Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

Tarih: 17/03/2015   /   Toplam Yorum 8   / Yazar Adı:      /   Okunma 6982

Birkaç yıl önceydi…
Mûtad Çanakkale Muharebe alanları araştırma gezilerimizden birindeydik. Birkaç kişilik grubumuzla bu seferki çalışma alanı olarak  Kerevizdere bölgesi seçmiştik. Yakın zamanda bir subayın raporlarından öğrendiğimiz Çanakkale Muharebelerinde bugüne kadar pek bilinmeyen acı bir olayın yaşandığı mevkisine…
Önce Yarbay Hasan Bey anıtını bulduk. Yakın zamanda aslında böyle bir kişi olmadığı yeni açıklanmıştı. Buna rağmen anıtın yanında heyecanlı bir rehber ise etrafını saran, kendini dikkatle dinleyen gruba   yarbayın şehadet şerbetini içmeden önce köpeğine nasıl su verdiğinden heyecanla bahsediyordu. Anlattığına göre Hasan bey çarpışmaların durakladığı dönemde yaralılar arasında gezinirken ölü taklidi yapan bir Fransız askeri tarafından şehit edilmişti. Kalabalık bu modern Kıtmir öyküsüyle bezenmiş Kosova Savaşı benzeri menkıbeyi büyük bir huşu içerisinde merakla dinliyordu. Bazıları bir hayli hüzünlüydü. 
 Biz anıtın kuzeydoğu tarafına, Kerevizdere vadisine bakan Fransızların Rognon dedikleri Yassıtepe bölgesine yöneldik.

 

Çanakkale Kara Muharebelerinin özellikle Seddülbahir cephesinde yoğun şiddetiyle devam ettiği günler…  Seddülbahir cephesi 6 Ağustos’a kadar Kara Muharebelerinin ana cephesidir. 12 Temmuz günü yine yaklaşık 5 km lik cephede müthiş bir bombardımanın ardından müttefiklerin hücumu başlar. İngiliz birlikleri Kanlıdere ve civarında hücuma kalkarken Sağ kanattaki Senegal, Cezayir, Tunus kökenli Fransız askerleri Kerevizdere’ye hakim Yassıtepe’yi hedef seçmişlerdir.

Mehmet Akif o müthiş tasviriyle

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

dediği bir saldırı daha başlamıştır. Mücadelenin en kızıştığı dönemde o ana kadar beklenmeyen bir şey gerçekleşir.

Yassıtepe’yi tutan Osmanlı birlikleri çözülmüş, geri çekilme Yassıtepe yamaçlarından Kerevizdere vadisine dalga dalga kaçmaya dönüşmüştür. Muhtemelen günlerce Fransızların “karakedi” dedikleri sinir bozucu ses çıkaran havan bombardımanına maruz kalmak, Kuzey Afrikalı sömürge askerlerinin korkutucu süngü ve satırları Yassıtepe'yi savunan Mehmetçiğin sinirlerini tahrip etmiş, siperlerin boşaltılmasına neden olmuştur. Cephenin sol kanadı çökmek üzeredir...

Geri hattı tutan 17. Alay birliklerine o güne kadar toplu halde gerçekleştirilmemiş bir emir verilir...

Kaçanları süngüleyin!

……………

Coğrafya size olayların nasıl gerçekleştiği konusunda yol göstericidir.

Yassıtepe’de durmuş, elimizdeki haritalarla olayın nasıl olabileceğini tartışıyorduk. Geri çekilenlerin oldukça dik yamaçtan aşağı inmeleri mümkün değildi. Belli ki Kansızdere’den  Kerevizdere’ye inebilmiş , ancak  Lahanadere’nin Kerevizdere vadisine açıldığı yerde can pazarı yaşanmıştı.  Kuru dere yatağının öteki tarafında bulunan  arkadaşları tarafından süngülenmişlerdi. Ancak çözülme o kadar belirgindir ki ilgili subay  durumun vehametini “süngülenmesine rağmen kaçışın önü alınamıyor” diye rapor edecek, sonrasında ateşli silahlar da devreye girecekti.

Çanakkale Savaşı alanında yazılmış en iyi eserlerden biri olan Gürsel Göncü ve Şahin Aldoğan’ın  “Siperin Ardı Vatan” adlı çalışmaları 2. Kerevizdere Muharebesi için Türk kayıplarının çok ciddi olduğunu belirtmekteydi. Savaş dışı kalan 9575 kişiden 1013 şehit, 3994 yaralı ve 600 esir varken  3969 er ve subayın akibeti belli değildi.

Ne düşünmüşlerdi acaba emri yerine getirenler arkadaşlarını süngülerken, göz göze geldiklerinde ?

Tepeden aşağı , şimdi sessizliğe bürünmüş o dere yatağına bakarken arkadaşlarının süngüleriyle can verenlerin çığlıklarını duyar gibiydik. Bir hayli etkilenmiştim. Arkamızda gerçekleşmemiş ama inandığımız, inanmayı istediğimiz bir olay anlatılırken biz gerçekleşmiş ama inanmak istemediğimiz bir olayın tarihsel hatırasıyla karşı karşıyaydık.

Aslına bakarsanız Çanakkale Savaşı’nın bütününü de böyle anlamak istedik. İşimize gelen, gururumuzu okşayan yönlerini meşrebimize, dünya görüşümüze gore biraz da süsleyerek aldık. Bilmek istemediklerimizi görmedik, duymamazlıktan geldik, İnanmadık, inanmamazlıktan geldik. İstediğimiz gibi olayları anlamak beynizin düşünerek çalışmasını engelliyor,  mükemmel bir rahatlık getiriyor, Kahraman onbaşı, yiğit asker öyküleriyle kendi kafamızdaki steril Çanakkale’yi inşa ediyorduk.

 

100 yıl önce bu topraklarda yaşayanların dedeleri dünyanın o dönemki en güçlü donanmasının sonrasında da çok sayıda milletten oluşan karma gücün saldırısına uğradılar. Artık temellerinden sallanmaya başlayan bir medeniyetin onur mücadelesi de denilebilirdi buna yenileceği neredeyse kesin bir savaşa bile bile lades denilerek girilmesi de…Ne taraftan baktığınıza bağlı. Bunun bile doğru dürüst muhasebesini bile yapabilmiş değiliz.

Çanakkale, İtilaf devletleri donanma ve ordularının Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası'nda oluşturduğu cehennemi insan kaybıyla dengelemenin diğer bir adıydı adeta… Her iki tarafın komutanlarının stratejisi diğer taraftan sıradan askerlerin yaşam savaşıydı.

Çanakkale bazen meşhur türküde de belirttiği gibi “ölmeden mezara koyulanların” öyküsüydü…

 

Kocadere hastanesinin fazla mesai yaptığı günlerden biri... Sahra hastanesinde görevli  askerler harıl harıl çalışıyor. Görevleri belli... Doktorun kararıyla öldü denilen askeri bir an önce gömmek, yarasının ağırlığından müdahale edilemeyecek hastaları da kenara ayırmak, ölmelerini beklemek! Öyle anlar ki görevli doktorun ağır yaralı oğluyla karşılaştığnda  “Gölgelik bir yere koyun” dediği günler.. “Sıradaki gelsin !” Görevli askerlerden biri arkadaşıyla birlikte karnı parçalanmış,kan kaybından artık rengi solmuş  şehit olmuş bir askeri toplu mezarlığa götürürken birden askerin eline yapıştığını görür. “Ben daha ölmedim.Beni gömmeyin ne olur!” diye iniler Mehmetçik. Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgiye çok kısa da olsa dokunmak istemiştir belli ki…

 

Çanakkale bazen sıcak bir Ağustos gecesinde Türk siperlerinden yükselen bir türkünün her iki tarafın duygularına tercüman olmasıydı.  

Gerçi sözlerini anlamıyorduk ama müthiş berrak ve güzeldi diye yazmıştı Avustralya Ordusu 15.Taburdan Çavuş J.A. Kidd...  Yüreklere işleyen bir tenor sesiydi. Bölgedeki herkes birden kulak kesildi. Ara sıra ateşlenen tüfeklerde susmuştu. Hepimiz büyülenmiş gibi dinliyorduk O türküyü söyleyen her kim ise bilmelidir ki o acılarla, iniltilerle , korkularla dolu savaş alanında , birçoğu yurtlarını bir daha göremeyecek askerleri ruhlarından kavrayan unutamayacakları bir yaratmıştır. İnansın ki yüzlerine bakılamayacak kadar kir içerisinde kaba görünüşlü, fakat gerçekte tertemiz yürekli o dinleyici kitlesi , hiçbir konserdeki dinleyicilerin hissedemeyeceği kadar bu türkünün etkisi altında kalmışlardı.

Çanakkale bazen askerlerin arasında 3-4 Mayıs gecesi gibi gizli ateşkes yapılarak arkadaşlarının cesedlerini alabilmeleri, bazen de 24 Mayıs Arıburnu cephesi ateşkesindeki gibi Türkçe bilen İngiliz subayı Aubrey Herbert’in birlikte çay içtiği Osmanlı askerlerine “Belki de sizin kurşunlarınızla birazdan öleceğim” demesine “Allah korusun” yanıtını almasıydı.

Ya da bir Osmanlı Ermenisi askerin ailesi tehcir edilirken siperde omuz omuza mücadele etmesiydi Çanakkale… Nasıl bir psikolojiydi bilinmez.  Sahi batıda Çanakkale boğazından saldırıya uğramış, doğuda Ruslara Van’ı kaybetmiş  , başkentini taşımaya karar vermiş bir hükümetin kendi vatandaşı binlerce sivil Osmanlı Ermenisinin ölümüne yol açacak tehcir kararını  almasının en önemli amillerinden birisi değil miydi aynı zamanda ?

Çanakkale 18 Mart’ın Çanakkale Boğazı saldırısında Bouvet’in batışının şokunu üzerinden atamamış Fransızların sancak gemisi Suffren’in cephaneliğinde yangın çıktığı sırada akıllı bir Fransız teğmenin komutanlarından habersiz son anda vanaları açarak patlamayı önlemesiydi. 18 Mart’ta Bouvet battıktan, Mayısın sonlarında Alman Otto Hersing’in denizaltısı U-21’in Triumph ve Majestik’i torpilledikten sonra kurtarma çalışmaları sırasında topçularımızın ateşi kesmesi , öte yandan Miralay Şefik bey’in Avustralyalı yaralıların öldürülmesi emrini vermesiydi. Tıpkı Anzakların ilk gün “vahşi Abdül” olarak kabul ettikleri Türkler de hiçbir yaralı bırakmamaları gibi. Bazen de Kanlısırt tünellerdeki gibi yer altında insanların birbirini tel örgülerle boğazlamasıydı.

Çanakkale siperden çıkmadan kendi cenaze namazı kılanların, toplarına “Allah bizimle beraberdir” yazanların da öyküsüydü . Mustafa Kemal Paşa’nın 1918’de  Ruşen Eşref’e anlattığı Bombasırtı vakasıydı. “…Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur!”

Çanakkale ölümün sorgulandığı yerdi aynı zamanda… Bir Türk ihtiyat zabiti İsmail Hakkı ölü bir İngiliz askeri için ne o beni tanır ne ben onu diye hüzünleniyor, insanlar ancak ölünce birbirlerine zarar vermiyor diyordu. Yaralı Türk ve İngiliz askerleri alevlerin çalılıklarını tutuşturduğu Yusufçuktepe ‘den kurtulamamışlardı.

Çanakkale Seddülbahir’de 3 Mayıs gecesi Mehmetçiğin gece karanlığında o karışıklıkta kendine yardıma gelen makineli tüfek bölüğündeki Alman askerlerini  dövdüğü , savaş boyunca bazı generallerin sinir krizi geçirdiği, İngiliz Binbaşı Allanson’un birliğiyle Besim tepenin zirvesine, ya da Yeni Zelandalı Malone’nun Conkbayırı zirvesine yaklaştığı sırada kendi topçularının ateşiyle  gerisingeriye püskürtüldüğü, Kireçtepe’de Ağustos sıcağında susuzluktan çıldıran Bazı İngiliz ve İrlandalı askerlerin bileklerini kesip kendi kanlarıyla susuzluklarını gidermeye çalışmaları,   Conkbayırı'ndaki Yeni Zelandalıların 10 Ağustos sabaha karşı Türklerin saldırısını durdurmak için yamaçta mevzilenmiş İngiliz arkadaşlarını biçmesiydi. Tıpkı bu yazının başında anlatılan  2. Kerevizdere muharebesinde yaşanmış olay gibi...

Çanakkale 1 Mayıs ve 19 Mayıs hücumlarının başarısızlığına rağmen yılmayan, her daim cephenin ön hattında, komutanlarıyla, Almanlarla  sürekli tartışan,  Yeni Zelandalı ve İngiliz birliklerin harekat güzergahını 1,5 ay öncesinden tahmin edip üstlerini uyaran,  Conkbayırı hücumundan önce askerlerinin omzuna vurup “Hey sakallı İngilizleri yeneceğiz değil mi” diye moral veren, askerinin sıcak çorbasını hiçbir zaman ihmal etmeyen  19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay ve sonrasında Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal’di…

Çanakkale 6 Ağustos’a kadar her Kirte’den Zığındere’ye oradan Kanlıdere ve Kerevizdere’ye her muharebesinde neredeyse Kurtuluş Savaşı’nda verdiğimiz kayıplar kadar insanımızı kaybettiğimiz Seddülbahir’di. Adları 57. Alay kadar anılmayan ama savaş boyunca değişik cephelerde görev alan Yarbay Hasan Askeri’nin 2. Tümen’i, Albay Halil Bey’in 7. Tümeni, Yarbay Selahaddin Adil’in 12. Tümeni, Miralay Süleyman Şakir’in 6. Tümeniydi.  Çanakkale doğru yanlış bir çok kararıyla savaşı yöneten Mareşal Liman von Sanders , 3. Kolordu Komutanı Esat, 15. Kolordu Komutanı Weber Paşa, Avustralyalıları ilk karşılayan Mehmet Şefik bey’in 27. Alay’ı, İngilizleri 29. Tümeni olağanüstü savunmayla durduran Binbaşı Mahmut Sabri, Kireçtepe kayalıklarını İrlandalılara dar eden Yüzbaşı Kadri bey, Seddülbahir’de göreve geldikten sonra “bir kürek toprak, bir damla kan” diyen Vehip Paşaydı.

Aradan bir asır geçti… Mehmet Akif “Yine de bir şey yapabildim diyemem hatırana” derken herhalde bugünleri de kastediyordu. Bizler doğru-yanlış Kahramanlık öykülerini boca ederken geçmişin muhasebesini yapmadık. Kınalı kuzular, “bulut aldı, düşmanı  götürdü” aksakallı dede menkıbeleri anlatırken bir yandan da yarımadayı güya şehitlik yapıyoruz diye ruhsuz beton yığınlarıyla, bakı terası gibi ucube yapılarla donattık.  Siper, krater izlerini yok ettik, yolları genişletiyoruz diye tepeleri traşladık. Gelibolu yarımadası’nı milli park statüsünden çıkardık. Tam saatinde 04.30’da başlatmamız gereken 25 Nisan 1915’deki dünyanın o güne kadarki en büyük, en kapsamlı amfibik harekatının 100. Yıldönümünü yeterince öneminin farkında olmadığımızdan bir gün önceye aldık.

Ne yazık ki , binlerce hatırayı içinde barındıran Gelibolu tarihi yarımadası 100. yıl anmaları bittikten sonra da  imara açılmamış, el değmemiş çıkarma koyları ve savaş alanları için, alt yapısı şimdiden hazırlanan imar iznini bekleyen, planlarını önceden yapmış, çok sayıda müteahhit ve turizm yatırımcısının saldırısıyla karşılaşacak…

Korkarım bu sefer Çanakkale’yi de , ruhunu da kaybedeceğiz…

 

 


  6982 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

5562_İSLAM ÖZDEMİR 17-03-2015, 08:32:59
GERÇEĞİ ANLAMAK İSTEYENLER İÇİN ÇOK ŞEY İFADE EDEN BİR YAZI,BİZ ÇANAKKALE'YE LAYIKIYLA SAHİP ÇIKMAYI BECEREMİYORUZ VE KORKARIM Kİ BECEREMEYECEĞİZ.BURADA İFADE EDİLDİĞİ GİBİ ÇANAKKALE OLMAYAN KAHRAMANLARIN,BİRİLERİNİN MENSUBU BULUNDUKLARI GRUPLARI ÖN PLANA ÇIKARMAK AMACIYLA UYDURDUKLARI MİTOLOJİLERİN,OLMAYAN MENKIBELERİN VE TARİH ADINA ANLATILAN SAÇMALIKLARIN DESTANI DEĞİLDİR. ÇANAKKALE'Yİ ANLATMAK VE ANLAMAK ADINA ONU KAMUOYUNA KABUL ETTİRMEK ADINA GİRİŞİLEN BU ÇABALARA GÖZ YUMULMASI MÜMKÜN DE DEĞİLDİR.ÇANAKKALE'NİN GERÇEKTE UHDESİNDE MEVCUT BULUNMAYAN NE SAHTE BİR KAHRAMANA NE DE MANEVİYAT ADINA UYDURULMUŞ SAHTE MİTOLOJİLERE İHTİYACI VARDIR.SAYIN YILMAZER'İN BU SATIRLARINDA VURGULAMAK İSTEDİĞİ GERÇEKLERDEN BİRİ DE KANIMCA BUDUR.ÇANAKKALE'Yİ GERÇEK MANADA ANLAMAYI KENDİSİNE DERT EDİNEN BİR KİŞİ O TARİH KİTABININ SAYFALARINI ARALADIĞINDA BU YAZIDA İFADE EDİLENLER MİSALİ DAHA PEK ÇOK ÖNEMLİ ANEKTOT VE KAHRAMANLA KARŞILAŞACAKTIR.AMA BUNUN İÇİN LAZIM GELEN HUSUS KOLAYCILIĞA KAÇMAMAK,SABIRLA OKUMAK VE İNCELEMEK VE OKUDUĞUMUZ HUSUSLARI DOĞRU İDRAK EDEREK DOĞRU İNSANLARLA MUKAYESE ETMEKTİR.100.YILDAYIZ.BEN ŞAHSEN BU ÖNEMLİ YIL DÖNÜMÜNDE ÇOK DAHA CİDDİ ŞEKİLDE BU OLAYA EĞİLİYOR OLMAMIZI ARZU EDERDİM.GÖRÜYORUM Kİ,MALESEF HALA ESKİ HATALAR ISRARLA YAPILMAYA DEVAM EDİLMEKTE.BİR KONUYA İLGİ GÖSTERMEK DEMEK SADECE O KONU HAKKINDA ETKİNLİKLER YAPMAK MANASINI TAŞIMAZ.HELE BU KONU ÇANAKKALE İSE BU KONUYA İŞİN RUHUNA UYGUN DAVRANMAK SURETİYLE ALAKA GÖSTERMEK İCAP EDER.BU SÖZLERİM BİRİLERİNİN HOŞUNA GİTMEYEBİLİR VE ONLAR BENİM BU DÜŞÜNCELERİMİ AŞIRI KÖTÜMSER BULABİLİR.FAKAT DURUM BÖYLEDİR.BEN BUNU BU KONUYLA YAKLAŞIK 12 YILINI FEDA EDEN VE BU SÜREÇ ZARFINDA ÇANAKKALE İLE ALAKALI YAPILANA HER FAALİYETİ YAKINDAN TAKİP EDEN ARAŞTIRMACI KİMLİĞİMLE SÖYLÜYORUM.VE YİNE BU KİMLİĞİMLE YETKİLİLERDEN ACİZANE RİCAM ŞUDUR.ARTIK GELİBOLU'YU RAHAT BIRAKIN.RESTORASYON ADI ALTINDA BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NIN EN ÖNEMLİ ÇARPIŞMALARININ YAŞANMIŞ OLDUĞU BU SAVAŞ ALANINI TAHRİP ETMEYİN,BETONLAŞTIRMAYIN.BİZ ORADA OTEL,ANIT,PANAROMA,SEYİR TERASI İSTEMİYORUZ.BİZ ORALARA GİTTİĞİMİZ DE TAHRİP EDİLMEMİŞ BİR MUHAREBE SAHASINDA 100 YIL ÖNCE KANLA VE İMANLA YAZILAN BİR DESTANININ HAVASINI SOLUMAK İSTİYORUZ.
İLLA BİRŞEYLER YAPMAK İSTİYORSANIZ ORAYA GELECEK OLAN VATANDAŞLARIMIZA ÇANAKKALE'Yİ DOĞRU ANLATACAK REHBERLER YETİŞTİRMENİZ,BU KONU DA ÇIKAN YAYINLARI DENETİM ALTINA ALMANIZ,MANEVİYAT VE VATAN SEVGİSİ TÜCCARLARINA ORADA FIRSAT VERMEMENİZ,DÜZGÜN ESERLERİN VUCUDA GETİRİLMESİNE DEVLET ELİYLE KATKI SAĞLAMANIZ DAHA DA MÜHİMİ ATASE ARŞİVİ GİBİ ÖNEMLİ YERLERE ARAŞTIRMACILARIN DAHA RAHAT GİREREK ARAŞTIRMA YAPABİLMELERİNE İMKAN SAĞLAMANIZ ÇOK DAHA YARARLI OLACAKTIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

SÖZLERİMİN SONUNDA AZİZ MİLLETİMİ SAYGIYLA SELAMLIYOR,ÇANAKKALE MUHAREBELERİ'NİN VE 18 MART BOĞAZ MUHAREBESİ ZAFERİMİZİN 100.YILINI EN İÇTEN DUYGULARLA KUTLUYOR,ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUM.

İSLAM ÖZDEMİR
ÇANAKKALE SAVAŞLARI ARAŞTIRMACISI/YAZAR
 
5563_recep şükrü apuhan 17-03-2015, 11:28:17
Tebrik ediyorum, mükemmel bir yazı. Şükranımı arz ederim.
 
5568_Ali osman Yenialp 18-03-2015, 04:25:23
Çanakkale savaşlarını tüm yönleriyle değerlendirdiğiniz, değerli yazınızdan dolayı teşekkür ve tebrik ederim. 100. yılda hal-i pürmelalimizi gösteren çok güzel tesbitler...
 
5570_ECZ VERDİ BAYRAM 18-03-2015, 08:03:23
BÜYÜK EMEK VE ZAMAN HARCAYARAK OLUŞYURMUŞ OLDUĞUNUZ BU MÜKEMMEL METİN İÇİN SİZİ KUTLARIM. YARBAY HASAN BEY ANITIN DA ŞAHİT OLMUŞ OLDUĞUNUZ HEYECANLI REHBERİN ANLATTIĞI MENKIBELERİN BAZI TELEVİZYON KANALLARINDA DOZU KAÇMIŞ ŞEKİLDE ANLATIMLARINA ŞAHİT OLUYORUZ.
AKSİ İSPATLANDIĞI HALDE HALA BAZI SÖZDE TARİHÇİ YAZARLARIN 100 ADET ESİR TÜRKÜN TEL ÖRGÜ İÇİNDE Kİ ESİR KAMPINDA DİRİ DİRİ ATEŞE VERİLİP ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ İDDİA EDEREK
(Esin kaynağı, Avustralya resmi tarihçisi C.E.W. Bean’in günlüğünün 8 Ağustos notları olan bu çarpıtma, belirli bir kesimin elinde kullanıla kullanıla eskimedi gitti. Kimi “yirmi esiri yaktılar” dedi, kimi yüzlerce…)
İNATLA YANLIŞTA ISRAR ETMEKTE VE GERÇEKLERİ YAZANLARI İSE ŞİDDETLE ELEŞTİRMEKTEDİRLER
HALKA GERÇEKLERİ ANLATMA GÖREVİ TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN SİZ DEĞERLİ HOCALARIMIZA DÜŞÜYOR TUNCAY YILMAZER,MUZAFFER ALBAYRAK,İSLAM ÖZDEMİR ,LOKMAN ERDEMİR,SEYİT AHMET SILAY,GÜRSEL AKINGÜÇ GİBİ…
HALK HURAFELERLE NASIL HEYCANA BOĞULUYORSA ASIL GERÇEKLERLE BOĞULMALIDIR.
İNANIYORUM Kİ: YASSI TEPEDEKİ SÜNGÜLEME OLAYI,KOCADERE HASTANESİNDEKİ ÖLMEDEN GÖMÜLMEYE TEŞEBBÜS OLAYI,AVUSTRALYA ORDUSUNDAN ÇAVUŞ J.A.KİDD İN GÜNLÜĞÜNE YAZDIKLARI,GİZLİ VE KAYITLI ATEŞ KESLER,İHTİYAT ZABİTİ İSMAİL HAKKININ SÖZCÜKLERİ ÇALILARIN ATEŞ ALDIĞI YUSUFÇUK TEPEDEKİ YARALILARIN AKİBETİ, ALMAN ASKERİN DÖVÜLMESİ, 10 AĞUSTOSTA YENİ ZELANDALILARIN KILIÇBAYIRDA KENDİ ARKADAŞLARINI BİÇMESİ AUBREY HERBERTİN İLGİNÇ ANILARI..
HALKIMIZIN DAHA ÇOK İLGİSİNİ ÇEKECEK ANLATIMLAR OLACAKTIR
YILMAZ HOCAMIN (ASLINDA MESLEK GURUBUMUZ AYNI KENDİSİ ÇOCUK HAS. UZMANI BENDE ECZACIYIM) ANLATTIKLARI ARASINDA BENİ ÜZEN 27.ALAY KOMUTANI MEHMET ŞEFİK AKERİN ÇIKARMA GÜNÜ YARALI ANZAKLARI ÖDÜRTMESİ EMRİOLDU HER NEKEDAR TUNCAY BEY ÇIKARMA GÜNÜ ANZAKLARIN DA ARKALARINDA YARALI BIRAKMADIĞINI YAZDIYSA DA C. BEAN ŞÖYLE YAZMIŞ:
Bir Türk tavşan gibi şıçradı, tüfeğini atıp, kaçmaya çalıştı. En yakındaki asker, tüfeği kumla dolu olduğu için ateş edemedi. O, Türk askerini sırt çantasından süngüledi ve esir aldı.
‘Esir var’ diye bağırdı. Tepeden yukarıya çıkanlardan tek duydukları sözler ‘Vurun piçi’
idi. Fakat, Avustralya askeri, katıldığı her muharebede kullandığı sözlerden daha insancıldı. Türk esiri yaralı bir askerin eşliğinde aşağıya, plaja gönderildi.
[Charles Bean, The Story of Anzac, cilt.1, sayfa.258-259]
SON OLARAK YAPACAĞINIZ EN YAKIN BİR ÇANAKKALE ARAŞTIRMA GEZİNİZİN TARİHİNİ AÇIKLAMANIZI RİCA EDER SAYGILAR SUNARIM
 
5571_VERDİ 18-03-2015, 08:08:50

CÜMLENİN SONUNU GETİREMEDİM GEZİ TARİHİNİZİ AÇIKLAMANIZI RİCA EDERİM DİYECEKTİM.

KATILMAK İSTİYORUM EKİBİN İÇİNE GİRMEYİ DEĞİLDE YAKINDAN TAKİP ETMEYİ DÜŞÜNMÜŞTÜM
 
5572_ismail 18-03-2015, 10:10:43
Tuncay bey, yalnız unlü 1917 yemek listesini, 250.000 şehidimizi, 57. Alay'ın sancağının düşman eline geçmesini, hatta alayın ilk gün hepsinin şehit olmasını, beyaz bulutun koca bir taburu alıp götürdüğünü, iki havacı erimizin ne denli içler acısı halde bile görev yaptığını, askerimizin aç biilaç savaştığını, baldıran otu yediğini, 13 yaşındaki çocukların. Mevlevi taburununun Çanakkale'de savaştığını, Tophaneli Yzb Hakkı Beyin mayınlar döşenirken şehit oluşunu, mayınların 17 Mart'ta dökülüşünü, 19 Mart'ta gelseydiler boğazı rahatlıkla geçişlerini vb daha nice konuları yazmamışsınız ama....
 
5579_orhan suat 20-03-2015, 10:40:14
ÇANAKKALE HAKKINDA KENDİMİ BİLDİM BİLELİ OKURUM GEZERİM VE TARİHİ OLAYLARI YAŞARIM ANCAK BURADA ANLATILAN GERÇEKLER KARŞISINDA YAZARINI GÖNÜLDEN TEBRİK EDERİM SAĞLIK VE BAŞARILAR DİLERİM
 
5632_VERDİ bayram 11-05-2015, 12:07:02
05/05/2015 TARİHLİ ÇANAKKALE SEDDÜLBAHİR GEZİM
Takipçisi olduğum “Geliboluyu anlamak” web sitesinde Tuncay Yılmazer’in Çanakale muharebeleri- 100 yıl önce 100 yıl sonra adlı çalışmasında yer alan 2.Kerevizdere harakatında ,Yassı sırtta ceryan eden acıklı olayın tesirinde kalarak Çanakkaleye 1.5 sene içersinde 3. ferdi gezimi planlamaya başladım. Ağırlığının Yassı sırt olacağı geniş bir seddülbahir turu tasarladım. Daha önce bölgeyi gezmiştim ama Yassı sırtın yerini tayin edememiştim.
Seyahatim için 18 Mart ve 24 Nisan tarihlerinin geçmesini, bekledim. Kalabalığın olmadığı bir ortam gezi için daha yararlı olur diye düşündüm. Sonuçta hava raporlarınıda takip ederek 5 Mayıs ta günü birlik bir seyahate karar kıldım. Hazırlıklarıma 1 ay önceden başladım. Çanakkale savaşlarıyla ilgili 1 seneden fazla süre uğraşarak hazırladığım düzenlemelerimi ve bizzat kendi çabamla oluşturduğum seyahat rehberlerimi yeni baştan gözden geçirdim. Gene elimde bulunan Çanakkale savaşları ile ilgili Tuncay Yılmazer’in”Alçıtepeden Anafartalara Çanakkale Kara Muharebeleri”Gürsel Akıngüç’ün “Çanakkale muharebe ve alanları” Yeditepe yayınlarından “Allahaısmarladık”ve Ellis Ashmead Bartlett’in “Çanakkale Gerçeği”dahil olmak üzere birkaç kitabın ilgili sayfalarını yeni baştan okudum. Ve son olarak uydudan alınmış olduğum görüntülerden oluşturduğum 15 sayfalık Gelibolu uydu yol haritası ve tarihi alanlar rehberimi hazırladım. Çok güzel oldu. Zaman çabuk geçti beklenen gün geldi çattı.
Bir gece evvelden valizimi, ,Kumanyamı, termosumu ve paket kahvelerimi ,yarım kilo eriğimi kitap ve teksirlerimi hazırladım.Fotoraf makinemi şarj ettim. Akşam TV de Survivor yarışmasını seyrettikten sonra saatimi 4,00 e kurdum ve yattım.
Sabah saat çalmadan uyandım. İlk olarak evdeki ve arka bahçedeki kedilerin 1 günlük mamalarını ve sularını hazırladım.Kuvvetli bir kahvaltı yaptım.Saat tam 5,00 de Balıkesir Mehmetcik caddesindeki evimden 93 model Toyota Corolla ile yola çıktım. Hava karanlık ama dolunay vardı . 80 Km sonra Havrana vardığımda gün ağırmaya başladı .Saat 6,00 Akçaya girdim. Amacım Yörsan Tesisinde kahve içmekti .Ama henüz servis açmamışlardı.Bende spor olsun diye 15 dakika deniz kıyısında yürüyüş yapıp tekrar yola koyuldum.Altınoluğa vardığımda hava aydınlanmış ama güneş doğmamıştı. Küçük kuyuya vardığımda dikiz aynamdan güneşin doğuşuna gözlemledim .Artık Küçük kuyudan itibaren yol daraldı ve tek şerite düştü Sol tarafımda masmavi Ege denizi sağ yanımda yemyeşil görünümlü muhteşem Kaz dağları Çok sert virajlarla rampaları pür dikkat tırmananmaya başladım. Manzara muhteşem ama seyredemiyorum.Gözümü yoldan ve virajlardan ayıramıyorum. Bu güzergahı, bu derece riskli olmasa da Gelibolu yarımadasının Havuzlar mevkiinden Alçıtepeye kadar olan bölümüne benzetiyorum.
Ezine ye yakın Bozcaada yol ayrımı levhasını görünce Çanakkale Savaşlarının başlangıç noktasında geldiğimi hissettim.Bundan sonra kat ettiğim her Kilometre bende, tarih içinde mesafe alıyormuşum hissini canlandırmaya başladı.
Truva yol ayrımına vardım. Orası ayrı bir tarih ama ben,buraya yakın mesafedeki Halileli köyünün kuzeydoğusundaki İntepe Toplarının sesini Truva girişinden duyar gibi oluyurum.Zaten dönüşte zaman kalırsa Kumkaleye de uğrayıp gazi topları fotoraflamayı düşünüyorum..Saat 8,00 oldu Erenköy’e vardım öteden beri burasının tarihi önemini bildiğimden hep merak ettim soruydu 8.Ağır Topçu Alayının bataryaları nın yeri bu Erenköy sırtının neresinde olabilir? . İnternette günlerce aradım uydu taraması yaptım .Tahmini yerler saptadım ama kesin bilgiye ulaşamadım Hatta daha önceki seyahatimde Erenköye uğramış ,rasladığım kişilere sormuştum ,onlarda bana Turgut Reis, Dardanos tabyalarını tarif etmeye kalkmışlardı.Şayet İntepe Toplarının yerini saptayabilseydim,bir şekilde orayı ziyaret edip Seddülbahirdeki Fransız siper ve toplarına tepeden sanal atışlar yapmayı planlıyordum!!!. Yola devamla Çanakkale viadüküne vardım.Burası Nusrat mayın gemisinin son mayınları döşeyip İrresistıble,Ocean ve Bouve Zırhlılarının savaş dışı kalmalarının başarıldığı Erenköy Limanının tam karşı hizasına denk gelmekte. Geçen yılki seyahatimde arabamı bu viyadük içineki ,oldukça sert meyilli yol banketine tehlikeli bir biçimde park edip , yol korkuluklarını yoğun trafiğe rağmen kazasız belasız aşarak boğaz sırtlarına ulaşmıştım.Sert rüzgara rağmen kamerayla mayın hattını,Güzel yalı köyünü ve Karanlık limanı görüntülemiştim.Hava bulutlu ve puslu olduğu için karşı sahilde Alçı Tepe ve Abide çok flu biçimde seçilebiliyordu.Vakit kaybetmemek için ve aynı tehlikeyi bir kez daha yaşamamak için viyadükü pas geçtim. Mesudiye,Dardanos.Çimenlik.hamidiye tabyaları gezimi gelecek bir tarihe erteleyerek saat 8,30 da Çanakkale Feribot İskelesine vardım. Kilitbahir yönüne hareket edecek olan Alınteri -6 isimli feribota 30 Tl ödeyerek gidiş-dönüş biletimi aldım. 9,15 de haerket ettik. Manzara muhteşem erken saat olduğu için trafik yoğun değil hava mükemmel ne soğuk ne sıcak gezi için ideal. Güneş pırıl pırıl.
Feribotta çok sayıda manzara ve tarihi yer fotorafı çektim.
1-AĞADERE VADİSİ: Daha önce ne halde olabileceğini tahmin ettiğim için girmeye cesaret edemediğim vadiye bu sefer girmiş bulundum!! Keşke girmeseydim keşke orayı hep hayalettiğim gibi dağallığı ile zihnimde tutabilseydim..Ne gezer, 3000 civarında Ağır mecruhin hastanesinde tedavi olurken hayatını veren şehit mezarlığı, koca bir şantiyeye dönmüş,yamaçlardaki doğal mezarların doğal taşları kaldırılıp toprakları sürülmüş mezar taşları yerine ,belli aralıklarla dikdörtgen şeklinde mermer levdalar rasgele dikilmiş.Girişten hastanenin olduğu yere kadar tahtalardan oluşan uzun bir platform inşaa edilmiş ,hastane alanına hemen bir cami mi yoksa mescit mi olduğu belirsiz bir yapı kondurulmuş ,önünede boğaza paralel up uzun bir galeri binası otutturulmuş yakında bir de AVM yapılırsa hiç şaşmam.Tek pozitif durumun; yabancı mezarlıklarında olduğu gibi toprak sürüklenmesini önlemek için şehit mezarlıkları kenarlarına , çepe çevre inşaa edilen istinat duvarları yapım çalışmaları olduğu söylenebilir..
Konuştuğum şantiyedeki işçiler bile buranın doğal kalması gerektiğini ,millete ait milyon dolarların har vurulup harman savrulduğunu söylediler.Ben de onlara, dünya tarihinde doğallığını koruyabilen tek savaş alanı ünvanına sahip Gelibolu yarımadasının bu kazanımlarını yok etme çabası içindeki yetkililerin ,sebep oldukları bu zararların kendilerinden tazmin etmek üzere yargılanmaları gerektiğini söyledim.
Naçizane benim fikrim: 1915 deki çadır hastanenin fiberglass tan imal edilecek tıpa tıp bir modelinin imal edilerek o tarihteki yerine monte edilmesi çok daha ilgi çekici , masrafsız ve çevrec i bir yaklaşım olurdu. .Buradan da çok miktarda görüntü kaydederek gezime devam etmeyi sürdürdüm..
2-KİLİTBAHİR KALESİ: Ağadereden kırık kalple ayrılıp tekrar geldiğim yöne dönerek Kilitbahir kalesini gezmek istedim. Kale ziyarete kapalı levhasını gördüm.Bekçiye sordum ;çimenler yeni dikildi o yüzden kapalı dendi .Evet kale önü yemyeşildi ama üzerinde oturanlar vardı.
3-NAMAZGAH TABYASI:Planımda olmamasına rağmen hadi kaleyi gezemedim, bari Namazgah tabyasını ziyaret edeyim dedim. Ve burada gezi gurupları ile karşılaştım.Önce bonetler arasından boğaz kıyısına ulaştım. Manzara çok güzel boğazın birkaç görüntüsünü kaydettim.Sağ tarafta Namazgahla Rumeli hamidiyesi arasında doğal bir plaj ve çay bahçesi var .Havada iyiden iyiye ısındı canım denize girmek bile istedi.Yeşillikler arasından kilitbahir kalesi ile kilitbahir platosunu ucunu fotorafladım.
Bonetler arasındaki bağlantıları,teçhizat ve cepane giriş kapılarını inceledikten sonra 2 Tl ödeyip içeri girdim.Bonet mimarileri hep ilgimi çekmiştir .Oralarda kendimi hep savaş zamanı sığınağa girmişim gibi hissederim .Namazgah adeta müzzeye dönüştürülmüş.Doğallığı bozulmuş.Bu bakımdan Ertuğrul tabyasının bonetlerini gezerken daha çok zevk almıştım. Bonet içi bakımlı ve temizdi Zemin orijinal değil kesme taşlarla kaplanmış, içi beyaa boyanmış ama tavan kesimlerinde rutubet oluşmuş.Savaş alanında bulunan çeşitli silahlar dahil ilginç objeleri ihtiva eden cam korunaklı sergiler ilgimi çekti mehmetciklerin toplu halde oturduğu yeleri bonet içindeki oda ve koridorları dolaşıp geçmişle bağ oluşturdum.Bonetler içindeki yaşamı hayal edip empatiler kurdum. Bu arada tabyayı gezen diğer ziyaretçileri de gözlemledim..Hayretle gördümki çoğunluk ,o kadar ilginç görüntü alınması gereken malzemeler varken ,duvarda yazılı olan hamasi sözleri,veciz yazıları,(ki bunlara internetten ulaşmak gayet kolay)ve hatta birbirlerini cep telefonları ile görüntülemeyi tercih ediyorlar. Hala tarihi gezi kültürümüz oluşmamış. Çanakkaleyi tarihi alandan ziyade inanç ve ibadet alanı gibi görenler çoğunlukta. Öğrenci gurupları ise başlarında yetersiz rehberleri ile şaşkın ördekler gibi dolaşıyorlar.
4-HAVUZLAR ŞEHİTLİĞİ: Burası benim için çok önem taşıyan bir şehitlik. Çünki Mehmet Fasih’in Kanlısırt günlüğünde şiddetle eleştirdiği 2.Tümen Kurmay Subayı Yzb.Kemal beyin 83 Rakımlı tepede vurulup Çanakkale Hastanesinde şehit olduktan çok sonra kemiklerinin taşındığı mezarı bu şehitliktir.
Kitaplarda olmayan bir yan açı profili ile şehitliği, boğazla birlike fotorafladım.Yolun karşı tarafında yeralan 1600 lü yıllardan kalma savaşa intikal eden yaya askerlerin mola verip su içtiği Halil Paşa Çeşmesininde görüntüsünü almayı ihmal etmedim.
5-BAYKUŞ TABYASI:Bu günki seyahatimin ana hedeflarinden biriside , fotoraflarını sadece bir İngiliz savaş internet sitesi olan “ navy in gallipoli.com” da bulabildiğim, İngiliz denizaltısı tarafından torpillenen Mesudiye Zırhlısından daha önceden sökülmüş olan toplarından 3 tanesinin taşınarak monte edildiği Baykuş Tabyası idi. Ne olursa olsun buraya tırmanacaktım. Yolun Soğanlıdereye saptığı kıyı noktasında boğaza paralel olarak yükselen oldukça geniş bir toprak yol keşfettim.Arabamı deniz kıyısında virajın ağızında yol kenarında ki bir cepe bırakarak bu patikaya yaya olarak tırmanmaya başladım.. Yoldan geriye baktığımda Tenger yaylası ve tepesini görünüyordu.Gene manzara muhteşemdi.Hemen birkaç fotoraf çektim. Sonra yol boğaza paralel devam ederken soğanlıdere vadisi yönüne, sola kıvrıldı.Aman allahım karşıma dim dik bir yol çıktı .Geri dönme tereddütü yaşadıysamda devam etme kararı aldım dik yolun üst kısmına vardığımda artık takatım tükenmiş ,hava sıcaklığıda temmuz ayı sıcaklığına ulaşmıştı. Burada 3 top yuvasından biri olduğunu tahmin ettiğim, tamamen tahrip olmuş iri kesme taşlardan oluşan bir saha ya denk geldim fotorafını çektim ama tam emin olamadım. Bu yüksekliklere o ağır topların son derece bozuk bir yol zemini üzerinden nasıl taşındığının hayalini kurdum. Bunca yükü aç ve susuz bir şekilde taşıyan hayvancıklar için yüreğim burkuldu Kim bilir bu ağır yüklerin altında sopalarla dövülerek ilerlerken ,kaç tanesinin ayağı kırıldı. Ve o acı ile mundar olmasın diye koca boynunlarından bir de bıçakla kıtır kıtır kesildiler. Onlarında bu savaşa büyük katkıları olduğu unutulmamalı.
6-MELEK HANIM ÇİFLİĞİ: Baykuşta çok zaman harcadım. Saat 12.00 oldu .Sıcak iyice arttı. 300 Metre ilerde Melek hanım çifliği kenarında durdum .Ekinler boyum kadar olmuş ,toprağı göremiyorsunuz .Bir gayretle yıkıntılara ulaştım.Aslında revir ,sadece bu yıkıntıdan ibaret değil ,arka taraflarda daha birçok kalıntı ve tarihi çeşme bile var.Hepsini görüntüledim.Oradaki keçi çobanına orasının tarihi önemini anlattım .Keçileri sevdim,fotorafladım
7- KİREMİT DERE VADİSİ:Yol yukarıya doğru yükselmeye başladı. Aracımı yavaşlattım :Rampanın tam orta kesiminde yolun sol tarafında karşıda Mehmetciklerin savaş alanına intikalini sağlayan, Alçı tepe kuzey-doğusuna kadar uzanan Kiremitdere vadisini seçebildim.Aracımı durdurdum yol çok dar allahtan gelen giden vasıta yok,araçtan inerek fotorafını çektim.Bu arada Kilitbahirden bisiklet kiralayarak buralara kadar gelebilen kızlı erkekli gençleri bu rampa bayağı terletmiş dilleri dışarda bir vaziyette , benden su istediler ama ne yazık ki araba içindeki su hamam suyu gibi olmuş ikram edemedim ,üzüldüm.
8-KUTSİ BEY TEPESİ Soğanlıdere ve şahindere gerçek şuheda Şehitliklerini geçen yıl ziyaret ettiğim için vede saat 12.00 ı geçtiğinden oralarda zaman geçirmek istemedim. Ama Kutsi Bey tepesini görmeliydim.İki yolu birleştiği noktada arabadan inip sık çalı ve dikenlerle örtülü çamlarla kaplı yükselti içine girdim. Zar zor dikenlere bata çıka tepenin içinde siper yeri aradım.Tepeden yola paralel veya 30 derecelik açı ile sağ kanattan Fransız askerlerinin taarruzunu hayal ettim .Geldikler yön Yüzbaşı Şevki Sırtı diye adlanmaktadır.Sağ kalan birliklerimizin geri çekilebileceği istikameti tayin etmeye çalıştım.Güney- doğu istikametinde Kerevizdereye doğru çekildiklerini var saydığım araziyi Kutsi Beyden gözlemlemeye çalıştım.Peki burada canını veren şehitler ve yaralıne olmuştu? Tepeyi ele geçiren Fransızlar kendi ölülerini gömdülermi yoksa Süleyman dere vadisinden aşağıya mı taşıdılar.Bu arada bizim şehitleri ne yaptılar. Olduğu gibi bıraktılarmı yoksa gömdülermi? Gömmüş olmaları kuvvetle muhtemel çünki cesetlerden çıkacak olan koku onları rahatsız edecektir..Zira bu tepeyi ele geçirdikten sonra savaş sonuna kadar orada barınmışlardır. Geçen sene bölgeye su getirme çalışmaları sırasında yol kenarında ortaya çıkan kemikler bu şehitlere ait olabilir mi?
9-YARBAY HASAN BEY ANITI: Saat 12,30 oldu ve sabah 5,00 de başlayan yolculukta daha ancak hedefe varabilmiştim. Etraf sonderece ıssız ,hava sıcaklığı 26-27 derece civarında Anıtın yanında ağaç altına park ettim. Derhal üzerimdekileri çıkarıp kolsuz tişortumu giydim. Kumanyamı bagajdan çıkarıp anıtın dibinde karnımı doyurdum. İkisi birarada kahvemide içip kalan son eriklerimide üzerine yedim.Enerjimi toplamıştım. Çöperimi naylon torbaya doldurup araba bagajına koydum.Benden daha önce gelenler aynı özeni göstermemişler ağacın altına bırakmışlar.
10-YASSI SIRT
Uydu haritamdan yerini tespit ettiğim, tepeden böbrek şeklinde görüldüğünü bildiğim Yassı Sırt , Yarbay Hasan bey anıtının güney-doğu istikametinde çamlık bir alan olarak görülüyordu.Seviye olarak Hasan bey anıtından daha alçak bir seviyedeydi.
Arada 150 metre mesafe var tarladan aşağı inerken hemen sol yanımda daha yüksek ve çamlarla kaplı küçükbir tepe daha dikkat çekiyor.İşin ilginç tarafı bu tepeninde uydu haritasındaki görünümü bir şekilde böbreği andırıyor. Yoksa aradığım Yassı sırt burasımı diye tereddüt ediyorum ama Gürsel Akıngüç kitabında burayı tarif ederken siperin 1-2 metre arkası uçurum ifadesini kullamıştı ozaman doğru yer aşağıdaki bölge olmalıydı.Sık çalı ve maki likleri zar zor geçerek uçurumun kenarına vardım.Tehlikeli bir yer. Gözüm korktu fazla incele yapamadım.Her taraf dikenli çalılarla kaplı ilerlemek çok zor Bende burada 2.Kerevizdere muharebelerindeki acıklı tabloyu canlandırmaya karar verdim: Uzun süre top atışlarının etkisi altında kalıp serseme dönmüşüm ,şuurum bozulmuş hatta boğucu barut gazlarının etkisinde baygınlık geçirmekteyim , belkide kusmaya başladım. Daha kendime gelmeden ,bu günki abideye giden yolun karşı yönünden çığlık çığlığa üzerine hücuma eden korkunç görünümlü müstemleke askerlerinin korkunç seslerini işitmeye başlamışım.Yolun öte tarafındaki ön sıra siperlerimize girmişler ,benimle aynı konumda olan oradaki mehmetcikler de daha kendine gelmeden ya şehit olmuşlar ya Senegalli askerlerin geniş ağızlı ürkütücü palaları ile parçalanmışlar ya teslim olmuşlar yada çaresizce karşı koymaya devam etmişler .Ön s iperler mezbahaya dönmüş durumda kan gövdeyi götürüyor Bu durumda Yassı sırttaki küçücük siperde bu duruma şahit olmuş olan değil ben, Liman Von Sanders bile olsa ilk aklına gelecek derhal kaçmak olacaktır. Bende öyle yaptım.Arka tarafımda 200 metre mesafede bulunan Kansız dereye doğru yürümeye başladım.Bu derenin Kerevizde ile birleşme bölgesindeki ihtiyat birlikleri siperlerine tarlalar üzerinden yürüyerek ulaşmağa çalışıyorum .Yol uzadıkça uzuyor,bitmek bilmiyor.Sonunda birleşme yerine varıyorum. Birde bakıyorum ki silah arkadaşlarım süngü takmış vaziyette beni karşılıyor, geri dön işareti yapıyolar, bağırıyorlar ama ben buna cesaret edemiyorum silah arkadaşlarım ın tarafına yürümeye devam ediyorum. Ama niyetleri kötü belli ki emir almışlar beni süngülüyecekler.üzerime geldiler süngüleri ile geri dön diye bağırarak batırmamak şartı ile dürtüklediler.Ben de onların yerinde olsan silah arkadaşlarımı ölümcül bir biçimde süngülüyemezdim. .Bizim kaçışımız onlarıda tedirgin etmişti.Neyle karşı karşıya kalacaklarını anlamaya çalışıyor gibiydiler .O muazzam bombardımandan sonra ön siperlerde canlı kalması şaşılacak bir şeydi. Silah arkadaşları tarafından fazla şiddet uygulanmadığını fark eden guruplar ısrarla kaçmaya devam ettiler.Daha sonra gene hedef alınmaksızın rasgele ateşe maruz kaldılar.Belki az sayıda mehmetcik bu ortamda yara almış olabilir.
Kafamda bu senaryoyla gerisin geriye dönerek Yarbay Hasan Bey Anıtında park ettiğim arabama binerek yoluma devam ettim. Bu benim günü birlik seyahatimi yarısı. Bir bukadar daha yazacaklarım var . Ama dayanamadım sizlerle paylaşmak istedim Teşekkürler
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

12/07/2017 - 05:38 Onların hatırasına bir şeyler yapabilmek… (Gürsel Göncü)

04/07/2017 - 07:58 Çanakkale’ye Mührünü Vuran Efsane Gemi Nusret’in Mührü (Seyit Ahmet Sılay)

27/06/2017 - 17:38 İkinci Bir İntihal Vakası ve Çanakkale Savaşı Popüler Kitapları Üzerine (Tuncay Yılmazer)

20/06/2017 - 07:20 Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri – Dr. Hülya Toker (Ahmet Yurttakal)

15/03/2017 - 13:17 18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

03/03/2017 - 18:04 Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı - 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

13/02/2017 - 08:53 Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

05/01/2017 - 11:29 Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale - 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

28/12/2016 - 18:07 15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya... 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

11/12/2016 - 15:52 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Teröre Lanet

24/11/2016 - 06:22 Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

17/11/2016 - 07:02 Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

29/09/2016 - 18:50 Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

09/08/2016 - 13:11 Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

04/08/2016 - 17:27 Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

16/07/2016 - 09:28 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Darbelere Hayır! Demokrasiye Evet

15/07/2016 - 09:35 Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Sitesi cihanharbihatiralari.com (Mehmet Beşikçi)

07/04/2016 - 07:10 Konferans - Kut ül Amare Zaferi ( İPTAL DUYURUSU )

31/03/2016 - 06:05 Türkiye nin Bağdat Büyükelçiliği Kutü-l Amare Zaferini her yıl kutluyor ( Faruk Kaymakçı)

24/03/2016 - 03:58 Çanakkale Savaşı nın Dünya Tarihindeki Yeri - NTV Mete Çubukcu ile Pasaport Programı - 18 Mart 2016

16/03/2016 - 08:38 Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.

11/03/2016 - 06:46 Konferans - Çizgilerle 1. Dünya Savaşı

19/02/2016 - 06:58 Konferans - Vahdettin Engin - İkinci Abdülhamit'in Politikaları

15/02/2016 - 07:10 Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım - Erich Ludendorff

08/02/2016 - 09:09 Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)

01/02/2016 - 09:01 İki Siper Bir Mektup Bir Çanakkale Projesi Değerlendirmesi (Celal Yıldırım)

25/01/2016 - 11:57 Gelibolu Yarımadasında Geçmişin İzleri ve İz Bırakanlar (Gürsel Akıngüç)

18/01/2016 - 12:52 Seddülbahir 32 Saat Dizisi Üzerine... Bizi Affedin ( Seyit Ahmet Sılay )

18/01/2016 - 10:27 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konferans - Osmanlının Suriye Politikası

13/01/2016 - 08:08 Şiir ve Öykü Yarışması

05/01/2016 - 12:42 PROGRAM: İtilaf Devletlerinin Çanakkale den Tahliyelerinin 100. Yılı-Onlar Giderken

03/01/2016 - 10:32 Konferans - Çanakkale Savaşlarında Tahliye Harekatı - Kenan Çelik

14/12/2015 - 06:31 Konferans - Haluk Oral - Bir Kırılma Noktası Çanakkale

26/11/2015 - 18:34 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Hava Fotoğrafları (Gökhan Tarkan Karaman)

13/11/2015 - 21:12 Konferans -Çanakkale’de Bir Edebi Heyet

15/10/2015 - 13:23 Konferans - Çanakkale'de Yitirilen Tahsilli Gençlik

29/05/2015 - 14:34 Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı

15/05/2015 - 16:25 İBB Konferans - Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)

27/04/2015 - 02:44 Çanakkale Söyleşileri 25 Nisan 1915 Müttefiklerin Çıkarma Harekatı-Kenan Çelik

15/04/2015 - 08:30 Atlas Tarih’ten Çanakkale Özel Sayısı

08/04/2015 - 17:12 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915 Sergisi

30/03/2015 - 17:08 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı na Çağrı, Kamuoyuna Duyuru

26/03/2015 - 09:02 Konferans-18 Mart Kahramanı Cevat Paşa

24/03/2015 - 17:04 “İki Siper Bir Mektup” Bir Çanakkale Projesi (Celal Yildirim-Hatice Solmuş TED Mersin Koleji)

21/03/2015 - 04:13 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler Programı Kaydı

17/03/2015 - 04:46 Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

13/03/2015 - 18:27 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler- Çanakkale Savaşı Özel- Programı (14.3.2015 saat 00.00)

04/03/2015 - 16:22 CNR Kitap Fuarı’nda Çanakkale Muharebeleri Paneli ( 07.03.2015 saat : 15.30 Yeşilköy CNR Dünya Ticaret Merkezi )

16/02/2015 - 14:00 Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)

01/02/2015 - 03:46 100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )

18/01/2015 - 15:05 Kireçtepe Jandarma Şehitliği Restorasyonu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Sorular (Tuncay Yılmazer)

10/01/2015 - 14:53 Konferans - Osmanlıyı Yıkan Cephe-Filistin

28/12/2014 - 13:48 Milli Park’tan Tarihi Alan Başkanlığına, Hollywood tartışmalarından Muhafazakarlığın Savruluşuna… Gelibolu’yu Anlamak’ta 2014 (Tuncay Yılmazer )

24/11/2014 - 14:52 Son Savruluş – Çanakkale Muharebe Alanlarına Hollywood Modeli Tema Parkı ! (Tuncay Yılmazer )

15/11/2014 - 01:37 Konferans - Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti

01/11/2014 - 03:54 Gelibolu yarımadasında utanç verici olay / The shameful event in Gallipoli Peninsula

09/10/2014 - 10:13 Uluslararası Sempozyum - Büyük Savaş ve Osmanlı Devleti: Savaşa Giden Süreç

24/09/2014 - 17:06 Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

12/09/2014 - 15:51 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı Özel Sayısı Makale Çağrısı

// - 09:52 Geliboluyu Anlamak’tan Kamuoyuna Duyuru

// - 06:37 Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kanun Tasarısı Üzerine ( Tuncay Yılmazer )

// - 15:33 Gelibolu Yarımadasında Yeni Bir Dönem: Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Kurulması (Dr. Mithat ATABAY)

23/05/2014 - 17:16 100.Yıldönümünde Birinci Dünya Savaşı’nı Hatırlamak” Sempozyumu

16/05/2014 - 16:24 SOMA MADENCİLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ

11/05/2014 - 13:05 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Korunması ve Unesco Kültürel Mirası İlan Edilmesi (Dr. Mithat ATABAY)

09/05/2014 - 23:03 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı İzlenimleri (Ahmet Yurttakal)

02/05/2014 - 06:00 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı

15/04/2014 - 18:40 Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi (100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası)

06/04/2014 - 22:18 DOKUN Dergisi’nde Tuncay Yılmazer İle Söyleşi...

15/03/2014 - 18:00 Hatıralarıyla Çanakkale Muharebelerinin Komutanları Paneli

09/03/2014 - 14:19 Çanakkale Savaşları Resmi Koleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY

06/03/2014 - 22:33 Konferans -'Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker Gazi Binbaşı Halis Bey

28/01/2014 - 07:35 Sadece Bir Emir Kipi...İsrail'i Kur! - Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

14/01/2014 - 16:21 Balkan Harbi - Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

06/01/2014 - 12:12 Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

30/12/2013 - 22:51 Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

06/12/2013 - 22:00 32. Gün Programında Çanakkale Muharebe Alanlarında Betonlaşma Konusu Tartışmaya Açıldı

11/11/2013 - 05:23 Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

03/11/2013 - 20:03 Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

11/09/2013 - 21:28 Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

25/08/2013 - 15:29 Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

14/08/2013 - 18:40 Ağadere'ye Sahip Çık (Murat Sayar)

28/07/2013 - 14:53 NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

08/07/2013 - 20:00 Çanakkale Muharebe Alanlarının Şehitlik İnşasıyla İmtihanı! (Muzaffer Albayrak)

26/06/2013 - 21:59 100. Yıl’a Doğru Yazıları- Çanakkale’de Şehitliklerin İhyası Gerçekten Gerekli mi? ( Tuncay Yılmazer )

10/05/2013 - 14:36 İlber Ortaylı Seyahatnamesi

21/04/2013 - 14:44 GEO Dergisi Nisan 2013 Sayısında Hayal Kırıklığı ( Tuncay Yılmazer )

09/04/2013 - 13:18 Meclisin Unuttuğu Kahraman Nezahet-Ozan Bodur

23/03/2013 - 21:43 Ayraç Kitap Dergisi Çanakkale Özel Sayısı

22/03/2013 - 22:03 Çukurova Üniversitesi'ndeki Konferans ile İlgili Gelibolu’yu Anlamak Okurlarına Açıklama ( Tuncay Yılmazer )

21/03/2013 - 20:14 Çukurova Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşı Konferansı ( 22.3.2013)

16/03/2013 - 10:44 18 Mart Üniversitesi ve AÇASAM “2015’e Doğru Çanakkale Muharebelerini Anlamak ve Anlatmak” Paneli ( 19.3.2013)

12/03/2013 - 07:39 Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

08/03/2013 - 07:01 Gelibolu'yu Anlamak twitter'da....www.twitter.com/gelibolu2015

01/03/2013 - 13:59 NTV Tarih'te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

24/02/2013 - 20:18 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Safiye Hüseyin Konferansı (İsmail Bilgin)

19/02/2013 - 14:35 TRT Avaz 'da Çanakkale Programı

18/02/2013 - 07:22 Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

07/02/2013 - 17:03 Prof. Dr. Vahdettin Engin'in 'Asayiş' adlı eseri kitapçılarda...

04/02/2013 - 11:05 Sör Siyonist , İngiltere'den Filistin'e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )