GELİBOLU’YU ANLAMAK

Çanakkale Cephesinde Avustralyalı Askerlerin Günlük ve Mektuplarında 19 Mayıs Taarruzu ve 24 Mayıs Ateşkesi (Mustafa Onur Yurdal)

19 Mayıs taarruzu sonrası iki cephe arasındaki insansız alanda iki tarafa mensup binlerce ölü ve yaralı vardır. Yaralılar acıdan ve kan kaybından hayata veda ederken cesetler kokuşmaya başlıyordu. 20 Mayıs günü öğle vakti Anzak siperlerinden beyaz bir bayrak yükselmiş ve bu işaret üzerine bir Türk subay bu ellerinde beyaz bayrak olan 3-4 kadar Avustralya askerine yaklaşarak durumu sorduğunda inleyen yaralılar ve cesetlerin kokuları nedeniyle askerlerin moralinin bozulduğunu ve cesetlerin hastalık yayabileceğini söyleyerek üslerinin uygun görmesi durumunda bu yaralıları hastanelere almak ve cesetleri gömmek için bir ateşkes talebinde bulunduklarını dile getirir. Bu durum 3. Kolordu Komutanlığı’na iletilir.

Makul bulunması üzerine şartları belirlemek üzere ateşkes görüşmeleri için 3. Kolordu Hareket Şube Müdürü Binbaşı Ohrili Kemal görevlendirilir. Bu görüşmelerde Ohrili Kemal buluşma yerine Müttefik subayları tarafından götürülürken gözleri bağlanır. Ve yapılan uzun görüşmeler, sonucu iki tarafın da ölülerini gömmeleri için 24 Mayıs günü saat 07.30 ile 16.30 arasında ateşkes yapılmasına karar verildi.

24 Mayıs sabahı, Türkler ve Anzaklar, ateşkes hükümleri gereğince 9 saatte işi bitirmek üzere yoğun bir çalışmaya girerler.Ateşkes Antlaşmasına göre; iki siper arası İngiliz(Anzac), Osmanlı ve tarafız olmak üzere üç bölgeye ayrılacaktı. Her iki taraftan ikişer kurmay subay (Türk tarafından Binbaşı İzzettin Çalışlar ile Yüzbaşı Mehmet Nazım, İngiliz tarafından Yarbay Andrew Skeen ve Binbaşı Thomas A. Blamey), ikişer doktor (Türk tarafından Binbaşı Hüseyin Hüsnü, Yüzbaşı Arif Hikmet, İngiliz tarafından Yarbay Neville Howse ve Yarbay Hough), ikişer tercüman (Türk tarafından Tahir ve Sadık, İngiliz tarafından Aubrey Herbert ve ismi belirlenemeyen bir tane daha tercüman)  ile 100’er asker görevlendirildi. Türk ve Anzak askerleri 15 metre arayla karşılıklı dizilmişlerdi.

Sıhhiye erler önce salgın hastalık için ve kara sineklerden korunmak için önlemler alır. Önce bütün şehitlerin künyeleri toplanır. Yaralılar sedyelerle geriye taşınarak sahra hastanelerine taşınmaktadır. Bu sırada Türk cesetleri daha çok olduğu için İngilizler Türk cesetlerini taşıyıp Türk siperlerine bırakıyorlardı. Cesetler toplu mezarların kazıldığı yere götürülerek dini merasimle gömülürler. Tabi cesetler koktuğu için bir çok asker burnuna mendil tuta tuta gezmektedir.

Merkez tepe bölgesinde, iki taraf siperleri birbirlerine 4-5 metre kadar yakınlıkta bulunuyordu.  Özellikle bu noktada Avustralyalı askerler, Türk askerlerin tavır ve hareketlerinden hoşlanmışlardı az zaman sonra iki taraf askerleri arasında bir samimiyet başlamıştı. Avustralya askerleri elbiselerinden birer düğme koparıp, hatıra olarak, Türk askerlerine veriyordu. Türk askerler de, ufak para, tütün vesair hatırarla onlara karşılık veriyordu.  İki taraf birbirlerine çikolata ve sigara ikramında bulunuyorlardı. Sanki adeta savaş bitmiş, sulh olmuş, iki dost milletin askerlerinin yıllar sonra buluşması gibi olmuştu. Meydanı dolduran bu askerler ateşkesin sona ermesine yaklaştığı anlarda artık birbirini kucaklayacak kadar dostluğu ileri götürmüşlerdi. Ateşkes süresi saat 16.30 da dolduğunda tüm askerler kendi siperlerine dönmüş, ateşkes sona ermişti. Bundan sonra cephede yer yer birbirine sigara, süt, sığır bifteği, tütün vb. şeyler atarak dostluklarını harp boyu sürdüreceklerdi.

İşte bu taarruz ve devamında iki tarafın askerlerini yakınlaştıran ateşkesin Avustralya askerlerinin hatıralarındaki yansımaları.

 

1- Teğmen Oliver Hogue (2. Avustralya Hafif Süvarı Tugayı)

,

 Teğmen Oliver Hogue Keltepe Batısı, Yeşil Tarla (Shell Green) yakınlarındaki yeraltı sığınağı önünde.[1]

 Teğmen Oliver Hogue’nun evine gönderdiği ve 24 Mayıs Ateşkesi’nden söz ettiği mektubu.[2]

 

Mektubunda özetle 24 Mayıs Ateşkesi ile ilgili olarak şunları söylüyordu:

“Türkler bize ölülerini gömmek için  bir günlük bir ateşkes yapıp yapamayacağımızı sormuşlardı böylece sabah 7.00’den öğleden sonra 4.30’a kadar hoş bir sessizlik evresine sahiptik. Onlar ölülerini defnederken 1-2 saatliğine seyrettim. Bu korkunç bir işti. Adamlarımızdan biri şöyle söyledi: <<Onları vurmak umurumda değil, fakat onları defnetmek istemem>>”.

 

Yüzbası Arthur Wellesley Hyman (7. Avustralya Hafif Süvarı Alayı)

Yüzbaşı Arthur Wellesley Hyman Gelibolu Harekatı öncesi Mart 1915’te Mısır’da.[3]

Yüzbaşı Arthur Wellesley Hyman, Batı Cephesinde görev yaptığı sırada kendisine sorulduğu üzere resmi bir makama Arıburnu’ndaki 24 Mayıs Ateşkesi’ni raporladığı dokümanı.[4]

Raporda Yüzbaşı Hyman, Ateşkes ile ilgili şunları belirtmiş:

“İki tarafın sınır hatları boyunca beyaz bayraklar dikildi. Bizim sıhhiyecilerimiz ile silahsız adamlarımız hiç unutulmayacak bir gün olan 25 Nisan 1915’ten bu yana Türklerin tarafında yatan ölülerimizi defnettiği gibi iki tarafa ait hatırı sayılır teçhizat buldular. Türklere ait tüfekleri  onlara geri verdik, beylik tabancaları daha az sayıdaydı. Sıcak bir gün olduğu gibi, iş de ağır ve titizlik isteyen bir işti.Yer yer Türkler ve Anzaclar bir araya gelerek dostane ilişki kurdular ve birbirleriyle hatıra eşya alışverişinde bulundular. Türklerin sınır boyunca duran muhafızları bizlerin şartlara uyup uymadığımızı ara ara kontrol ediyorlardı. Bu adamlar çok şık mavi uniformalar giymişlerdi. Bu bize daha sonra bu adamların bu iş için İstanbul’dan özel getirtilmiş bir tür polis olabileceklerini düşünmeye sevk etti.Kayda değer bir diğer olay ise Türklerin defin ekiplerinden bir adam yeterli ve iyi çalışmıyordu. Bunu fark eden bir Alman subay yanına gelerek Türk’e kürekle vurdu. Hemen akabinde bu durumu gören bir Anzaklının hışımla yanına gelerek ona bir yumruk atmasıyla Alman subayı oradan uzağa sıvıştı. Ateşkes şartlarından biri de ateşkes süresince mevzilerde hiçbir çalışma yapılmayacağı yönündeydi ama bunu takip etmeye gerek kalmadan her iki tarafın bu kurallara uymasının onur verici olduğunu düşünüyorum.Ateşkesin memnun edici bir diğer yanı ise pek iyi bilinmeyen noktaların ve durumların açığa kavuşmasına yardımcı olmasıydı. Ateşkes süresi sona erdiğinde Türklerin hatlarında bayrakları hala dalgalanıyordu ve Türkler mevzilerine geri dönmek için hiç acele etmiyorlardı. Mclagan sırtında siperin üzerinde ayakta durup onları izliyordum. Saat 4.30’u geçince biz ateşe başladık. Buna rağmen Türklerin hala yavaş bir şekilde bayrakları indirip siperlerine dönmelerinden söz etmeden edemeyeceğim.”

Yüzbaşı Hyman’ın ilk cümlelerde anlattığı üzere İki tarafın sınır hatları boyunca beyaz bayraklar dikildi” ifadesini, ateşkes sırasında 3. Kolordu Kurmay Başkanı Albay Fahrettin Altay da Hayat Dergisi 10’uncu sayısında (8 Haziran 1956) kaleme aldığı “Çanakkale’de bir Mütareke Günü” başlıklı yazısında benzer ifadeyle anlatmıştır.[5]

 

Er Frank Thomas Makinson (13. Avustralya Piyade Taburu)

Er Frank Makinson.[6]

Er Makinson’un günlüğünde 19 ve 24 Mayıs’ın yazıldığı sayfalar[7].

 

Makinson 19 Mayıs ile ilgili olarak kayda değer ve sıradışı birşeyler yazmamış, Türklerin taarruzunu onlara büyük kayıplar verdirerek püskürttüklerini dile getirmiş. 24 Mayıs Ateşkesi ile ilgili olarak ise günlüğünde şunları yazmış:

“Bütün gün boyunca öğleden sonra  4.00’e kadar ateşkes devam edecek. Tüfek büyük top sesleri olmadan çok sessiz bir şekilde definleri izlemek eğlenceli. Birçok adamımız ölüleri defnediyor. İki taraf da siperlerin dışına çıkarak mevzilerin üstünde durarak İngilizce konuşan Türklere bir şeyler anlattılar. Sonra beyaz bayrağın inmesiyle tüfekler tekrar çıkarıldı ve ateş başladı. Bir çok adamımız sol cephede yüzlerce ölü gördüklerini söylediler.”

 

Teğmen William Christian Beeken (3. Avustralya Piyade Taburu)

Teğmen Beeken harpten önce birliği ile birlikte.[8]

Beeken’ın 19 Mayıs Taarruzu ve ardından 24 Mayıs Ateşkesi’nden söz ettiği ve 2 Haziran 1915’te eve gönderdiği mektup[9].

Teğmen Beeken, Çanakkale muharebeleri devam ederken eve gönderdiği mektuplarından birinde 19 Mayıs Taarruzu ve 24 Mayıs Ateşkesi’nden bahsetmiştir. Bu mektupta 19 Mayıs Taarruzu ve Ateşkes üzerine söyledikleri ise şöyle:

“Türkler bize 18 Mayıs gecesi saat 12.00 tekrar saldırdı ve biz püskürttük. Gece 3.00 olduğunda tekrar saldırdılar ve yine püskürttük. Türkler ağır kayıplar verdiler. Bu iki taarruzda Türkler 3000’i ölü olmak üzere toplam 7000 kayıp verdiler. 24 Mayıs 1915 Pazartesi günü ölülerini gömmeleri için imtiyazımızla ateşkes yapıldı. Ateşkes esnasında iki taraf da cephenin merkezinde ateş hatlarında  yer yer 100 metre yer yer 40 metre mesafe uzaklıkta buluştular. Gün boyunca bazı adamlarımız Türklerle konuştular ve İngiliz parasıyla Türk paralarını değiş tokuş yaptılar. Adamlarımızdan biri bana Türk sigarası getirirken diğeri aldığı tütünden getirdi. Ateşkes  4.15 sıralarında bitti 4.30’da herkes tekrar siperlerine döndü.”

Er Frank Smith (11. Avustralya Piyade Taburu)

 Er Frank Smith.[10]

 

Er Frank Smith 19 Mayıs Taarruzu yaşandığı sırada cephe gerisinde olduğundan savaşın bu merhalesine tanıklık edememiş. Fakat ateşkesten bir gün önce ateş hattına yanaşmış ve ateşkes gününe şahitlik etmiş:

“Yeni geldiğimiz siperlerde kovuklarımızı kazdık. Şimdi saat 9’da, akşam 4’ye kadar sürecek Türk ve Avustralyalılar arasında iki tarafın ölülerini gömmek için yapılan ateşkes başlayacak. Öğleye doğru en ön siperlere gittim. İnanılmaz bir manzara. İlk siperlerin önünde yüzlerce Türk’ün bedeni 12-1 yönünde uzanıyordu. Etraflarında binlerce mermi, mühimmatlar ve yer yer cephane sandıkları görülüyordu. Ta ki Yüzbaşı Robertson’un arkadaşımız Teğmen Robert’in cesedini bulduğunu söylemesiyle hayretler içinde kalana kadar bulduğum birkaç siper kazma ekipmanıyla ben de ölüler için çukur kazmaya başlamıştım.Avustralyalı askerlerin cesetlerin neredeyse tamamı ya da birçoğunu Türk cesetlerinden de yaklaşık 2500-3000 kadar defnedildi. Bu tepelere bakınca onlara tırmanmak imkansız görünüyordu. Tam tepede ilk çıkarma günü öldüğünü düşündüğümüz bir Avustralyalı’nın kafatası ve birçok kemikleri dağılmış bir halde gördük. Üzerindeki kıyafeti kalbura dönmüştü.”

 Er Smith’in günlüğünden sayfalar.[11]        

 

Bascavus Walter John Warneford (1. Avustralya Hafif Süvari Alayı/Anzak Kolordu Karargâhı)

 

Walter John Warneford[12]

Walter John Warneford, Çanakkale Cephesine 1. Avustralya Hafif Süvari alayı ile birlikte gelmiş, daha sonra Mayıs ayı başında Anzak Kolordu karargâhında görevlendirilmiştir.[13] Bu araştırmada en ilginç belge Warneford’un dosyaları arasında çıkmıştır. 21 Mayıs günü Binbaşı Kemal Bey ateşkes antlaşması için görevli olarak Anzak hatlarına geldiğinde, Birdwood, Fransızca bir mektup yazdırarak bu mektubu Ohrili Kemal Bey ile Esat Paşa’ya göndermiştir. Esat Paşa bu mektuba, yayınlanmamış hatıralarında yer vermiştir. Mektubun müsvedde halinin Warneford’un dosyaları arasında olduğu ve buna ek olarak üzerinde “Binbaşı Kemal beyin ateşkes düzenlenmesi için  Anzak’ı ziyareti esnasında alınan notun orjinali. Warneford.” bir not kağıdıyla birlikte sakladığı görülmüştür. Muhtemelen Warneford Fransızca biliyordu ve bu mektup karargâhta ona yazdırılmıştı.

 Birdwood’un 21 Mayıs 1915’te Ohrili Kemal aracılığı ile Esat Paşa’ya gönderdiği Fransızca Mektubun müsvedde hali ve üzerindeki not kağıdı[14].

Birdwood’un 21 Mayıs 1915’te Ohrili Kemal aracılığı ile Esat Paşa’ya gönderdiği Fransızca Mektubun çevrilmiş hali.[15]

 

Yarbay Rupert Downes (3. Avustralya Hafif Süvari Alayı)

Yarbay Rupert Downes 19 Mayıs Tarruzu ve Ateşkes hakkında pek detay vermemiştir. Fakat Downes, diğer hiçbir günlük ve mektupta olmayan, ateşkes günü olan 24 Mayıs’ta hava durumunun nasıl olduğuna dair bilgi vermiştir. Verdiği bilgiye göre ateşkes günü durmadan yağmur yağmış:

“Bugün hafif ama durmadan devam eden bir yağmur var. Sabah 9.20’den öğleden sonra 4.30’a kadar ölüleri gömmek için ateşkes vardı.”  

 

Yarbay Downes’ın günlüğünün kapağı ve 24 Mayıs günü ile ilgili bilgilerin yazıldığı sayfa.[17]

 

Er John Henry Llewellyn Turnbull (8. Avustralya Piyade Taburu)

 

Er John Henry Llewellyn Turnbull, 19 Mayıs taarruzu sırasında cephe gerisinde sahile yakın bir noktada birliği ile birlikte ihtiyattadır. Sorumlu oldukları Courtney Post mevkiindeki siperlere yönelik taarruzun şiddetlenmesi ve Türklerin burada ön siperlere girdiği haberinin gelmesi ile cepheye intikal etmiş. Courtney Post ve Quinn’s Post’ta devam eden muharebeleri yerinde müşahede etmiştir. Dahası ve belki en önemlisi, çok tanınıyor ve seviliyor olmasına rağmen, ölümü hakkında Avustralya resmi tarihinde de pek bir detay verilmeyen “eşekli adam” Simpsons Kirkpatrick’in ölüm anını tüm teferruatı ile ortaya koymaktadır. Ayrıca hemen herkeste var olan “eşekli adam” sevgisi onda da mevcut ki, günlüğünün kapağına Kirkpatrick’in resimlerinden birini yapıştırmıştır. Turnbull’un 19 Mayıs Taarruzu ile ilgili aktardıkları:

“Dün gece bütün gece boyunca korkunç tüfek sesleri vardı. Kafamızın üzerinden geçen mermilerin çıkardığı sesler ve ıslıklar kulağımda hala çınlıyor. Türkler gece 3.30’da kendi siperlerine 45 metre mesafede bulu Courtney Post’ta bulunan 4. Tugay siperlerine  saldırdılar. Yıldırım hızında süngülerle siperlere girdiler. Sonrasında Türklerin siperlerimize girdiği herkesçe duyuldu.Acilen dere içerisindeki toplanma yerine gitmemiz söylendi. Dere içindeki toplanma yerinde Türklerin siperlerimize girdiği konuşuluyordu. Hızlıca derenin başına çıkıp siperlerdeki birliğimizi takviye etmemiz gerekti. Dereden yukarıya doğru şarapnellerle ahbap olarak yola koyulduk. Az sonra Türklerin hala siperlerimizde olduğu ama çoğunun öldürüldüğü haberi geldi. Sonrasında Türkler arka arkaya defalarca taarruz ettiler, ta ki tüfeklerimizin ateşiyle durdurulana dek.  3.30’da başlayan taarruz devam ederken siperlerin üzerinde oturarak, olabildiğince hızlıca tüfeklerini doldurarak ateş ediyorlardı. O mesafeden ıskalayamazlardı. 10. Hafif Süvari alayı, Quinn’s Post’u takviye etti. Orada 18 Türk irtibat hendeklerimizde ele geçirildi. Onlar oldukça üstü başı yırtık içinde ve sefil bir halde görünüyordu. Bir Türk subayı bizim terasların üzerinde taarruz halindeyken makineli tüfeklerimiz tarafından vurulmuş. Karnına aldığı mermilerle neredeyse ölmek üzereydi. Gün ağardığında Courtney Post’taki korkunç manzarayı ortaya çıkardı. Binlerce Türk düştükleri yerlerde uzanıyorlardı. Bizim kaybımız yalnızca 200’dü. Taarruz esnasında Türkler aynı zamanda yaklaşık 45 metre mesafedeki siperlerinden Courtney Post’a bir lağım tüneli açmışlar ve bunun patlamasıyla kayıplar oluştu. Sonrasında adamlarımızın bir kısmı bu lağımı açanlara bir saldırıda bulundular. Bu saldırı devam ederken Şarapnel vadisinde sedyecilerin epeyce meşgul olduğu görülüyordu. Bu esnada onlardan da bir çok yaralanan ve ölen oldu. Adamlardan “Simmy, eşekli adam” diye bağırdı , o iyi işler çıkaran bir adamdı. Bu adamın kafasında Kızılhaç bandı olan bir eşeği vardı. Bir aralık eşeği üzerinde bir adam götürüyordu, diğer tarafta kolundan yaralı adama yardım ederek ikisini birden vadiden aşağıya götürdü, tüm gece boyunca bir aşağı bir yukarı şarkı söyleyerek gidip geldi. Öğleye doğru derenin karşısındaki kampımıza döndük, burada güzel bir kahvaltı partisinden sonra bir sıçanyolu kazdık, ta ki hendek içine bir top mermisi düşene dek. … Öğle saatlerinde eşekli adam Simmy öldü. Tepenin başındaydı eşeği üzerinde bir yaralı vardı ve tam o yaralının yarasını sararken Dead Man’s Ridge’te bulunan bir keskin nişancı onu vurdu. Biz bu olayı derenin karşısında bulunan kampımızdan izledik. O eğildi ve düştü, yakınında bulunan bir Hintli asker onu kaldırdı ve korunaklı bir sipere soktu. Fakat onu artık kaybetmiştik.”

 

Turnbull’un günlüğünün iç kapağı. Bahsedildiği üzere Kirkpatrick’in resminin bulunduğu bir gazete haberini yapıştırmayı ihmal etmemiş.[18]

Turnbull, 19 Mayıs taarruzunu etraflıca anlattığı gibi, günlüğünde az da olsa 24 Mayıs Ateşkesine dair bilgiler vermekten de kaçınmamıştır:

 

“Bugün sabah 7’den öğleden sonra 4’e dek Türklerin ölülerini gömebilmeleri için ateşkes yapıldı. İki tarafın hatlarının tam ortasında ön siperler boyunca bayraklar asılarak bir ara hat oluşturuldu. Türkleri bizim ölülerimizi bizim tarafa taşırken biz de onların bizim hatlarda bulunan ölülerini onların tarafına taşıdık. Yaklaşık 3000 Türk defnedildi. 18-19 Mayıs oldukça kayıplı bir zamandı. Birçok yaralı da aynı zamanda bulunarak götürüldü. Yüzbaşı Ham, bir Türk subayıyla bir konuşma yaptı. O Avustralyalıların medeni beyaz bir ırk olduğunu anlamamıştı. Orada bir çok alman subayı da vardı. Adamlarımızdan biri alman subaylardan birine bir paket sigara teklif etti. Fakat sonra, sigaranın markasının “Birittania” olduğunu görünce sigarayı yere fırlattı. Diğer bir Alman subay bir Türk askerine seslenerek bizim tarafta olan patlamamış bombaları kendi siperine götürmesini söyledi. Alman subay Türk askerini izledi ve Türk doğru ve iyi çalışıyordu. Sonra bizim bazı adamlarımızın Türklerin ara hattın diğer tarafındaki siperlerini izlediğini gören bir subayımız Alman subaydan bu durum için özür diledi. Birkaç dakika sonra herkes siperlerine döndü ve 4 sıralarında tüfek ateşinin açılmasıyla ateşkes sona erdi.”

Turnbull’un günlüğünde 19 Mayıs taarruzu ve ateşkesin geçtiği sayfalar.

 

KAYNAKÇA

Arşiv Belgeleri

Australian War Memorial 3DRL/0518

Australian War Memorial 1DRL/0355

Australian War Memorial PR91/015

Library of New South Wales Warneford, Walter John. (1914). Walter John Warneford Papers concerning World War I, 1914-1915.

Library of New South Wales Item 01: Frank Smith diary, 13 December 1914-8 July 1917

Library of New South Wales Item 01: Frank Makinson Diary, 10 April-7 June 1915. (n.d.).

Library of New South Wales  Hyman Diaries and Papers, 22 August 1914 – 13 December 1915 / Arthur Wellesley Hyman.

Library of New South Wales  Letter from Lieutenant William Christian Beeken, Gallipoli Peninsula, 2 June 1915
MLMSS 8143

 

Hatıra Eserler-Süreli Yayınlar

Altay, F. (1956). “Çanakkale’de bir Mütareke Günü”. Hayat Dergisi, 10, 6-7.

 

Tetkik Eserler

Altay, F., Hatıraları, Ç., & Çanakkale Hatıraları, I. I. (2002). Arma Yayınları. Yay. Haz. Metin Martı, İstanbul.

Aspinall-Oglander, C. F. Büyük Harbin Tarihi Çanakkale Gelibolu Askeri Harekâtı. 2 vols. [Turkish translation of the English original Military Operations Gallipoli, 2 vols, London: William Heinemann, 1929–1932]. Translated by Tahir Tunay, M. Hulusi. İstanbul: Askeri Matbaa, 1939–1940.

Atatürk, Mustafa Kemal. In Anafartalar Muhaberatına Ait Tarihçe [A History of the Anafartalar Battle], edited by Uluğ İğdemir. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1962.

Bean, C. E. W. (1917). Gallipoli correspondent: the frontline diary. EW Bean.

Bean, C. E. W. (1924). The Story of Anzac: From 4th May 1915 to the Evacuation of the Gallipoli Peninsula (Vol. 2). Angus and Robertson.

Bean, C. E. W. (1948). Gallipoli mission. ABC Enterprises (Australian Broadcasting Corporation).

Türk Silahlı Kuvvetleri tarihi: Osmanlı Devri: Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: Çanakkale Cephesi Harekâtı (25 Nisan 1915 Mayıs 1915) 5. Cilt, 2. Kitap, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, (ATASE) Ankara 2012.

Çanakkale Muharebelerinde 19’uncu Tümen Harp Cerideleri, C3 (08.05.1915-24.05.1915), Genelkurmay Personel Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratesi Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2017.

Elektronik Kaynaklar

https://www.awm.gov.au/collection/C2074361

https://lsj.com.au/articles/the-anzac-among-us/

https://vwma.org.au/explore/people/355083

https://discoveringanzacs.naa.gov.au/browse/gallery/189691

https://discoveringanzacs.naa.gov.au/browse/person/340640

http://archival.sl.nsw.gov.au/Details/archive/110326980

https://www.awm.gov.au/collection/P11012843

 

 

[1] https://www.awm.gov.au/collection/C4176

[2] AWM 1DRL/0355

[3] https://lsj.com.au/articles/the-anzac-among-us/

[4] Hyman, Arthur Wellesley. (1915).

[5] Hayat Dergisi, sayı 10, syf.6.

[6] https://discoveringanzacs.naa.gov.au/browse/person/340640

[7] Frank Makinson Diary, 10 April-7 June 1915.

[8] https://www.awm.gov.au/collection/C1241078

[9] Letter from Lieutenant William Christian Beeken, Gallipoli Peninsula, 2 June 1915

[10] https://vwma.org.au/explore/people/355083

[11] Frank Smith Diary, 13 December 1914-8 July 1917. (n.d.).

[12] https://discoveringanzacs.naa.gov.au/browse/gallery/189691

[13] http://archival.sl.nsw.gov.au/Details/archive/110326980

[14] Walter John Warneford papers.

[15], Esat Bülkat, Çanakkale Hatıraları (Yayınlanmamış Daktilo Metin), İstanbul: 1950.

[16] https://www.awm.gov.au/collection/P11012843

[17] AWM 3DRL/0518

[18] AWM PR91/015

1.504 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir