1915 Çanakkale Cesarettepe Kahramanı Kırşehirli Mehmet Çavuş ( Cemalettin Yıldız )

 


Çanakkale kahramanlarına olan sevgim ve saygım, Birinci Dünya Harbi ve İstiklâl Harbi anı kitaplarına da vardır.  Yıl boyunca kitapçılarda bulduğum harp anı kitaplarını alır, kitaplığımda biriktiririm. Ancak yaz tatillerinde, kışın aldığım anı kitaplarını okuyabilirdim.


2005 yılının yaz tatilinde, kitap kurdu eşim Nebahat Efe Yıldız benim anı kitaplarından birini okurken, bana dönerek “Cesaret Tepe’deki Mehmet Çavuş Ispartalı değilmiş, bak burada Kırşehirli olduğunu yazıyor” dedi.


Baktım Kültür Bakanlığının “Kurtuluş Savaşı Günlüğü”[1] kitabını okuyor. Anılar Ali Galip Gençoğlu adlı Mehmet Çavuş’un hemşehrisi ve silah arkadaşının anılarıydı. Bu anıları yayına hazırlayan Erhan Palabıyık adlı genç kardeşimizdi. Anıları okuduğumuzda bizim Mehmet Çavuş’la ilgili ezberimizi bozuyordu. Biz Mehmet Çavuş’un  mezarının Cesaret Tepe’deki anıtın altında olduğunu duymuş ve okumuştuk. Anılarda ise Mehmet Çavuş’a, Mülazım (Teğmen)[2] Mehmet Çavuş deniyordu. 1972[3] yılında köyünde vefat ettiğini, mezarının Kırşehir Çiçekdağı, Safalı Köyü Cami bahçesinde olduğunu öğreniyoruz. Çanakkale Gönüldaşım Erhan Bey’e uzun uğraşılardan sonra ulaşabildim. Erhan Bey, Mehmet Çavuş’un nüfus kayıt örneğini ve köyüne giderek oğullarıyla yaptığı söyleşi CD[4] sini, fotoğraflarını gönderdi.


Bu bilgilerden sonra Mehmet Çavuşla ilgili belgesel araştırmasına başladım. Ali Galip Gençoğlu’nun “Kurtuluş Savaşı Günlüğü” anılarından sonra ikinci ulaştığım belge; Çanakkale’de Atatürk’ün kurmay başkanı Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın Günlüğü’nün yayınlandığı “On Yıllık Savaşın Günlüğü”[5] kitabı oldu. İzzettin Çalışlar günlüğünün 9 Haziran 1915[6] tarihine: “Sabahleyin Mehmet Çavuş siperlerine gittim. Düşmanın Cesarettepe karşısındaki yeni siperlerini tetkik ettim.” Diye not düşmüştü.


11 Haziran 1915 tarihli günlüğüne[7] ise,; “öğleden sonra fırkaya (19.Tümene) yeni ilhak olunan 18.Alay Kumandanı Kaymakam Abdülkadir Bey ve tabur kumandanları geldiler. Onları alıp, 64. Alay mıntıkasını gösterdim. 18. Alay, 64. Alayı değiştirecek, 64.Alay, 6.tümene gidecektir. 64. Alay, 48 gün tümenimizde Arıburnu Cephesi’nde sağ yanda bulunmuş, askerleri cesur ve fedakâr bir alaydır. Bu alayın subaylarından yaralı Zahit Efendi (binbaşı olmuştur), şehit Mehmet Ali Efendi, yaralı Mehmet Çavuş (teğmen olmuştur) en kıymetli uzuvlarıydı.” Diye not düşmüştü.


Böylece Ali Galip Gençoğlu’nun anılarındaki Teğmen Mehmet Çavuşla örtüşüyordu.


Durmadan araştırmalarıma devam ettim. 27. Alay, 3. Tabur kumandanı Yüzbaşı Halis Bey’in anılarının yayınlandığı “Çanakkale Raporu”[8] kitabında Mustafa Kemal’in 29 Mayıs 1915 tarihli tümen emrinin sonunda[9] siperlerde 64. Alay için (20-30) numaraları kullanılacaktır. Önemli bir olaya sahne olmuş siperlere münasip adlarda verilebilir. Misal “Mehmet Çavuş Siperi” gibi diyerek, Mehmet Çavuş’a bir tarihi belgede daha rastlıyordum. Büyük oğlu Yaşar Canpolat ve torunu Ali Kayadibi ile tanıştım. Onların vasıtasıyla, Mülazım Mehmet Çavuş’un Milli Savunma Bakanlığından arşiv belgelerini istedik. Gelen belgelerden [1]birincisinde[10] askerliğe 15 Aralık 1327’de (28 Aralık 1911) tarihinde alındığı, 19 Mayıs 1331’de (1 Haziran 1915’de) çavuş iken gösterdiği fedakârlıktan dolayı teğmenliğe yükseldiği 20 Aralık 1334’te (20 Aralık 1918) terhis olduğu, 21 Temmuz 1337 (21 Temmuz 1921) de İstiklâl Harbine katıldığı, 25 Ağustos 1339 (25 Ağustos 1923) te terhis olduğu, 28 Aralık 1911’den, 20 Aralık 1918 tarihine kadar Büyük Harp zammına, 21 Temmuz 1921’den, 25 Ağustos 1923 tarihine kadar da İstiklâl harp zammına hak kazanmıştır, denmekteydi.



İkinci belgede[11] ise; Yozgat, Çiçekdağı ilçesi Askerlik Şube Başkanlığının 23 Aralık 1954 tarihli 2447 nolu yazısına Yd. P. Teğm. Mehmet Canpolat hk. diye başlar. Çanakkale’ de göstermiş olduğu secaat ve gayretinden dolayı kendisinin Mülazım saniliğe (teğmenliğe) terfi ettiği, Batı cephesinde keşfi taaruzide yararlığı görüldüğünden B.M. Meclisi’nin 25 Ağustos 1923 ve 19005 numaralı kararı bir kıt’a harp madalyası ve bilahare İstiklâl madalyası ile taltif edildiği belirtiliyordu.


Daha sonra Denizler Kitabevinin[12] 1915 yılı İkdam Gazetesini kitaplaştırdığı 2.ciltte 18 Temmuz 1915 tarihli İkdam gazetesinde Mehmet Çavuşla bir söyleşiyi okudum. Mehmet Çavuş 1915 yılı Mayıs ayında Çanakkale Cesarettepe’de 64. Alay emrinde bir gece baskınında ağır yaralanır.[13] Gemiyle İstanbul’a getirilir. Tedavisi tamamlanınca, hastaneden aldığı tebdilhava (istirahat) raporu ile memleketi Çiçekdağı’na döner. Yolda tren Ankara’ya uğrar. Mehmet Çavuş’u tanıyan İkdam gazetesi muhabiri; ona Çanakkale’de yaptığı kahramanlıkları sorar.


 


Mehmet Çavuş Çanakkale’de yaptıklarının İstanbul Gazetelerinde yayınlandığını, fakat yaşadığı bir anısını anlatır:


“ Şimdi Cesarettepe’si namını alan tepede her tarafımız düşman tarafından sarılmış bulunduğumuz sırada susuzluk bizi pek ziyade tazyik ettiğinden tepenin eteğindeki Korku Deresi’nde bir çamur kaynağı oluşturan yeri kazarak olabildiğince içebilecek kadar değilse de, dudaklarımızı ıslatacak kadar su çıkarmaya teşebbüs ettik. Düşman bize bunu da çok gördü. Hemen toplarıyla üzerimize ateş açtı. Allahın kudretine bakın ki, ilk attığı mermi bizim kazmaya uğraştığımız kaynağa saplandı. Aradığımız su kaynamağa başladı. Allaha şükrettik. Suyu şükür içtik. Kuvvetimiz yerine geldi. Allah’ın bize yardımcı olduğu hakkında imanımız kat kat kuvvetlendi. Cesaretimiz bir o kadar daha arttı.” diye anlatır.


 Mehmet Çavuş’un biyografisini, nüfus kütüğü ve silah arkadaşı Ali Galip Gençoğlu’nun “Kurtuluş Savaşı Günlüğü” anılarından öğreneceğiz.


 Mülâzım (Teğmen) Mehmet Çavuş (Mehmet Canpolat) Anadolu’nun bir ücra köyünde, Kırşehir Çiçekdağı Safalı Köyünde 1891 yılında doğar. Annesi Elif Hanım, Babası Hacı Hasan Bey’dir. Askerlik yaşına ulaştığı 1911’de, her Türk genci gibi kıtasına teslim olur. O yıl İtalyanlar Trablusgarp’a asker çıkarmıştır. O dönemin deli fişekleri Osmanlı Bayrağının dalgalandığı Afrika’nın bir köşesine koşup giderler. Bunlar daha sonra memleketin kaderini çizecek olan, Enverler, Mustafa Kemal’lerdir. Bu deli fişekler arasında bıyıkları yeni terleyen Mehmet Çavuş da vardır. Yerel halkı örgütleyip, İtalyanlarla savaşırlar. Orada Trablusgarplı bir kızla evlenir. Bir oğulları olur. Adını kardeşi Rıza’nın adını koyar. Anı olarak kucaklarında oğlu Rıza’yla çekilmiş bir fotoğraf kalır. Yaşlılığında bu fotoğrafa bakarak gözyaşlarını döker. Onun üzülmesine dayanamayan son eşi Naciye Hanım, Mehmet Çavuş bir gün uyurken, ilk eşi ve oğlu Rıza’nın fotoğrafını ateşe atarak yakar.


Mehmet Çavuş Trablusgarp dönüşü Balkan Harbine katılır. O yenilginin mahcubiyetini her Türk gibi hiç unutmaz. Bunun intikamı alınmalıydı. Yıl 1914’te Birinci Dünya Harbi çıkınca 64. Alayı’yla Troya yakınlarındaki karargahlarında Çanakkale’yi beklerler.[14] 18 Mart 1915’teki düşmanın donanmasıyla boğaza saldırısını Troya sırtlarından önce endişe, sonra gururla izler. 25 Nisan 1915 sabahı düşmanın Gelibolu Yarımadasına asker çıkardığını görünce, oraya ilk koşan Mehmet Çavuş’un 64. Alayı’dır. 26 Nisan akşamı[15] daha sonra isim verdikleri Arıburnu’ndaki Cesarettepe’si, Mehmet Çavuş siperlerinde düşmanla gece gündüz 48 gün vuruşurlar.


Silah arkadaşı Ali Galip Gençoğlu[16], Çanakkale hatıralarını Mehmet Çavuş’un ağzından dinlemek isterse de dinleyemez. Sorduğunda İstanbul gazeteleri tafsilatlı yazdı der. Fakat o günlerde yayınlanan İstanbul Gazeteleri Mehmet Çavuş’tan şöyle bahseder;


 


– “Çanakkale’de bölük kumandanlarının şehit olması üzerine bölüğün iradesini ele alarak, bir bölükle bir düşman alayına süngü hücumu yapan Mehmet Çavuş’un düşman siperlerini nasıl işgal ettiğini izah ederek aldığı tepeye Cesarettepe’si, zaptettiği siperlere de Mehmet Çavuş Siperleri adı verildiğini, bu kahramanlığa mükafaten padişah iradesiyle rütbesinin çavuşluktan teğmenliğe yükseltildiğini” öğrenir.


Mehmet Çavuş’un Çanakkale’de aldığı yaraları iyileşince, memleketi Çiçekdağı’na 3 aylık istirahate gönderilir. Gittiği her yerde törenlerle karşılanır ve uğurlanır.


 Düşman Çanakkale’den çekilince kendi isteğiyle doğu cephesindeki 90. Alay 20.tabura verilir. Önce Çürüksu Harbine, daha sonra 1918’deki ileri harekata (Bakü) katılır.


 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra 20 Aralık 1918’de askerlikten terhis edilir.


 21 Temmuz 1921’de İstiklâl Harbine katılır. Sakarya Savaşları’nda[17] Hamidiye Köyü civarında Yunan siperlerine karşı yaptığı süngü hücumunda düşmanı siperden kaçırır, kendisi de değişik yerlerinden yaralanarak hastaneye düşer. Büyük Millet Meclisince takdirname, taltif ve iki maaşla ödüllendirilir.[18] İstiklâl Harbi bittikten sonra 25 Ağustos 1923 tarihinde askerlikten terhis olur.


Mülâzım Mehmet Çavuş Eylül 1922’de tebdil-i hava ile memleketine döndüğünde Naciye Hanım’la evlenir. Yaşar ve Mustafa Cihan adında iki oğlu, Feride ve Ayşe adında iki kızları olmuştur.[19]


 1963 yılında Rumlar Kıbrıs’ta Türklere katliamlar yapmağa başlayınca, Başbakan İsmet İnönü Kıbrıs’a uçaklarımızla baskınlar yapar.[20] O yıllarda Çiçekdağı’nda emekli bir gazeteci olan Ali Galip Gençoğlu, Başbakan İsmet İnönü’nün Kıbrıs’taki Rumlara tepkisini yetersiz bulur ve bir şikayet dilekçesi yazar. Dükkanının önünden Mehmet Çavuş’un geçtiğini görünce, onu yazıhanesine davet eder ve iki gazi sohbete başlarlar. Bir ara Mehmet Çavuş çok duygulanır.[21]


– “Vücudumdaki yaraların miktarını bilemiyorum, bunu doktorlara muayene ettirin, kanunun bahşettiği haklardan bana da bir hak tanıyın dedim. Duyan bile olmadı. Bir kurşunla vurulup gitseydim, şehit olmuş, hizmetlerimin mükafatını almış olurdum. Bu mukadder değilmiş, hiç olmazsa şuracıkta birkaç günlük ömrümüzü yoksulluktan kurtarmak istedim, buna da aldırış eden olmadı.” 


Ali Galip :


Ağam, harp madalyaların yok mu? diye sorar.


Mehmet Çavuş:


Evet vardır. Gerek harp madalyalarım ve gerekse İstiklâl Madalyam vardır. Ve iç cebimdedirler. Madalyalara yakışır bir kılığım olmadığı için madalyalarım bana şeref değil bir utanç olduğu için iç cebimde taşımaktayım, diye cevap verir.


Bu kahramanımız 25.01.1972 tarihinde hakkın rahmetine kavuşur. Mezarı köyünün cami bahçesinde eşi Naciye Hanımla yanyanadır. Bu vatana hizmet eden tüm gazi ve şehitlerimizi minnetle anıyor, şükranlarımızı sunuyoruz. Allah hepsinden razı olsun,  ruhları şad olsun.


Mehmet Çavuş’un tümen komutanı Anafartalar Şahini Mustafa Kemal Cumhuriyet döneminde, Türk Tarih Kurumu açılış konuşmasında “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşıracak bir mahiyet alır.”  diyerek  tarihin belgelere dayanılarak doğru yazılmasını işaret etmiştir. Bugüne kadar hurafelerle dinlediğim Mehmet Çavuş’u,  yaptığım araştırmalar sonucu elde ettiğim belgelerle gün ışığına çıkarmaya çalıştım. Gelecek nesillerin bu belgelere yenilerini eklemeleri en büyük dileğimdir.


                                           


ARIBURNU CESARETTEPE’DEKİ MEHMET ÇAVUŞ ANITININ YAPILIŞ  ÖYKÜSÜ


20 Aralık 1915 İngiliz birliklerinin Arıburnu ve Anafartalar bölgelerinden çekildikleri gündür. İngilizler çekilme planı yaparken, kayıplarını azaltmak için tuzaklar kurarlar. Bu tuzakların en vahşisi iki tarafın siperleri arasına 15 ton dinamit ve patlayıcılar yerleştirmeleridir.[22] Çekilme anında Türkler haber alıp, çekilen kuvvetlerine saldırırsa, Türkleri durdurmak için ara bölgeye yerleştirdikleri 15 ton dinamitle Arıburnu bölgesinin altını üstüne getireceklerdir. Buna gerek kalmaz. Çünkü Türkler onların çekilmesini anlayamazlar. 20 Aralık 1915 gecesi sabaha karşı 03.30 da son askerleri ve sandalları Arıburnu ve Anafartalardan ayrıldığının şerefine Cesarettepe’sindeki 3,5 ton mayınla dolu lağımları, sahildeki kablolar vasıtasıyla patlatırlar. Bu patlamayla kaçtıklarını Türklere haber verirler.


Cesarettepesi’ndeki Mehmet Çavuş Anıtının olduğu yerdeki Türk siperlerinin altına Korku deresinden iki lağım kazılmış. Bu siperlerde 19. Tümenin 18. Alayının 80 Askeri bulunmaktadır. İlk lağım patladığında ön siperdeki iki askerimiz toprak altında kalır. Hemen ardından patlayan ikinci lağımla, toprak altındaki iki askerimiz, bir çavuş, bir subay havaya fırlayarak kurtulurlar. Fakat ikinci siperdeki 80 askerimizde toprak altında kalmıştır. Yakın siperlerimizdeki arkadaşları tarafından 20 askerimizi toprak altından kurtarırlar. 20 Aralık 1915 tarihinde saat 03.30’da Cesarettepe’sinde patlayan lağımlarla 60 askerimiz Arıburnu’nun son şehitleri olmuştur. 19. Tümen Kumandanı Albay Şefik Bey[23] tarafından düşmanın çekilmesinden birkaç gün sonra, 60 şehidimiz için bir anıt yaptırılır.


İngilizlerin Arıburnu’ndan çekilmesinden hemen sonra Kanlısırt, Çataldere, Cesarettepe, Anzakkoy ve Kireçtepe’de şehitlerimiz için anıtlar yapılmıştır. Bu anıtların Cesarettepe ve Kireçtepe haricindekileri İngilizler 1920’li yıllarda kendi mezarlıklarını yaparken  yıkmışlardır.[24]


Cesarettepe Şehitleri anıtının ilk ziyaretçileri 1915 yılı Aralık ayında Cezayirli vatanseverlerdir.


İkinci ziyaretçisi: Avustralya tarihini yazan Çanakkale Savaşlarında harp muhabiri olarak görev yapan C.E.W. Bean ve mihmandarı Zeki Bey (57. Alay 1. Tabur Kumandanı, İstiklâl Harbinde Tümgeneral A. Zeki Soydemir) harp alanlarının fotoğraflarını çekmiş ve Mehmet Çavuş’u ziyaret etmiştir.


1925 yılı Mayıs ayında Conkbayırı Yeni Zelanda anıtı açılışına katılan T.J. Pemberdon[25] isimli Yazar 1926’da yayınlanan Gallipoli To-day kitabında bahseder ve fotoğraflarını yayınlar.


Yine aynı yıl[26] savaşta Müttefik Kuvvetleri Komutanı İan Hamilton anıtı ziyaret etmiş. Gallipoli To-day kitabının önsözünde bu gezi anılarını yazmıştır.


9 Haziran 1930’da[27] Çanakkale’deki Fransız birlikleri Komutanı General Gouraud Morto Koyundaki Fransız Mezarlığının açılışını yaptıktan sonra Cesaret Tepesi’ndeki Mehmet Çavuş Anıtını ziyaret edip, saygı duruşunda bulunarak çelenk koymuştur.


1934 yılında bu anıtın önünde yapılan törende, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya [28]Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk tarafından hazırlanıp verilen “Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar” diye başlayan söylevini okur.


Eski Hali


 


Yeni Hali



1934 yılında Ankara Jandarma Mekteplerinin yardımlarıyla şimdiki mermerle kaplanmış üzerinde “MEHMETÇİK” yazısı olan anıt oluşturulur.


11 Ağustos 1952’de[29] Mehmet Çavuş Anıtının ziyaretçileri 19. Tümen komutanı Albay Şefik Aker, 3. Kolordu Kurmay Başkanı Binbaşı Fahrettin Altay, 12. Tümen Komutanı Yarbay Selahattin Adil paşalardır. Fakat anıtın ön yüzündeki “Mehmetçik” yazısı “Mehmet Çavuş” olmuştur.


3 Eylül 1936’da İngiltere Kralı VIII. Edward[30] Mehmet Çavuş anıtını ziyaret etmiştir.


Seddülbahir,  Morto Koyu Hisarlık Tepe üzerinde Türk milletinin bağışlarıyla yapılan ve 21 Ağustos 1960 tarihinde açılan Büyük Şehitler Abidesi’nin açılışına kadar, Çanakkale Savaş Alanları tören yeri Cesaret Tepe’deki Mehmet Çavuş Anıtı olmuştur.[31]  


 


Cemalettin Yıldız


Emekli Öğretmen


Yerel Tarih Araştırmacısı


  





 


KAYNAKÇA


1-ALBAYRAK, Muzaffer  Çanakkale Savaşı Yeditepe Yayınevi 2006 İstanbul.


2-ALTAY, Fahrettin 10 Yıl Savaş 1912-1922 ve Sonrası. İnsel Yayınları 1970 İstanbul.


3- BEAN,  C.E.W.  Gallipoli  Mission  Canberna 1919


4-Binbaşı Halis Bey (ATAKSOR) Çanakkale Raporu Arma Yayınları 2001 İstanbul.


5-ÇULCU,  Murat  İkdam Gazetesi Cilt 2 Denizler Yayınevi İstanbul.


6-G.Y. Barış Parkı Yarışma Kataloğu ODTÜ -1997 Ankara.


7-Dr. GÖRGÜLÜ İsmet – ÇALIŞLAR İzzettin. On Yıllık Savaşın Günlüğü YKY 1997 İstanbul.


8-KAYADİBİ, Ali Mehmet Çavuşun torunu.


9- ORAL, Haluk Arıburnu 1915 Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 2007 İstanbul.


10-PALABIYIK, Erhan Kurtuluş Savaşı Günlüğü Kültür Bakanlığı -1998 Ankara.


11- YILDIZ, Cemalettin Bir Komutanın Gözünden Çanakkale Savaşları 2007 Çanakkale.          


 


Yazi








[1] Erhan Palabıyık, Kurtuluş Savaşı Günlüğü T.C. Kültür Bakanlığı-1998- Ankara



[2] a.g.e, s.130



[3] Belge 1 Vukuatlı Nüfus Kaydı fotokopisi



[4] Mehmet Çavuş’un köyünde çekilen CD’si Belge 2



[5] Dr. İsmet Görgülü- İzeddin Çalışlar On Yıllık Savaşın Günlüğü. YKY 1997 2. Baskı İstanbul



[6] a.g.e., s.103



[7] a.g.e., s.103



[8] Binbaşı Halis Bey (Ataksor) Arma Yayınları 1. Baskı 1975 İstanbul



[9] a.g.e., s.181



[10] Belge 3. Milli Savunma Vekaleti, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı 15 Şubat 1955 tarih ve 305/455153 sayılı yazılarının fotokopisi



[11] Belge 4. Yozgat As. D. Başkanlığı, Çiçekdağı As. Ş. Başkanlığının 23 Aralık 1954 tarih ve 2447/D. Bek. Sayılı K.K.K. Personel Başkanlığına yazılarının fotokopisi



[12] Murat Çulcu İkdam Gazetesi Cilt 2 s.497 Denizler Yayınevi İstanbul



[13] Torunu Ali Kayadibi (T.M.O. Edirne Şube Müdürü) Anlattıkları



[14] Cemalettin Yıldız, Bir Komutanın Gözünden Çanakkale Savaşları 2007 Çanakkale s.37 Yeditepe Yayınevi-2006 İst.



[15] Muzaffer Albayrak Çanakkale Savaşı s.96



[16] Erhan Palabıyık, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, s.130, 131, 132



[17] a.g.e., s.133



[18] a.g.e. s.133



[19] Vukuatlı Nüfus Kaydı fotokopisi Belge:1



[20] a.g.e., s.130



[21] a.g.e., s.134



[22] Haluk Oral Arıburnu 1915 Çanakkale Savaşından Belgesel Öyküler. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007 İstanbul s.370



[23] a.g.e., s.371 İlk Mehmet Çavuş Anıtının fotoğraf fotokopisi Belge:5



[24] C.E.W. Bean, Gallipoli Mission Avusturya Savaş Müzesi Arşivi (GO1752) Kanlısırt Türk Anıtı fotoğraf fotokopisi. Belge:6



[25] Haluk Oral Arıburnu 1915. s.373



[26] a.g.e., s.373.,  376



[27] a.g.e., s.376



[28] a.g.e., s.377



[29] a.g.e., s.380



[30] Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş 1912-1922 ve Sonrası. İnsel Yayınları 1970 İstanbul s.483



[31] Gelibolu Yarımadası Barış Parkı Uluslar arası Fikir ve Tasarım Yarışması Kataloğu O.D.T.Ü 1997 Ankara

Bir cevap yazın