GELİBOLU’YU ANLAMAK

Milli Mücadelede Bir Kahraman; Yıldırım Kemal (Erol Kabil)

 

İzmir’in İşgali

Birinci Dünya Savaşı sonrasında yapılan anlaşmalar Türk topraklarının işgaline kapı açmış ve korumasız hale getirmişti.  Bu işgal Anadolu’nun çoğu yerinde direnişin de oluşmasına neden olmuştu. Bu direniş ve örgütlenme Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkması ve sonrasındaki faaliyetleri ile ete, kemiğe bürünmüş, İzmir’in işgal edilmesiyle adeta bir milletin yeniden doğuşunu ateşlemiştir.

Yapılan anlaşmalar bahane edilerek 14 Mayıs 1919 tarihinde Yunan deniz yüzbaşısı Mavroudis bir kısım Rumları kiliseye toplayarak İzmir’in işgal edileceği müjdesini vermiş ve Venizelos’un bu hususu açıklayan bir beyannamesini okumuştur. Bu şekilde İzmir’in işgal edileceğini öğrenen Türkler bir şeyler yapabilmek için Türk Ocakları’nda toplantılar yapmaya başlamışlardı.1–3

Direnişin ana karargâhı olarak belirlenen Türk ocaklarında işgale karşı yapılması gerekenler için çare aranırken, Vali İzzet Bey şehrin ileri gelenlerini toplayıp işgalin olacağını kendilerine bildirerek direnilmemesini talep etmişti.  Bu talep üzerine; toplantıda bulunan İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi (Resim 1), valiye, bembeyaz sakalını göstererek, “Vali bey, bu kanımla kırmızıya boyanabilir. Fakat alnımda Yunan alçağını sükûnet ve tevekkülle karşılamış olmanın karası olduğu halde huzur-u İlahiye çıkamam” diye bağırarak toplantıyı terk etti.1 Bu olaydan sonra müftünün emriyle müezzinler minareden sala vermek suretiyle halkı durumdan haberdar ettiler. Durum üzerine Türk Ocağı’nda toplananlar aralarından bir heyet seçerek valiye gönderilmiştir.4,5

Resim 1 İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi.6

 

Diğer bir toplantı ise Sultanî binasında yapılmaktaydı. Bu toplantıda, Yunanlılara karşı koymak için bir direniş teşkilatının kurulması ve İzmir Müdafaa-î Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti’nin adının “llhak-ı Red Hey’et-î Milliyesi” olarak değiştirilmesi kararlaştırılmış ve bir komite kurularak başkanlığına Moralızâde Halit Bey sekreterliğini de Ragıp Nureddin Bey seçildi.1,6

 

Türk Ocağı yapılacak direnişin organize edildiği yer haline gelmesi nedeniyle burada alınan kararlar gelenlere direktif olarak veriliyordu. Bu direktiflere göre; İzmir’de sabaha kadar azamî hareket gösterilecek, herkes Maşatlığa toplanacak (Toplantı yeri olarak buranın seçilmesinin nedeni denizden İzmir’i işgale hazırlanan düşman kuvvetlerinin görebileceği bir yer olmasıdır), bütün minarelerde ezan ve salâlar okunacak, davulcular davul çalarak halk harekete geçirilecekti. Maşatlık ’ta ateşler yakılacak, Sabah erkenden bir miting yapılacak, protesto metinleri hazırlanacak ve ecnebi konsoloslara verilecekti.4 Miting yapmak için hemen faaliyete geçen “İlhâk-ı Red Hey’et-i Millîyesi” iki değişik el ilânı hazırlayarak halkı Maşatlık’ta yapılacak mitinge davet etmişti.5–7

Resim 2 Albay Süleyman Fethi Bey

 

Yıldırım Kemal’in İzmir’in işgali ve sonrasındaki faaliyetleri

Bütün bu direniş hareketlerinin içinde; 1898 yılında İzmir’de Namazgâh mevkiinde Abdullah Efendi Mahallesi’nde dünyaya gelen, İzmir Nüfus Müdürü Hasan Askeri Bey’in oğlu Yıldırım Kemal de vardı (Resim 4). İlk tahsilini İzmir’de tamamlayan Kemal Bey sonra İstanbul Yüksek Baytar (Veteriner Fakültesi) mektebinde okuyan ve Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, 1916’da SV.198669 sicil numarasıyla Yedek Subay Talimgâhına girerek 1917’de yedek subay olmuştu.8,9  İzmir’in işgalinden bir gün önce, Maşatlığa toplanan kalabalık içinde direniş faaliyetlerine devam etmiş, maşatlık mitinginde birde konuşma yapmıştır. Bu miting sabaha kadar sürmüş, ancak yapılan faaliyetler İzmir’in işgalini engellemeye yeterli olamamıştır.5,8,10

İzmir’in işgal edildiği gün Yunanlıların Pasaport meydanına çıkışlarını Mümin Aksoy ve Süleyman Fethi Bey’e (Resim 2) haber verende oydu (Resim 3).10

…15 Mayıs sabahı Yunan işgalinden çok az evvel Gâvur Mümin ile 4.Kolordu Ahz-ı Asker Reisi Miralay Süleyman Fethi Bey, Sarı Kışla ’da Fethi Bey’in odasında konuşmaktadırlar.

“… Fakat Miralayın son kelimesini söylemesiyle, oda kapısının büyük bir hızla açılıp duvara çarpması bir oldu. İkimiz de hemen kapıya dönüvermiştik. Soluk soluğa odaya dalan genç Mülazımın (daha sonra şehit olan Teğmen Yıldırım Kemal) beti benzi bembeyaz kesilmiş güzel kumral yüzünde hayat renklerinden eser kalmamış gibiydi.

Koşup sokularak kumandanı askerce selamladı ve nefes nefese:

“- Geliyorlar Miralayım”, dedi.

Arkasından da kesik kesik izahat verdi:

“- İlk müfrezeleri Pasaport’a çıktı. Fakat onların karaya çıkıp sıraya dizilmelerinden biraz sonra, orada, yanı başlarında arka arkaya iki bomba patladı. Bombaların patlamasıyla ilk sıraya dizilmiş Yunan askerlerinin çil yavrusu gibi dağılmaları ve birbirlerini çiğneyerek Pasaport binasına doğru kaçmaları bir oldu. Yarım dakikacık içinde ortalıkta yere serilmiş beş altı ölüden ve yaralılardan başka kimse kalmadı. O sırada karşıdan koyu kurşuni elbiseli bir genç Pasaport binasına doğru yürüdü. Yaklaşınca tanıdım. O daha bir saat evvel konak önünde karşılaşıp konuştuğum Hasan Tahsin Recep Bey idi.. Hani şu meşhur “Hukuk-Beşer” gazetesi sahibi Recep Tahsin Bey.. Birkaç saat önce Konak önünde kendisi ile konuştuğumuz zaman ona düşmanın gelmekte olduğunu söylemiştim. O zaman şaşılacak bir sükûnetle gülümsemiş ve bana:

“- Gelecekleri varsa, görecekleri de var” demişti. Pasaport civarında başka Türk olarak hiçbir kimse olmadığına göre, belliydi ki bombaları o atmıştı. Ben acaba daha ne yapacak diye beklerken, tabancası ile de ateş edip, yerde yatanların ortasına doğru yürüdü. Orada durup Pasaport binasına doğru bakarak:

“- Mademki geldiniz, ne kaçıyorsunuz? Bu topraklarda size bu istikbal merasimini tekrarlayacak daha milyonlarca Türk var!” diye haykırdı. Fakat son sözleri bunlar oldu. Zira o anda Pasaport binası civarından açılan yaylım ateşi zavallıyı daha fazla konuşturmadı. Şehit olmuştu. Efzon askerleri yerlerinden fırlayıp biçarenin ölüsüne saldırdılar.

Bunları dinleyen Miralay’ın karşısındakine de sirayet eden vakur sükûneti, genç Mülazımın heyecanını yatıştırdı. O susunca Miralay bana bakarak gülümsedi:

“- Bize yarışır bir istikbal merasimi değil mi? ”dedi.

O bu suali sorarken ben, bu büyük milletin kalbinde gerçek bir kahraman payesine yükselebilmenin müthiş zorluğunu düşünüyordum. İnsan bir ordunun, bir donanmanın ve onları destekleyen koskoca bir düşmanlık dünyasının karşısına tek başına dikilip meydan okuyabilen arkadaşım Tahsin Recep’in baş döndürücü irtifaına acaba başka hangi kahramanlıkla ulaşılabilirdi?…

Resim 3Mümin Aksoy (Gâvur Mümin).6

Yıldırım Kemal vatanseverler içinde en gençlerinden biriydi. İşgali hazmedemiyor, kabına sığmıyordu. Bu nedenle Anadolu’nun işgal edilmesiyle başlayan milli direnişi İzmir’de ilk başlatanlardan biriydi. Bu mücadelede Milli Mücadelenin neredeyse bütün aşamalarında görev almış ve en önde çarpışanlardan biri olmuştur.8–16

Resim 4 Yıldırım Kemal ve şehitliğindeki kitabe.6

Yunanlıların İzmir’e girmesiyle düşmana karşı ayaklanan milli kuvvetlere katıldıktan sonra üç günlük nişanlısını arkada bırakarak Manisa’ya gitmiş ve orada “Kuvay-i Milliye’ye” katılmıştır. Düşmanla ilk çarpışmasını burada yapmış, 20 li yaşlarda katıldığı bu mücadelede İzmir’den sonra Manisa, Akhisar, Aydın, Balıkesir ve Bursa çevresinde çete reisliği yapmıştır. Manisa’da yaralanmış, burada bir köye sığınarak canını kurtarmıştır. Bir Türk ninesinin sardığı yaralarıyla Akhisar’a doğru gitmiş orada katıldığı birliğiyle düşman piyade kolunu arkadaşlarıyla birlikte kılıçtan geçirmiştir.9 Daha sonra da süvari teğmeni rütbesiyle ilk görev yeri olan 57. tümenle katıldığı Denizli, Çal Çivril, Afyon savaşlarına katılmıştır. Bu görevlerinin ardından Balıkesir ve Bursa cephelerinde de çarpışmış bu korkusuz gözü pek ve atılgan genç, ardından arkadaşlarıyla birlikte Sakarya Meydan Savaşına katılmış, burada tümen komutanının yaveri olarak görev yapmıştır. Sakarya savaşı sırasında aldığı emirleri düşmana aldırış etmeden gözü pek bir şekilde yerine getirdiğinden arkadaşları ona “YILDIRIM” adını takmışlardır. Sakarya muharebesi kazanıldıktan sonra çok yorgun düşmüş ve hastalanmıştı. Bu nedenle Konya hastanesine gönderilmiş, uzun süre hastanede tedavi görmüştür. Tedavi gördüğü sırada; bir gece pencereden hastanenin bahçesindeki hazırlıkları ve süregelen telaşeyi görünce ordunun taarruza hazırlandığını tahmin etmiş, çalışmalara katılmak için taburcu edilmesini istediyse de taburcu edilmemiştir. Bu nedenle doktorlara danışmadan taarruzun ilk günü hastaneden kaçarak Fahrettin Altay Paşa’nın yanına gitmiş ve İzmir’e kılıcını sallayarak ilk girenlerin başında olmak için en ön birlikte görevlendirilmesi talebinde bulunmuştur. Talebi üzerine Fahrettin Altay paşa takımının başında görev vermiştir.8,9

Yıldırım Kemal’in son görevi

Küçükköy İstasyonu Afyonkarahisar’daki Yunan birliklerinin İzmir’le olan haberleşme irtibatının sağlanmasında ve İzmir’den gelen ikmal ve lojistiğin dağıtılmasında önemli bir merkezdi. Küçükköy’ün önemli ikmal merkezi konumunda olması nedeniyle süratle ele geçirilmesi, Türk yarma taarruzunun devamı ve başarısı için hayati önem taşıyordu. Büyük Taarruzun başlayacağı gün, sabahın erken saatlerinde 1. Tümen Sinanpaşa ovasının çıkış noktasına varmış, 14. tümen de arkadan gelmiştir. Bu esnada Büyük Taarruz ’un başladığını bildiren şiddetli top sesleri gelmeye başlamıştır. Tümenler toplanıncaya kadar 1. Tümenin bataryası boğaz kenarına bir alayla beraber yerleştirilip ileri sürülen keşif kollarına İzmir’e giden demiryolu ve telgraf iletişimini keserek düşmanın yedek kuvvetleriyle takviye edilmesi görevi verilmişti.17,18 Tarruzun ikinci günü Türk süvari birlikleri Yörükmezarı’ndan Sinanpaşa ovasına inen dağlık patika yoldan bir gecede geçerek cephedeki Yunan kuvvetlerinin arkasına inmişti.9,19  Fahrettin Altay Paşa, kuzeyden gelecek düşman kuvvetlerini önlemek üzere Balmahmut’a sürdüğü 1.Tümeni batıdan gelecek düşmana karşı Akçaşar taraflarına görevlendirmesi ve l.Ordu Komutanlığından gelen emir doğrultusunda 14.Tümenin Çiğiltepe gerilerine saldırması nedeniyle; Yıldırım Kemal’in görev yaptığı 2.Tümeni istasyonu ele geçirmekle görevlendirmiştir (Yıldırım Kemal 2. Süvari Tümeninin ikinci süvari alayında görev yapmaktadır). 9,11,14,20

 

Resim 5 Küçükköy (Yıldırım Kemal) istasyonunu ve istasyonu koruyan Yunan birlikleri ve 2.Süvari Tümeninin konumu 21

27 Ağustos’ta 2.Tümen Akçaşar’a varmış, Küçükköy’e kadar demiryolunu koruyan Yunan muhafızlarıyla savaşmış, 14. Tümenin karşısında ilerlemek isteyen bir piyade kolunu durdurmuş, kolordu karargâhının önünde giden muhafız süvari bölüğü Kumarlı ile Akçaşar arasında düşmanla şiddetli şekilde çarpışmış, bu çarpışmada çok sayıda şehit vermiştir ( Resim 6).11,14 Yıldırım Kemal, Küçükköy istasyondaki düşman kuvvetlerine karşı arkadaşları ile birlikte hücum etmiş, Yunan birliklerini büyük bir kısmını imha ettikten sonra, İzmir’e girmek nasip olmadan, 27.Ağustos.1922’de şehit düşmüştür. Şehadetinin ardından yetişen II.Süvari tümeninin subay ve erleri istasyonu ele geçirmiş ve şehit olan Yıldırım Kemal ve arkadaşlarını Küçükkköy istasyonunun yanında toprağa vermişlerdir.9 Şahadeti bütün birlikler tarafından duyulmuş ve büyük üzüntüye neden olmuştur.(Resim 9)

İstasyonun ele geçirilmesi neticesinde telgraf hattı kesilmiş, bu şekilde Küçükköy İstasyonu Yunan ordusunun ikmal hattının ilk kesildiği nokta olmuştur. Bu istasyonun ele geçirilmesinin Büyük Taarruz ’un gidişatını Türk Ordusu lehine etkilediği bildirilmiştir. Tren hattının kesilmesinde 5-6 saat gecikilmiş olunsaydı, Yunan ordusu belki de Uşak tarafından asker aktarmaya başlayacaktı, Bu durum cephedeki dengelerin değişmesine yol açabilecekti. Bu iletişimin kesilmesi bu nedenle oldukça önemli olmuştur (Resim 5).9,22

Resim 6 Küçükköy istasyonunu ele geçirmek için yapılan harekâtta birliklerin durumu.21

2. Süvari Tümeninin görevini yaptığı ve istasyona sürdüğü ikinci süvari alayının bu istasyonu koruyan düşman kuvvetlerini dağıtıp istasyonu zapt ettiğini, kendisinin bu muharebede Akçaşar tepesinde bulunduğunu anlatan Fahrettin Altay Paşa, bu sırada hiç unutamadığı bir olayı şöyle anlatır:14

Resim 7 Yıldırım Kemal Fahrettin Altay Paşa’nın karargâhında çekilmiş fotoğrafı. (Fahrettin Altay paşanın hemen arkasında)(Melike Bayrak Özçelik Koleksiyonu)

“Bu savaşın en şiddetli bir sırasıydı ki, daha önce hastalandığı için Konya Hastanesi’ne gönderdiğimiz karargâh subaylarından İzmirli genç teğmen Yıldırım Kemal’i karşımda bulu verdim. Her vakit arkadaşlarına neşe saçan bu sevimli, kabına sığmaz vatansever genç subay karşımda gençliğinin verdiği o heyecanlı haliyle selâm verdikten sonra taarruz haberini alır almaz hastanenden çıktım ve trene atlayıp geldim; “emrinizdeyim” dedi ve bu hali takdir ve sevgi ile karşıladım ve eski vazifenize “devamla başlayınız” dedim. Yıldırım Kemal benim bu sözümden sonra bir an durdu ve gene o güzel heyecanı ile -kılıcımı sallayarak İzmir’e önde girmek isterim, beni en ilerideki bir alaya göndermenizi rica ediyorum dedi. Sevimli genci kırmak istemedim, önce ikinci tümene gönderildi, oradan da ikinci alayda vazifelendirildi. Aradan iki saat geçtikten sonra şehadet haberi geldi. Bu vatansever subayın arkasından gözlerim dolu, dolu oldu. İzmir’e girdiğimiz zaman da babasının subaylarımızdan onu sorduğunu unutmak mümkün değildir ve Küçükköy İstasyonu’na onun adını vermekle hem babasını hem de arkadaşlarını teselli etmiş oluyorduk (Resim 10)

Resim 8 Yıldırım Kemal Fahrettin Altay Paşanın karargâh personeliyle birlikte.(Sağ başta ayakta duran askerin önünde çömelmiş olarak)(Melike Bayrak Özçelik koleksiyonu)

Büyük Zafer’den sonra 5.Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin (Altay) Paşa’nın şehidin babası Hasan Askeri Bey’e gönderdiği mektuptaki ifadeler dikkat çekicidir.

“Yıldırım, Afyon bölgesinde yığılmış Yunan kuvvetlerinin İzmir ile ulaşım ve haberleşmesini kesmek gibi en önemli vazifeyi yerine getirmek üzere büyük bir şevkle gönüllü olarak talip olmuş ve arkadaşlarına; bugün İzmir’imizin yolu açılıyor, ben bu düşmana atımla hücum edeceğim diyerek pür şevk ve neşe, takımı ile Sinanpaşa ovasındaki Küçükköy İstasyonunu müdafaa etmekte olan düşman piyadelerine hücum yaparak bunların tamamını kılıçtan geçirmiş, düşman ordusunun yol müdafaasını kesmeyi başarmış ise de bu sırada kendisi de şanlı bir şekilde rahmeti rahmana kavuşmuştur. Yıldırım’ın nuru, Kolordu subay heyeti ve askerlerini tesir altında bırakmıştır. Yıldırım, askerle kurtuluş ve milli bağımsızlık yolunda çalışan mücahitlere söz verilmiş olan son rütbeye erişmiştir. Bugünkü zaferimizin bu gibi mübarek ve kahraman şehitlerimizin seve seve akıttıkları kanların ödülü olduğu dikkate alınırsa ruhlarına azap etmemek için gözyaşı akıtmaktan çok şanlı akıbetleri ile gurur duymak gerekir. Evladınızın sonsuz ruhundan doğan üzüntünüze bütün samimiyetimle katılırım. Cenabı Hak bütün şehitlerimizin günahlarını bağışlasın. Âmin.”8,23

Resim 9 Yıldırım Kemal’in şehit edilmesinden sonra, arkadaşlarının hazırladıkları ve duygularını ifade ettikleri albüm-fotoğraf.

Yıldırım Kemal Şehitliği

Bu şehitlik ele geçirmek istedikleri ve  Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa İlçesine bağlı Yıldırım Köyünde Tren İstasyonu binasının yanındadır. Köyün eski adı Küçükköy iken Yıldırım Kemal’in burada şehit olmasından ötürü “Yıldırım”, tren istasyonuna ise “Yıldırım Kemal” adı verilmiştir (Resim 10).24 En büyük arzusu mensup olduğu Süvari birliğinin başında en önde İzmir’e girmek olan Yıldırım Kemal (1898-1922), Ayaşlı Rauf, İstanbullu Selâhattin, Bayramiçli Lütfi ve Kırklarelili Azmi efendi ismindeki dört subay ve 30 erle birlikte şehit düşmüştür. Topluca defnedilen şehitlerin mezar ve anıtları 1966 da bugünkü biçiminde yapılmış 1996 da ise yeni düzenlemeler yapılmıştır. Yıldırım Kemal’in mezarı mermer kare bir kaide üzerinde bir obelisk biçimindedir. Hayat hikâyesi ise obeliskin üzerinde eski yazı ile yazılıdır. (Resim 11) 25

Resim 10 Yıldırım Kemal Tren İstasyonu

Resim  11 Yıldırım Kemal şehitliğindeki kaide (Ahmet Güler Arşivi)

Şehitlik kaide’ sinde şu ibare vardır:

” Bu taş 26-27 Ağustos 1922 Muharebesinde Yunan ordusunun hatt-ı ric’atini kesen Türk Süvari kolordusunun bu civarda verdiği şehitler namına dikilmiştir. Kendilerine Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti niyaz olunur.”25

 

Şehit Zabitler: Alay 11’den Ayaşlı Rauf Efendi, Alay 2’den Mülazım İzmirli Yıldırım Kemal Efendi, Alay 3’den Mülazım İstanbullu Selahattin Efendi, Kolordu 5’ten Muhafız Mülazım Bayramiçli Lütfi Efendi, Alay 5’ten Zabit vekili Kırklarelili Azmi Efendi. Şehit Erler: 5 nci Kolordu Muhafızından Amasyalı Kamil, Kasım Çavuş, Keskinli Nur Ali, Kayserili Osman Avcı, Alay 3’ten Vanlı Şaban Mustafa, Mehmet, Beyşehirli Sadık İbrahim, Alay 5’ten Dinarlı Ahmet Ali, Keçiborunlu Rıza Mehmet, Alay 11’denSungurlulu Mehmet Osman, Taşköprülü Şükrü Süleyman, Bolvadinli İbrahim Ahmet, Aziziyeli Mustafa Ali, Ayancıklı Mehmet Şaban, Çankırılı Ahmet Bayram, Ahmet Ömer, Geyveli Ali Mustafa, Sungurlulu Abidin Beşir, Niğdeli Şükrü Ömer, Alay 14’ten Taşköprülü Hüseyin İbrahim, Koçhisarlı Niyazi Murat, Kemahlı Hasan Mevlüt, Mihalçıklı Kamil Ahmet, Çankırılı Mehmet Ahmet, Alay 21’den Çerkeşli Ömer Mustafa, Yozgatlı Kadir Abdurrahman, Kayserili Ahmet Sadık, Alay 54’ten Konyalı Rıfat Hasan, Muğlalı İsmail Milli, Osmanoğlu Hüsnü, Beyşehirli Mehmet, Küttap Kamil” yazılıdır. Diğer kitabede de Türkçe olarak “Kurtuluş Savaşı şehidi Sv. Tgm. Yıldırım Kemal 1898-1922″… yazmaktadır.25

 

Yıldırım Kemal’in anılarını yaşatma çabaları

Yıldırım Kemal Çizgi Roman Serisi.

İsmi Yıldırım Kemal olan ve Orhan-Erhan Dündar tarafından. Unutmadan bir de 1986 yılında hazırlanıp Tay Yayınlarınca çizgi roman olarak basılan maceraları bir dönem yayınlanmıştır (Resim 12). Çizgi roman okuma alışkanlığı azalmış olsa ’da yeniden basılmaları özellikle gelecek kuşaklara tanıtılması açısından önemli olacaktır.

Resim 12 Yıldırım Kemal’in hikâyelerinin konu edildiği çizgi roman.12

Tay yayınlarınca yayınlanan çizgi romanlar:

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 01 – İzmir Kan Ağlıyor

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 02 – İzmir Kan Ağlıyor

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 03 – Dağlar Gümbürdüyor

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 04 – Dağlar Gümbürdüyor

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 05 – Dağlar Gümbürdüyor

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 06 – İsyan Yolu

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 07 – İsyan Yolu

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 08 – İsyan Yolu

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 09 – İntikam Yemini

Yıldırım Kemal Tay Yayınları Sayı 10 – İntikam Yemini

 

Yıldırım Kemal Piyesi ve Tiyatrosu

Bugün Yıldırım Kemal’e dair elimizde çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Komutanı Fahrettin Altay Paşa’nın “10 Yıl Savaş ve Sonrası” isimli eserinde ondan övgüyle bahseden satırları, yazar Emine Işınsu’nun bir piyesi ve Tuncer Çelenoğlu’nun yine bir tiyatro eseri bulunmaktadır. 8,14

 

Teşekkür: Bugüne kadar Fahrettin Altay Paşanın karargâhında çektirilen resimlerde Yıldırım Kemal teşhis edilememiştir. Ancak Topçu Astsubay Süleyman Duman’ın yoğun gayretleriyle Resim 7 ve 8 de işaretli kişinin Yıldırım Kemal olduğunu tespit etmiştir. Melike Bayrak Özçelik tarafından sağlanan bu resimleri kullanma izni istediğimde “bu resimler benim değil hepimizin” cevabını vererek resimleri kullanma izini verdi. Ayrıca Resim 5 ve Resim 6 da ki resimleri kullanma iznimi geri çevirmeyen Sn. Süleyman Duman ve Melike Bayrak Özçelik’e teşekkür ederim.

Okuyucu için not: Yıldırım Kemal’in eğitimi ve askerlik hayatı konusunda yayınlanmış makalelerde tespit ettiğim bir hususa değinmek isterim: Bazı yayınlarda Baytar mektebini mezunu olduğu bildirilen Yıldırım Kemal’in baytar mektebindeki eğitimi hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. 8,9 Zira 1921 yılı öncesinde baytar mektepleri askeri ve sivil olarak ayrı ayrı eğitim vermekte idiler. 1921 yılında bu iki okul birleştirilerek Yüksek Baytar Mektebi adını almışlardır.26 Yaşar Aksoy, “İzmir’in işgali sırasında Mümin Efendi Jandarma Yüzbaşısı, Yıldırım Kemal de İhtiyat Zabiti (Osmanlı döneminde subay eksikliğinden dolayı askerlik çağı gelen okumuş gençlerin yaptığı askerlik şekli.) olarak (İkinci Mülazım) Sarı Kışla ‘da bulunmakta idiler” ifadesinden yola çıkarak, Askeri baytar mektebinde okuduğunu ya da öğrenci iken ihtiyaçtan askeri göreve çağrılmış olabileceği çıkarımı yapılabilir. Bunların yanında Aslan Tufan Yazman tarafından 1969 yılında kaleme alınan

“Türk Süvarileri” adlı kitapta da Veteriner Hekim olduğu bildirilmektedir. Bu ifade şu açıdan önemlidir; Kitabın önsözü İstiklal Savaşı Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin Altay Paşa tarafından yazılmıştır. Fahrettin Altay paşanın bu kitabın önsözünde; “Bir kurmay subaydan dahi daha kuvvetli, bir üslupla yazılmış ve doğruyu yansıtmış olan bu yazılarını takdir ve kendisini tebrik ederim” ifadesi dikkat çekicidir. Bahsedilen nedenle Yıldırım Kemalin Baytar Mektebini bitirdikten sonra mı? Yoksa baytar mektebi öğrencisi iken mi milli mücadeleye katıldığı tam olarak aydınlatılması önemli bir husustur. Bu durumu aydınlatmak meslek tarihçilerinin bu kahramanın aziz hatırasına yapılacak önemli bir hizmet olacaktır.9

 

Kaynaklar

  1. Tansel S. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar. Türk Tarihi Kurumu Yayınları; 2019.
  2. Bayar C. Ben de Yazdım – 3 Cilt. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları; 2019.
  3. Özalp K. Millî Mücadele 1919-1922 I-II. Türk Tarih Kurumu; 2020.
  4. Orhan A. İlkkurşun’un Anıları. Yıldız Kent Arşivi Yayını; 2013.
  5. Güreş G. Mütareke döneminde İzmir Türk Ocağı ve faaliyetleri. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Derg. 2000;3(10):0-0.
  6. Taçalan N. Ege’de Kurtuluş Savaşı Başlarken. Sanat Kitabevi; 1971. Erişim tarihi; Ağustos 31, 2022. http://www.sanatkitabevi.com.tr/tr/?sku=18310
  7. Umar B. İzmir’de Yunanlılar’ın Son Günleri. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı; 2011.
  8. Özpunar H. Orda bir köy var uzakta, Yıldırım Kemal. Taşpınar Yerel Kültür Ve Tar Derg. 2014;(13):60-64.
  9. Tufan Yazman A. Türk Süvarileri. DYO Kültür Yayınları; 1969.
  10. Aksoy Y. Gavur Mümin – Gazi Paşa’nın Casusu. Kırmızı Kedi Yayınevi; 2020.
  11. Eliaçık M. İzmir’in kurtuluşu’nda mühim bir sima: Fahrettin Altay ve İzmir’le ilgili anıları. In: Kuva-yi Milliye’nin 90. Yılında İzmir ve Batı Anadolu. İzmir Büyükşehir Belediyesi; 2009:198-225.
  12. Mehmetefendioğlu A. 9 Eylül’ün Bilinmeyen Kahramanları. In: İzmir Barosu Yayını; 2015.
  13. Tülbentçi FF. Ünlü Türkler. Yıldırım Kemal.; 1970. Erişim tarihi; Ocak 13, 2023. https://archives.saltresearch.org/handle/123456789/19060
  14. Altay F. On Yıl Savaş ve Sonrası (1912-1922). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları; 2022.
  15. Karabel M. Yıldırım Kemal göremedi kurtuluşu! Ege’de Son Söz. http://www.egedesonsoz.com/yazar/yildirim-kemal-goremedi-kurtulusu/15036/. Erişim tarihi; Ocak 13, 2023.
  16. Köprülüoğlu A. Özgürlük öykümüzün Yıldırım Kemal’i. Dokuz Eylül Gazetesi. https://www.dokuzeylul.com/ozgurluk-oykumuzun-yildirim-kemali. Erişim tarihi; Ocak 13, 2023.
  17. Baş İ. Büyük Taarruz’da Çiğiltepe’nin alınması ve Sinanpaşa (Sincanlı) ovasının düşmandan temizlenmesi. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sos Bilim Derg. 2022;24.
  18. Öngel Ç. 26-31 Ağustos 1922 Tarihleri Arasında 14. Süvari Tümeni’nin Harekâtı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sos Bilim Derg. 2022;24.
  19. Bal R. Türk Kara Kuvvetlerinde Süvari Birlikleri (1920 – 1965 ). Yayınlanmış yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü; 2006.
  20. Görgülü İ. Büyük Taarruz. Genelkurmay ATASE Kütüphanesi; 1992.
  21. Duman S. https://twitter.com/MSuleymanDuman/status/1083352816624828417?s=19.
  22. Öksüz H, Köse İ. Amerikan arşiv vesikalarında Büyük Taarruz. Türkiyat Mecm, 2017:207-238. doi:10.18345/iuturkiyat.370068
  23. Yıldırım Kemal Tren İstasyonu’nda bulunan tablodan.
  24. Altay F. On Yıl Savaş ve Sonrası 1912 – 1922. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları; 2019.
  25. Sinanpaşa Belediyesi Resmi Web sitesi. Erişim Tarihi Ağustos 31, 2022. http://www.sinanpasa.gov.tr/yildirim-kemal-sehitligi
  26. Özlü Z. 19. Yüzyıl Sonlarında Osmanlı Devletinde Veteriner­lik Mesleği ile İlgili Bir Değerlendirme. Belleten. 2012;76(275):239-260. doi:10.37879/belleten.2012.239

 

458 okunma

2 üzerine düşünceler “Milli Mücadelede Bir Kahraman; Yıldırım Kemal (Erol Kabil)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir