GELİBOLU’YU ANLAMAK

Birinci Dünya Savaşı

Tüfenkciyef El ve Lağım Humbaraları (Bayram Akgün)

Tüfenkciyef El ve Lağım Humbaraları (Bayram Akgün)

Tüfekçiyef Bombası, adını bomba imalatçısı Resneli Naum Tüfekçiyef’den almıştır. Bomba üzerinde yer alan fitil kibrit işlevine sahip olup, fitilin ucunu kibritliğe sürtünce bombayı ateşliyordu. Bomba bu şekilde kullanıma hazır hale gelmekteydi. Çanakkale Muharebelerinde çekilmiş fotoğraflarda askerin üniformada göğüs üzerine kibritlik görülmektedir. Bu yazımızda 1914 yılında Harbiye Dâiresi Piyâde Şuʻbesi tarafından 1330 Modeli “Tüfenkciyef” El ve Lağım Humbaraları adlı tanıtım kitapçığını günümüz Türkçesine çevirerek okuyuculara sunuyoruz.(B.A.)

18 Mart Özel – Çanakkale Bombasırtı Vakası ve 14. Alay (Mutlu Karakaya)

18 Mart Özel – Çanakkale Bombasırtı Vakası ve 14. Alay (Mutlu Karakaya)

1 Mayıs sabahı 05.00’da başlayan taarruz ertesi sabah saat 03.00’da durdurulmuştu. Yaklaşık 22 saat sürdüğü anlaşılan bu taarruzda toplam 6.000 kayıp olduğu belirlenmiştir. Ancak 14. Alay’ın kaybı çok fazla olduğu için bu tespit yapılamamıştır. Sonradan yapılan yazışmalardan anlaşıldığı kadarıyla 14. Alay’ın zabit kaybı çoktu. Belki de bu nedenle bazı evrak/kayıt işleri yapılamamış ve zayiat tam olarak tespit edilememişti. Komutanların da aktardığı kadarıyla özellikle Merkez Grup’un bölgesinde dehşet verici görüntüler yaşanmıştı. (M.K.)

Old Marine Trench -Eski Denizci Siperi (Gürsel Akıngüç)

Old Marine Trench -Eski Denizci Siperi (Gürsel Akıngüç)

19 Mayıs 1915 günü Arıburnu Cephesi’nde gerçekleşen Türk genel taarruzu sırasında bu sipere kadar ulaşan, ancak burada şehit düşen bazı Türk askerlerinin bedenleri, 24 Mayıs 1915 günü icra edilen ateşkese kadar bu siperin içinde kaldı. 24 Mayıs ateşkesi sırasında, bu siperin içinde şehit olan ve büyük olasılıkla 5’inci Tümenin 13’üncü Piyade Alayına mensup olan Türk askerlerinin bedenlerinin üzerine Anzak askerleri tarafından toprak atılarak, Denizci Siperi’nin üzeri kapatıldı. Sonrasında ise bu siper, Anzaklar tarafından “Old Marine Trench” olarak anıldı ve gerek siper krokilerine, gerekse bazı haritalara bu şekilde yazıldı. (G.A.)

1917 – Hollywood’un Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı  (Tuncay Yılmazer)

1917 – Hollywood’un Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı (Tuncay Yılmazer)

Skyfall ve Spectre gibi James Bond filmlerinden tanınan Yönetmen Sam Mendes’in Birinci Dünya Savaşı’na katılan dedesinin anılarından  yola çıkarak beyazperdeye aktardığı “1917” yapımcıların uzun süredir ilgilerini esirgediği, geçtiğimiz yıl sadece Peter Jackson’un savaş sırasında çekilmiş filmleri renklendirmesi ve seslendirmesiyle ortaya çıkan “They Shall Not Grow Old” ile hatırlanan Birinci Dünya Savaşı’na yeniden gösterişli bir geri dönüşü gösterebilir mi? Bunu zaman gösterecek. Film beklendiği gibi özellikle sosyal medyada tartışmalara yol açtı.

Bu yazı daha önce #tarih dergisi Şubat 2020 sayısında yayınlanmış, editör izni alınarak siteye konulmuştur
(T.Y.)

Çanakkale Şehidi Hüseyin Ağa ve Mektuplarının Avustralya’ya Uzanan Serüveni (Mustafa Onur Yurdal)

Çanakkale Şehidi Hüseyin Ağa ve Mektuplarının Avustralya’ya Uzanan Serüveni (Mustafa Onur Yurdal)

Yeni Zelandalıların Çanakkale Muharebeleri’ndeki resmi tarih yazıcısı sayılan Fred Waite, The New Zealanders at Gallipoli adlı eserinde, Çanakkale Muharebeleri sırasında 19 Mayıs Türk taarruzu ve 24 Mayıs ateşkesini aktardığı bölümde, Peninsula Press adlı bir gazetenin sayfasını paylaşmıştır. Charles Bean’in Gallipoli Correspondent isimli eserinde ifade ettiği şekliyle bu gazete, askerlerin cepheden haberler aldığı, Yüzbaşı Maxwell tarafından sansüre tabi olunan resmi ve gayri resmi haberlerden oluşturulan ve Gökçeada’da basıldıktan sonra (Genel Karargah’ta) cephede birliklere, tabur seviyesine dek karargâhlara gönderilen bir gazeteydi . Alışılagelmiş cephe haberlerini veren gazetenin 3 Temmuz 1915 tarihli 44. sayısını diğerlerinden farklı kılan bir yönü vardı. Fark yaratan bu husus, “Hüseyin Ağa” isimli şehit bir Türk askerinin üzerinden çıkan, eşi ve kayınpederi tarafından kendisine gönderilmiş mektupların İngilizce tercümesinin gazetede yayınlanmış olmasıydı. (M.O.Y.)

İngilizlere Kudüs Yolunu Açan, Filistin Cephesi Birüssebi-3.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer)

İngilizlere Kudüs Yolunu Açan, Filistin Cephesi Birüssebi-3.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer)

Gözlerini kaybeden Mersinli Emin ile birlikte hayatta kalabilen 500 kadar arkadaşı teslim olmak zorunda kaldılar. Albay İsmet bey ve 3. kolordu karargâhı Avustralyalıların elinden son anda kurtulmuş, geride kalabilenler Teleşşeria’ya doğru geri çekilmişlerdi. Çok daha önemlisi o hengamede içme suyu kuyularu tahrip edilememişti! General Allenby , Filistindeki Türk ordusunu sıkıştırmak için (üstelik su kaynakları ile beraber!) önemli bir köprübaşı elde etmiş, Gazze-Birüssebi hattı çökmüştü. Şimdi hedef önce Gazze sonra Kudüs’tü. Kısa bir süre sonra Gazze düşecek , Türkler aşamalı olarak Kudüs’e doğru geri çekilecekti. Yıldırım organize olamamış bir ordular grubunun gösterişli ismi olarak tarihe geçti. Birüssebi’nin kaybedilmesi Osmanlı komuta kademesinde şiddeti tartışmalara neden olmuş Von Kress Paşa raporunda İsmet (İnönü)’yü suçlamış, Albay İsmet bey ise suçlamaları reddetmişti. Falkenhayn’ın değerlendirme raporunda Birüssebi’nin kaybından ve başarısızlıktan daha çok von Kress’i sorumlu tuttuğu görülüyordu (T.Y)
Bu yazı Atlas Tarih Dergisi Ekim-Kasım 2017 sayısında yayımlanmış, editöryal izinle sitemize konulmuştur.

Ottoman Warfare 1914-1918 (Mehmet Fatih Baş)

Ottoman Warfare 1914-1918 (Mehmet Fatih Baş)

When the Ottoman Empire entered the war, the potential Middle Eastern theater of operations was regarded as a mere sideshow. Widely viewed as an inferior fighting force, the Ottoman Army was simply tasked with drawing on itself as many enemy forces as possible; thus relieiving Germany on the Western Front, where the decisive battles would eventually take place. Throughout the war, the Ottoman Army, not only drew on itself a considerable British and Russian force, it also helped its allies by sending expeditionary corps to the campaigns in Eastern Europe. The army sustained itself throughout the war and by November 1918, though heavily battered, it was still fighting on.
This article was firstly published in ““International Encyclopedia of the First World War ( https://encyclopedia.1914-1918-online.net ) ” and it is put our website with the consent of website’s editor and author.

Fransa’nın I. Dünya Savaşı’nda Akdeniz’de Bulunan  Harp Gemileri (Bayram Akgün)

Fransa’nın I. Dünya Savaşı’nda Akdeniz’de Bulunan Harp Gemileri (Bayram Akgün)

Bununla birlikte I. Dünya Savaşı’na İngiltere ile birlikte yola çıkan ve bu ülkenin yoldaşlığını yapan Fransa, Çanakkale Cephesi’nde de müttefikini yalnız bırakmamıştır.

Daha önceki yazımızda 1915 senesinde Bahriye Nezâreti Birinci Dâire İkinci Şubesi tarafından tertip edilen, Matbaa-i Bahriye tarafından basılan, “İngiltere ve Fransa’nın Bahr Sefid’de Bulunan Sefâin’i Harbiyesi’nin Albümü” adlı yayında bahsedilen İngiltere’ye ait harp gemilerinin özellikleri tablolaştırılarak sunulmuştu. Bu yazımızda ise aynı yayında geçen Fransa’ya ait harp gemilerinin özellikleri tablolaştırılarak sunulacaktır. Bununla birlikte Çanakkale Cephesi’nde görev alan İngiliz ve Fransız harp gemilerinin muharebe özelliği genel olarak anlatılmış olacaktır.

“Mahşer Günü’ne Ağıt” – Filistin Cephesi Nablus Muharebesi (Tuncay Yılmazer)

“Mahşer Günü’ne Ağıt” – Filistin Cephesi Nablus Muharebesi (Tuncay Yılmazer)

4.Ordu karargâhında bulunmuş Cevat Rıfat Atilhan ,1950 li yıllarda o dönemde Büyük Doğu dergisinde  7. Ordu komutanı olan  Mustafa Kemal Paşa hakkında orduyu haber vermeden geriye çektiği, bundan yararlanan İngilizlerin 8.Ordu’yu imha ettiğini, hatta daha da ileri giderek Mustafa Kemal’in İngilizlerle anlaştığını yazacaktı. Bu deli saçması iddiaların bugün bile dillendirilmesi üzücü. Allenby ilk anda 7.Orduyu değil 8.Ordu cephesini çökertti. 7.Ordu bir gün sonra 20 Eylül 1918’de sağ yanının ve kuzeyinin İngilizlerce çevrilmesi üzerine geri çekilmeye başlamak zorunda kaldı. 1.Tümen’in komutanı Hans Guhr’un yazdığına bakılırsa aslında 7. Ordu’nun aslında çok daha önceden çekilmesi gerekiyordu. Karargâhlar arasında iletişimin sık sık bozulması 4.Ordu ordu karargâhında görevli bir subayın yıllar sonra hayal gücünü bir hayli zorladığı görülüyor. Özellikle Osmanlı tarafı açısından kaotik bir periyodun tarih yazımı Lawrence’ın ya da Cevat Rıfat’ın hayal dünyasına bırakılacak kadar basit değil. Türk tarihinin en kara günlerinden bir olan Filistin cephesi Eylül ve Ekim 1918 günlerini daha soğukkanlı değerlendirmek zorundayız.

İngiltere’nin I. Dünya Savaşı’nda Akdeniz’de Bulunan  Harp Gemileri (Bayram Akgün)

İngiltere’nin I. Dünya Savaşı’nda Akdeniz’de Bulunan Harp Gemileri (Bayram Akgün)

İngiliz donanması Fransız donanması ile birleşerek “Birleşik Filo” adı altında yenilmeyeceği düşünülen bir armada oluşturmuşlardı. Bu armada ile yapılacak olan ilk iş de Çanakkale Boğazı’nın geçilmesiydi.
Bu donanmanın amiral gemisini ise daha çiçeği burnunda henüz bir yaşında olan, donanmanın gözbebeği Queen Elizabeth’ti. Üzerindeki muhteşem 38 cm.lik toplarıyla deneme atışlarını Çanakkale Boğazı’ndaki tabyalar üzerinde gerçekleştirecekti.
Bu çalışmamızda, 1915 senesinde Bahriye Nezâreti Birinci Dâire İkinci Şubesi tarafından tertip edilen, Matbaa-i Bahriye tarafından basılan, “İngiltere ve Fransa’nın Bahr Sefid’de Bulunan Sefâin’i Harbiyesi’nin Albümü” adlı yayında bahsedilen İngiltere’ye ait harp gemilerinin özellikleri tablolaştırılarak sunulmuştur. (B.A.)