Küller Ardında Bir Mucize – Akbaş Şehitliği ( Ahmet Yurttakal)


Hepimizin yüreğini yakan Yalova köyü yakınlarındaki yangının söndürülmesinden daha bir hafta geçti. Fakat acısı hala yüreklerde. Bu yangının olduğu gün mavi gökyüzünü siyah ve gri bulutlar kaplamıştı. Hatırlayacağınız üzere yangın durduktan sonra tekrar başlamış, oldukça büyük bir alan yanmıştı. Bu facia ile ilgili  ayrıntılar sizlere www.geliboluyuanlamak.com adlı sitemizden duyurulmuştu.


Peki o küller altında kalan yerlere ne olmuştu? Nereleri yanmış ve nerelere kadar gitmişti bu yangın? Felaketin  izlerini görmek için geçtiğimiz hafta sonu bir grup arkadaşlarımla beraber yangının çıktığı bölgedeydik. Yalova köyü sakinleriyle konuştuk. Onların anlatımlarına göre “Yangına sebep olan kişiler, tarlada anız makinesi ile çalışırken, makinenin bilyaları dağıldığını  fark etmemişler.  Makine arızasını tamir etmeye çalışırken, dağılan kızgın bilyalar anız ve balyaları yakmaya başlıyor,  alevler yayılıyor.” İki gün boyunca yüzlerce hektar orman arazisi yanmış. Köylüler mağdur . Birçok zeytinlik de bu yangında harap olmuş. Alevler Eceabat-Gelibolu yoluna , Akbaş şehitliğinin yakınlarına kadar uzanmış.


 


Yangının ardında kalan küller


Akbaş şehitliğine vardığınızda etrafınıza baktığınızda her şeyi aydınlatıyor. Yanan yerler. Simsiyah olmuş toprak, sararmış ve kararmış ağaçlar…


Şehitliğe uğruyoruz. Yangın buraya kadar ulaşmış, şehitliğin etrafındaki araziyi sarmış. Çevrede hala yanık kokusu var. Bütün ağaçlar sanki matem havasına bürünmüş gibi. Etrafına baktığımızda gözlerimize inanamıyoruz. Her yer yanmış, simsiyah ama ortada şehitliğe hiçbir şey olmamış, hatta hâlâ yeşilliğini koruyor.  Bakışlarımız bu mucizeye takılıyor. “Ateşin yakmadığı” bu yerlere gözlerimiz inanamıyor.




Şehitliğin hemen üzerindeki kısımlar yanmış.  Otlar yanmış, bazı ağaçların gövdeleri simsiyah bir vaziyette.



Şehitliğin ana yoldan tarafındaki arazi de yanmış, yangın şehitliğin duvarına yakın şekilde ilerlemiştir. Fotoğrafta gördüğünüz gibi toprak simsiyahtır. Şehitliğin yanındaki görülen ağaçlara ateş ulaşmamıştır.


Şehitliğin karşısındaki tarladaki anızların büyük kısmı yanmış, sadece belli bir kesim kalmış. Alevlerin ulaştığı son nokta bu tarladır.



Ve son olarak da şehitliğin Yalova Köyü tarafındaki tarlanın görünümü. Burası da küller içinde simsiyah. Ufukta görünen tepelerde yangının izlerini görmeniz mümkün. Ağaçların büyük kısmı hala duruyor fakat gövdesi ve yaprakları  simsiyah olmuş vaziyette.


Cephanelik Dere


Şehitliğin ardından Yalova köylülerinin ifadesiyle “cephanelik dere”ye gidiyoruz. Burası yangının ortasında kalmış ve patlamaların duyulduğu bölgedir.  Bu dereyi gezdikçe yüreğimizin sızısı artıyor. Derede birçok yerde çukurlar ve toprak yığını göze çarpıyor. Bu derenin Çanakkale savaşları sırasında cephaneliğin bu derede saklandığını öğreniyoruz.



Cepheye uzak olan bu dere, dar bir vadi olduğu için savaş sırasında cephanelik olarak kullanılmış. Gezdiğimiz yerlerde çok sayıda şarapnel parçaları bulduk.



Dereyi gezerken en çok şu dikkatimi çeken o yanan ve kül olmuş yerlerde hiçbir hayvanın olmamasıydı. Kuşların bile ötmediği terk ettiği bu yerler adeta matem havasını anlatıyordu bize. Toprak simsiyah, ağaçların gövdeleri yanmış, kimi ağaçlar devrilmiş vaziyetteydi.


Dileriz bu tür yangınlar ülkemizin hiçbir yerinde olmasın. Ve şunu kesinlikle unutmayalım; yangında sadece ağaçlar mı ölüyor! Bunları düşünüp tedbiri elden bırakmayalım.

Bir cevap yazın