GELİBOLU’YU ANLAMAK

Birinci Dünya Savaşı

Çanakkale Savaşı Sonrasında Mezarlıklar İle İlgili Ortaya Çıkan Sorunlar Ve Yapılan Tartışmalar (Burhan Sayılır)

Bu çalışmada, Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden binlerce Türk, İngiliz ve Fransız askerinin mezarlıklarıyla ilgili tartışmalar, kararlar ve uygulamalarla ilgili tartışmalara değinilmiştir.
Britanya Savaş Mezarları Komisyonu “Commonwealth War Graves Commission”, İtilâf devletleri savaş mezarları üzerinde 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında çalışmalara başlamıştı. Gelibolu’ya gelen uzmanlar savaş bölgesini adım adım dolaşarak, savaş koşulları içinde rastgele gömülmüş olan ölülerin yerlerini belirlemişlerdi. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandığında, Britanya Savaş Mezarları Komisyonu, Arıbumu-Conkbayırı (Anzak) alanında 4300 mezar içeren 29 mezarlık, Seddülbahir (Helles) alanında 5900 mezar içeren yedi mezarlık; Suvla’da 4300 mezar içeren dört mezarlık ve Yarbay Doughty-VVylie’ye ait ayrı bir mezar ile, Cape Helles ve Conkbayırı anıtlarını tamamlamıştı. (B.S.) 

Arşiv Belgelerinde Lâpseki (1915 – 1922) (Hüseyin Arabacı)

 Lâpseki ilçesi Çanakkale savaşlarında cephe gerisi durumunda; muharebe sahasına muharebe alanına sağlanan desteğin kaynak noktası halindedir. İlçe bu özelliği yüzünden İtilaf güçlerinin saldırılarına maruz kalmış ve bu saldırılarla cepheye yardımın kırılması hedeflenmiştir. Müteakip dönem olan Millî Mücadelede ise ilçe halkı çektiği eza ve cefaya rağmen birlik olmayı başarmış ve vatan savunmasında üzerlerine düşeni yapmışlardır. Bu dönemde de ilçeden hareket alan faaliyetler olup bunlar yalnız Millî Mücadele’de değil uluslararası boyutta dönüm noktası olmuştur. (H.A.)

Yarımada’daki Ateşkes: 24 Mayıs 1915 – The Armistice on the Gallipoli Peninsula – 24 May 1915 (Yusuf Ali Özkan)

 Türk tarafının taarruzlarından en ağır sonuçlananlardan biri 19 Mayıs 1915 şafak vakti kuzey sektöründe meydana gelir. Bu taarruzda Türk tarafı üçte biri şehit olmak üzere 10,000’e yakın kayıp verir. Taarruz sonrası birbirine çok yakın olan ANZAC ve Türk siperleri arasında hayatını kaybetmiş olan çoğunluğunu Türk şehitlerin oluşturduğu askerlerin naaşları kalır ve aynı zamanda yaralılar da bu alanda sıkışıp kalmıştır. Naaşların gömülememesi sağlık açısından çok sıkıntılı bir durum oluşturur. Bunun sonucunda her iki tarafta bu mevziler arasında kalan naaşların gömülmesi ve yaralıların kaldırılması konusunda aşağıdaki şartlar çerçevesinde bir günlük bir ateşkes konusunda anlaşır. (Y.A.Ö)

Çanakkale Savaşı Siperin Ardı Vatan (Gürsel Göncü – Şahin Aldoğan)

Tarih; yaşadığı zamanı mutlak, aktüel değer yargılarını değişmez, değişimi her zaman ilerleme sayanlara oynadığı oyunları anlatır. Günlük planların ve gelecek projeksiyonlarının, kendisini hesaba katmadan yapılmasına izin vermez. Barındırdığı bilgiyi almayanları, korumayanları genleşen gelecek içinde yalnız, tanımsız ve ifadesiz bırakır. Bu kitapta yakın tarihin gerek yapılışı, gerek kahramanları, gerekse sonuçları bakımından en önemli olaylarından biri olan Çanakkale Savaşı; başlangıcından sonuna tüm operasyonel detaylarıyla, Türk tarafı açısından ve objektif kriterlere göre değerlendiriliyor. Türkler hangi alanda, hangi koşullarda, nasıl savaştı? Siperlerde neler doğru, neler yanlış yapıldı? Vatanı savunanlar, dönemin en güçlü orduları karşısında hangi fedakârlıklara katlandılar ve nasıl kazandılar? Mustafa Kemal’in muharebelerin kaderini değiştiren karar ve uygulamaları nelerdi? Türk komuta kademesinde ne tür problemler yaşandı? Düşman, hangi noktalarda neleri planladı; hangi hesaplar neden tutmadı? Lojistik ve idari hizmetler ne ölçüde verilebildi? Sağlık hizmetlerinde hangi zorluklar yaşandı? Yaralı ve hastalara nasıl bakıldı? Türk askeri gerçekte ne kadar kayıp verdi? Savaş alanındaki tüm yer isimleri, ayrıntılı krokileri ve dile getirilmemiş olaylar…(Tanıtım Yazısından)

Payitahtta Nutuklarım : Cemal Paşa’yı Yüceltme Amacıyla Yazılmış Bir Risale (Nevzat Artuç)

Payitahtta Nutuklarım, yakın tarihimiz açısından en az Cemal Paşa’nın Hâtıralar’ıkadar büyük önem arz etmektedir. Zira konuşmaların Birinci Dünya Savaşı’nın bütün hararetiyle devam ettiği tarihlerde gündeme ilişkin hassas meseleler hakkında ve Harbiye-Bahriye Nezâreti gibi son derece kritik karar verme mercilerinde gerçekleştirilmiş olması, Cemal Paşa’nın duygu ve düşüncelerinin bire bir yansıtılmış olması Payitahtta Nutuklarım’ın önemini kavrayabilmekiçin yeterli olacaktır. Söz konusu eser Cemal Paşa’nınhâletiruhiyesi yanında, dönemin siyasi ve askerî şartlarının yanı sıra kültür yapısının da anlaşılmasına imkân sağlayacaktır. Ancak gerek hatıralarında, gerekse taramış olduğumuz arşiv belgelerinde Cemal Paşa’nın söz konusu esere dair herhangi bir değerlendirmesine rastlayamadık. Bizden sonra yapılacak başka çalışmalarda konuyla ilgili boşluğun doldurulacağı inancındayız. (N.A.)

Hafız Hakkı Paşa Hayatı Ve Eserleri (Mustafa Birol Ülker)

Osmanlı Ordusunda Balkan ve I. Dünya savaşlarında önemli vazifeler yapmış olan Hafız Hakkı Paşa, Enver Paşa’nın Harbiye Mektebi’nden sınıf arkadaşıydı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde beraber görev yapmışlar, İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra da Resneli Niyazi Bey’le birlikte hürriyet kahramanı olarak anılmışlardır. Beşinci Murad’ın oğlu Selâhaddin Efendi’nin kızı Behiye Sultan’la evlenen Hafız Hakkı Paşa, Enver Paşa gibi saraya damat olmuştur. (M.B.Ü)
Bu makale Müteferrika dergisi Yaz 2008, Sayı: 33’de yayınlanmış, yazarın izniyle sitemize konulmuştur.

Mahmut Sabri Bey Ve Seddülbahir Savunmasının İlk Üç Günü (Burhan Sayılır)

Seddülbahir bölgesinde beş ayrı noktaya yönelik olarak tasarlanan İngiliz çıkarma planı, ana hatlarıyla şu  şekilde oluşturulmuştur:
Çıkılacak beş sahil noktası, kuzeyden güneye; Pınariçi Koyu (Y Sahili), İkiz Koyu (“X” Sahili), Tekke Koyu (“W” Sahili), Ertuğrul Koyu (“V” Sahili) ve Morto Koyu doğusunda Eski Hisarlık Tepe önündeki sahil (“S” Sahili) olarak belirlenmiş ve tanımlanmıştır. Bu sahillerden Ertuğrul ve Tekke Koyları, çıkarma harekâtının ağırlık (sıklet) merkezi olarak belirlenmiştir. Bu noktalar Binbaşı Mahmut Sabri komutasındaki 26. Piyade Alayı’nın 3. Taburu’nun sorumluluk sahası içinde yer almaktaydı. (B.S.)

25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası Çıkarmaları Üzerine Taktik Yaklaşımlar (Bülend Özen)

25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası Çıkarmaları hakkında taktik değerlendirmeleri içeren bu makalede üç konu ele alınmıştır. İlk konu, 5.Ordu Komutanı Liman von Sanders’ın dikte ettiği savunma düzeninin kritiğinin yapılmasıdır. İkinci konu, 25 Nisan 1915 günü, Cephe 9.Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey’in Ordu ihtiyatı 19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’den talep ettiği takviye birlik neticesi 57.Alayın kullanılması hususunun incelenmesidir. Son konu ise güncel teknolojik imkanların kullanılarak muharebelere farklı bir bakış açısı yakalama çabasıdır. (B.Ö)

Çanakkale Savaşı Esnasında Çekildiği İddia Edilen Bir Fotoğraf Hakkında (Erhan Çifçi)

Çanakkale Savaşı anlatımındaki yanlışların en fazla göze çarpanlarından biri de kamuoyuna “Çanakkale Savaşı’na Katılan 15’liler” şeklinde lanse edilen bir fotoğraftır. Kamu kurum ve kuruluş binalarına dahi asılacak hale gelen bu fotoğrafta askerî üniforma ile yürüyüş yapan bir grup çocuğun Çanakkale Cephesi’ne gönderilen 15 yaşındaki çocuklar olduğuna vurgu yapıldı. Son dönemde aksi yönde söylemler zikredilmeye başlansa da, kaynağını büyük ölçüde Tokat yöresine ait bir türküden alan bu bilgi halen yaygın biçimde paylaşılmaya devam etmektedir.
İlk kez geçen yıl açıklamalı örnekler vererek sosyal medya üzerinde işaret ettiğimiz bu yanlışlığın tashihi için Çanakkale Savaşı üzerine yaptığı değerli araştırmaları ve yazıları ile tanınan Sn. Dr. Tuncay Yılmazer Bey’in nazik teklifi ile konu hakkında daha derli-toplu bir yazı hazırlamamızın da önü açılmış oldu. Hassaten Çanakkale Savaşı üzerine bir uzmanlığım ya da uzmanlık iddiam olmadığı halde kendisinin nazik teklifi ve ricası üzerine kaleme aldığım bu yazıda, bahsi geçen fotoğrafın aslında Çanakkale Savaşı yıllarına ait olmadığını, bazı açıklayıcı örnekleri de paylaşarak, kısaca ortaya koymaya çalışacağım. (E.Ç.)
 

“Büyük Stratejisizlik”ten Sahadaki Gerçekliklere, Gazze,Birüssebi ve Kudüs’ün Kaybı (Bülend Özen)

Osmanlı’nın strateji yoksunluğunun bir sonucu olarak dokuz cephede neredeyse eşzamanlı yürüttüğü harp, ne kuvvet tasarrufu yapmaya, ne siklet merkezi oluşturmaya ne de başarıların bir sonuç vermesine izin vermiştir. Sarıkamış’ta kış şartlarına, Galiçya’da yardım/boy gösterişine, Çanakkale’de Liman von Sanders’ın savunma planına ve İran’da Turancılık akımlarına kurban edilen şehitler ve sarf edilen kaynaklar, rasyonel bir sonuç olarak askerî gücün ciddi anlamda zayıflamasına yol açmıştı. Harbin ortalandığı 1916’nın sonlarına doğru, genel resim içinde Osmanlı Devleti’nin itibarî varlığı üç cephede kilitlenmişti: Kadim rakip Ruslarla Kafkas cephesi, dönemin süper gücü İngilizlerle Irak cephesi ile Suriye-Filistin Cephesi. Bu çalışmada, Suriye-Filistin cephesindeki Gazze-Birüssebi muharebeleri ve Kudüs muharebeleri ile ilgili bazı önemli hususlar ele alınmıştır. Makalede aktarılan hususlar, sayın Tuncay Yılmazer’in “Filistin’de 100.Yıl/Birüssebi Muharebeleri – Kudüs Düşmeden Önce” ve “100.Yılında Kudüs’ün Düşüşü – Elveda Zeytindağı” makaleleri okunmayı müteakip tespit edilen ilave katkıları içermektedir. (B.Ö)