Kanada Kraliyet Harp Akademisinde öğretim üyesi olan Nikolas Gardner’in Türkçe’ye çevrilen Mezopotamya’da Bir Savaş 1915-1916 Kut’ülAmare ( Etkileşim Yayınları, Nisan 2016) kitabı yukarıda saydığım temel eserlerin ve çok sayıda savaşa katılmış kişilerin kaynakları ve zengin arşiv belgelerini değerlendirerek, kuşatmaya giden süreci ve kuşatmayı anlatıyor. Hacmi kalın değil ama “yoğun” bir kitap olduğunu söyleyebiliriz. Akademik bir eser olsa da , zaman zaman seviye üstü yorumlar yapsa da bu durum konuya yabancı olan okur açısından bir hayli bilgilendirici.
Doğrusunu söylemek gerekirse N.Gardner’in Kut’ülamare adlı eserinin çevirisinin hazırlandığını duyunca çok sevinmiştim. Ancak kitabı okumaya başladığınızda askeri (genel anlamda spesifik konulardaki) eserlerin çevirilerine ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini bir kere daha anlıyoruz. KutülAmare kitabının çeviri hataları eseri hakkıyla değerlendirmenin önüne geçmiş. (T.Y)
Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)
Birinci Dünya Savaşı İslâm dünyasında köklü değişikliklere neden olmuş ve Ortadoğu’da galip devletlerin yönetimi altında manda yönetimleri ortaya çıkmıştır. Dünyadaki bütün Müslümanlar için önemli bir konuma sahip olan Osmanlı Devleti’nin yenilmesi ve Anadolu’nun işgale uğraması, İslâm dünyasında büyük bir hayal kırıklığının yaşanmasına neden olmuştur. Ortadoğu haritası yeniden çizilirken İngilizlerin yönlendirmesi çerçevesinde milliyetçilik asıl belirleyici olmuş ve yeni devletler bu doğrultuda ortaya çıkmıştır. Bu yönleriyle Birinci Dünya Savaşı, İslâm Dünyası’nın günümüzde yaşadığı birçok problemin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle birlikte Müslümanların nasıl etkilendikleri ve bu sürecin daha sonra ortaya çıkan problemlere nasıl temel oluşturduğu ortaya konulmaya çalışılacaktır. (Y.N)
Bu makale Köprü Dergisi , Güz 2015 sayısında yayınlanmış, yazarın izniyle sitemize konulmuştur.
Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)
George Orwell, 1984 isimli eserinde ‘’geçmişi kontrol edenin geleceği kontrol edeceğini, bugünü kontrol edenin ise geçmişi kontrol edeceğini’’ yazar. Türkiye’de Çanakkale Savaşı, salt bir tarihsel olay olmaktan çıkıp, farklı grupların siyasi mücadele alanı haline gelmiştir. Buna göre, gruplar sahip oldukları ideolojiler çerçevesinde kendi anlatılarını inşa edip, savaşın tarihi üzerinde kendi hegemonyalarını kurmak çabasındadırlar. Pozitivist bilimsel yaklaşıma karşı eleştirel yaklaşım çerçevesinde ortaya çıkan post-yapısalcı yaklaşım, anlatıların bir olayı anlamak çabasından ayrı olarak, aynı zamanda olayın kendisini inşa ettiğini savunur. (Ö.Ö.)
25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )
Bu makalede 25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası Arıburnu Çıkarmasının ilk saatleri değerlendirilmiştir. Anzakların çıkarmasına karşı daha önceden bilhassa kolordu Komutanlığı’nın iki cepheye yakın yer olan Eceabat’ta bulunmalıydı. Eceabat’ta 9. ve 19. Tümen komutanlıklarını yönetecek başka bir birim olmayışı ilk saatlerdeki sevk idareyi geciktirmiş, Türk komuta heyetinde ciddi bir koordinasyonsuzluk yaşanmıştır. Yarımadada geniş bir alandan sorumlu olan karargahı Sarafim Çiftliği’nde bulunan 9. Tümen hızlı hareket edememiştir. İhtiyat tümeni 19. Tümen savaşa hemen dahil olması önemliydi. Çok daha erken müdahale edebilse çıkarmanın seyri değişebilirdi. Bu konuda yeni çalışmalar gerektiği açıktır. (A.Y.)
Maskirovka Harekatı – KûtulAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )
KûtulAmare İngilizler için tarihlerindeki en küçük düşürücü yenilgilerden birisi. Zaten bunun için tıpkı Çanakkale’deki gibi komisyon kurup sorumluları hesap vermeye çağırdılar. ( Soruşturmanın bazı açılardan göstermelik olması vs. başka konu) Ancak öyle anlaşılıyor ki genel tarih anlatımımızda Birinci Dünya Savaşı’nı parçalara bölme geleneğinin son örneği Kutü’lAmare olacak. Oysa KûtulAmare Zaferine giden süreç; Rusların neredeyse Doğu Anadolu’nun büyük bölümünü ele geçirdikleri Ocak 1916’daki Azap-Köprüköy harekatıyla ,Çanakkale Savaşı’ndan sonra elde kalan birliklerin önemli bir kısmının gereksiz yere Avrupa cephelerine gönderilmesiyle ve Kut zaferinden sadece 10 ay sonra Bağdat’ı kaybetmemiz ile birlikte değerlendirildiğinde iş değişiyor. Bir askeri zafer stratejik bir başarıysa, siyasi ve sosyal olarak ülke yararına olumlu sonuç doğruyorsa anlamlıdır. Taktik askeri zaferleri kazansanız bile savaşı yanlış yönetiyorsanız başarısızlık kaçınılmaz. Osmanlı Devleti İttihat Terakki Hükümeti Birinci Dünya Savaşı’na hem giriş sürecini ve sonrasını yönetememiş, savaş ülkemiz açısından askeri, siyasi ve toplumsal felaketle sonuçlanmıştır. Aradan 100 sene geçtikten sonraki kuşaklara düşen Halil Paşa’dan Mustafa Kemal’e alternatif bir General Patton yaratmak , “unutulan-unutturulan zafer vs. gibi sloganik ifadelerden etkilenmek olmamalı. Daha soğukkanlı değerlendirmeler yapmak gerekiyor. (T.Y.)
Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)
I. Dünya Savaşı’nın en kanlı mücadelenin yaşandığı Çanakkale Cephesinde şiddetli geçen çarpışmalar sonucunda ordunun büyük kısmı savaş dışı kalmıştır. Tartışılan konuların başında savaşta şehit olan asker sayısının kaç kişiye tekabül ettiği ile ilgilidir. Konuyla ilgili üzerinden yıllar geçmesine rağmen derinlemesine bir araştırmanın yapıl-a-mamış olması kaynakların birbirinden farklılıklar göstermesi işin zorluk derecesini artırmaktadır.
Şehit asker sayısı belirlenirken yapılan hatalardan en büyüğü kelimelerin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklandığı bir gerçektir. Şehit ve zayiat kelimeleri karıştırılarak kullanılmıştır. Bunun için anlamlarını açıkça bilmemiz gereken Arapça menşeli şehit kelimesinin anlamı kutsal bir ülkü, din veya inanç uğrunda ölen kimse anlamı taşımaktadır. Zayiat kelime manasıyla “yitik, kayıp” anlamına gelmektedir. Bundan da anlaşılacağı üzere cephede fiilen savaşma özelliğini kaybeden askerler için kullanılmalıdır. O halde ordu zayiatı denilince cephede ölenler, yaralananlar, esir düşenler, kaybolanlar ve kaçanlarla birlikte toplam sayıyı kabul etmek gerekmektedir. (A.C.)
Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )
. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun en fazla ihtiyaç duyduğu askeri sınıf subaylardır. Subaylar içerisinde en fazla eksiklikte küçük rütbeli subaylardı. Eğitimsiz askerlerden subay tayin etmek veya yetiştirmek mümkün olmadığı için eldeki tek kaynak yüksekokul ve lise öğrencileri ile öğretmenlerdi.
Bu süreçte eğitimli nesil; tahsillerinden ve gelecek hayallerinden hatta verebilecek en son şeyleri olan canlarını vatan müdafaası yolunda vermekten çekinmemiştir. Bu süreçte “vatana verdikleri değer kendi hayatlarına verdikleri kıymetten daha fazla olmuştur.”
Bu cansiperane kahramanlık ve fedakârlık devlet nezdinde karşılıksız kalmamıştır. Özellikle eğitimli neslin doğabilecek tüm hak ve mağduriyetleri giderilmesi için gereken tüm kanuni düzenlemeler yapılmıştır. Az da olsa geri dönebilen öğrencilere, emsallerinin bu süreçte kazanmış olduğu tüm haklar verilmiştir. Birçoğu bir üst sınıfa ya da sınavsız üniversiteye alınmıştır. Osmanlı Devleti tüm imkânsızlıklara rağmen vatan uğrana canlarını ortaya koyan ve askerden dönebilen bu vatan evlatlarına vefa borcunu ödemek için gereken kararları almış ve uygulamaya koymuştur. (N.G.)
Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)
Bu küçük çalışma; Anadolu yaylası olan Yozgat’ta “Taş Mektep” ya da “Sarı Mektep” olarak bilinen ve Yozgat’ın eski üniversitesi gibiymiş gibi itibar gören, Yozgat Lisesi’nin I. Dünya Savaşı yıllarında bilinmeyen tarihi hakkındadır. Yozgat Mekteb-i Sultanîsi, 1919-1920 eğitim yılında Konya Sultanî Mektebi’ne nakledilmiştir. 1924 yılında halkın isteğiyle tekrardan açılmış ve 1933-1934 ders yılından itibaren Yozgat Lisesi adını almıştır. Lise olarak açılmasında Yozgat milletvekili Salih Bozok ve Yozgat valisi Baran Bey’in büyük gayretleri olmuştur. Kuruluşunun 121. yılını geride bırakan Yozgat Lisesi; devlet kademesinde ve kendi alanında çok önemli mevkilere gelmiş önemli isimler yetiştirmiştir
Bu metin Dr. Tuncay Yılmazer’e sitesinde kullanılması için hazırlanmıştır. Bu nedenle yazar ve yayınevinin telif hakları nedeniyle kaynak gösterilmeden kullanılmamalıdır. Nuri Güçtekin, Eğitimli Neslin I. Dünya Savaşı’yla İmtihanı, İskenderiye Yayınları, Nisan 2015.
Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)
Çanakkale Cephesinde “askerin kahramanlığını yaşatmak için” ülkenin bütün imkânları seferber edildi. Özellikle de beşeri sermaye, eğitimli gençler bu savaşta yitirildi. Çanakkale seferberliği, harp sahası ve cephe gerisiyle Osmanlı/Türk tarihinin en anlamlı sayfalarını oluşturmaktadır. Bu çalışmada Çanakkale Savaşlarının cephe gerisi üzerine yoğunlaşıldı. Harp sahasında yapılan geziler, görsel propaganda aracı mecmualar, savaşın filme alınması, sanat ve edebiyat alanındaki çalışmalar incelendi. Silahaltına alınan on binlerce yükseköğretim gençliğinin savaş tecrübeleri, yaşadıkları mağduriyet ele alındı. Gelibolu Cephesinde mücadele eden V. ordunun iaşesi ve Osmanlı Erkânıharbiyesinin Çanakkale Savaşları üzerine hazırladığı askeri tarih çalışmaları incelendi. (M.S.)
18 MART ÖZEL – Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)
İngiliz ve Fransız donanmasına bağlı büyük savaş gemileri 18 Mart 1915 günü saa11.00 den sonra yavaş yavaş hedefe yaklaşarak tabyaları bombalamaya başladı. Türk tahkimatı atış mesafesine giren donanmaya karşı cevap veriyordu. Tabyalar üzerinde yoğun duman bulutları yükselmeye başladı. Fakat İngiliz- Fransız gemilerinin bulunduğu sular da ateş altındaydı. Boğazın her iki kıyısındaki obüs ve havan bataryaları mevzilerinden bir adeta mermi yağmuru gemilerin üzerine yağıyordu.O gün öğleden sonra yapılan muharebe safhasında Cevat Paşa savaşı savaşı bizzat kendisi yöneltmiş ve savaşın seyri değişmiştir. Müttefik donanması Türk tabya ve bataryaların ateşiyle kıskaca düşmüş ve Bouvet, Irrestible ve Ocean zırhlıların savaş dışı kalmasıyla hücum gücünü kaybetmiştir.Müttefik donanmasının büyük umutlarla başlattıkları İstanbul’a ulaşma amaçları Türk askerinin canla başla savunma azmi ve mücadelesiyle felakete dönüşmüştür.Bu zaferde en önemli mimar Cevat Paşa ve emrindeki askerlerdir. (A.Y)