GELİBOLU’YU ANLAMAK

Çanakkale Şehidi Hüseyin Ağa ve Mektuplarının Avustralya’ya Uzanan Serüveni (Mustafa Onur Yurdal)

Yeni Zelandalıların Çanakkale Muharebeleri’ndeki resmi tarih yazıcısı sayılan Fred Waite, The New Zealanders at Gallipoli adlı eserinde, Çanakkale Muharebeleri sırasında 19 Mayıs Türk taarruzu ve 24 Mayıs ateşkesini aktardığı bölümde, Peninsula Press adlı bir gazetenin sayfasını paylaşmıştır. Charles Bean’in Gallipoli Correspondent isimli eserinde ifade ettiği şekliyle bu gazete, askerlerin cepheden haberler aldığı, Yüzbaşı Maxwell tarafından sansüre tabi olunan resmi ve gayri resmi haberlerden oluşturulan ve Gökçeada’da basıldıktan sonra (Genel Karargah’ta) cephede birliklere, tabur seviyesine dek karargâhlara gönderilen bir gazeteydi[1]. Alışılagelmiş cephe haberlerini veren gazetenin 3 Temmuz 1915 tarihli 44. sayısını diğerlerinden farklı kılan bir yönü vardı. Fark yaratan bu husus, “Hüseyin Ağa” isimli şehit bir Türk askerinin üzerinden çıkan, eşi ve kayınpederi tarafından kendisine gönderilmiş mektupların İngilizce tercümesinin gazetede yayınlanmış olmasıydı.

Resim 1. The Peninsula Press 3 Temmuz 1915 tarihli nüshasında Hüseyin Ağa’ya gönderilen mektupların İngilizce tercümesinin bulunduğu sayfa

 

Mektubun sunuşunda aslında mektupların benzer karakteristiğe sahip iki farklı mektup olduğu ifade ediliyor. Buradan kasıt, selamlaşma, hal-hatır, sağlık durumlarını sorma şekli ve vedalaşma cümlelerindeki benzerlikler olsa gerektir.

Mektup, yalnızca Peninsula Press’de yayınlanmakla kalmamış, bazı askerlerin bu mektubu eve gönderdiği tespit edilmiştir. 3’üncü Avustralya Sahra topçu Tugayı 8. Batarya askerlerinden Onbaşı Hector Roy McLarty[2] Mayıs ayında eve gönderdiği mektupların arasında, Hüseyin Ağa adlı askere gönderilen bu mektubun farklı bir versiyonu olan -ve birlik ceridesi/istihbarat raporları vb. bir dosyadan alındığı izlenimi veren- bir kopyasını göndermiştir.

Resim 2. Onbaşı Hector Roy McLarty’nin eve gönderdiği mektupları arasında bulunan Hüseyin Ağa’ya ait mektup. Mektubun başında “Cephede bir Türk askerinin üzerinde bulunan mektuplar” yazmakta.[3]

 

Resim 3. Onbaşı Hector Roy McLarty’nin mektuplarının başında bulunan metin. Bu mektupların sahibi olan Hector Roy McLarty’nin askeri safahatından kısaca söz edilmektedir[4]

 

Cephede şehit düşen Hüseyin Ağa’nın üzerinden çıkıp Peninsula Press’te tercüme edilerek yayınlanan mektupların içeriği şöyleydi.

Kayınpederi Faik tarafından yazılan mektup:

“Sevgili Damadım Hüseyin Ağa’ya,

Öncelikle selam eder gözlerinden öperim. Mustafa da gözlerinden öper. Kerim de selamlarını yolluyor. Kızın Ayşe ellerinden öper. Sağlığımızı soracak olursan, Allah’a şükür, hepimiz iyiyiz ve iyi olmak için Allah’a duacıyız. Annen gözlerinden öper ve Abdullah iki elinden öper.

Kardeşin Bayram’ın karısı öldü -Allah sana uzun ömürler versin- ama ölmeden önce dünyaya bir bebek getirdi. Bebek de öldü. Allah’ın takdiri, ne diyelim! Kardeşin Bayram da askere alındı. Sağlığı için Allah’a duacıyız.

Yolladığın para geldi. Allah’a şükrediyoruz çünkü şu aralar herkes para sıkıntısı çekiyor.

Herkes selam gönderiyor, ellerinden, gözlerinden öpüyor. Allah seni korusun.

Baban Faik”

Karısı Fatma’dan gelen mektup:

“Sevgili Kocam Hüseyin Ağa’ya,

Nasılsın, sağlığın iyidir inşallah. Kızın selam eder, ellerinden öper. Sen gittiğinden beri kimseyle görüşmedim. Gittiğin günden beri hiç huzur bulmadım. Annen o günden beri ağlıyor. Hepimiz kötüyüz.

Karın kendi kendine diyor ki: “Kocam buradayken geçinebiliyorduk.” Sen gittiğinden beri elimize hiçbir şey geçmedi. Ne olur çabuk yaz, ne kadar para gönderebiliyorsan gönder. Bütün arkadaşların ellerinden, gözlerinden öperler.

Allah seni de bizi de bu savaşın felaketlerinden korusun.

Karın Fatma”

Onbaşı Hector Roy McLarty’nin kişisel mektupları[5] arasında bulunan Hüseyin Ağa’ya gönderilmiş mektupların bu versiyonunun yukarıda bahsettiğimiz gibi bir birlik ceridesi veya istihbarat  dosyasına ait olma durumunu göz önüne alarak, onbaşının mensubu olduğu alt birlik olan 3. Sahra Topçu Tugayı 8. Batarya ve ana birliği olan Tugayın cerideleri ve bağlı bulundukları tümen, Anzak Kolordusu’na ait istihbarat dosyaları incelenmiş, fakat mektupla alakalı bir kayda rastlanılmamıştır[6].

Çanakkale ‘de Düşmanlığı Unutturan Mektup

Bu aşamada mektup her ne kadar tüm askerlerin erişebileceği bir cephe gazetesinde yayınlanmış olması nedeniyle propaganda amaçlı olduğu ihtimalini ortaya koysa da, içerik açısından incelendiğinde Anzak askerlerinin Türk askerine sempati ve empati duyabileceği bir içeriğe sahip olup, karşıt propagandaya neden olabilecek bir çerçeveye bile sahiptir. Bu durum bizi mektubun başka bir birlik askeri/askerleri tarafından ele geçirildiği, askerlerin arasında bu mektubun bir şekilde dolaştığı ihtimaline yönlendiriyor.

Bu açıdan yaklaşıldığında şehit Türk askeri Hüseyin Ağa’nın üzerinden çıkan mektup, muhtemelen istihbarat değeri olup olmadığı için Genel Karargah’ta tercüme edilmiş, şahsi bilgi içerdiği anlaşılınca işin rengi değişmiştir. Bu anda mektubun kendisi ve içeriğine yönelik askeri ve istihbarî bakış kaybolarak mektup son derece insanî, duygusal bir mahiyet kazanmıştır. Şehit bir Türk askerine ailesinden gelen bu mektuplar, savaş alanında hasım olarak karşı karşıya gelen insanları insanî bir noktada birleştiriyor. Mektup sayesinde Anzak askerleri Hüseyin Ağa ile empati kuruyorlar. Kendilerini onun yerinde düşünerek saygılı bir yaklaşımla ailesinden gelen mektubun tercümesini gazetelerinde yayınlıyorlar. Harp alanında okunan bu gazete sayesinde Hüseyin Ağa’ya gelen mektuptan cephedeki askerler haberdar oluyor. Ve bu askerlerden bazıları bu mektubu kendi şahsi mektuplarında paylaşıyorlar. Savaş alanında mektup üzerinden oluşan empati, düşmana karşı saygı ve sempatiyi doğuruyor.

Diğer taraftan, Hüseyin Ağa’nın kim olduğuna dair içimizde uyanan merak hissi, hakkında bir araştirma yapmamıza yol açtı.

Hüseyin Ağa Kimdir?

Türk askerlerinin okuma yazma oranları göz önüne alındığında Hüseyin Ağa’nın subay, subay namzedi veyahut gedikli olabileceği büyük ihtimal dâhilindedir. Bu ipuçları ve ihtimalleri bir arada ortaya koyduktan sonra 1. Dünya Savaşı şehit listesini incelediğimizde Çanakkale Cephesinde iki farklı tarihte şehit olan ve farklı birliklere mensup Hüseyin Ağa adlı iki şehit teğmenin varlığı belirmiştir.

Bu şehitlerin bilgileri incelendiğinde, mektubun 17.i Alay’a mensup olan Teğmen Hüseyin Ağa’ya ait olma ihtimali oldukça azalıyor. Nitekim kendisi Haydarpaşa Hastanesi’nde tedavi sırasında şehit olduğu için kendisine ait mektubun müttefik askerleri tarafından ele geçirilmiş olması pek mümkün görünmüyor. Ayrıca her ne kadar kendisinin ne zaman yaralandığı bilgisine vakıf değil isek de, zaten mektubun Peninsula Press gazetesinin 3 Temmuz sayılı nüshasında yayınlandığını ele aldığımızda, yine mektubun 29 Haziran 1915’te şehit olmuş 17. Alay’a mensup Teğmen Hüseyin Ağa’ya olamayacağını tekrarlıyor gibi görünmektedir.

Geriye şehit listesinde “Hüseyin Ağa” adını taşıyan tek bir şehit Teğmen kalıyor, o da 13. Alay’a mensup Teğmen Hüseyin Ağa. Bu açıdan bakıldığında; hem Fred Waite’nin bu mektubun İngilizce tercümesinin basılı olduğu Peninsula Press gazete sayfasını tam 19 Mayıs Türk taarruzu ve 24 Mayıs Ateşkesinin aktarıldığı bölümde vermesi, hem de Onbaşı Hector Roy McLarty’nin mektubun kendindeki versiyonunun Mayıs ayı sonralarında yazdığı mektuplar arasında olması, mektubun sahibi olan Hüseyin Ağa’nın 13. Alay’a mensup olabileceğine işaret etmektedir zaten.

13. Alayın cepheye gelmesi ile birlikte 1 Mayıs taarruzlarından itibaren yer yer Arıburnu hattının sol kuvvetinde, yer yer cephenin merkezinde kimi zamanda ihtiyat olarak cephede muharebelere katılmıştı. 16/17 Mayıs gecesi Kolordu Komutanlığı’nın emriyle, 13. Alay Çataldere’ye nakledilerek cephenin merkezine alınmıştır. O zaman Arıburnu Mıntıkası Kuvvetleri Komutanlığı’nı yürüten Yarbay Mustafa Kemal bu durumu “Arıburnu Muharebeleri Raporu” adlı eserinde şu şekilde açıklar:

…13. Alay’ın Çataldere’ye sürülmesindeki amacın söz konusu mevkiden doğrudan doğruya merkez mıntıkası takviye olunabileceği gibi, merkez kuvvetleri ile sağ kanat kuvvetlerimizin arasında düşmanın taarruz etmek istediği Bombasırtı cephesine çabucak ve kolaylıkla yetişmek, genel olarak yapılan gizli yollarla gece ve gündüz sağ kanada ve sol kanada gizlice yetişebilmek imkânının sağlanmış olmasından ibaret olduğunu arz ettim. Bu suretle Kuzey Grubu’nun emir ve arzusu doğrultusunda 19. Tümen’i teşkil edecek birlikler Arıburnu cephesinin sağ kanadına ve 5. Tümen birlikleri merkezine, 16. Tümen sol kanada toplanıp düzenlenmişti.[7]

 

Resim 5. 19 Mayıs taarruzu sırasında tarafların karşılıklı durumunu gösterir arazi görüntüsü üzerine işlenmiş kroki. (Grafik: Şaban Murat Armutak)[8]

19 Mayıs günü 3.30’da başlayan taarruz sırasında Merkeztepe’ye hücum eden 13. Alay, tepeyi almak için giriştiği mücadelede ağır makinalı tüfek ateşine maruz kalmış, taarruz hattındaki birçok birlik gibi çok kayıplar vermişti. Günün ağarmasının ardından yeniden düzenlenen taarruz planına göre 15. Alay’ın iki taburu bu şeride sürülerek Merkeztepe’nin mutlak surette alınması istenmişti. Taarruzun kesin ekseni Merkeztepe olacak ve 13. Alay, şimdi elinde bulunan beş tabur ile birlikte bu tepeyi düşmandan öğlen vaktine kadar koparıp alacaktı.

Bu safhadan sonrasını 3. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Fahrettin (Altay) şu şekilde naklediyor:

19 Mayıs 1915 sabahı fecirle başlayan saldırı şiddetle devam ettiği halde düşmanın ateş perdesini geçmek mümkün olamamış iki taraf siperleri arası şehitlerin cesetleri ve yaralılarla dolmuştu. Safha safha devam eden bu saldırı sırasında Mustafa Kemal sol yanındaki 13. Alay’ın bu saldırıya katılması için emir vermiş, fakat saldırı sırasında alayın yarıdan fazlasının eriyip gittiğini gözlerimle görmüştüm. Öğle vakti savaş kendiliğinden kesildi. Esat Paşa da «Dur» emrini verdi. Yarı mevcudundan fazlasını bu şiddetli saldırılarda kaybeden 2. Tümen geri alındı, yerine Rüştü Bey’in komutasındaki 16. Tümen gönderildi. Bugünkü zayiatımızın üç bin şehit, yedi bin yaralı olduğunu öğrendiğimiz vakit gözlerimiz yaşarmıştı”[9]

Teğmen Hüseyin Ağa’nın şehadet tarihi 18 Mayıs günü olarak görülse de, 18 Mayıs günü 13. Alay henüz ön hatlara tam yerleşmediğinden ve hatırı sayılır çarpışma olmadığından, bir Türk şehidinin cesedinin düşman tarafında kalacağı ve mektubun karşı tarafın askerlerince ele geçirilebileceği bir durum olamayacağı sebebiyle özellikle 19 Mayıs taarruzundan söz edilmiş, Hüseyin Ağa’nın 19 Mayıs günü taarruzlarında şehit olma ihtimalinin daha yüksek olduğu düşünülmüştür.

Teğmen Hüseyin Ağa’nın 18 veya 19 Mayıs’ta şehit düşmesi karşı siperde bulunan birlikleri farklı kılmamıştır. Yukarıdaki krokiden anlaşılacağı üzere 19 Mayıs taarruzu öncesindeki birliklerin düzenine göre 13. Alay’ın taarruz edeceği Merkeztepe bölgesi 4. Avustralya Tugayı (13., 14., 15. ve 16.ı Taburlar), 14. Alay’ın taarruz edeceği Boyun (Courtney’s Post) bölgesi ise 1. Avustralya Hafif Süvari Tugayı (1., 2. ve 3. Hafif Süvari Alayları) tarafından tutulmaktaydı. Taarruz esnasında birliklerin düzeninin bozulma ihtimali de ön görülerek hem 13. hem 14. Alay’ın karşılarında bulunan birliklerin Mayıs-Haziran aylarına ait harp cerideleri incelenmiş, Teğmen Hüseyin Ağa’nın mektubuna ilişkin bir kayda rastlanılmamıştır.[10]

Hüseyin Ağa Siperi

2 Haziran 1915 günkü düzenleme ile 5. Tümen ihtiyat olarak geri çekilince onun sorumluluk alanı 19. ve 16. Tümenlerce paylaşılmış, 19.u Tümenin sorumluluk sahası Gedik Dere’ye kadar uzatılmış, 57.i Alay Bombasırtı güneyi (Quinn’s Post karşısı) ile Gedik Dere arasındaki mevzilerden (31-50 numaralı mevziler) sorumlu olmuştu. Boyun bölgesini çevreleyen 31-35 Numaralı siperler bir tabur sorumluluğuna verilmiş, belli bir plan dâhilinde Alay birliklerince rotasyona tabi tutularak savunulmuştu. İşte tam burada bu siperlerin gösterildiği 19. Tümen Ceridesinde 35 numaralı siperde Hüseyin Ağa adı karşımıza çıkıyor. Kroki’de 35 numaralı siper “Hüseyin Ağa Siperi” olarak tanımlanmış.

 

Resim 6. 35 numaralı Hüseyin Ağa siperini gösterir kroki.[11]

 

Resim 6.1. 35 numaralı Hüseyin Ağa siperinin işaretlendiği noktanın yakın plan görünümü

 

Resim 7. 35 numaralı siper olan Hüseyin Ağa siperinin uydu görüntüsü, kroki ve Şevki Paşa haritası üzerinden tanımlanması. (Grafik: Şaban Murat Armutak)

 

35 nolu siperin adı değişip Hüseyin Ağa Siperi olunca harp ceridelerinde bu şekilde isimlendirilmeye devam edildiği görülmüştür.

57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni, 5 Haziran 1915 günü 19. Fırka Kumandanlığına yazdığı raporda şöyle bahsetmiştir:

“3. Taburun bugün mevcut zabitanı bir yüzbaşı bir mülâzım-ı evvel bir sânîden ibaret yalnız üç zabit kaldığından bizzarur 2. Taburla tebdil edilmiştir. Yalnız Hüseyin Ağa siperinin tebdili gurûba kalmıştır. Bu siperin esna-yı tebdilinde bir şehit ile beş mecruh verilmiştir.”[12]

6 Haziran günü başka bir raporda ise şöyle bahsetmiştir:

“Bu gece 12.20’de 35 numaralı Hüseyin Ağa siperin sol cenahına karşı bir manga kuvvetinde düşman tarafından taarruz edilmek istenilmiş ise de şiddetli ateşimiz üzerine ancak dört neferi kurtulabilmiş diğerleri telef edilmiştir. Başka şayan-ı arz vukuat olmadığı maruzdur.”[13]

Hüseyin Avni Bey 19 Haziran günü yazdığı raporda da bu siperden bahsetmiştir:

“1- 31 ve 34 numaralı siperler kâmilen örtülüp dünkü bombardımandan yıkılan kısımlar da yine tecdiden örtüldüğü.

2- 31 numaralı siperde açılan dehliz iki metre ilerlemiştir.

3- Hüseyin Ağa Siperi’nde düşmanın bomba endahtına mahsus olan mahallin kesilmesi için başlatılan hafriyat üç metre ilerlemiştir.

4- 34 numaralı siperin ikinci hattının inşasına başlandığı istihkâm bölüğü kumandanlığından alınan rapor üzerine maruzdur.

57. Alay Kumandanı Kaymakam Avni”[14]

 

Hüseyin Ağa’dan haberdar olmamıza vesile olan bu mektuplar, hiç şüphe yok ki İngiliz/Anzak askerleri üzerinde duygusal bir etki bırakmıştır. Karşılıklı siperlerde ölümüne mücadele ettikleri hasımlarının, tıpkı kendileri gibi ailelerinden gelen mektupların sıcaklığını hissetmek için koyunlarında sakladıklarını görmüşler, onların da yine kendileri gibi bir oğul, eş ve baba olduklarını hatırlamalarına vesile olmasından dolayı bu mektubu sahiplenmişlerdir. Belki de bu mektup, küçük bir an için bile olsa Çanakkale muharebe alanında “düşmanlığı unutturan” insanî bir durum yaratmıştır.

Yukarıda anlatıla gelen mektup sahibinin hikayesi ve yaşanan muharebelerin öyküsü ne bahsi geçen mektubun kesin bir şekilde 13. Alay 3. Tabur 10. Bölük’ten şehit Teğmen Hüseyin Ağa’ya ait olduğunu gösterir ne de bu sipere kesin bir şekilde kendisinin adının verildiğini gösterir.

Fakat bir şekilde büyük bir tesadüfler silsilesi veyahut benzerlikler mevcut değil ise, bu mektubun büyük ihtimalle iddia edildiği şekilde 18 Mayıs günü şehit olduğu belirtilen 13. Alay 3. Tabur 10. Bölük’ten şehit Teğmen Hüseyin Ağa’ya ait olduğunu ve yine büyük ihtimalle bahsi geçen bu sipere de onun adının verildiği söylenebilir. Eminim, resmi tarih belgelerimizin yardımıyla şehit Teğmen Hüseyin Ağa ve onun kahramanların adları ve gerçek hikayeleri tam manasına kavuşacaktır.

 

 

KAYNAKÇA

 

Arşivler

ATASE:

5384-183-H7-1-3a.

5384-183-H7-1-8a.

5384-183-H8-1-3.

5384-183-H8-1-3a.

AWM:

https://www.awm.gov.au/collection/C2126441

https://www.awm.gov.au/collection/C1338747

https://www.awm.gov.au/collection/C1338757,

https://www.awm.gov.au/collection/C1338758

https://www.awm.gov.au/collection/C1338654

https://www.awm.gov.au/collection/C1339128

https://www.awm.gov.au/collection/C1339173

https://www.awm.gov.au/collection/C1339322

https://www.awm.gov.au/collection/C1339174

https://www.awm.gov.au/collection/C1339175

https://www.awm.gov.au/collection/C1338856

https://www.awm.gov.au/collection/C1338851

https://www.awm.gov.au/collection/C1338850

https://www.awm.gov.au/collection/C1338849

Tetkik Eserler

Altay, F., Hatıraları, Ç., & Çanakkale Hatıraları, I. I. (2002). Arma Yayınları. Yay. Haz. Metin Martı, İstanbul.

Aspinall-Oglander, C. F. Büyük Harbin Tarihi Çanakkale Gelibolu Askeri Harekâtı. 2 vols. [Turkish translation of the English original Military Operations Gallipoli, 2 vols, London: William Heinemann, 1929–1932]. Translated by Tahir Tunay, M. Hulusi. İstanbul: Askeri Matbaa, 1939–1940.

Ataksor, Halis. Çanakkale Raporu: Binbaşı Halis Bey’in Savaş Notları, edited by Serdar H. Ataksor. İstanbul: Timaş Yayınları, 2008.

Atatürk, Mustafa Kemal. In Anafartalar Muhaberatına Ait Tarihçe [A History of the Anafartalar Battle], edited by Uluğ İğdemir. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1962.

Bean, C. E. W. (1917). Gallipoli correspondent: the frontline diary. EW Bean.

Bean, C. E. W. (1924). The Story of Anzac: From 4th May 1915 to the Evacuation of the Gallipoli Peninsula (Vol. 2). Angus and Robertson.

Bean, C. E. W. (1948). Gallipoli mission. ABC Enterprises (Australian Broadcasting Corporation).

Çanakkale Muharebelerinde 19’uncu Tümen Harp Cerideleri, C3 (08.05.1915-24.05.1915), Genelkurmay Personel Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratesi Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2017.

Çanakkale Muharebelerinde 19’uncu Tümen Harp Cerideleri, C4 (25.05.1915-29.06.1915), Genelkurmay Personel Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratesi Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2017.

Karakaya, M., Mutlu, Çanakkale Savaşı’nda 14. Alay ve Mustafa Kemal Atatürk, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2019.

Mehmed Hayri. Harbi Umumi’de Çanakkale Muharebâtı Berriyesi Anafartalar Grubu [Land Battles of the Dardanelles during the First World War: Anafartalar Group]. İstanbul: Erkân-ı Harbiye Mektebi Matbaası, 1336, 1920.

Ruşen Eşref [Ünaydın], Mustafa Kemal Çanakkaleyi Anlatıyor. İstanbul: Ak Bank Yayınları, 1981.

Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi: Osmanlı Devri: Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: Çanakkale Cephesi Harekâtı (Haziran 1915 – Ocak 1916), 5. Cilt. 3. Kitap, haz. İrfan Tekşüt, Necati Ökse, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE), Ankara 2012.

Türk Silahlı Kuvvetleri tarihi: Osmanlı Devri: Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi: Çanakkale Cephesi Harekâtı (25 Nisan 1915 Mayıs 1915) 5. Cilt, 2. Kitap, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, (ATASE) Ankara 2012.

Ulu, Cafer. “Çanakkale Muharebeleri Sırasında Basının Propaganda Aracı Olarak Kullanılması: Harp Mecmuası Örneği.” Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı 10, 12 (Spring 2012): 66–78.

Uyar, Mesut Edward, and J. Erickson. A Military History of the Ottomans from Osman to Atatürk. Santa Barbara, CA: Praeger Security Studies & ABC-Clio, 2009.

Waite, C. F. The New Zealanders at Gallipoli.1921.

 

Elektronik Kaynaklar:

https://canakkalemuharebeleri1915.com/makale-ler/yucel-ozkorucu/223-ariburnu-muharebeleri-10-19-mayis-1915

https://canakkalemuharebeleri1915.com/genel/muharebe-alani-yer-isimleri/ariburnu/496-boyun-courtney-s-post

[1] Bean, C. E. W. (1917). Gallipoli correspondent: the frontline diary. EW Bean.

[2] https://www.aif.adfa.edu.au/showPerson?pid=201820

[3] https://www.awm.gov.au/collection/C2126441

[4] https://www.awm.gov.au/collection/C2126441

[5] https://www.awm.gov.au/collection/C2126441

[6] https://www.awm.gov.au/collection/C1338747, https://www.awm.gov.au/collection/C1338757, https://www.awm.gov.au/collection/C1338758

[7] Atatürk, K., & İğdemir, U. (1986). Arıburnu muharebeleri raporu. Türk Tarih Kurumu.

[8] https://canakkalemuharebeleri1915.com/makale-ler/yucel-ozkorucu/223-ariburnu-muharebeleri-10-19-mayis-1915

[9] Altay, F., Hatıraları, Ç., & Çanakkale Hatıraları, I. I. (2002). Arma Yayınları. Yay. Haz. Metin Martı, İstanbul.

[10]https://www.awm.gov.au/collection/C1338654,https://www.awm.gov.au/collection/C1339128,https://www.awm.gov.au/collection/C1339173,https://www.awm.gov.au/collection/C1339322,https://www.awm.gov.au/collection/C1339174,https://www.awm.gov.au/collection/C1339175,https://www.awm.gov.au/collection/C1338856,https://www.awm.gov.au/collection/C1338851,https://www.awm.gov.au/collection/C1338850,https://www.awm.gov.au/collection/C1338849

[11] Çanakkale Muharebelerinde 19’uncu Tümen Harp Cerideleri, C4 (25.05.1915-29.06.1915)

[12] 5384-183-H7-1-3a.

[13] 5384-183-H7-1-8a.

[14] 5384-183-H8-1-3; 5384-183-H8-1-3a.

1.589 okunma

2 üzerine düşünceler “Çanakkale Şehidi Hüseyin Ağa ve Mektuplarının Avustralya’ya Uzanan Serüveni (Mustafa Onur Yurdal)

  1. Ömer Çakır

    Çanakkale Muharebeleri ile ilgili çalışılması en zor konulardan biri mektuplardır. Bunu vaktiyle Türk Harp Edebiyatında Çanakkale Mektupları (Ank., 2009) adlı çalışmamda tecrübe etmiştim.
    Sayın Mustafa Onur Yurdal, Hüseyin Ağa’nın mektubunun peşine düşmüş ve titiz bir araştırma yapmış. Çalışmasından yeni şeyler öğrendim. Kendisini kutlarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir