Yıldızı sadece askerî değil sivil çevrelerde de parlayan genç Mirliva 99’luk tespihini bırakmış, emir erine iki kahve ve Bafra Maden sigarası söylemişti, kendisiyle röportaja gelen genç gazeteci için. Mart 1918’in son günlerinde İstanbul Akaretler 76 numaralı dairede, cumba tavanlarına ve pencere kenarlarına varıncaya kadar kanepeleri, koltukları bile halılar, seccadeler ve kilimler altında, köşede İngilizlerden zapt bir makinalı tüfek, etrafa yayılmış Çanakkale notları içeren defterlerle dolu gölgeli geniş bir odada gazeteci Ruşen Eşref Bey Yeni Mecmua’nın “Fevkalâde” nüshası için “Anafartalar Kahramanı” Mustafa Kemal Paşa ile röportaja hazırlanıyordu. Üç gün süren röportaj sonrasında Çanakkale Muharebeleri’nde gösterdiği kahramanlıkların büyüklüğü ve önemini bizzat ondan dinleyerek millete çok önemli bir belge bıraktığını düşünecek , Mustafa Kemal Paşa’da “Rembrandt’ın Altın Miğferli Cengaveri’ni andıran bir heybet vardı” diye yazacaktı. “İnsan onun ağzından çıkan her sözün önemli bir düşünceye kalıp olduğu tesirini gecikmeden alıyordu.” (T.Y)
NOT: Bu makale, Türk Yurdu Dergisi, Kasım 2023 sayı 435’te yayınlanmış olup editöryal izin ile sitemize konulmuştur. Teşekkür ederiz.









