GELİBOLU’YU ANLAMAK

Birinci Dünya Savaşı

Çanakkale’nin Meş’ um Günü: 19 Mayıs Taarruzu Nasıl Planlandı? Niçin Başarısız Oldu? (Muzaffer Albayrak)

Çanakkale’nin Meş’ um Günü: 19 Mayıs Taarruzu Nasıl Planlandı? Niçin Başarısız Oldu? (Muzaffer Albayrak)

19 Mayıs, Çanakkale muharebelerinin en acı ve meşʼum günüdür. Bu kadar kısa bir zaman diliminde hiç bu kadar zayiat verilmemişti. Üstelik karşılığında kazanılan hiçbir şey yoktu.
Arıburnu Cephesi’ndeki 19 Mayıs taarruzu, tahkimatını iyice güçlendirmiş ve mevzilerini derinleştirmiş düşmana karşı girişilen, kötü planlanmış ve aynı derecede kötü uygulanmış bir harekattı. Harekat planında herhangi bir incelik yada özen yoktu. Son derece isabetsiz olarak nitelenebilecek olan bu saldırı, kahramanlık veya fedakarlıkla izah edilemeyecek bir sonuca; 10 bin askerin feda edilmesine yol açmıştır. Çok dar bir alanda, net olmayan emir ve hedeflerle, baskın etkisinin tamamen ortadan kalktığı koşullarda, tümenler ateşe sürülmüş, imkansızlığı kanıtlanan “denize dökme” eylemine rağmen saldırı gün ağardıktan sonra da tekrarlanmıştır. Bu taarruz göstermişti ki; başarıya ulaşmanın yolu sayı üstünlüğünden geçmiyordu. 19 Mayıs taarruzunu yapan Kuzey Grubu’nun eli altında 42 bin asker vardı. Düşmanın mevcudu ise 17 bindi. Dolayısıyla asker sayısından çok siper savaşlarında etkili dik açılı havan ve obüs toplarına ihtiyaç vardı. Hepsinin üstüne muharebe alanlarının kendisine özgü şartlarını göz önünde bulundurarak, bulunulan yer ve ortama uygun savaş taktikleri ve strateji geliştirmek gerekiyordu. Maalesef böyle olmadı ve zahiri görünüşe aldanılarak, hesapsız ve özensiz, kaba bir hücum taktiği ile siperi içinde saldırıyı bekleyen düşmana açıktan süngü hücumu yaptırmakla asker ölüme sürüldü. Başka muharebelerde son derece faydalı olacak olan cesur ve fedakâr 10 bin asker; akılsız, hesapsız, ihtiraslı emirlerin kurbanı oldu. ( M.A.)

Niçin Kaçıyorsunuz? Düşmandan Kaçılmaz! – Popüler Resmi tarih’in 25 Nisan 1915 Anlatımı Üzerine Eleştiriler ( Tuncay Yılmazer )

25 Nisan 1915’in tarihinin ülkemizde popüler anlatımı daha çok Mustafa Kemal ve 57. Alay üzerinden olmakta, “Conkbayırı’na doğru geri kaçan(!) askerlerin durdurulup 57. Alay’la birlikte yeniden saldırması” da sıklıkla kullanılmaktadır. Oysa söz konusu olay ayrıntılı incelendiğinde gerçeklerin biraz farklı olduğu görülecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu liderinin askerlik hayatının en önemli dönüm noktalarından birisinde ön plana çıkması anlaşılabilir bir durumdur. Bununla birlikte, o gün görev alan , neredeyse harekat planlarını değiştirebilecek başarılar elde edenlerin de mutlaka vurgulanması gerekir. Bu bağlamda özellikle müttefiklerin 25 Nisan 1915 çıkarmasının ana hedefi olan Alçıtepe ve Kilidbahir platosuna ulaşmalarını daha ilk günden bir taburluk kuvvetiyle sekteye uğratan Binbaşı Mahmut Sabri Bey, keza Anzak çıkarmasında özellikle sol kanatlarına verdirdiği kayıp ve sonrasında akıllıca bir geri çekilmeyle Conkbayırı yolunu tıkayan İbradılı İbrahim Hayrettin’in ve Anzaklara oldukça etkili organize bir taarruzu ilk başlatan kişi olan 27. Alay komutanı Yarbay Mehmet Şefik bey’i özellikle anmak hakkaniyet gereğidir. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Bey’in özelikle Conkbayırı’ndan aşağı başarılı hücum organizasyonu, Anzak cephesine hakim bir nokta olan Kılıçbayırı’nın ele geçirmesi 25 Nisan’ın Arıburnu çarpışmalarının seyrinde oldukça önemli bir yere sahiptir.

100. Yılında I. Dünya Savaşı’nın Türk Edebiyatındaki Yansımaları

Çankırı Karatekin Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü ve Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı işbirliğiyle “100. Yılında I. Dünya Savaşı’nın Türk Edebiyatındaki Yansımaları” konulu uluslararası bir sempozyum düzenlemektedir. Sempozyum, 31 Ekim – 2 Kasım 2014 tarihleri arasında Çankırı’da yapılacaktır.

18 Marttan Önce Son Çıkış – Dedeağaç Görüşmeleri (Tuncay Yılmazer)

1915 yılının Mart ayı içerisinde Yunanistan’ın küçük bir kasabasında savaşan devletlerin temsilcileri gizlice bir araya gelirler. Uzun zamandır alt yapısı hazırlanan bu görüşmelerde İngiliz temsilciler Osmanlı Hükümetine savaştan ayrılma karşılığında yüklü maddi destek önerecek, ancak Türk tarafının İstanbul’un ve Türk toprakların geleceği konusundaki garanti ısrarı anlaşmayı çıkmaza sokacaktır. Bu arada Berlin-İstanbul arasındaki haberleşmenin ele geçirilmesi olayların seyrini değiştirecek, Churchill 18 Mart 1915’te kendi donanması için felaketle sonuçlanacak saldırının emrini verecektir.
Bu yazımda Çanakkale Savaşı’nın az bilinen bir yönünü ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. (T.Y.)

Çanakkale Muharebelerinde 57. Alay ile 27. Alay Arasındaki Rekabete Dair Anekdot (Serdar Halis Ataksor)

Elimizdeki raporlarda gördüğümüz önemli diğer bir husus ise, her iki Alayımız arasındaki tatlı rekabet diyebileceğimiz öne geçme hırsı ve azmidir. Halis Beyin düşmandan geri aldığı 57 alay siperlerini bir ilmuhaber ile tescil ettirmesi ve bunu belki de muharebeler esnasında 57 alaya karşı bir üstünlük vesikası olarak imzalatması iki alay arasındaki tatlı rekabetin en somut delili olması açısından fevkalade önemlidir Sadece bu hırs dahi, Arıburnu cephesinde düşmana karşı sağlam bir duruşun olduğunu göstermektedir. Lakin Genel kurmay tarafından hazırlanan Çanakkale cephesi harekatı adlı kitap’ın 565 inci sayfasında söz konusu hadiseler anlatılırken ‘’Halis Bey’in bir ilmuhaber karşılığında düşmandan geri alınan 57 alay siperlerini yine 57 alaya teslim ettiğinden’’ herhalde lüzumsuz görülmüş olmalıdır ki hiç bahsedilmemiş olup; ve yine sayfa 569 da Düztepe’den Tümen emri olarak Mustafa Kemal tarafından yazılan emir’de söz konusu 31 ve 32 numaralı 57 alay siperlerinin düşmandan 27 ve 57 alayların müşterek taarruzları sonucunda alındığı söylenmektedir. Oysa ki, resmi harp ceridesinde bu siperlerin 27. alayın kahraman nefer ve subayları tarafından alındığı belirtilmektedir. (S.H.A.)

Fatih’te Hava Şehitleri Anıtı (Önder Kaya)

Doğma büyüme Fatih-Aksaraylı biri olarak çocukluğumdan itibaren semtin tarihî belediye binasının önündeki parkın ortasında, bitmemiş gibi duran anıtın önünden defalarca gelip geçtiğimi bilirim. Sonraları tarihe merak saldığımda anıtın, Hava Şehitleri Abidesi olduğunu öğrendim. 2007 yılında Şam’a gittiğimde ise şehrin sembollerinden biri olan Selahaddin Eyyubi türbesinin hemen bitişiğinde, üzerine al renkli hilal ve yıldızın işlendiği üç adet mermer mezar taşını görünce hafızamda, Fatih’teki anıtla Şam’daki bu mekan kesişiverdi. Her ne kadar mezar taşlarının üzeri Arapça yazılmış olsa da, kaidelerinde Türkçe olarak soldan sağa Üsteğmen Nuri 8 Mart 1914, Yüzbaşı Fethi 3 Mart 1914 ve Üsteğmen Sadık 3 Mart 1914 ibareleri okunabilmekteydi. Çocukluğumun geçtiği Fatih semtindeki abide dikilmesine sebep olan üç Türk pilotu, burada koyun koyuna yatıyorlardı.

Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi – Kadir Kon ( Tuncay Yılmazer )

1914’te birkaç Avrupa ülkesi arasında başlayan çatışmaları tüm dünyaya yayan, tüm ülkelerin geleceğe yönelik planlarını diplomatların çekmecelerinden çıkaran olay Osmanlı İmparatorluğu’nun bizzat savaşa katılmasıydı. O dönemde bağımsız kalabilmiş birkaç Müslüman ülkesinden biri olan Halife’nin ülkesinin savaşta alacağı tavır, bünyelerinde milyonlarca Müslüman barındıran Britanya İmparatorluğu, Fransa ve Rus Çarlığı’nı yakından ilgilendiriyordu. Almanya da daha savaştan çok önceleri İtilaf devletlerinin Müslüman popülasyonunun savaş durumunda “sorun” olacağının bilincindeydi.
İTÜ Öğretim Üyesi Kadir Kon “Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi” adlı çalışmasında Alman İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda İslam dünyasına yönelik stratejisini, bu politikanın altyapısını oluşturan özellikle sivil kişi ve kuruluşları inceliyor, o dönemin Türk-Alman diplomatik ilişkilerinin az bilinen bir yönüne ışık tutuyor. Söz konusu kitap Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yıldönümü yaklaşırken yapılmış en nitelikli çalışmalar arasında yerini almaya hazır duruyor. İçerdiği çok sayıda orijinal bilgi ve belgeyle konuyla ilgilenenlerin mutlaka edinmesi gereken kaynak bir eser. (T.Y)

ARMAGEDDON’A DOÐRU ADIM ADIM… General Allenby, Osmanlı Ordusu’nu Filistin’de Nasıl Yok Etti? (Tuncay Yılmazer)

Unutulmaması gereken şudur. Allenby ne kadar stratejik deha olursa olsun karşısındaki Osmanlı Ordusu’nun da gerek nicelik gerekse nitelik olarak çok kötü durumda olduğu ortadadır. Osmanlı Ordusu bir ara toparlandığı Nisan 1918’de Şeria Muharebelerinde Allenby’nin kuvvetlerini yenebilmişti. Türk tarihinin en ağır mağlubiyetlerinden biri olan Nablus (Megiddo) Muharebesi’nin kaybedilmesinin Erickson’a göre 3 temel nedeni vardır: Birincisi Stratejik düzeyde arazi Kafkas ve Çanakkale cephelerine göre daha uygundu. Harekât düzeyinde Allenby’nin kolordu büyüklüğündeki birlikleri aldatma ve yığınak amacıyla muharebe alanında kaydırmasına yeterli mesafeler bulunuyordu. Allenby sayesinde 1917-1918 yıllarında İngiliz Ordusu temel muharebe alanı düzeyindeki taktik tekniklerde muazzam ilerlemeler sağlamıştı. Harp tarihçisi Fahri Belen “Orduları birbirine denk cephelere yaymak suretiyle her deliği kapamak isteyen zihniyet neticesinde, düşman herhangi bir yerde kuracağı ağırlık merkezi ile cepheyi istediği yerden yarabilecek durumda idi.” diye yazar. Türk savunması daha esnek olabilseydi bu kadar çabuk bir şekilde dağılma olmayabilirdi, Gazze’de olduğu gibi düzenli bir ricat tümen seviyesindeki kuruluşların topyekün imhasını önleyebilirdi. Yukarıdaki düşüncelere ek olarak Osmanlı Genelkurmayı’nın Filistin’den gelen tehlikenin büyüklüğünü takdir edemediğini, Rusya’nın devrim sonucu yıkılması ve Bakü yolunun açılması Azerbeycan’la bir nevi “Anschluss” rüyalarının doğmasına neden olduğunu düşünüyorum. Liman von Sanders’in “emrimdeki subay kadrosu eksiliyor, subaylar daha yüksek ücretlerle Kafkas cephesine gönderiliyor” yakınması boşa değildi.

Bir Günah Keçisi Öyküsü , 6 Ağustos 1915 Anafartalar Çıkarması’nın Asıl Amacı Neydi? ( Tuncay Yılmazer )

Çanakkale Savaşı’nın Anafartalar Çıkarması bölümüne tarihçiler Başkomutan Hamilton’un ve kurmay subayı Aspinall’in de ifadeleriyle kaçırılmış fırsat olarak bakmışlardır. Öyle ki harekatın başarısızlığının tüm sorumluluğu Anafartalar çıkarmasını icra eden 9. Kolordu komutanı General Stopford’un üzerine yığılmıştır. Oysa Anafartalar körfezine çıkarma yapan General Stopford komutasındaki 9. Kolordu kurmayları kendilerine verilen emrin Anzak bölgesinde yapılacak harekata yardım ve güvenli bir üs bölgesi oluşturmak olduğunu belirtmişlerdi. Bunun içinde bir hayli haklı nedenleri vardı. Bu yazımda Çanakkale Savaşı’nın en önemli harekatlarından 6 Ağustos 1915’te İngiliz 9. Kolordu birliklerinin icra ettiği Anafartalar Çıkarması’nın hedeflerini ilgili literatür ışığında tartışmaya açmak istedim.

Osmanlı Askerî Tarihi, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri-1792–1918 (Yayına Hazırlayan: Doç. Dr. Gültekin Yıldız)

Yakın zamana kadar kulaktan dolma bilgilerle tanınan, ulemanın muhafazakârlığı yüzünden Batı’daki teknolojik gelişmelere ayak uyduramadığı iddia edilen, zaferleri abartılıp hezimetleri yeterince analiz edilmeyen son dönem Osmanlı askeriyesine dair önyargıları sorgulatıp okuyucularını birçok kere şaşırtacak bir çalışma; Osmanlı Askerî Tarihi / Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri 1792-1918.
Dr. Gültekin Yıldız’ın editörlüğünde hazırlanan bu kitap, hepsi Osmanlı askerî tarihinde uzmanlaşmış olan akademik kariyerinin farklı seviyelerindeki 10 araştırmacının katkılarıyla hazırlandı. 1792-1918 arası dönemde Osmanlı askeriyesinin farklı kuvvetleri (kara, deniz, hava) ve farklı sınıfları (piyade, süvari, topçu vs.), barış ve savaş zamanı faaliyetleri, teşkilatı ve askerî sanayii ilk kez bu kolektif eserde bir arada ve görsel malzemeyle desteklenmiş olarak ele alındı.
Osmanlı Devleti’nin en uzun yüzyılını, sadece muharebelerle sınırlı kalmadan politik, sosyal, kültürel, ekonomik ve teknolojik boyutlarıyla askerî tarihi üzerinden yeniden tanımaya var mısınız?
(Tanıtım Bülteninden)