Osmanlı Ordusunda Balkan ve I. Dünya savaşlarında önemli vazifeler yapmış olan Hafız Hakkı Paşa, Enver Paşa’nın Harbiye Mektebi’nden sınıf arkadaşıydı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde beraber görev yapmışlar, İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra da Resneli Niyazi Bey’le birlikte hürriyet kahramanı olarak anılmışlardır. Beşinci Murad’ın oğlu Selâhaddin Efendi’nin kızı Behiye Sultan’la evlenen Hafız Hakkı Paşa, Enver Paşa gibi saraya damat olmuştur. (M.B.Ü)
Bu makale Müteferrika dergisi Yaz 2008, Sayı: 33’de yayınlanmış, yazarın izniyle sitemize konulmuştur.
I. Balkan Savaşı (İsmail Pehlivan)
Balkanlardaki siyasal sıkıntının büyümesi üzerine Osmanlı’nın Balkan devletlerini yenebileceğini düşünen Rusya ve Avusturya tüm Avrupa ülkeleri adına bir bildiri yayınlayarak; Osmanlı ile Balkan devletleri arasında çıkacak olan savaşın sonucunda Rumeli’de herhangi bir sınır değişikliğini kabul etmeyeceklerini ve Balkanlar’daki statükonun aynen korunacağını bildirdiler. Peki korundu mu? Kocaman bir hayır. Zaten bu bildiri Osmanlı’nın Balkan devletlerini yenebileceği ve tekrardan kaybettiği toprakları kazanacağı endişesinden doğmuştur. Bu endişenin kanıtı ise savaşın Balkan devletleri lehine hâl alması ve savaş sonunda Osmanlı’dan büyük miktarda toprak ele geçirmeleri sonucu bildirilerin siyasi etkinlik alanlarında kullanılmamasıdır. Osmanlı’nın Balkan topraklarını kaybetmesine göz yumulmuştur. Zira Osmanlı’nın da bu bildirileri siyasal alanda kullanacak ne bir askeri gücü vardı ne de diplomatik olarak etkinliği… (İ.P.)
Mahmut Sabri Bey Ve Seddülbahir Savunmasının İlk Üç Günü (Burhan Sayılır)
Seddülbahir bölgesinde beş ayrı noktaya yönelik olarak tasarlanan İngiliz çıkarma planı, ana hatlarıyla şu şekilde oluşturulmuştur:
Çıkılacak beş sahil noktası, kuzeyden güneye; Pınariçi Koyu (Y Sahili), İkiz Koyu (“X” Sahili), Tekke Koyu (“W” Sahili), Ertuğrul Koyu (“V” Sahili) ve Morto Koyu doğusunda Eski Hisarlık Tepe önündeki sahil (“S” Sahili) olarak belirlenmiş ve tanımlanmıştır. Bu sahillerden Ertuğrul ve Tekke Koyları, çıkarma harekâtının ağırlık (sıklet) merkezi olarak belirlenmiştir. Bu noktalar Binbaşı Mahmut Sabri komutasındaki 26. Piyade Alayı’nın 3. Taburu’nun sorumluluk sahası içinde yer almaktaydı. (B.S.)
25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası Çıkarmaları Üzerine Taktik Yaklaşımlar (Bülend Özen)
25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası Çıkarmaları hakkında taktik değerlendirmeleri içeren bu makalede üç konu ele alınmıştır. İlk konu, 5.Ordu Komutanı Liman von Sanders’ın dikte ettiği savunma düzeninin kritiğinin yapılmasıdır. İkinci konu, 25 Nisan 1915 günü, Cephe 9.Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey’in Ordu ihtiyatı 19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’den talep ettiği takviye birlik neticesi 57.Alayın kullanılması hususunun incelenmesidir. Son konu ise güncel teknolojik imkanların kullanılarak muharebelere farklı bir bakış açısı yakalama çabasıdır. (B.Ö)
Çanakkale Savaşı Esnasında Çekildiği İddia Edilen Bir Fotoğraf Hakkında (Erhan Çifçi)
Çanakkale Savaşı anlatımındaki yanlışların en fazla göze çarpanlarından biri de kamuoyuna “Çanakkale Savaşı’na Katılan 15’liler” şeklinde lanse edilen bir fotoğraftır. Kamu kurum ve kuruluş binalarına dahi asılacak hale gelen bu fotoğrafta askerî üniforma ile yürüyüş yapan bir grup çocuğun Çanakkale Cephesi’ne gönderilen 15 yaşındaki çocuklar olduğuna vurgu yapıldı. Son dönemde aksi yönde söylemler zikredilmeye başlansa da, kaynağını büyük ölçüde Tokat yöresine ait bir türküden alan bu bilgi halen yaygın biçimde paylaşılmaya devam etmektedir.
İlk kez geçen yıl açıklamalı örnekler vererek sosyal medya üzerinde işaret ettiğimiz bu yanlışlığın tashihi için Çanakkale Savaşı üzerine yaptığı değerli araştırmaları ve yazıları ile tanınan Sn. Dr. Tuncay Yılmazer Bey’in nazik teklifi ile konu hakkında daha derli-toplu bir yazı hazırlamamızın da önü açılmış oldu. Hassaten Çanakkale Savaşı üzerine bir uzmanlığım ya da uzmanlık iddiam olmadığı halde kendisinin nazik teklifi ve ricası üzerine kaleme aldığım bu yazıda, bahsi geçen fotoğrafın aslında Çanakkale Savaşı yıllarına ait olmadığını, bazı açıklayıcı örnekleri de paylaşarak, kısaca ortaya koymaya çalışacağım. (E.Ç.)
Balkan Savaşları’nda Trakya ve 1912 Edeköy Katliamı-Atakan Sevgi (İsmail Pehlivan)
Balkan Savaşları, Balkan Savaşları’nda Bulgar, Sırp ve Yunan mezalimi üzerine yazılmış onlarca kitap ve makale bulunmaktadır. Fakat Balkan Savaşları’nda Trakya ve 1912 Edeköy Katliamı isimli neşriyatı diğer eserlerden farklı kılan en önemli özellik eserde 156 adet özgün görsel kullanılmasıdır. Anlatıların görsellerle desteklenmesi zihinde kalıcılığı arttırıp, düşünsel aktivitelere girilmesini sağlamaktadır. (İ.P)
“Büyük Stratejisizlik”ten Sahadaki Gerçekliklere, Gazze,Birüssebi ve Kudüs’ün Kaybı (Bülend Özen)
Osmanlı’nın strateji yoksunluğunun bir sonucu olarak dokuz cephede neredeyse eşzamanlı yürüttüğü harp, ne kuvvet tasarrufu yapmaya, ne siklet merkezi oluşturmaya ne de başarıların bir sonuç vermesine izin vermiştir. Sarıkamış’ta kış şartlarına, Galiçya’da yardım/boy gösterişine, Çanakkale’de Liman von Sanders’ın savunma planına ve İran’da Turancılık akımlarına kurban edilen şehitler ve sarf edilen kaynaklar, rasyonel bir sonuç olarak askerî gücün ciddi anlamda zayıflamasına yol açmıştı. Harbin ortalandığı 1916’nın sonlarına doğru, genel resim içinde Osmanlı Devleti’nin itibarî varlığı üç cephede kilitlenmişti: Kadim rakip Ruslarla Kafkas cephesi, dönemin süper gücü İngilizlerle Irak cephesi ile Suriye-Filistin Cephesi. Bu çalışmada, Suriye-Filistin cephesindeki Gazze-Birüssebi muharebeleri ve Kudüs muharebeleri ile ilgili bazı önemli hususlar ele alınmıştır. Makalede aktarılan hususlar, sayın Tuncay Yılmazer’in “Filistin’de 100.Yıl/Birüssebi Muharebeleri – Kudüs Düşmeden Önce” ve “100.Yılında Kudüs’ün Düşüşü – Elveda Zeytindağı” makaleleri okunmayı müteakip tespit edilen ilave katkıları içermektedir. (B.Ö)
18 Mart Günü Dardanos Şehidi Zabit Namzedi Halim Efendi (Ahmet Yurttakal)
3 Ağustos 1914’te başlayan seferberlikle birlikte Halim Efendi İstanbul’da Harbiye İhtiyat Zabitan Talimgâhında altı aylık hızlandırılmış muharebe eğitimi gördü. Eğitimin ardından Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı, 3. Ağır Topçu Alayı 1’inci Ağır Topçu Taburu’nda Dardanos Bataryasında görevlendirildi.
18 Mart 1915 günü Boğaz Muharebesinde düşman zırhlıların attığı top mermisinin etkisiyle Batarya Komutanı Üsteğmen Hasan, Teğmen Mevsuf ile birlikte Zabit Namzedi Halim Efendi şehitlik mertebesine ulaştı. Halim Efendi şehadete erdiğinde 26 yaşındaydı. (A.Y.)
Birinci Dünya Savaşı nda İstanbul a Yapılan Hava Saldırıları (Emin Kurt – Mesut Güvenbaş)
İstanbul’a ilk hava saldırısı 1916 yılında yapılır. Savaşın sonunun göründüğü, barış ümitlerinin yükseldiği döneme rastlayan 1918 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında İstanbul havadan yoğun bir bombardımana tutulur. Birinci Dünya Savaşı tarihini anlatan geniş kapsamlı Türk tarih çalışmalarında İstanbul’a yapılan hava saldırılarından sınırlı olarak bahsedilmektedir. Bu çalışmada İstanbul’a ilk bombardımanın ne zaman yapıldığı, toplam kaç hava saldırısının düzenlendiği, insan kayıplarının ve maddi hasarın boyutunun ne olduğu, şehri korumak için ne gibi önlemler alındığı ve halkın günlük yaşamının bu saldırılardan nasıl etkilendiği detaylı olarak anlatılıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul’a Yapılan Hava Saldırıları kitabında, ulusal ve uluslararası arşiv belgeleri tarafsız bir gözle, dönemin yerli ve yabancı basınının titizlikle incelenmesiyle ele alınıyor. (E.K.-M.G)
Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi (İlkin Başar Özal)
Birinci Dünya Savaşı’nı anlatan kitaplar genelde yıllara göre bölümlendirilmiştir. Elinizdeki kitap ise savaşılan cepheleri esas alan bir metoda sahiptir. Böylelikle anlatıların yoğunlaştığı Avrupa’nın Batı ve Doğu cepheleri ile Ortadoğu cephesinin dışında Afrika ve Uzakdoğu cephelerinde yaşananlar da gözler önüne serilmektedir. Bir cephede verilen mücadele süreci kesintisiz olarak anlatılmakta; sadece kara savaşları değil, denizlerdeki ve havadaki mücadeleler de ortaya konulmaktadır. Farklı askerî unsurların bir arada kullanıldığı stratejiler hakkında bilgi verilmekte, bilim ve teknoloji ürünü yeni silahların yanı sıra istihbarat, propaganda ve sağlık hizmetlerinin de savaşın ne kadar önemli bir parçası haline geldiği vurgulanmaktadır. (İ.B.Ö)