GELİBOLU’YU ANLAMAK

Birinci Dünya Savaşı

18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 – 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

18 Mart 1915 günü Boğaz savunmasında üstün cesaret gösteren asker ve kumandanlar büyük bir başarı kazanmışlardı. Tüm yokluk ve sıkıntıyla bu zaferi kazanarak tüm dünyaya adeta ders vermişlerdi. Bu gün yaşanan zaferi 18 fotoğrafla özetlemek istedik. Zaferin mimarı şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. (A.Y.)

The Story of the 18 March 1915 Naval Attack to the Dardanelles with 18 historical images.

Çanakkale Muharebelerinde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

Çanakkale Muharebeleri tarihte birçok yeni teknolojinin ve taktiklerin kullanıldığı bir muharebedir. İlk deneme atışını bile bu savaşta yapacak olan teknolojik harikaya sahip bir savaş gemisi, savaş aracı olarak uçakların kullanılması, kara toplarından uçaksavarların yapılması vb. gibi birçok yenilikler görülmektedir. Bunlara benzer taktiklerin biri de Türkler tarafından yapılan sahte toplardı.
Eldeki topları ve cephaneyi kullanmakla birlikte bunları korumak da bir o kadar önemliydi. Çünkü toplarımızdan atılan bir merminin karşılığı binlerce mermi ile veriliyordu. Bu yüzden yeni taktikler geliştirilip topların korunması sağlanmalıydı. (B.A.)

Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti(Tuncay Yılmazer)

Birinci Dünya Savaşı dönemi Osmanlı İmparatorluğu’nun kudretli Harbiye Nazırı Enver Paşa , savaş boyunca hem cepheyi denetlemek hem de komuta kademesinin sorunlarını yerinde dinlemek için özellikle 1916- 1917 yıllarında Filistin, Irak ve Avrupa cepheleri gibi Anadolu dışındaki cephelere ziyaretler gerçekleştirmişti. Bunların en önemlilerinden biri 12 Şubat 1916’dan itibaren İstanbul’dan başlayıp 4.Ordu mıntıkalarını denetlemeyi amaçlayan gezisidir. Enver Paşa’yı 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa Pozantı’da karşılamış, gezinin sonuna kadar da eşlik etmişti. Nefer kaputu giydiği, son derece mütevazı olduğu belirtilen Enver Paşa’nın 1916 yılı Şubat ve Mart aylarında yaptığı Medine’ye kadar uzanan seyahati parlak, debdebeli ve muzafferane olmuştu.
Gezi 9 Mart 1916’da sona ermişti. Görülen o ki; Enver Paşa Çanakkale Zaferi’ni Osmanlı vatandaşı Araplarla birlikte anmayı amaçlamış, sembolik anlamda zaferi Medine’yle paylaşmak istemişti. Ancak bunun çok etkili olmadığı birkaç sene içerisinde anlaşılacaktı. (T.Y)
Bu makalenin bir bölümü Atlas Tarih dergisi Aralık 2016 sayısında yayınlanmış, editöryel izinle sitemize konulmuştur.

Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması – General G.S. Patton (Haluk Oral)

Elinizdeki metin, Patton’ın 1936’da Hawaii’de görevliyken yazdığı Gelibolu Savunması’dır. Bu çalışmada, görevli olduğu üssün bulunduğu Oahu Adası’nın Mauna Lahilahi ve Nanakuli burunlarını Gelibolu Yarımadası’nın Büyükkemikli ve Küçükkemikli burunlarına benzeterek, Anafartalar çıkarmasını Hawaii’ye tatbik etmeye çalışmıştır. Patton’ın makalesi, İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük yanıltmasında rol oynamış olabilir. Kuzey Afrika’dan sonra Sicilya’da savaşan Patton oradan müttefiklerin kumandanı General Eisenhower’ın emriyle, 1944’ün başında İngiltere’ye geçer. Halen Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Üçüncü. Ordu’nun kumandanlığına atanır ve bu görevi çok gizli tutulur. Çalışmanın Çanakkale üzerine yazılan kitaplarda pek referans olarak gösterilmemesini, askeri bir kaynak olup gün yüzüne çıkmamasına bağlıyoruz. Sonradan yazılan yüzlerce kitap Patton’ın çalışmasından çok daha ayrıntılı bilgiler verse de, “Gelibolu Çalışması”, Patton’ın ulaştığı sonuçlar açısından incelenmeye değerdir.(H.O.) 

İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

Gelibolu Yarımadası’nın güney bölgesinde ½ Mayıs gece taarruzundan sonra ¾ Mayıs gecesi düzenlenen yeni bir taarruz girişimi başarılı bir sonuca götürülememiş ve Türk birlikleri bir kez daha gece karanlığında birbirine karışarak ve düşman donanmasının ve kara topçularının ateşleri ile makineli tüfeklerin yakıcı tesiri altında eski mevzilerine geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Bu taarruzlar sırasında toplam 10.000 civarında zayiat verilmiş, ancak cephe hattında Türk kuvvetleri için kazanç adına belirgin bir değişiklik meydana gelmemişti. Güney Bölge Komutanlığı’na getirilmiş olan Albay von Zodernshtern, 4 Mayıs günü hastalığı gerekçesiyle görevinden alınarak İstanbul’a gönderilmiş. 4 Mayıs günü 5’inci Ordu Komutanlığı’nın sorumluluğunda bulunan tüm bölgelerde komuta ve idare değişikliğine gidilmiş, grup komutanlıkları oluşturularak Güney Grup Komutanlığı’nın başına General Weber getirilmiş ve bu grup doğrudan Ordu Komutanlığı’na bağlanmıştı. [a] Bu durumda 3’üncü Kolordu Komutanı Esat Paşa, Kuzey Grup Komutanlığına getirilmiş ve sorumluluk alanı daraltılmıştı. (Y.Ö.

Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

Karadeniz’i Akdeniz’e ve Asya’yı Avrupa’ya bağlayan boğazlar siyasi askeri ve ekonomik ehemmiyeti dolayısıyla yüzyıllar boyunca birçok devletin ilgisini çekmiş ve her zaman mücadele sebebi olmuştur. Boğazları hakimiyeti altında tutan devlet kara ve deniz harekâtlarında büyük üstünlük sağlamaktadır. Sırasıyla eski dönemlerde Truvalılar Atinalılar Ispartalılar ve İranlılar; Roma İmparatoru Konstantin Bizanstionu merkez yapmasından ve Bizans imparatorluğu kurulmasından sonra Hunlar Avarlar İranlar ve Araplar İstanbul ve boğazları ele geçirmek için kıyasıya mücadele ettiler. Osmanlı devletinin kurulmasıyla kısa sürede bölgede güçlenerek diğer devletlerin aksine 1353 te Çanakkale boğazını geçerek Rumeli’ye hakim olmaya başladılar. 29 Mayıs 1453 te Bizans’ı yenerek boğazların egemenliği tamamen Türklerin eline geçti. Boğazların güvenliğini artırmak amaçlı Fatih Sultan Mehmet Kilitbahir ve Seddülbahir kalelerini ve Çanakkale boğazı ağzındaki bulunan Bozcaada’ya hisar inşa etti. (A. C.)

Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

Çanakkale Savaşları üzerinden 100 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, günümüzde bile toplumlar ve insanlar üzerindeki etkileri devam ediyor. Gün yüzüne çıkan her hatıra bizleri derinden sarsıyor. Bu hatıraların kimi Türk askerine, kimi ise yabancı askerlere aittir. Bazı savaştan kalma hatıralar vardır ki oda iki tarafı ilgilendirir. İşte anlatacağımız bu araştırmamız da o türden bir hatıranın izinden gidilmektedir. Çanakkale Biga ilçesine bağlı Hacıpehlivan köyünden bir şehidimizin ailesinde tespit ettiğimiz, üzerinde üç askerin yaşam izlerini barındıran kanlı bir mendil, bilinmeyen hayatlarının kapılarını araladı.
64. Alay 1. Taburu erlerinden Yusuf ve Ali arkadaşlarıyla birlikte 2/3 Mayıs tarihlerinde yapılan Otago Taburu’nun taarruzunda büyük bir mücadele ortaya koydular. Bölgede defnedilmeyi bekleyen birçok şehit ve kurtarılmayı bekleyen birçok yaralı vardı. Ali defin işine yardım ederken yerde bir mendil gördü ve belki lazım olur diyerek cebine koydu, işini yapmayı sürdürdü. Türk askerinin yerde bulduğu bu mendil karşı cephede savaşırken ölen Yeni Zelandalı George Thomas Uren’e aitti. ( Mendilin bir köşesinde ” 28. doğum gününde annesinden George’a ” diğer köşesinde ise ” 2 Nisan 1915 George Thomas Uren ” yazmaktadır.) (Ö.A.)

Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

1. Dünya Savaşı başında Rumeli ve Kafkasya’dan gelen gönüllüler ile bilhassa Kocaeli ve Sakarya bölgesinden gelen gönüllülerden seçme “özel birlikler” kurulması fikri Enver Paşa tarafından da uygun görülünce, her ordu için bir tabur kurulmasına karar verilmişti. Kurulacak özel birlikleri bir isim verilmesi gerekiyordu. Konulacak ismin, kurulan özel birliklerin ruhunu yansıtacak, tarihi, kültürel sembol bir isim olması isteniyordu. Bu sebeple İttihat ve Terakki ile yakın temasta olan şair ve edebiyatçılara danışıldı. Rivayete göre bu isim arayışı içerisinde danışılan kişilerden Ömer Seyfettin, Aka Gündüz ve Ziya Gökalp’in kendi aralarında ittifak edip önerdikleri Osmancık adı kabul edildi. Enver Paşa ve Süleyman Askeri Bey, Osmancık Taburlarından her ordu bünyesinde birer tane kurulmasını istiyordu. Ancak savaş boyunca yalnız iki tabur kurulabilmişti. (M.A)

Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

Birinci Dünya Savaşı’nda 1916 yılında Osmanlı orduları açısından mücadelenin ana ekseninin Ortadoğu’ya doğru kaydığını görüyoruz.Ben de bu yılda Sina-Filistin-Hicaz cephesinin önemli olaylarını ve düşüncelerimi Atlas Tarih Dergisi’nin son sayısında yazdım. Bu vesileyle de birkaç noktaya dikkati çekmek istedim. İlk olarak Sina-Filistin cephesini Hicaz cephesinden ayrı değerlendiremeyiz. 1916’nın kırılma noktası olarak Sina yarımadasındaki Romani Muharebesi özel ilgiyi hakediyor. İkincisi Arap isyanında Batılı tarihçilerin iddialarının aksine Arabistanlı Lawrence değil taraf değiştiren Arap kökenli Osmanlı subaylarının çok daha önemli rol oynadığını savundum. Cafer Al Askeri, Nuri Es Said gibi subayların Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ın kurmay kadrosunu oluşturduğunu, düzensiz bedevi birliklerini Osmanlı ordusuna karşı başarıyla yönettiklerini belirttim. Arap aydınlarının Cemal Paşa tarafından asılmasının savaşın seyrine olumsuz etkisi olduğu açık. Bu konu üzerinde çok daha ayrıntılı çalışmalar gerekli. Son olarak Osmanlı devletinin ciddi tehdit altındayken Avrupa cephelerine asker gönderilmesinin çok büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. Bu yazıyla ilgili görüş ve eleştirilerinizi her zaman beklerim. İyi okumalar. (T.Y)

Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

Eğer hem Alman hem de Osmanlı ordularının başkomutanlıkları, aslında her stratejik karargâhta gözlemlenebilecek türden, buyurganlık ve sahadan yükselen eleştirilere kayıtsızlık yerine iletişim ve yönetişime daha açık bir tavır sergilemiş olsaydı belki de ters giden bazı şeyleri vaktinde değiştirmek kabil olabilirdi. Çünkü her iki tarafta da, sadece yabancı olan müttefikini değil bizzat kendi ordusunun yüksek sevk ve idaresini de iyi niyetle tenkit eden, gerçekçi bir analizle ve uzlaşmacı bir dille alternatifler öneren subay ve generaller mevcuttu.
Birinci Dünya Savaşı’ndaki Türk-Alman askerî ittifakı, başarısız neticesinden etkilenmeden ve sadece bir tarafı günah keçisi haline getirmeden derinliğine incelenebilirse, özelde Osmanlı/Türk askerî tarihi genel olarak ise modern birleşik harekât tarihi açısından faydalı olacaktır. (G.Y)