GELİBOLU’YU ANLAMAK

Birinci Dünya Savaşı

Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

Milli Savunma Bakanlığınca 1998 yılında hazırlanan ve beş cilt halinde yayımlanan “ŞEHİTLERİMİZ”  adlı eserde, Çanakkale kahramanı Yahya Çavuş’un adı bulunmamaktadır. İnternet ortamında Yahya Çavuş’un künye bilgileri yazılmak suretiyle yapılan sorgulamada da “Kayıt bulunamamıştır” mesajı ile karşılaşılmaktadır. Sadece “Yahya” adıyla sorgulama yapıldığında ise bu ismi taşıyan Çanakkaleli 17 şehitin kaydına rastlanmakta ancak bunlardan hiçbirinin Yahya Çavuş olmadığı görülmektedir. Milli hafızamızda yer etmiş olan, adına anıt ve şehitlik yapılan Ezineli Yahya Çavuş’un Çanakkale Şehitleri Listesinde yer almaması bazı söylentilerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Ne yazık ki, Yahya Çavuş’un hayali bir kahraman olduğunu dahi söyleyenler olmuştur.  Bazı şahıslar da, ellerinde hiçbir delilleri ve soy bağları olmadığı halde Yahya Çavuş’un kendi dedeleri olduğunu iddia etmişlerdir. (O.K.)

Kıyamet Koptuğunda – Hasan Cevdet Bey

Çanakkale Muharebeleri’ne otuz yaşında üsteğmen rütbesiyle katılıp yüzbaşı rütbesiyle çıkan ve ara vermeden Doğu cephesine giden Hasan Cevdet Bey’in tutmuş olduğu günlük, 1915-1917 tarihleri arasında iki cepheye dair çok önemli bilgiler sunmaktadır.Hasan Cevdet Bey’in tayin olunduğu 5. Tümen’e bağlı 14. Alay, Çanakkale Cephesi’nde Arıburnu ve Conkbayırı mıntıkalarında en yoğun  muharebelerin, en kritik anların yaşandığı siperlerde ateş hattında     bulunmuştur. Ama maalesef 14. Alay muharebelerdeki kahramanlık ve fedakârlığına rağmen adı pek duyulmayan ve bilinmeyen alaylardan  birisidir.Hasan Cevdet Bey, günlüğünün Çanakkale cephesi bölümünde; muharebelere, düşmana, kullanılan silahlara, askerin cephe arkasındaki gündelik  hayatına dair ayrıntılı ve çarpıcı bilgiler vermektedir.Hasan Cevdet Bey, günlüğünde sadece cephede yaşadıklarını değil;      savaşın askerler üzerinde oluşturduğu psikolojiyi, barış ümitlerini, “kemik kavgası” diye adlandırdığı “medeni!” Avrupa devletlerinin    menfaat kapışması gibi konulardaki fikir ve görüşlerine de yer vermektedir.(Tanıtım Yazısından)

Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

  Ekim sonunda Osmanlıların Cihan Harbi’ne girişinin yüzüncü yıldönümüydü. Geçen bir asra ve konu üzerine son zamanlarda yazılan pek önemli akademik kitaplara rağmen Cihan Harbi hakkında hâlâ bilmediğimiz bir hayli kritik detaylar ve boşluklar var. Çabalara rağmen bu boşluklar kaynak yetersizliğinden doldurulamıyor. İçimiz rahat etmese de bazen eksik olduğunu bildiğimiz bilgileri vermek zorunda kalıyoruz. Burada ki konuda böyle bir şey: Cihan Harbi’nde İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa,Rusya ve sonradan İtalya) tarafından esir olarak alınan Osmanlı askerlerinin sayıları. (Bu makale Taraf Gazetesi’nde 7 Ocak 2015 tarihinde yayınlanmış olup yazarın ve editörün izniyle sitemize konmuştur.)

Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

Çanakkale yüzyıllar boyunca birçok savaşa ev sahipliği yapan stratejik açıdan önemli bir boğaz kentidir. Şüphesiz bu savaşların en önemlilerinden biri de Çanakkale Muharebeleri’dir. İstanbul’un kapısı ve kilidi konumunda olan Çanakkale Boğazı Osmanlı padişahları tarafından kale ve tabyalarla donatılır.Çanakkale Boğazı’ndaki her tabyanın bir anısı, bir hikayesi ve bir yaşanmışlığı vardır. Her biri askerlerimizin kanı, canı ve vatan sevgisiyle donatılmıştır. Bu hikayenin yer aldığı tabyamız ise Topçamlar Tabyası’dır.Topçamlar Tabyası, Çanakkale-İzmir karayolunun 18. kilometresinde anayola 4 km. kadar içeride sahile hakim bir tepe üzerindedir. İnşa edildiği tepenin adı Topçamlar Tepesi’dir. Bulunduğu tepenin yüksekliği deniz seviyesinden yaklaşık 75 mt. kadardır. Güzelyalı ile Karanlıkliman arasında uzanan toprak yolun orta kısımlarında yolun 50 mt. kadar üstünde kalır. (B.A.)

Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

Bu yazımızda Çanakkale muharebelerinde efsane haline gelmiş İntepe topçularından biri olan Üsteğmen Mehmet Ali Bey’i tanıtıp, hatıralarını paylaşacağız. Bu hatıraları 1935 yılında Abidin Daver Cumhuriyet gazetesinde okuyucularına aktarmıştır ve yukarıda anlattığımız Çanakkale topçularının yaşadığı sıkıntıları, çaresizliği bütün çıplaklığı ile aksettirmektedir.Abidin Daver, 1935 yılında köşe yazarlığı yaptığı Cumhuriyet gazetesinde “Çanakkale’de Süngü Süngüye” başlığı altında Çanakkale kara ve deniz muharebelerini yerli yabancı kaynaklardan ve yazarlardan alıntılar yaparak uzun bir seri halinde okuyucularına aktarmıştı. Bu yazı dizisi devam ederken, Çanakkale’de savaşmış subay ve erlerden gelen mesajları, konu ile ilgili tamamlayıcı bilgileri, fotoğrafları ve en önemlisi Çanakkale’de yaşadıklarını yazıya dökmemiş/dökememiş birkaç subayın hatıralarını da köşesinde nakletmişti.Abidin Daver’in köşesine taşıdığı Çanakkale hatıralarından birisi, yazımıza konu olan Çanakkale’nin Anadolu yakasında İntepe’de topçu batarya komutanı olarak görev yapmış olan Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey’in harp hatıralarıdır. (M.A.)

Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

Çanakkale önlerinde düşman gemileriyle Türk topları arasındaki top düellosu 1918’li yıllara kadar devam eder. Müstahkem Mevkii Komutanlığı Temmuz 1915’te merkezdeki bazı toplarını İntepe Bölgesi’ndeki yüksek noktalara taşımaya başlar. Ekim 1916’da ise özellikle gemilerden sökülen topları da Boğaz ağzının kontrolünü sağlamak amacıyla Boğaz girişine tabiye ederler. Bu çalışmamızda Almanların “SMS Roon” adlı zırhlı kruvazörden sökülerek Seddülbahir’e tabiye edilen 210/40’lık Roon Topu’nu ele alacağız.Seddülbahir Topu, Harap Kale’nin kuzeyinde bulunan Fransız toplarının daha ilerisinde Ahmet Ağa Bayırı diye isimlendirilen mevkide bulunmaktadır. Buradaki top 210/40’lıktır ve Nisan 1917’nin başında bu mevkide tamamen atışa hazır hale getirilir. (B.A.)

Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar – Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

Bu eser muharebeleri bütün yönleri ile ele almaktan ziyade, bize göre tarihçinin eksik bıraktığı bir yanını, muharebelerin komuta kademesini ve idaresini ele almayı esas edinmiştir. Yazarlarımız bu hususta makaleler kaleme almıştır. Eserdeki çalışmalar, yazarların kendi fikirlerinin mahsulü olup tarafımızdan ilmî serbestiyet gözetilmiştir.Eserde yirmi bir farklı çalışmaya yer verilmiştir. Söz konusu çalışmaların ekseriyeti, Çanakkale Muharebeleri’nde ve sonrasındaki Milli Mücadele’de hizmet vermiş Paşaları ele almaktadır. Bunun yanı sıra muharebeler üzerine dünden bugüne yapılmış akademik çalışmalar, muharebelerin harp edebiyatına yansımaları, dönemin İstanbul’u, muharebeler sırasında öne çıkan yabancı komutanlar muhtevalı konuları içermektedir. (Önsözden)Ayrıca bu kitapta Geliboluyuanlamak sitesinden tanıdığınız Muzaffer Albayrak, Lokman Erdemir ve Ahmet Yurttakal’ın da makaleleri bulunmaktadır.

Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

1. Dünya Savaşı dönemine dair son dönemde yazılmış en nitelikli eserlerden birisi olan Yücel Yanıkdağ’ın Tarih Vakfı yayınlarından çıkan “Millete Deva Olmak- Osmanlı Savaş Esirleri , Tıp ve Milliyetçilik 1914-1939” adlı eseri.
#tarih dergisi Şubat Sayısı’nda bu kitapla  ilgili değerlendirmem çıktı. Derginin bu sayısının da ele aldığı konular itibarıyla da bir hayli ilgi çekeceğini, arşivlik  olduğunu düşünüyorum.  Gelibolu’yu Anlamak okurlarına duyurmak istedim. (T.Y)

Mehmet Şevki Paşa Çanakkale Boğazı Haritası (Gürsel Akıngüç)

“Çanakkale Boğazı Haritası” olarak tanımlanan ve 61 paftadan oluşan bu harita 1/25.000 ölçekli olup, Çanakkale Boğazı ile yakın çevresini bu ölçekte ve oldukça ayrıntılı tanımlayan, Osmanlı döneminden günümüze ulaşmış nadir haritalardan biridir. Aslında bu harita için, “İlk Şevki Paşa Haritası” demek de mümkündür. Çünkü Mehmet Şevki Paşa (E. Korgeneral ÖLÇER / 1866 – 1927), söz konusu haritayı yapanların amiri durumunda olduğu gibi, 43 paftadan oluşan 1/5.000 ölçekli “Şevki Paşa Haritası” da bu haritanın Anafarta-i Sagir (Küçük Anafarta), Kurcadere – Kocadere, Damlar, Kirte ve Seddülbahir paftaları esas alınarak yapılmıştır. “Gelibolu ve Çanakkale Haritaları Fihristi” başlıklı bu Ek’de gösterilmiştir. Mehmet Şevki Paşa’nın kendi ifadesiyle “Çanakkale Boğazı Haritası” olarak tanımlanmış bu haritanın bütün paftalarının sol alt köşesinde; “Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Matbaasında Tab Edilmiştir, Sene 1331”  şeklinde bir ibare bulunmaktadır. (G.A.)
 

Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

Türkiye son derece hatalı bir kararla Çanakkale kara muharebelerinin başlangıç tarihi anmalarının 100. Yılını daha önce başlatacağını açıkladı. Bununla Ermeni Tehcirinin 100. Yıldönümü nedeniyle gerçekleşecek diplomatik taarruzu bertaraf etmek amaçlanıyor. Oysa Çanakkale Muharebeleri’nde 25 Nisan en az 18 Mart kadar hatta ondan daha önemli bir tarihtir. Dünya tarihinde o zamana kadar gerçekleşen kara, deniz, denizaltı unsurlarının kullanıldığı en kapsamlı amfibik harekatın icra edildiği , dünyanın çeşitli askeri okullarında ders olarak okutulan bir gündür.
24 Nisan’da, 25 Nisan’da öncelikle bizim tarihlerimizdir. Tarih sadece zaferlerle anılmaz. Aradan geçen bir asır sonrasında Türkiye binlerce vatandaşını kaybettiği, kendi tarihinin askeri, siyasi ve diplomatik olarak son derece kötü yönetilmiş olağanüstü bir dönemiyle bir kere daha yüzleşmek zorundadır.