GELİBOLU'YU ANLAMAK

Genel Güncel

Sakarya Meydan Muharebesi’nde 11’inci Piyade Tümen Komutanları (Eray Çelik)

Sakarya Meydan Muharebesi’nde 11’inci Piyade Tümen Komutanları (Eray Çelik)

         30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasının ardından yurdumuzun çeşitli bölgeleri İtilaf Devletleri ve onların tetikçileri tarafından işgal edilmiştir. Memlekette oluşan otorite boşluğundan faydalanan bazı kişilerin başına buyruk hareketleri, eşkıyalık olayları ile bazı azınlıklar tarafından yapılan katliamlarda artış olmuştur. Bu faaliyetlere engel olması gereken ordu ise personel ve silah sayısı sınırlandırılarak etkisiz hale getirilmiştir. Bu birliklerden biri olan 11’inci Piyade Tümeni ise 2’nci Ordu Müfettişliği 12’inci Kolordu Komutanlığına bağlı olarak Pozantı bölgesinde konuşlanmıştır.
         Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Samsun’a çıkması ile Anadolu’da Kurtuluş Savaşının fitili ateşlenmiş, Ankara’da Büyük Millet Meclisinin açılması ile Anadolu’nun idaresi doğrudan ele alınmıştır. Cephelerin kurulması üzerine 11’inci Tümen’de Batı Cephesi emrine verilerek tüm muharebelere katılmıştır. 
         Yazımızda 11’inci Piyade Tümeni’nin Sakarya Meydan Muharebesindeki komutanlarının tespiti yapılmaya çalışılacaktır. (E.Ç.)

Veteriner Hekim Mehmet Akif Ersoy’un Türk Bilim Tarihine Geçmiş Katkıları (Erol Kabil)

Veteriner Hekim Mehmet Akif Ersoy’un Türk Bilim Tarihine Geçmiş Katkıları (Erol Kabil)

Mehmet Akif , Mehmet Ali Bey gibi son derece zeki, çalışkan ve teşkilatçı bir hocanın müdür olduğu okulda öğrenci olmuştur. Birlikte cemiyet kurmuş ve akademik dergi çıkarmıştır. Akif’in Pasteur ’e olan hayranlığının sadece kuduz aşısını bulmasından kaynaklanmadığı, onun bilim dünyasında yapmış olduğu yeniliklerin etkisinin olması kuvvetle muhtemeldir. Bu amaçla yapılan incelemelerde o dönem yurtdışına eğitime giden baytar mektebi öğrencilerinin çoğunluğunun çok ciddi derecede kitap, makale, gazete yazarlığı yaptığı görülmektedir. Akif’in bu bilimsel iklim içerisinde hocasından öğrendiği yöntemleri kullanarak bilimsel ve mesleki bilgiyi yayma yöntemlerini kendinden sonraki meslektaşlarına öğretmiştir. Bu yolla bilginin ve bilimsel düşüncenin yayılması ve nesilden nesile aktarılmasının öncülerinden olmuştur.

Bu bilgiler ışığında Akif hakkında yapılacak tanımlamaların en anlamlılarından birinin Adnan Adıvar’ın “Ben Akif’i yalnız şair diye değil, daha çok büyük bir insan ve büyük bir fen adamı diye severim. Onun Fatih kürsüsü eşsiz bir abide-i fendir, o eserin her kelimesi ilm-ü fen deryasından seçilmiş inciler, meyvelerdir” cümleleridir. (E.K.)

Gelibolu Kayası- Mustafa Kemal’in Liderliği (M. Şahin Aldoğan)

Gelibolu Kayası- Mustafa Kemal’in Liderliği (M. Şahin Aldoğan)

ABD Kara Kuvvetleri resmi yayın organı Military Review’de Sn. Binbaşı Eric Venditti imzasıyla yayımlanan makale “Gelibolu Kayası. Mustafa Kemal’in liderliği” başlıklı makale Cumhuriyet Gazetesinin 6-7 Şubat 2021 tarihlerinde M. Birol Güger çevirisiyle yayınlanmıştı. Türk askeri tarihine katkıları olan bu özgün çalışmadan dolayı kendilerini kutlarım. Bilmişlik taslamadan sadece ve sadece makale yazarı, çevirmeni ve okuyuculara saygı gereği birkaç teknik hatayı hoşgörüye sığınarak yazıyorum. (M.Ş.A.)

23 Nisan 1920 – 100 Yıl Önce Ankara’da Açılan Büyük Millet Meclisi    (Muzaffer Albayrak)

23 Nisan 1920 – 100 Yıl Önce Ankara’da Açılan Büyük Millet Meclisi (Muzaffer Albayrak)

23 Nisan 1920’de Ankara’da açılışı yapılan Büyük Millet Meclisi her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli sayılsa da açıldığı gün itibarıyla bu Meclis, 12 Ocak 1920’de açılıp 16 Mart 1920’de İtilaf Devletleri askerleri tarafından işgal edilerek fiili olarak kapatılan “Son Osmanlı Meclisi”nin devamı kabul ediliyordu. 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan “Büyük Millet Meclisi”nin açılış programı ve program gereği uygulanan manevi ve dinî mahiyette törenlerin neyi ifade ettiği, Meclis’in gayesinin ne olduğunu Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 23 Nisan ve 28 Nisan 1920 tarihli nüshalarındaki haberlere istinaden yorumlamaya çalıştık. (M. A.)

Başsağlığı

Başsağlığı

27 Şubatı 28 Şubat 2020 ‘ye bağlayan gece milletimiz tarihinin en acı haberlerinden biriyle sarsıldı. Bir mekanize Taburumuz İdlib yakınlarında Balyun mevkiinde görevini icra ederken, koordinatları daha önce bildirilmiş olmasına rağmen Rus Hava kuvvetlerine bağlı uçaklarca vuruldu. 36 askerimiz şehit…

“İki Siper Bir Mektup”tan Plevne Ryan’a Bir Kitap Hikâyesi (Celal Yıldırım)

“İki Siper Bir Mektup”tan Plevne Ryan’a Bir Kitap Hikâyesi (Celal Yıldırım)

Bu kitabın serüveni, Gelibolu Savaşlarının 100.yılında yani 2015’de başladı. TED Mersin Koleji Sosyal Bilgiler Zümresi olarak Gelibolu Savaşları ve Zaferi’nin 100.yılında iki ülke gençleri arasında tarih ve “dostluk bilinci” oluşturabilmek amacıyla ne yapabiliriz diye düşündük. Öyle bir şey yapmalıydık ki 100 yıl önce siperin iki tarafında bulunanlar ve onların evlatları bir araya gelmeliydi. Fakat bu kez silahlar konuşmamalı, dostluk ve kardeşlik bağı kurulmalıydı.The adventurous writing process of this book started in 2015, the centennial anniversary of the Gallipoli Campaign. We, as the Social Science Teachers of TED Mersin College, thought about what we could do within the remembrance activities of the 100th year anniversary of the Gallipoli Campaign, in order to create historical awareness and a sense of mutual respect and friendship among youth in both countries. We had to do something in such a way that we could help unify those who took part in the trenches, and their children. However, it mustn’t be a fight with guns this time, we thought, but rather an attempt to build a true brotherhood. (C.Y.)

TAZIYE – Şehitler Abidesi Mimarı Doğan Erginbaş Vefat etti

Çanakkale Şehitler Abidesi mimarı, Prof. Dr. Doğan Erginbaş hayatını kaybetti.
Çanakkale Muharebeleri’nde şehit düşen tüm askerlerimizi simgelemek ve onların anısını yaşatmak amacıyla 1944 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın açmış olduğu proje yarışması sonucunda 37 proje arasından Doğan Erginbaş, İsmail Utkular ve Feridun tarafından hazırlanan “Şehitler Abidesi” projesi seçilmişti.
GeliboluyuAnlamak.com ailesi olarak merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

Edebiyat ve Tarih Camiamızın Acı Kaybı – Çanakkale Mahşeri Yazarı Mehmed Niyazi Özdemir

Çanakkale Mahşeri’ ve ‘Yemen! Ah Yemen’ gibi tarihi romanlarıyla özellikle gençlerimizin gönlünde taht kuran Tarihçi-Yazar Mehmed Niyazi Özdemir 76 yaşında vefat etti. Tarih şuurumuz eksik kalmasın diye bir ömür gayret etti.Eserleriyle ve mütevazı hayatıyla öne çıktı. Mehmed Niyazi hocamıza GeliboluyuAnlamak.com ailesi olarak Allah (C.C) den rahmet diliyor, edebiyat ve tarih camiamızın başı sağolsun diyoruz. Mekânı cennet olsun.

GeliboluyuAnlamak.com

Acı Kaybımız – Yücel Özkorucu

Sevgili Yücel Özkorucu, twitter hesabında profiline yazdığı gibi “Öyle anlaşılıyor ki , ömrünün sonuna dek ilgilendiği araştırma konularının talebesi olarak kalacak” yazmıştı. Gerçekten de hep öğrenmek, bunları da etrafıyla paylaşmak düsturu oldu. Çanakkale Savaşı’nın doğru anlatılması, öğrenilmesi için güzel projeleri vardı.Sohbet ettiğinizde ilgisini, merakını hemen görebilirdiniz. Gönlünü bu yola koymuş birisiydi.Allah gani gani rahmet eylesin. Onu hayatlarını, mücadelelerini araştırdığı kahramanlara kavuştursun. GeliboluyuAnlamak sitesi olarak tüm sevenlerine, Canakkalemuharebeleri1915.com yazar ve okurlarına başsağlığı diliyoruz.

İkiye Bölünen Yaşamın Tasarımı Üzerine (Hüseyin Yanar)

15 şehitlik bir şarapnelin patlamasından sonra bütün parçaların her yere dağılmasına benzer. Bu şehitlikler uzun yıllar önce yapılmış haritanın izleri sürülerek bugün araştırmalar sonucu yerleri tespit edilen, kilometreler boyunca yaygın bir şekilde bulunan alanlardır. Bunların bir kısmı yarımadanın güney bölgesinde, daha önce düzenlemeleri yapılmış olan şehitliklerimiz ve diğer devletlerin anma mekanlarının yakın çevresinde yer alır. Kuzeydeki bölgede olanlar ise, bugün güneyde bulunan ve bilinen şehitliklerden uzakta dağınık haldedir. Yerleri karakter olarak bazen birbirinden farklı özellikler taşısa da her nasılsa sanki yeniden bir zincirin halkaları olmayı isterler, ya da yukarıdaki nitelikleri de göz önüne alınarak bir bütün hikâyenin, parçalara ayrılmış bir bütünün içinde yeniden bütün bir senaryonun parçaları olmayı beklerler. Altında, kaybettiklerimizin yattığı bu kalıntılar, biten savaşın, hala belleğimizde var olan izlerinin ve şimdiki barışın bir araya geldiği, anısal, anıtsal ve kutsal yerlerdir. Resmedilen bu ortamda farklı disiplinlerden bir araya gelerek oluşturulacak yarışmacı ekiplerden sözü edilen bu bütünlüğü, herhangi bir şekilde bu senaryoyu ve bu birlikteliği tasarımlarına yansıtmaları, özellikle beklenmektedir. Yukarıdaki tabloda vurgulanan “Savaş” ve “Barış” kavramlarının karşıtlığı ve bu ikilemin arasında olma hali belki de tasarlama yönünden bir başka ikilemi de beraberinde getirmektedir. (H.Y.)