Birinci Dünya Savaşı’nın nedenleri üzerine son yıllarda yayınlanan ve ses getiren çalışmalardan bir tanesi ise Cambridge Üniversitesi öğretim Üyesi Prof: Christopher Clark’ın “ Sleepwalkers-How Europa Went To 1914? “ ( Uyurgezerler- Avrupa 1914’te savaşa nasıl sürüklendi? ) “adlı çalışması oldu. Neredeyse savaşan tüm ülkelerin 6 dilde arşivlerinden de faydalanan Clark’ın kitabının kendine özgü tezleri ile farklı bir yer edindiğini söylemek mümkün. Eserin en önemli özelliği savaşın çıkışında Fransa-Almanya-Britanya-Rusya eksenini değil Sırbistan-Avusturya Macaristan İmparatorluğu arasında özellikle 1908’den sonra giderek gerginleşen , Balkan Savaşlarından sonra zirveye ulaşan anlaşmazlığı temel alması. Clark dönemin büyük güçlerinin kriz dönemlerinde diplomatik karar alma mekanizmalarında görev alanların (Devlet adamı, diplomat vs.) zaafiyetleri üzerinde duruyor, “uyurgezerler” olarak niteliyor….. Sırp Gizli servisinin Bosna’daki milliyetçi Sırp terör unsurlarına her türlü desteği sağladığını belirten Clark, Arşidük Franz Ferdinand’a düzenlenecek suikastten Sırp hükümetinin haberinin olduğunu, önlemek için hiçbir şey yapmadığını iddia ediyor (!) Dolayısıyla Viyana ültimatomunda haklıydı. (T.Y.)Bu makalenin kısaltılmış versiyonu #tarih dergisi Ağustos sayısında yayınlanmış, dergi yönetiminden alınan izinle siteye konulmuştur.
Bilgeliğin Yedi Sütunu- Thomas Edward Lawrence (Nagihan Haliloğlu)
Arapları Osmanlı devletine karşı isyana ikna edip, sonra da onlara vadettiği, Mekke’den Şam’a uzanacak Arap devletini ‘masada kaybeden’ T. E. Lawrence, bu hazin macerayı Türkçeye de çevrilmiş olan Bilgeliğin Yedi Sütunu adlı, yaklaşık 700 sayfalık ‘hatıratında’ anlatır. Kitap, ismini Eski Ahit’teki ‘Bilgelikler’ bölümündeki bilgeliğin ‘yedi sütunlu sarayı’ tasvirinden alır. Yayınlandığı günden itibaren tarihçilerin ve eleştirmenlerin gerçekleri tam yansıtmadığı konusunda hemfikir oldukları bu kitap yine de 1910’ların Ortadoğusu ve İngiliz sisteminin üretmiş olduğu zihinlerin bölgeyi nasıl gördüğü hakkında çok önemli ipuçları veriyor. Türkiye’de sadece casusluk faaliyetleriyle bilinen Lawrence’ın bu faaliyetlerin bir güncesini tutmuş olması ve bu güncenin İngiliz ve Amerikan harp akademilerinde okutuluyor olması, belki bizi kitaba şöyle bir göz gezdirmemiz gerektiğine ikna eder diye düşünüyorum. Ayrıca tüm ‘hayali’ unsurlarına rağmen Edward Said’in Oryantalizm kitabında da Bilgeliğin Yedi Sütunu’ndan bahsedip sık sık eleştiriler yönelttiğini de hatırlamakta fayda var. ( N.H )
Bu makale Lacivert Dergisi Eylül 2014 sayısında yayınlanmış olup dergi editörünün ve yazarının izniyle sitemize konulmuştur. ( T.Y )
1. DÜNYA SAVAŞI’YLA İLGİLİ TÜRKİYE’DE NELER YAPILDI/YAPILIYOR? (Adem Koçal)
Sizlere bu yıl akademik kurumlarda yapılmış ve yapılacak olan 1. Dünya Savaşı ile ilgili panel ve sempozyumların listesini sunuyoruz. Basınımıza çok yansımasa da Bilgi Üniversitesi’nden Bitlis Eren Üniversitesi’ne önemli toplantıların yapıldığı/yapılacağı açık. Umarız konuşmalar kitap olarak yada internet ortamında yayınlanır, konuyla ilgilenen daha büyük kitlelere ulaşma imkanı olur.
Bu listenin hazırlanmasında yardımcı olan Timaş Yayınları Editörlerinden Adem Koçal’a teşekkür ederim. (T.Y )
Vehip Paşa Kahramanlıktan Sürgüne (Dr. Yüksel Nizamoğlu)
Elimizde ismini şimdiye kadar çoğumuzun duymadığı bir komutanın hayatını anlatan bir kitap duruyor. Bu kitap, 23 Temmuz 1908’de Manastır’da 60 numaralı top arabasının üzerine çıkarak II. Meşrutiyet’i ilan eden beyannameyi okuyan, böylece Osmanlı kamuoyuna kendini tanıtan ve bu tarihten itibaren 1940’da vefatına kadar önce Osmanlı, daha sonra da Cumhuriyet devrinde çeşitli vesilelerle gündeme gelen Vehip Paşa’nın hayatını ve askeri faaliyetlerini ortaya koymayı amaçlıyor. Dr. Yüksel Nizamoğlu tarafından kaleme alınan eserin başlığının “Kahramanlıktan Sürgüne” olduğunu okuyunca önce şaşırıyorsunuz, ama okudukça ne kadar yerinde bir başlık olduğunu anlıyorsunuz. Çünkü 1875’de Yanya’da doğan Vehip Paşa başarılı bir askeri okul hayatından sonra mesleğinde ordu komutanlığına kadar yükselmiş, Çanakkale Savaşları’nda başarılar kazanmış, 1918 yılında Erzincan’dan başlayarak Batum’a kadar ilerleyen ordunun başında “kahraman” olarak değerlendirilmiş bir komutan olmasına karşılık bu statüsü kısa sürmüş ve Mondros Mütarekesi’nden sonra da çeşitli suçlamalara maruz kalmıştır. Vehip Paşa 1920 yılında da yurtdışına kaçacak, önce askerlik görevinden uzaklaştırılacak, 1928 yılında da Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarılacaktır. “Kahramanımız” artık bir ülkede bile uzun süre kalamayacak, İtalya, Romanya, Yunanistan’da kısa sürelerle yaşayacak ve Türk istihbaratı tarafından hakkında “çokça mübalağa içeren” raporlar düzenlenecektir. Vehip Paşa artık bir zorunlu “sürgün” dür ve Atatürk’ün ölümünden sonra 1939’da tekrar vatandaşlığa kabul edilene kadar birçok sıkıntıyla boğuşmak zorunda kalmıştır. (Tanıtım Yazısından)
tarih Dergisi Ağustos Sayısında 1. Dünya Savaşı nın Nedenleri Dosyası
#tarih Dergisi ‘nin yeni sayısı çıktı. Gürsel Göncü yönetimindeki Ağustos sayısının en önemli dosya konusu ise “1. Dünya Savaşı-100.Yıl: Felaketin ayak sesleri”. İçinde bulunduğumuz yıl seyri ve sonuçları ile ülkemizi de derinden etkileyen 1. Dünya Savaşı’nın 100. Yıldönümü. Dergi savaşın nedenlerini hayli kapsamlı bir dosyayla masaya yatırıyor. Bu bölüm de benim de bir yazım var. Yazım da Türk okuyucuyla henüz daha buluşmayan, ancak başta İngiltere ve Almanya olmak üzere yayınlandığı ülkelerde tarihçiler arasında hayli tartışmalara yol açan Prof. Christopher Clark’ın “Sleepwalkers- How Europa Went To War in 1914- Uyurgezerler, Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi?” adlı kitabı tanıtıyor, dile getirdiği önemli tezleri paylaşıyorum. Kitabın bir hayli tartışmalı ve ilginç bulduğumu belirteyim. Umarım en kısa zamanda Türkçeye çevrilir. Sitemizin yazarlarından Muzaffer Albayrak’ın ilk kez yayınlanan belge ışığında Osmanlı Kabinesinin Said Halim Paşa başkanlığında 9 Ağustos 1914’te Almanları nasıl oyalayacaklarını tartıştıkları toplantıyı anlattığı yazısının da ilginizi çekeceğini düşünüyorum. (T.Y)
Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevkii İntepe Topçu Grubu’ndan Bir Subayın Günlüğü (Dr. Lokman Erdemir)
Çanakkale Muharebelerinin en önemli kaynakları muhakkak ki dönemin arşiv belgeleri ile savaşa katılmış askerlerin hatıra ve günlükleridir. Her geçen gün yenilerinin neşredildiği bu günlük ve hatıralardan biri de henüz yayınlanmamış, çalışmamızın da konusunu teşkil eden Müstahkem Mevkii İntepe Topçu Grubunda ismini henüz tespit edemediğimiz bir subaya aittir. Bu günlüğü ise diğerlerinden farklı kılan husus ise Çanakkale Muharebeleri’ne farklı bir taraftan, Anadolu tarafından bakmasıdır. (L.E.)
Saklı Tarih: Umuda Yolculuğun Adı Barboros Hayrettin Zırhlısı(Ömer Tekinbaş)
8 Ağustos 1915 Kurban Bayramı Arifesi Pazar günü saat 04.00 sularında İstanbul’dan Çanakkale’ye gitmekte olan, Barbaros Hayrettin Zırhlısı, İngiliz Denizaltısı E11 tarafından Gelibolu ile Bolayır arasında torpille vurularak batırıldı. Gemide; Çanakkale 5. orduya gidecek çok sayıda askeri cephane, çeşitli gereçler, karacı subaylar, önemli miktarda para, 71 subay, 1200’e yakın personel bulunuyordu. Donanma komutan vekili Arif Bey de gemideydi. Gemi komutanı Albay Muzaffer Adil Beydi. Donanma komutanı Almandı. Seferberlik ilanı ile dedem Harun Tekinbaş ikinci kez Barbaros Zırhlısı’nda usta gemici güverte askeri olarak görev almıştı. Dedem Harun Tekinbaş iyi bir güverte askeriydi. İngiliz E11 denizaltısı tarafından batırılan Barbaros Zırhlısı’ndan 51’i subay toplam 400’e yakın asker sağ olarak kurtuldu. Diğerleri ise şehit oldu. Sağ olarak kurtulanlar arasında dedem Harun Tekinbaş’ta bulunmaktaydı. (Ö.T.)
Gavrilo’nun Suçu Neydi? Birinci Dünya Savaşı’nı Yeniden Düşünmek (Tuncay Yılmazer)
Bundan tam 100 yıl önce Saraybosna’da Bosnalı bir Sırp gencinin işlediği cinayet , tüm dünyayı sarsacak , milyonlarca insanın ölmesine, sakat kalmasına yol açacak bir felaketin ilk kıvılcımı olacaktı. Öyle bir felaketti ki bu; aradan 100 sene geçse de yol açtığı krizler bugün bile gündemde. Avrupa ülkeleri kendi aralarındaki problemleri 2. Dünya Savaşı sonrası çözdüler. Ancak ülkemizin 1. Dünya Savaşı’nın artçı şoklarından etkilenmediğini söylemek mümkün değil. Ortadoğu coğrafyası’nda baş aktörler kısmen değişse de 1. Dünya Savaşı tüm şiddetiyle devam ediyor. 2007 yılında Kültür Dergisi 1. Dünya Savaşı özel sayısı için yazdığım makaleyi , meş’um olayın yıldönümü olması nedeniyle yeniden dikkatlerinize sunuyorum. Umarım 1. Dünya Savaşı siyasi, askeri , sosyolojik ve kültürel sonuçlarıyla çok daha ayrıntılı değerlendirilir. (T.Y)
Efsane Komutanlar ve Zaferleri (Jeremy Black)
Fotoğraflar, dönemine ait portre ve muharebe tasvirleri, silah ve üniforma çizimleri ve yüz yirmi adet özel olarak hazırlanmış tam renkli sefer haritası, savaş planı ve üç boyutlu canlandırmalarla zenginleştirilen kitap, “şanlı bir komutan” olmanın özünü yakalıyor. Askerî tarih meraklılarının başucundan ayırmaması gereken bir eser… (Tanıtım Yazısından)
Kara Muharebelerinde Müttefiklere Korku Salan Toplar “Asiatic Annie, Beachy Bill ve Anafarta Annie” (M. Onur Yurdal)
Çanakkale Kara Muhareberelerinde bazı toplarımız itilaf devletleri askerleri tarafından değişik adlar ile anılmış ( Asiatic Annie, Beachy Bill, Anafarta Annie ), yüreklere korku salmışlardı. Bahsi geçen, adına şiirler dahi yazılan “namlı” toplarımız, bizler tarafından neredeyse hiç bilinmemektedir. Bugüne dek adlarını gerçekten çok az ya da hiç anmadık. Elbette burada amaçlanan bahis sadece toplar değil, topçularımızdır. Düşünün ki bu toplardan bir tanesi, Fransız General’i mecruh ederken, bir tanesi 1000’in üzerinde kayıp verdiriyor bir diğerinin de sadece 1 top mermisi 18 kişiyi yaralıyor. Müttefikleri o kadar rahatsız ediyorlar, kayıplar verdiriyorlar ki artık, bunlardan bir tanesinin yerini bulup teslim almak için tüm kuvvetini vermeye hazır komutanlar çıkıyor. Beachy Bill’den korunmak için Müttefik Ordonat Servisi bir genelge bile yayınlıyor. Üzerlerine Endymion, M21 Monitörü, Bacchante zırhlısı ateş yağdırmış yine vazgeçmemişlerdi. Yiğitliklerinin unutulmadığını göstermek ve okuyanların da unutmayacağına olan inancımdan onları da burada yad etmek tam yeri ve zamanıdır fikrindeyim. Muhakkak ki bir ordunun en önemli kuvveti piyade birlikleridir. Fakat unuttuğumuz topçu kahramanların gazabına uğrayan müttefik askerleri ve kaynaklar bilgiler bize gösterdi ki, her ne kadar piyade ana kuvvet olsa da topçular piyadelerin mütemmim cüzüdür. ( M. O. Y. )