır.

 

 

KAYNAKÇA

1-       ATASE, Kls. 180, Dos. 777, Fih. 27.

2-       BOA, MF. HTF, 2/83-7.

3-       BOA, MF. HTF, 2/2- 1.

4-       BOA, MF. İMF, 42/84-2.

5-       BOA, MF. İMF, 42/89-1.

6-       BOA, MF. TLY, 447/20-4;

7-       BOA, MF. TLY, 447/20-3.

8-       BOA, MF. HTF, 2/5-1.

9-       BOA, MF. HTF, 2/51-2.

10-   BOA, MF. HTF, 2/51-6.

11-   BOA, MF. HTF, 3/34-1.

12-   BOA, MF. İMF, 42/103-1.

13-   BOA, MF. ALY, 81/23-1.

14-   BOA, MV, 199/151.

15-   BOA, MF. HTF, 3/34-1.

16-   MDA, Medrese Sâdıra 2107, 19 Mart 1331 [1 Nisan 1915].

17-   MDA, Meclis-i MEsalih-i Talebeye Mahsus Müsvedde Varakaları, 2068.

18-   MDA, Meclis-i MEsalih-i Talebeye Mahsus Müsvedde Varakaları, 2069.

19-   MDA, Daru’l-Hilâfeti’l Aliyye Med. Kısm-ı Âlî, 2293.

20-   Münim Mustafa, Cepheden Cepheye, İstanbul: Ege Basımevi, c. 1, 1940,

21-   İ. Hakkı Sunata, Gelibolu’dan Kafkaslara Birinci Dünya Savaşı Anılarım, İstanbul: Türkiye İş Bankası, 2003, s. 24.  

22-   Çanakkale Hatıraları 1 Metin Martı, ARMA Yayınları İstanbul 2002

23-   Aydın Ayhan, Ah Çanakkale Vah Çanakkale, İzmir: Şehitkale Yayıncılık, 2004

24-   Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi V. Cilt Çanakkale Harekâtı, III, Genelkurmay ATASE Yayınları

25-   Birinci Dünya Harbi, İdari Faaliyetler ve Lojistik,  Ankara, 1985 (Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yayını)

26-   Hamdullah Suphi Tanrıöver, Günebakan, haz. Fethi Tevetoğlu, Ankara 1987

27-   Hamdullah Suphi “Gördüklerim” İkdam, 28 Temmuz 1331 [10 Ağustos 1915]; Tanrıöver,

28-   İlim Ordusun Cenk Efrâdı”, Tasvîr-i Efkâr, 25 Haziran 1331 [5 Temmuz 1915].

29-   “Din İçin Vatan İçin” Tanin, 26 Nisan 1331 [9 Mayıs 1915].

 

 

 

 

[1] BOA, MF. ALY, 77/8-1; BOA, MV, 196/63-1.

[2] Münim Mustafa, s. 10;  İ. Hakkı Sunata, Gelibolu’dan Kafkaslara Birinci Dünya Savaşı Anılarım, İstanbul: Türkiye İş Bankası, 2003, s. 24.  

[3] Münim Mustafa, Cepheden Cepheye, İstanbul: Ege Basımevi, c. 1, 1940, s.  5-6.

[4] Çanakkale Harekâtı, III, 537.

[5] ATASE, Kls. 180, Dos. 777, Fih. 27.

[6] Çanakkale Harekâtı, II, 397, 399.

[7] Aker, s. 201.

[8] Hamdullah Suphi Tanrıöver, Günebakan, haz. Fethi Tevetoğlu, Ankara 1987, s. 73.

[9] Hamdullah Suphi “Gördüklerim” İkdam, 28 Temmuz 1331 [10 Ağustos 1915]; Tanrıöver, Günebakan, s. 98.

[10] “11 Şubat 1330 tarihli vuku bulan ilânname mûcibince 1303 tevellütünden 1285 tevellüdinîne kadar bilcümle mükellifîn meyanında mekâtîb-i aliyye ve sultânîye ve yedisenelik idâdi-i resmîye veya hususi ecnebiye mekâtibi mezunu ile mekâtîb-i aliyye ve hususiyye ve ecnebiyye müdâvîmînin ahz-ı asker kanûnu sâbıkınca altıncı sene imtihanını vermiş olan talebe-i ulumun (medrese) ihtiyat zâbiti yetiştirmek üzere hizmeti maksureye tabi tutulmaları lazım geldiği …. 16 Mart 1331 Sultan Ahmet Ahz-ı Asker Şubesi Müdürü İbrahim Nazif;  BOA, DH. EUM. VRK, 14/80.

[11] MDA, Sahn, 2242.

[12] MDA, Daru’l-Hilâfeti’l Aliyye Med. Kısm-ı Âlî, 2293.

[13] “Mükellefet-i Askeriye Kanûn u Muvakkati mucibince hizmet-i maksûreye tabi tutulacak ve binnetice ihtiyat zâbiti veya ihtiyat küçük zâbitliğine tayin olunacak efrâdın mezun veya mudâvimi bulundukları mekteplerin resmiyetiyle tahsillerinin cihet-i Maarifce tasdikiyetindeki lüzûm kanun u derkenâr olub halbuki bazı mahaller Maarifce bu yolda vaki müracaatı tedkîk hususunda âdeta vesileler icad edilerek günlerce teahhurat vukua getirdiğinin anlaşıldığı bu hal Ordu-yu Humâyun zâbitan ve küçük zâbitan ihtiyacatının temin ve telâfisi hususundaki müsaid intizar olunan semaratını işkal eylemek gibi ehemmiyetle telakkiye layık bir netice verdiği beyanıyla bu hususta vaki olacak müracaatın muamele-i icabiyesinin derhâl ifâ ve ikmâli hakkında lâzım gelenlere tebliğât ve vesâye-yi lâzıma ifâsı Harbiye Nezâreti Celilesi’nden varid olan 30 Ağustos 1331 tarihli ve 2907/3051 numaralı tezkerede izbâr edilmiş ve meselenin ehemmiyet ve mütaciliyeti müsteğni-i izâh olub keyfiyet icab edenlere bildirilmiş olmakla oraca da bu hususta vaki olacak müracatın derhâl ifâ ve ikmâli hususuna itinâ olunması lüzûmu beyân olunur, efendim. 14 Eylül 1331 (27 Eylül 1915) Maarif-i Umûmi namına Müsteşâr”, BOA, MF. HTF, 2/83-7.

[14] BOA, MF. ALY, 81/23-1.

[15] Rumi Takvim’de senenin birinci ayı Mart’tır. Halbuki, Milâdi Takvim’de bilindiği üzere yılın ilk ayı Ocak’tır.

[16] BOA, MV, 199/151.

[17] BOA, MF. HTF, 3/34-1.

[18] BOA, MF. İMF, 42/103-1.

[19] Aydın Ayhan, Ah Çanakkale Vah Çanakkale, İzmir: Şehitkale Yayıncılık, 2004, s. 128.

[20] İdari Faaliyetler ve Lojistik, s. 203.

[21] “Din İçin Vatan İçin” Tanin, 26 Nisan 1331 [9 Mayıs 1915].

[22] BOA, MF. HTF, 2/51-2.

[23] BOA, MF. HTF, 2/51-6.

[24] “Birinci teftişât Terbiye-yi Bedeniye hocasının Harbiye’de tâlimde bulunduğundan yerine henüz bir vekil tayin edilmediğinden dersin açık kaldığı… Hesab ve Cebir mualliminin de silah altına alındığı…  Yine mezkur mektebin ibtidâi kısmında şu an üç muallimin mevcut olduğu, diğer ikisinin silah altında olduğu… İki muallimin yokluğudan ve henüz tayin edilmesi gereken iki muîdin yoklundan dolayı “tedrisat-ı iptidâiye muntazaman icra edilemiyor”  6 Teşrinisani 1330, BOA, MF. HTF, 2/2-1.

[25] “… Bu sene yalnız dört sınıfı ve 184 talebeyi hâvi olan ibtidâi kısmı, Kurban Bayramı’na kadar açılıp, muallimlerinden taht-ı silaha alınmayan yalnız bir efendi ile ifâ-yı tedrisât ve inzibâtın gayr-i kabil olduğu Nezâreti Celileri Tedrisat-ı Taliye İdare-i Aliyyesi’ne şifâhen bildirilerek işbu kısmın kapatıldığı..” BOA, MF. HTF, 2/5- 1.

[26] BOA, MF. HTF, 2/5- 1.

[27] BOA, MF. HTF, 2/2- 1.

[28] BOA, MF. İMF, 42/84-2.

[29] BOA, MF. İMF, 42/89-1.

[30] BOA, MF. TLY, 447/20-4; BOA, MF. TLY, 447/20-3.

[31] BOA, MF. HTF, 2/5-1.

[32] Münim Mustafa, s. 60.

[33] İlim Ordusun Cenk Efrâdı”, Tasvîr-i Efkâr, 25 Haziran 1331 [5 Temmuz 1915].

[34] MDA, Medrese Sâdıra 2107, 19 Mart 1331 [1 Nisan 1915].

[35] MDA, Meclis-i MEsalih-i Talebeye Mahsus Müsvedde Varakaları, 2068.

[36] MDA, Meclis-i MEsalih-i Talebeye Mahsus Müsvedde Varakaları, 2069.


  1315 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

MELİKE BAYRAK 18-03-2010, 01:46:22
Lokman Erdemir Beyi bu güzel araştırmasından dolayı tebrik ederim. Şimdiye kadar Çanakkale muharebeleri ile ilgilenen birçok kişinin kulaktan duyduğu ve bu şekilde kullandığı birçok bilgiyi belgelerle çok güzel destekleyerek bizlere sunduğu için kendisine teşekkürediyorum.

İnşallah Çanakkale konusu ile Lokman Erdemir gibi işini ciddiyetle ve hakkıyla yapan Tarihçiler ilgilenir ve bu şekilde biraz olsun sadece kulaktan dolma bilgiler ile konuşan ve yazan insanlar azalır. Çanakkale'nin gerçekten buna ihtiyacı var.
 
İsmail SABAH 18-03-2010, 21:04:56
Değerli hocamı bu güzel çalışmasından dolayı kutluyorum. Hocamız bu çalışması ile de yüksek lisans tezimin konusunu bulmada bana fikir babalığı yapmıştır. Kendisi Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu'nun davetlisi olarak katıldığı paneldeki sunumunda da bu konuya değinmiş ve tez konusu arayışı içinde olan bana, fikir vermiştir. Zaten akademik çalışmalarında böyle olmaları gerekmiyormu bilgi vermek ve yön göstermek bu sebeple hocamızın çalışması bilimsel anlamda da ayrıca çok önem arz etmektedir. Çalışmalarının ve başarılarının devamını diliyorum.
 
Münir Kuşcu 18-03-2010, 22:00:03
Allah hepsinden razı olsun.Rahmet eylesin.İnşaallah hepimizin üzerinde bulunan haklarını
helal etmişlerdir.
 
Ekrem Özbay 20-03-2010, 19:44:20
Onlar yarını düşünneden ve ardına bakmadan gittiler. Nur içinde yatsınlar. Çanakkalenin öenemini anlamda Lokman Beyin çalışmasının önemli katkıları olacğını düşünüyorum. Tebrik eder çalışmalarının devamını dilerim.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

14/07/2010 - 20:22 Çanakkale Cephesinde Bir Müderris- Abdullah Fevzi Efendi ( Muzaffer Albayrak)

27/06/2010 - 16:36 Zığındere'den Normandiya'ya ( Tuncay Yılmazer )

13/06/2010 - 10:02 4.Battalion Parade Ground Mezarlığından Anzak Cephesi'ne Bakış ( Tuncay Yılmazer )

30/05/2010 - 12:09 Çanakkale Cephesi ve Yunanlılar (İsmail Bilgin)

18/05/2010 - 19:11 Birinci Dünya Savaşında Darülfünun Tıp Fakültesi (Dr. Lokman Erdemir)

09/05/2010 - 08:27 Yıldırım Ordularının Bozgunu Filistin’e Veda - Mirliva Sedat

02/05/2010 - 18:48 Dünden Bugüne Çanakkale'yi Ziyaret (Muzaffer Albayrak)

25/04/2010 - 09:26 Anzak Üst Kimliği Tartışılıyor mu? (Tuncay Yılmazer)

15/04/2010 - 22:24 Filistin Cephesi’nden Adana’ya Mustafa Kemal Paşa (Yrd. Doç. Dr. Süleyman Hatipoğlu )

11/04/2010 - 12:43 Türk Harp Edebiyatında Çanakkale Mektupları (Dr. Ömer Çakır)

28/03/2010 - 17:57 Ateşe Dönen Dünya: Sarıkamış (Prof. Dr. Bingür Sönmez, Reyhan Yıldız)

25/03/2010 - 00:31 9 Temmuz 1915 Tarihinde Yapılan Bir Ateşkes Teklifi (İsmail Bilgin)

17/03/2010 - 22:58 Çanakkale Müdâfaası Bir Gençlik Müdâfaasıdır - Çanakkale Savaşı'nda Mektepliler ( Lokman Erdemir )

13/03/2010 - 21:20 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Mayın Harbi Ve Nusrat’ın Mayın Döküş Harekâtı - 2. Bölüm (M. Haluk Çağlar)

07/03/2010 - 15:27 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Mayın Harbi ve Nusrat’ın Mayın Döküş Harekâtı- 1.Bölüm (M. Haluk Çağlar)

28/02/2010 - 15:14 Cephelerde Bir Ömür - Ahmet Nuri Diriker Paşa’nın Hatıratı ( Tuncay Yılmazer )

21/02/2010 - 16:28 Esat Paşa'nın Kabrini Ziyaret (İslam Özdemir)

14/02/2010 - 22:18 Askeri Tarihe İnsanı da Katan Gazeteci: Charles Bean ( Bill Sellars )

31/01/2010 - 15:16 95. Yıldönümünde Sarıkamış Harekâtını Yeniden Değerlendirmek-2.Bölüm ( Muzaffer Albayrak )

24/01/2010 - 15:57 95. Yıldönümünde Sarıkamış Harekâtını Yeniden Değerlendirmek -1(Muzaffer Albayrak)

17/01/2010 - 19:26 Çanakkale Gazisi Hüseyin Akdoğan (Ahmet Yurttakal)

10/01/2010 - 17:00 İmparatorluğun Sonu 1914 – Carl Mühlmann ( Kadir Kon )

27/12/2009 - 13:38 Birinci Dünya Savaşı’nda Bediüzzaman Said Nursî (Dr. Ramazan Balcı)

20/12/2009 - 16:04 Gelibolu’dan Kaçış ( Muzaffer Albayrak)

13/12/2009 - 18:50 Teğmen Remzi nin Hatıralarında Zığındere Muharebeleri (M. Şahin Aldoğan)

29/08/2009 - 16:42 Birinci Dünya Savaşı Sırasında Said Halim Paşa Hükümeti ( Hanefi Bostan )

16/08/2009 Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nde Araplar ( Talha Çiçek )

11/07/2009 - 20:54 Birinci Dünya Harbinde Rumeli Gönüllüleri ( Muzaffer Albayrak)

25/06/2009 - 20:48 Savaşlar da Söyler ( Cengiz Demir )

04/06/2009 - 19:53 Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası - Feridun Kandemir (Tuncay Yılmazer)

15/05/2009 - 01:38 Türkiye Cumhuriyeti'nin En Büyük Askeri Tarihçisi Kurmay Yarbay Bursalı Mehmet Nihat Bey 'e Vefa ( Cemalettin Yıldız )

10/05/2009 - 20:20 Çanakkale Savaşı Siyasi, Askeri ve Sosyal Yönleri – Lokman Erdemir ( Ahmet Yurttakal )

07/05/2009 - 18:09 Gelibolu'da İrlandalılar ( Atilla Aşçı )

03/05/2009 - 19:55 Seddülbahir’de Yalnız Bir Mezar ( Muzaffer Albayrak )

24/04/2009 - 18:13 25 Nisan 1915 Çanakkale Kara Muharebeleri ( Melike Bayrak )

19/04/2009 - 11:35 Tarihin Kıyısında Bir Kahraman İbradılı İbrahim ( Haluk Oral )

12/04/2009 - 23:13 Rumeli Mecidiye Tabyası Topçu Neferi Kahraman Niğdeli Ali ( Ömer Arslan )

09/04/2009 - 19:11 18 Mart Kahramanı Cevat Paşa ( Ahmet Yurttakal )

02/04/2009 - 19:58 A Glorious Failure! İtilaf Devletleri Donanması’nın Planları, Gücü ve Savaşın Sonuçları ( Kenan Çelik )

25/03/2009 - 20:50 Çanakkale'den Gazze'ye... (Muzaffer Albayrak)

16/03/2009 - 22:29 18 Mart 1915’den 18 Mart 2009’a Çanakkale Deniz Zaferi ( Melike Bayrak)

14/03/2009 - 20:40 Yeditepe Yayınevi’nden Çok Önemli Bir Kitap : Çanakkale Savaşı’ndan Alınan Dersler- Muallim Kur. Alb. Fahri Belen ( Tuncay Yılmazer )

22/02/2009 - 22:12 Alman Albay Hans Kannengiesser'in Çanakkale Savaşı Hatıraları Nihayet Türkçe'de ( Tuncay Yılmazer )

08/02/2009 - 19:55 Popüler Bir Muamma: Çanakkale'de Kimyasal Silah Kullanıldı mı?-2 (Ozan Bodur )

01/02/2009 - 18:43 Popüler Bir Muamma: Çanakkale’de Kimyasal Silah Kullanıldı mı?-1 ( Ozan Bodur )

26/01/2009 - 17:10 Sultan Reşad’ın Cihat Çağrısını Fransızlar’ın Etkisiz Kılma Girişimi ( Doç. Dr. Ahmet Kavas )

18/01/2009 - 10:30 Birinci Dünya Savaşında Ölen Alman Askerlerin Kayıp Listesi ( Hafize Kasar )

09/01/2009 - 00:30 9 Ocak 1916 - İtilaf Devletlerinin Gelibolu Yarımadasını Tahliye Harekâtı ( Melike Bayrak )

01/01/2009 - 20:09 1915 Çanakkale Cesarettepe Kahramanı Kırşehirli Mehmet Çavuş ( Cemalettin Yıldız )

21/12/2008 - 13:37 Sarıkamış Kuşatma Harekâtı’na Ait Değerlendirmeler ( M. Şahin Aldoğan )

14/12/2008 - 00:27 Birinci Dünya Harbi'nde Mustafa Kemal ( Muzaffer Albayrak )

07/12/2008 - 20:22 Kurban Bayramınız Kutlu Olsun... ( Tuncay Yılmazer )

30/11/2008 - 14:09 Kuma Yazılan Destan , Hatıralarla Kanal-Filistin Cephesi ( Tarık Suat Demren )

01/11/2008 - 22:35 Kut-ül Ammâre Zaferi - Esir Alınan İngiliz Ordusunun Öyküsü - 2 ( M. Birol Ülker )

18/10/2008 - 22:39 Kut-ül Ammâre Zaferi , Esir Alınan İngiliz Ordusunun Öyküsü- 1 ( M. Birol Ülker )

10/10/2008 - 01:13 Teşkilat-ı Mahsusa ( Fatih Güldal )

28/09/2008 - 20:59 Çanakkale Savaşı ve Diplomasi ( Tuncay Yılmazer )

14/09/2008 - 17:40 Arıburnu Müdaafasında Bir Kahraman, Lapsekili Asteğmen Muharrem ( Ahmet Yurttakal )

07/09/2008 - 11:43 Mor Salkımlı Ev - Halide Edip Adıvar ( Tuncay Yılmazer ) - 2.Bölüm

31/08/2008 - 15:35 Mor Salkımlı Ev –Halide Edip Adıvar ( Tuncay Yılmazer )-1. Bölüm

03/08/2008 - 21:40 90 Yıl Sonra Yeniden - Efendiler Nereye? ( Refik Halid Karay )

03/07/2008 - 20:46 Çanakkale Cephesinden Anzac Günlükleri ( M. Onur Yurdal )

27/06/2008 - 23:26 Çanakkale Cephesinde Bir Doğa Tarihçisi ( Deniz Biriken )

12/06/2008 - 19:27 Zorla Yaptırılan Anıtı Dinamitle Yıktık ( Önder Kaya )

03/06/2008 - 22:37 “Bin Kere Çoğalan Cehennem” 4-6 Haziran 1915 , Üçüncü Kirte Muharebesi ( Tuncay Yılmazer )

01/05/2008 - 22:26 Esir Düşen Sancaklarımız ( Ahmet Yurttakal- Ragıp Karlı )

27/04/2008 - 21:33 Çanakkale Savaşı nda Havacılarımız ( Mustafa Birol Ülker )

25/04/2008 - 01:14 25 Nisan Sadece Anzak Günü mü? ( Tuncay Yılmazer )

15/04/2008 - 23:44 Çanakkale Savaşlarında Sultanhisar Torpidobotu, Muâvenet-i Milliye Muhribi: Mürettebatı Ve Faaliyetleri ( Ayhan Yüksel )

04/04/2008 - 22:12 Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay ( Tarık Suat Demren )

18/03/2008 - 01:25 18 Mart’tan Önceki Son Durum ( Tuncay Yılmazer )

15/03/2008 - 21:30 Kültür Dergisi 1. Dünya Savaşı Özel Sayısı - Editör: Fatih Güldal ( Tuncay Yılmazer )

06/03/2008 - 23:59 Cephaneniz Yoksa Süngünüz Var - M.Şevki Yazman ( Tuncay Yılmazer )

28/02/2008 - 21:54 Çanakkale Muharebeleri’nde Tekirdağ ( İslam Özdemir )

10/02/2008 - 22:19 Bir Fotoğraf , Bir Soru... ( A.Yurttakal - İ. Sezgin )

13/01/2008 - 01:44 Çanakkale'de İstanbul'u Kurtarmak - Selâhattin Osman Tansel

17/12/2007 - 00:14 Çanakkale Savaşı’nda Bir Kurban Bayramı Mesajı (Tuncay Yılmazer)

28/11/2007 - 19:36 Alice Harikalar Diyarında- Gelibolu Yarımadası'nın Tahliyesi Kararı Nasıl Alındı? ( Tuncay Yılmazer )

04/11/2007 Çanakkale’deki En Başarılı Alman: Otto Hersing ve U-21 Denizaltısı (Ahmet Yurttakal)

20/10/2007 Çanakkale 1915, Buzdağının Altı – Mete Tunçoku ( Tuncay Yılmazer )

10/10/2007 Küçük Muavenet'in Büyük Başarısı ( Duygu Ak )

23/09/2007 Arıburnu Muharebeleri Raporu (2) - Mustafa Kemal (Tuncay Yılmazer )

12/09/2007 Arıburnu Muharebeleri Raporu (1) – Mustafa Kemal (Tuncay Yılmazer)

09/09/2007 Çanakkale Savaşında Bir Kahraman Asker - Binbaşı Halis Ataksor ( Serdar H. Ataksor )

12/08/2007 Diplomasi ve Sınır - Enis Şahin ( Tuncay Yılmazer )

10/06/2007 Çanakkale Yolunda – Gabriel Domerque ( Tuncay Yılmazer )

25/05/2007 Bir Bulut Hikayesi-2 ( Tuncay Yılmazer )

21/05/2007 Bir Bulut Hikâyesi -1 ( Tuncay Yılmazer )

13/05/2007 Türkiye’de Beş Sene - Liman von Sanders’in Hatıraları ( Muzaffer Albayrak)

01/05/2007 Birinci Dünya Savaşı’nda Amele Taburları - Cengiz Mutlu ( Tuncay Yılmazer )

25/04/2007 25 Nisan 1915 -Türk Tarihinin Kayıp Günü ( Tuncay Yılmazer )

15/04/2007 Çanakkale Muharebe Alanları Gezi Rehberi - Gürsel Göncü ve Şahin Aldoğan (Tuncay Yılmazer)

12/04/2007 Çanakkale 1915 Ölüme Koşanlar - Recep Şükrü Apuhan ( Tuncay Yılmazer )

03/04/2007 Paris II Batığından Unutul(may)an Bir Kahramana Ulaşan Yolculuğun Öyküsü ( Tuncay Yılmazer )

31/03/2007 Çanakkale'de Bir Başkadır 19 Mayıs ( İsmail Sabah )

26/03/2007 Bir Hekimin Ölümü ( Tuncay Yılmazer )

18/03/2007 Kaderinde Çanakkale Yazan Komutan Selahaddin Adil Bey (Muzaffer Albayrak)

12/03/2007 Osmanlı'yı Yıkan Cephe Filistin - Ramazan Balcı ( Tuncay Yılmazer )

07/03/2007 Çanakkale- Devler Ülkesinde Devler Savaşı ( Aubrey Herbert Ve Henry Morgenthau’nun Çanakkale Savaşı Anıları )- Tuncay Yılmazer

03/03/2007 Yeditepe Yayınevi'nden Bir "Çanakkale" Klasiği- Yeni Mecmua

Desing