Plevne de Türk Ordusunda görev alan, Çanakkale de ise karşı safta bulunan Avustralyalı askeri doktorun öyküsü Avustralyalı çocuklara anlatılıyor. Turkish Charlie Ryan kitabının yazarlarından John Gillam ile Röportaj (Tuncay Yılmazer)

İlk olarak böylesine önemli bir figürü anlattığınız için tebrik ediyorum. ‘’Türk Charlie Ryan’’ kitap projesi nasıl çıktı?

 

Teşekkürler Tuncay. Hikayenin ardındaki hikâyeyi ve bu kitabı yayınlamanın bizim için neden bu kadar önemli olduğunu anlatmak için verilen bu fırsatı takdir ediyoruz.

SBS Türkiye Radyosu yapımcısı İsmail Kayhan’ı desteklemek için bir proje üzerinde çalışıyorduk. Bizi TED Mersin öğretmeni Celal Yıldırım ve öğrencilerinin ‘’İki Siper Bir Mektup’’ projesiyle tanıştırdı. Yvonne Fletcher projeyi okuluna götürdü. Kendisinin öğrencileri ile TED Mersin Koleji öğrencileri yazışarak ve sonrasında “Skype” ile birbirleriyle görüşmesi sağlandı. “Skype” konferansında  Yvonne Fletcher ve bana TED Mersin koleji öğrencilerinden “Sizin Çanakkale kahramanlarınız kim?’’ diye bir soru soruldu. Tabii ki Simpson ve eşeğinden bahsedildi ve birkaç ‘’Victoria Haçı’’ madalyası  kazananlar akla geldi. Bir genç adam (Tuncay Yıldız) ders kitabını kaldırarak ‘’Charlie Ryan’ı tanımıyor musunuz? diye sordu. Her iki ulusumuz içinde kahraman… Bu öğrenciler tarafından işlenen Haluk Oral’ın “Arıburnu 1915” kitabındaki bir bölüm (Türkiye İş Bankası 2007)  Charlie Ryan’a ve onun Gelibolu’daki günlerine adanmıştı. Bu genç adam tarihçileri şaşırttı. Öğrencilerimize döndük ve biz de Charlie Ryan’ı araştırmaya başladık.

 

Charles Ryan  Avustralya tarihinde bilinen bir figür mü?

Sir Charles Ryan Avustralya’da neredeyse tanınmıyor. Sadece 24 Mayıs’ta ateşkeste çektiği fotoğraflarla biliniyor. Ancak 24 Mayıs ateşkesi üzerindeki etkisi Türk bakış açısıyla anlatıldığı şekliyle neredeyse hiç bilinmiyor.

 

Bu kitabı yayınladıktan sonraki aldığınız tepkiler nasıldı?

 

Türkiye Avustralya Büyükelçisi Korhan Karakoç “Bizimle savaştı, bize karşı savaştı, Şimdi hepimiz için kahraman” dedi. Bu hikâyeyi okuyan Avustralyalılar, daha önce hiç duymadıkları için hayrete düştüler. Aynı şekilde, hizmetinin Türk halkı tarafından çok iyi tanınması ve hatırlanması, okulda çocuklarına öğretilmesi, bu yüzden asla unutulmaması hayranlık uyandırıyor.

 

Neden bir “çocuk kitabı” formatında?

Kitap için öncelikli hedeflerimizden biri, Avustralyalı okul çocuklarını Charlie Ryan’ın zengin ve ilginç hikâyesi ve hikâyenin içerdiği önemli mesaj konusunda eğitmekti. Format, özellikle okul çocukları için yazdığımız bir dizi hikâyeden biri olarak seçildi.

Çizimler, hikâyeyi daha kolay anlamak için yazılı kelimeyi okumakta zorlananlara yardımcı olur. Kitabın “okuma” kitabı olması amaçlanmıştır. Öğretmen, kitabı sınıfa sesli olarak okumalı ve anlaşılmasını artırmak için bölüm bölüm içerikle ilgili daha detaylı tartışmalar açmalıdır.Öğrenme aktivitelerinde öğretmene yardımcı olması için öğretmen notları paketi hazırlanmıştır. Bu İngilizce ve Tarih derslerine göre düzenlenen Avustralya müfredatı ile uyumludur. Bununla beraber hikâye kendi başına tarihi açıdan doğrudur ve resimler ayrıca yetişkinlere hitap etmektedir.

Bize birkaç cümleyle Charlıe Ryan’ın kim olduğunu anlatır mısınız? Neden 1877-78 ’de Türkiye-Rusya Savaşı’nda Osmanlı ordusuna katıldı? Kendisinin maceracı bir kişiliğe sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?

Varlıklı bir çiftlik sahibinin oğlu Charlie Ryan tıbbi eğitimini İskoçya’da tamamladı. Çoğu Avustralyalı gencin de yaptığı gibi, Charlie Ryan da doktor olarak üniversiteden mezun olduğu gün, maceralı hayat tecrübesi   aramaya koyuldu. Bunu da Türk Ordusuna katılarak başardı. 1897’de yazdığı “Albayrağın Altında” adlı kitabı onun ne kadar maceracı bir genç olduğunu gösterir.

Charlie önce “93 Harbi” nde görev yapmak  için başlangıçta  askeri bir hastaneye atandı. Hem bir doktor hem de bir subaydı ve 3 000 Türk askerinin komutanıydı.Onlarla beraber on gündür yürürken dizanteriye yakalandı, bitkin düşmekten az kalsın ölüyordu.

Plevne’ye vardıklarında kendilerini ilk çarpışmaların içinde buldular. Charlie oradaki tek doktordu ve hayat kurtarmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Charlie kuşatma altındaki Plevne’de 4 aydan fazla kaldı. Burada Plevne kuşatmasının kahramanı Osman Paşa ile birlikte askerlik yaptı. Askerlerin cesurca hareketleri, Türkiye’yi Rusların istilasından kurtardı. Şehri tahliyesinde Charlie terk eden son kişiydi.

Terk ederken iki yaralı adam gördü. Onları atının üstüne çıkardı ve dikkatlice ileriye sürdü. Güvenli bir şekilde yol alırlarken Ruslar ateş açtı ve Türkler karşılık vermeye başladı. Neyse ki, Charlie’nin cesareti hastalarını güvenli bir şekilde ateş hattından çıkardı.

Plevne’den sonra, Charlie yine hastane ve ambulans ünitesinde görevlendirileceği Erzurum’a hareket etti. Bu şehir de altı haftadır Rus kuşatması altındaydı. Bu 6 haftanın 4 haftasını tifüsten muzdaripti. Nihayetinde Erzurum Ruslar tarafından alınmış ve Charlie Ruslara esir düşmüştü.

Bu savaştan sonra Türk halkı Charlie’nin mümtaz hizmetini sırasıyla Mecidiye 4. Sınıf ve Osmanlı Ordu Nişanı ile ödüllendirdi. Avustralya’ya dönüşünde Charlie bunları ve Türk savaş madalyasını gururla takacaktı.

40 yıl sonra, Avustralya Ordusu sıhhiye birliğinin komutanı  olarak eski arkadaşlarıyla savaşmaya, Gelibolu’ya yollandı. Kendisinin Türk Ordusu ile olan bir önceki birlikteliği olağandışı bir duruma yol açtı.

Bir hekim olarak ANZAC ordusuna gönüllü mü katıldı?

1879’da Avustralya’ya döndüğünde İhtiyat Kuvvetleri’ne kaydoldu. Kendisinin savaş hekimliği deneyimi çok takdir ediliyordu.  Birinci Dünya Savaşı başladığında otomatikman kıdemli tabip subay olarak Avustralya ordusuna alındı.

 

Gelibolu’ya gideceğini öğrendiğindeki ilk tepkisi ne oldu?

 

Charlie askere alındığında AIF (Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri) Avrupa’da savaşmak üzere İngiltere’ye gönderiliyordu.Türkiye, İngiltere ile teknik açıdan bir düşman iken,aktif bir katılımcı olarak kabul edilmemişti. İngiltere’deki sert kış sartları ve kötü hazırlanmış eğitim kampları nedeniyle AIF eğitime Mısır’a gönderildi. İngilizler Batı cephesi siper savaşı kördüğümünü açmak için Çanakkale üzerinden İstanbul’a deniz saldırısı düzenleme sonra da Almanya’ya arkadan saldırma ve baskıyı azaltma girişimi kararı aldılar. Çok büyük bir başarısızlıktı bu. Daha sonra İngilizler Gelibolu yarımadasına saldırma ve orayı ele geçirerek İstanbul’a gitme kararı aldılar. Avustralya ve Yeni Zelanda kuvvetleri Mısır’da yerlerini almıştı ve 25 Nisan’da İngiliz ve Fransız güçleri ile birlikte saldırdılar. Nisan ayı başlarında (Charlie Ryan dahil) AIF‘den kimse kadar Türkiye’yi saldıracaklarını bilmiyordu. Charlie’den alıntı yapacak olursak:”40 yıl sonra, şimdi onlarla savaşmak üzereyim. Bunun nedeni düşmanlık hissetmem değil,  asker olarak almış olduğum emirlerin gereğidir.”

 

Ne zaman Gelibolu’ya geldi? Nerede hizmet etti?

 

Charlie,Gelibolu’da sahra hastanesi kurulduktan kısa bir süre sonra sahile ayak bastı.

 

Charles Ryan 93 HarbindeTürkler hakkında ne düşünüyordu? 1877 1878 savaşın bu düşünceler üzerinde etkisi nasıl oldu?

 

Zeki ordu subayları düşmanları anlayıp,onlara saygı duyar. Charlie şimdi kırk yıl önce arkadaşı olmuş düşmana karşıydı. Avustralyalı yoldaşları için ise çok endişeliydi.Plevne Savaşı Charlie’ye Türklerin ne olursa olsun sonuna kadar vatanlarını savunacaklarını öğretmişti. Sonunda,Charlie Ryan saygınlığını ve anlayışını bu berbat yerde kısa süreliğine barış yaratmak için kullanacaktır.

 

Savaş koşullarının onun görüşlerini değiştirmiş olabileceğini düşünüyor musunuz?

 

Araştırmalarımız bu sorunun cevabı üzerinde hiçbir ışık tutmuyor.Bu konudaki tek bulgumuz Charlie’nin 24 Mayıs Ateşkesi’nde savaş hakkında iki taraflı düşüncesinin oluşmasıdır.

Defin ve tıbbi ekibe katılmadan önce Charlie Ryan üniformasını giyip Osmanlı nişan ve madalyalarını takmayı seçti. Bu kararının önemini biliyor olmalıydı. Elbette Türkler madalyaları hatırlayacak ve bir şekilde konuşma olacaktı.

Onun bu davranışını şöyle yorumladık: Barış , sadece iki taraf da birbirlerini anlayıp saygı duyarlarsa yaşanabilir. Bize göre, o bunu yapmaya çalıştı.

(Savaşta) fotoğraf çekmek yasaktı ama Charlie bu kurala uymadı. Bu önemli günü fotoğraflamayı seçti.

 

24 Mayıs 1915 ateşkesine rağmen Arıburnu’ndaki Türk-ANZAC çatışmalarını nasıl açıklıyor?

Gelibolu’daki savaşa  ilişkin gözlemlerini  açıklayacak bilgimiz yok. Bir sağlık görevlisi olarak hastanede cephelerden uzak olması gerekiyordu.

 Savaştan sonraki yılları nasıldı?

Charles Ryan için savaştan sonra iki yıl vardı : 1878 ve 1919.

Bu sıradışı geçmişle Charles Ryan Melbourne hastanesine geri döndü ve sonraki yıl Melbourne hastanesi onursal kadrosuna seçildi, 1913 yılında emekli olana kadar cerrah olarak görev yaptı. Ayrıca çocuk hastanesi olan Cartlon’da 1881-1913  yılları arasında onursal tabipti, sonrasında konsültan cerrah oldu. 1903-1924 yılları arasında Victorian Demiryolları baştabibiydi.  1893 yılında İngiliz Tıp Derneği’nin Victoria şubesinin aktif üyesi, 1893’te tabip odasının başkanıydı. O Avusturalyalı Ornitologlor Birliği’nin başkanıydı, kuş türlerinin korunmasını okullarda doğa çalışmasının tanıtılması ve yıllık bir kuş günü düzenlenmesini içtenlikle destekledi.

1915 haziranında tifoya yakalandı,  Mısır’a ve daha sonra İngiltere ye tahliye edildi. Temmuz 1916’dan itibaren Londra’da konsültan cerrah, AIF Sıhhiye karargah personeli olarak görev yaptı, tıbbi kurullarda sertliği ile ün kazandı. Ağustos 1917 ‘de AIF ‘te onursal genel cerrah oldu ve 1919 da Avusturalya’ya geri döndü. Temmuz ayında, general  rütbesiyle emekli oldu. Bu zamana kadar birçok onursal ödül kazandı.

Savaşlar bittikten sonra hiç Türklerle iletişime geçti mi?

1879’da döndükten sonra Türkiye ile olan ilişkisini sürdürdü ve Victoria’da fahri büyükelçilik yaptı. neşeli ve girişken , konuşkan , hayat doluydu. Arkadaşlarıyla sohbetten büyük keyif  aldı.

 

10 Mart 2019′ da, Charles Ryan’ ın Osmanlı Devleti resmi üniforması içindeki resminin olduğu kitabın tanıtımı için bir açılış vardı. Bize bu resimle ilgili bilgi verebilir misiniz?

 

Charlie’ nin torununun kızı olan Siobhan Ryan, Charlie’nin Türk üniforması içindeki bu güzel resmini kitabın tanıtım törenine getirdi. Siobhan, ailenin geçmişinde Melbourne’ deki sosyete partilerine Charlie’nin bu üniformasıyla katılmayı sevdiğinin bilindiğini söyledi.

 

ANZAC terimi hakkında ve 25 Nisan ANZAC Günü hakkında ne düşünüyorsunuz? Neredeyse bir yüzyıl sonra onlar nasıl tanımlanabilir?

 

ANZAC, köken olarak erzak kutularının üzerindeki bir yazıydı. Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu kısaltmasıydı. Askerler zamanla ANZAClar olarak tanınmaya başladı.

 

25 Nisan ANZAC Günü Avustralya’nın en önemli ulusal günlerinden biridir. Gelibolu Harekâtı’nın  askeri bir başarısızlık olmasına rağmen ANZAC efsanesi ayrıca İngiliz İmparatorluğuna rüştlerini ispat etmelerini sağlayan, hem Yeni Zelanda, hem de Avustralya  kimliklerinin önemli bir parçasıdır,

1916’da, 25 Nisan’da ilk ANZAC Günü anma törenleri yapılmıştır. O gün Avustralya’nın bir ucundan diğerine marşlarla ve etkinliklerle, Londra’da yürüyüşle, Mısır’daki Avustralyalı kampında spor günü olarak kutlanmıştır. Londra ‘da 2000 ‘ den fazla Avustralyalı ve Yeni Zelandalı asker caddelerde yürümüştür.

 

Her sene Türkiye’de ANZAC’ların Gelibolu Yarımadasına çıkışını anıyoruz. Anma törenleri ülkenin her yerinde şafakta düzenlenir – tam çıkarma zamanında- günün ilerleyen saatlerinde, erkek-kadın eski askerler şehirler ve daha küçük merkezler arasındaki yürüyüşlerde yer almak üzere toplanırlar.

Gelibolu’daki Avustralya ve Yeni Zelanda şafak töreni de her yıl 25 Nisan’da Anzak tören alanında birlikte düzenleniyor. Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı vatandaşlar bu servise 1920’lerden beri katılıyorlar.

 

Gelibolu’daki anma alanlarının Türk halkının egemen bölgesi olduğu ve yıllık Anzak Günü anma törenlerinin düzenlenmesinin ancak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin işbirliği ve zarif yardımlarıyla mümkün olduğu biliniyor.

 

Böyle olağanüstü bir figürün (Türk yanlısı olduğu kadar gururlu bir Anzak’ın ) kitabını yayınladığınızda, beyazların üstünlüğünü savunan bir terörist tarafından Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde müslümanlara yönelik bir katliam gerçekleşti. Müslüman-Hıristiyan savaşlarına sıkça atıfta bulunduğu korkunç terör saldırısından önce bir bildiri yayınladığı ortaya çıktı. Ne düşünüyorsunuz?

 

 

Davranışlar ne kadar yanlış olursa olsun ya da motivasyon ne kadar dini,  politik ya da kültürel olursa olsun tarih doğru olduğuna inandığı davası uğruna insanın yapmış olduğu kötülüklerle doludur.

Charles Ryan’ın üstün başarılarını ve 24 Mayıs Mütarekesi’ndeki etkisini araştırdığımızda ilk bakışta vizyonundan ve liderliğinden etkilendik. Sadece iki tarafın da karşılıklı saygı gösterme ve birbirlerini  anlamaları halinde barış olacağını biliyordu. Muhteşem bir şekilde, savaşan tarafların o günkü açığını kapatmayı seçti. Türk tarihçi Haluk Oral, siper savaşlarına rağmen Türk-Avustralya dostluğunun yıkılmaz bir temelini kurmaya yardımcı olduğunu söyledi.

Bizde uzlaşmayı destekleyen bu saygı ve anlayışı vurgulamayı özellikle seçtik ve onları kitabın temaları haline getirdik.

Belki de bunun en iyi örneği, TED Mersin Koleji Türkiye ve Avustralya’daki Thornton Devlet Okulunun çocukları tarafından Celal Yıldırım ve Yvonne Fletcher tarafından yürütülen “İKİ SİPER BİR MEKTUP” projesi için yapılan Skype görüşmesi sırasındaydı. Fletcher, ortak paylaştığımız birçok şeyin olduğunu ve farklılıklarımızın da sadece iki tarafı birbirlerine daha çok ilgi çektiğini söylemiştir.

 

Yetişkinler olarak çocuklarımız için daha iyi bir dünya bırakmaya teşvik ediyoruz. Yetişkinlerin birbirleriyle yakınlaşabileceği ve sorunları çözmek için karşılıklı saygı ve anlayış arayan bir dünyayı hayal edemememiz ne kadar üzücü..

Bu hikayede olduğu gibi, dünyanın nasıl daha iyi bir yer olabileceğini en sonunda bize gösterenlerin çocuklar olması çok ironiktir.

 

 

Bu röportajı GeliboluyuAnlamak sitesi için İngilizce’den çevirenler:

     Emine Asya ŞEN, Nil EROL, Delfin Deniz ÖNEY, Ece SEYHAN, Defne VURAL, Defne ÇİMEN, Emir Nass DUCE

TED MERSİN KOLEJİ

(Kendilerine çok teşekkür ederiz)

 

 

 

 

“İKİ SİPER BİR MEKTUP”TAN PLEVNE RYAN’A BİR KİTAP HİKÂYESİ

Bu kitabın serüveni, Gelibolu Savaşlarının 100.yılında yani 2015’de başladı. TED Mersin Koleji Sosyal Bilgiler Zümresi olarak Gelibolu Savaşları ve Zaferi’nin 100.yılında iki ülke gençleri arasında tarih ve      “dostluk bilinci” oluşturabilmek amacıyla ne yapabiliriz diye düşündük. Öyle bir şey yapmalıydık ki 100 yıl önce siperin iki tarafında bulunanlar ve onların evlatları bir araya gelmeliydi. Fakat bu kez silahlar konuşmamalı, dostluk ve kardeşlik bağı kurulmalıydı.

İşte bu düşüncelerle yola çıkıp bir proje hazırladık. Projemizin ismini “İKİ SİPER BİR MEKTUP” koyduk. Bu projede temel referansımız devletimizin kurucusu ve büyük kahramanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK oldu. “Yurtta barış, dünyada barış” sözü ile bugün bile evrenselliğini ve geçerliliğini korumuş sözlerin sahibi Atatürk, ülkemizde ebedi misafirlerimiz olan ANZAC askerlerinin anneleri için 1934 yılında bir mektup kaleme almıştı. Yüceliğini halen koruyan bir mektup… “Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” Bu sözden daha iyi bir referansımız olamazdı.

Böylece çalışmalarımıza başladık. Gelibolu Savaşlarının iki cephesini öğrencilerimize anlattık. Tarihi metinleri okuduk, haritalar üzerinde çalıştık, kartpostallar hazırladık, hatıra madalyaları yaptırdık. Neticede siperlerin iki tarafında yaşananları öğrencilerimizin iyice anlamalarını sağladık.

Sıra, bu çalışmanın yazıya dökülmesine gelmişti. Çocuklarımız Atatürk’ün sözlerine sadık kalarak ilk önce kendi atalarına mektuplar yazdılar. Sonra ANZAC’ların bugün ki torunlarına…

Yazdık, fakat mektuplarımız Avustralya’daki muhataplarına nasıl ulaşacaktı? İşte orada kıymetli arkadaşlarımız İsmail Kayhan, Yvonne Fletcher ve John Gillam devreye girdiler. Çok sıcak ve içten yardımları ile mektuplarımız Thorton Public School öğrencilerine ulaştı. Böylece 100 yıl sonra iki ülkenin çocukları ataları üzerinden buluştular.

Türkiye’de bir söz vardır: “Kapı kapıyı açar” derler. Proje, mektup ve kartpostallarla sınırlı kalmadı. Öğrencilerimizin 2015 yılı Aralık ayında Avustralya ile yaptıkları görüşmede “Plevne Ryan”dan bahsetmesi bu kitabın temelini oluşturdu. Yvonne Fletcher ve John Gillam büyük emeklerle Charles Ryan’ı araştırıp, incelediler ve sonuçta bu anlamlı kitabı ortaya çıkardılar.

Plevne Ryan kim mi? Sorumuzun cevabını kitabı okuyunca göreceksiniz. Ancak size bir ipucu verelim, o sizin olduğu kadar bizim de kahramanımız. Hem de Türk siperlerinde, Türk askeri ile omuz omuza savaşarak bu sözü fazlasıyla hak eden bir kahraman! 1915 yılında karşı siperlerde bulunması ise askerliğin ve hayatın garip bir cilvesinden ibaret!

“Kapı kapıyı açar” dedik. Kim bilir Yvonne Fletcher ve John Gillam ile birlikte daha ne anlamlı çalışmalar yapacağız? Bu vesile ile değerli dostlarımı kutluyor, Türkiye’den içten selamlarımızı iletiyoruz.

Saygılarımla.

Mustafa Kemal’in evlatlarından

CELAL YILDIRIM

TED Mersin Koleji Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Bir cevap yazın