GELİBOLU’YU ANLAMAK

Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Geçmişten Günümüze Kalan Mezar Taşları ve Kitabeler (İsmail Sabah)

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı himayesinde yürütülmüş olan bu çalışmada, mezar taşlarını okudukça bizler için tarihin tozlu sayfalarına doğru bir yolculuk başladı. Süreç içerisinde, kâh çocuklarını doğururken vefat eden iki kardeşin acısını kâh aziz vatan için şehit olmuş bir askerin destanını okuduk. Eminim bu çalışmayı temin edecek değerli okurlarımızda aynı duyguları hissedeceklerdir. Hani derler ya “mezar taşları bir ülkenin tapu senetleridir” diye, işte bizler bu çalışma ile “Şehitler Coğrafyasının” tapusunu okuyucularımızın bilgisine sunmuş olmanın gururunu yaşıyoruz. Aynı şekilde kültürel mirasımızın geleceğe aktarılmasında da emek harcamış olmaktan dolayı büyük bir mutluluk içerisinde olduğumuzu da ifade etmek isterim.

Aslında bu çalışma ilk olarak 2011 yılında o zaman Eceabat Kaymakamı olan Sayın Bülent Uygur’un desteği ile vücut bulmuştu. Ancak çeşitli sebeplerle bir türlü bitirilememişti. 2017 yılında bu konu tekrar gündeme geldiğinde Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanımız Sayın İsmail Kaşdemir, böylesi öneme haiz çalışmanın bitirilmesi istedi. Kendisinin himayesi ve desteği ile çalışmayı nihayete erdirebildik.

2017 senesinin Mayıs ayında tekrardan sahaya çıktık ve gördük ki aradan geçen yıllar içerisinde bazı mezar taşları kaybolmuş veya kırılmıştı. Bunları çalışma içerisinde ayrıca belirttik. Öte yandan 2011 yılında arazideki bitki örtüsünün yoğunluğundan birçok mezar taşının gözümüzden kaçtığını da fark ettik. Alan Başkanlığımız ekiplerinin köy mezarlıklarında yaptığı diri örtü temizliği adeta önümüzü görmemizi sağladı.

2019 senesinde üçüncü kez sahaya çıktığımızda doğa ve insan faktörünün mezar taşları ve kitabeler üzerinde ne kadar etkili olduğuna bir kez daha şahit olduk. Zaman ve mevsimsel koşullar ne yazık ki tahribatı arttırmaktadır. Bu nedenle aslında bu konuda yapılmış çalışmaların geç kalınmış çalışmalar olduğunu kanaatine vardık. Şöyle ki, bu çalışma örneğin elli yıl önce gerçekleştirilmiş olsaydı daha fazla mezar taşı ve kitabe tespit edilip kataloglanacak ve şuan tahribat nedeniyle okuyamadığımız yerlerin okunması mümkün olabilecekti. Bu sebeple çalışma hakkında “geçmişi bugüne taşımakla kalmadı aynı zamanda geçmişi geleceğe de taşımış oldu” iddiasında bulunmanın haksız olmayacağı düşüncesindeyim.

Çalışma esnasında üzerinde yazı bulunan en ufak bir eseri dahi gözden kaçırmamaya büyük özen gösterdik. Ancak insan yapısı gereği elbette tüm çabamıza rağmen yine de gözden kaçırdıklarımız olmuştur. Bu nedenle tüm kusurlarımız için okuyucunun ve tarihin affına sığınırız.

Bu çalışmada Osmanlı Türkçesi ile yazılmış tespit ettiğimiz tüm mezar taşlarının ve kitabelerin günümüz Türkçesine aktarımı yapılmış ve bazı önemli noktalarda açıklamalar yapılmıştır. Bu çalışmanın bir benzerini Rize’nin İydere İlçesinde yapan Recep Koyuncu, İshak Güven Güvelioğlu ve Nebi Gümüş’ün veciz ifadeleriyle “tarihin sessiz fakat güçlü tanıkları”na ses olmaya çalıştık.

Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere 14 Köy, 1 İlçe Merkezinde 829 mezar taşı ve 67 kitabe (çeşme, cami ve şadırvan) üzerinde çalışılmıştır.

 

Köy Adı Köy İçindeki Mevkisi Cinsi
Mezar Taşı Kitabe
Bahşi (Yahşi) Köy Köy Mezarlığı 8
Behramlı Köyü Köy İçi 1
Şahindere Şehitliği ve Harp Yolu 2
Beşyol Köyü Köy Mezarlığı 45
Cami ve Haziresi 4 1
Bigalı Köyü Köy Mezarlığı 15
Eski Köy Mezarlığı 2
Çeşmeler ve Cami Kitabeleri 7
Büyük Anafarta Köyü Köy Mezarlığı 180
Hayrullah Bahçesi 2
Çalı Baba 5
Eceabat İlçesi İlçe Merkezi 2 3
Kabatepe Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi Bahçesi 1
Keçili Köyü Köy Mezarlığı 54
Kilitbahir Köyü Cami ve Çeşme Kitabeleri 22
Cahidi Sultan Cami Haziresi 122 2
Havuzlar Mevkii

(Piyale Paşa Bahçesi Mevkii)

13

(Havuz etrafındaki yazılarla birlikte)

Köy İçinde Dağınık Halde Bulunanlar 17 2
Namazgah Tabyası 1 Numaralı Bonet İçinde 26 1
Saka Baba Dergahı (Kadir Baba) 14
Kilitbahir Kalesi 3
Veli Baba Mevkii 12
Kocadere Köyü Köy İçinde 4
Kumköy Köy Mezarlığı 5
Küçük Anafarta Köyü Köy Mezarlığı 109
Köy İçindeki Çeşmeler 2
Boncukkıran Mevkii 17
Kireçtepe Şehitliği 3 1
Seddülbahir Köyü Köy İçi 16 3
Köy Mezarlığı 8
Tekke Koyu 4
Uzunhıdırlı Köyü Gölet Kenarı 1
Yalova Köyü Akbaş Tekkesi

(Sestos Harabeleri Yanı)

5
Eski Köy Mezarlığı ve Subay Şehitliği 3
Harp Yolundaki Çeşmeler 4
Köy Meydanı, Cami ve Haziresi 10 2
Köy Mezarlığı 129
Yolağzı Köyü Köy Mezarlığı 4
TOPLAM 829 67

2011’den 2019 tarihine kadar devam edip nihayete eren bu çalışma, bahsedildiği üzere sadece mezar taşları ve kitabelerin günümüz Türkçesiyle okunuşlarını içermektedir. Yani bir nevi bundan sonra alanda çalışacak insanlar için ham bilgiyi muhteva etmektedir.

En eskisi 1591-2 tarihli olan 829 Osmanlı dönemine ait mezar taşı ve en eskisi 1492-3 tarihli olan 67 kitabe üzerinde gerçekleştirilen bu çalışma da farklı uzmanlık alanlarına kaynaklık edebilecek bilgiler mevcuttur. Şöyle ki, Osmanlı mezar taşları sadece kabirde medfun kişinin kimliğini vermekle yetinmeyip ait olduğu döneme dair bilgileri de içermesi açısından çok önemli kültürel eserlerdir. 16. yy’dan günümüze kadar uzanan bir sürece ait mezar taşları ve 15.yy’dan günümüze kadar uzanan sürece ait kitabelerde yer alan ifadeler ile yörede geçmişte var olan meslekler, hastalıklar, unvanlar, unutulmuş yer isimleri gibi önemli kayıtlar da tespit edilebilmektedir. Örneğin bu çalışmasının devam ettiği sırada tespit ettiğimiz bazı hususları ayrı makaleler şeklinde bilim dünyasının istifadesine sunduk. Detaylı bahsetmek gerekirse, yapmış olduğumuz çalışmada[1] Kilitbahir Köyü sınırları içerisinde kalan Havuzlar mevkiinin aslında gerçek isminin “Piyale Paşa Bahçesi” olduğu tespit edilmiştir. Yine aynı çalışma içerisinde Kilitbahir Köyü eski muhtarlık binası önünde yer alan ve Sultan III. Ahmet’in damadı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya ait olduğu zannedilen çeşmenin ise aslına Sultan I. Ahmet’in damadı Damat Öküz Mehmet Paşa’ya ait olduğu tespit edilmiştir. Diğer bir çalışmamızda yine Kilitbahir Köyü sınırları içerisinde kalan ve Kadir Baba/Kadri Dede ismiyle bilenen ve tescil kayıtlarında da bu isimle geçen tekke isminin aslında “Saka Baba Dergâhı” olduğu tespit edilmiştir[2]. Başka bir çalışmamızda ise Eceabat şehir merkezinde yar alan Merkez Camii’nin gerçek isminin “Ece Gazi Mescidi” olduğu tespit edilmiştir[3].

Bu tespitlerimize ilaveten Osmanlı Türkçesi bilmeyen bir tıp tarihi araştırmacısı mezar taşlarında yer alan hastalıklar üzerinde çalışabilme imkânı bulabilecektir. Aynı şekilde bir ekonomi tarihçisi mezar taşlarında yer alan meslekler üzerine eğilebilecektir. Yine bunlardan ayrı olarak her biri bir sanat eseri olan ve üzerlerinde nice motifler barındıran mezar taşları, bu sembol ve motifleri yorumlayacak sanat tarihçilerin ilgisini çekebilecektir.

Özetle, bu çalışmanın tarihi Gelibolu Yarımadası üzerine çalışma yapmayı düşünecek sanat tarihçileri, edebiyatçılar, ekonomi tarihçileri, tıp tarihçileri gibi farklı alan ve konularda çalışan bilim insanlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Aynı şekilde yöre insanı da kendi geçmişini bu eserde bulabilecektir.

Çalışmanın iki büyük amaca hizmet edeceği değerlendirmektedir. Bunlardan ilki, tarihimizin en önemli kayıtlarından olan mezar taşlarının ve kitabelerinin fotoğraflanarak kayıt altına alınmış olmasıdır. Diğeri ise yukarıda saydığımız alanlarda çalışan ancak Osmanlı Türkçesi bilmeyen insanlar için bu sahada araştırma yapma olanağı sağlayacak olmasıdır. Böylelikle tarihi alana dair çalışmaların artacağı değerlendirilmektedir.

Bu eser elbette bir kişinin emeği ile vücuda getirilmedi, bu sebeple öncelikle bu çalışmanın nihayete ermesinde maddi manevi desteklerini esirgemeyen başta Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanımız Sayın İsmail Kaşdemir’e hassaten teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım.

Alan Başkanımız İsmail Kaşdemir’in Büyük Anafartalar Çalışmasını Ziyareti 

Ayrıca 2011 senesinde Eceabat Kaymakamı (şuan Altınözü Kaymakamı) olan Sayın Bülent Uygur’a, Alan Başkan Yardımcısı Sayın Zülküf Memiş’e, Alan Başkanlığı’nın kıymetli grup başkanlarından Zeynel Bayseferoğulları, Mustafa Bektaş ve Gökhan Gümüşdağ’a, okumaların kontrolünde büyük emekler sarf eden İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Fuat Örenç ve Prof. Dr. Rıfat Günalan hocalarıma, emekli öğretmen İhsan Pala hocama, köy muhtarlarımıza ve köy sakinlerine, saha çalışmasında bıkmadan fotoğraf çeken Kadir Oral Öztecik ve Bülent Ersöz’e, Tarihçiler; Zekeriya Yıldırım, Sıdıka Yamaç, Tekin Bilgin, Yiğithan İnç, İslam Özdemir ve Melike Bayrak’a, Edebiyatçı Yasemin Birtane’ye Seramik-Cam Sanatçısı Uğur Murat Bülbül’e, Restoratör-Konservatör Emin Murat Özdemir’e, Cihan Bayralı’ya, Alan Başkanlığı şoförlerinden Erdal Bölücek, Tayfun Tapkan, Emre Koş, Koray Tosun ve Mesut Savaş’a ve yine Alan Başkanlığı işçilerinden Levent Topuz, Recep Karabacak ve İzzet Başarır’a ve son olarak sabırla beni destekleyen sevgili eşim Hülya Sabah’a teşekkürü bir borç bilirim.

Öğr. Gör. İsmail SABAH

***

Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Geçmişten Günümüze Kalan Mezar Taşları ve Kitabeler
İsmail Sabah

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Ankara 2019.
632 sayfa

***

Saha çalışmasından bir kesit

 

[1] SABAH, İ . (2018). Kaptan-ı Derya Halil Paşa ve Damat Öküz Mehmet Paşa Çeşmeleri Üzerine Bazı Tespit ve Değerlendirmeler. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 15 (2), 407-424

[2] SABAH, İ . (2019). Tarihi Yarımadada Unutulmuş Bir İsim ve Zamana Direnen Bir Mekân: Saka Baba Dergâhı. IBAD Sosyal Bilimler Dergisi , (Özel Sayı), 90-115.

[3] SABAH, İ., (2019). Savaşın Madalyalı Sivil Kaymakamı: Eceabat (Maydos) Kaymakamı Rami Bey. Anafarta 1 (4), 31-34.

693 okunma

Bir düşünce üzerine “Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Geçmişten Günümüze Kalan Mezar Taşları ve Kitabeler (İsmail Sabah)

  1. Ömer Çakır

    Çanakkale ve yöresi eski harfli kitabeler bakımından çok zengin bir hazineyi bünyesinde barındırıyor. Bu malzemeye dikkat çekmek ve yeni çalışmaları teşvik için vaktiyle birkaç araştırma yapmış ve ilim âlemi ile paylaşmıştım. Şöyle ki;

    -“Lapseki ve Yöresindeki Eski Harfli Kitâbelere Kültürel ve Edebî Bir Bakış”, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi-Lapseki Belediyesi, “Lapseki Sempozyumu”, 23-24 Haziran 2007; Lapseki Sempozyumu 07, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Matbaası, Çanakkale, 2007, s. 277-288.

    -“Çanakkale ve Yöresi Türk Mahkûk Edebiyatı Numûnelerine Dair Bazı Tespitler”, (Mümine Çakır ile birlikte), Çanakkale Merkezi Değerleri Sempozyumu, 25-26 Ağustos 2008, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Yayınları, Çanakkale, 2008, s.563-577.

    -“Çimenlik Kalesi’nin Tamir Kitâbesi Hakkında Bir Vesîka ve Bir Tashih”, Çanakkale Merkezi Değerleri Sempozyumu, 25-26 Ağustos 2008, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Yayınları, Çanakkale, 2008, s.837-845.

    Sayın İsmail Sabah’ı ve diğer emeği geçenleri Çanakkale ve yöresindeki bahse konu kültürel hazinenin Gelibolu Yarımadası’nda bulunan kısmını günümüz okuru ile buluşturdukları için kutlarım.
    Keşke, Boğaz’ın Anadolu yakasında bulunan mezar taşları ve kitabeler ile ilgili de kapsamlı çalışmalar yapılsa…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir