GELİBOLU’YU ANLAMAK

57. Piyade Alayı ve Sancağı (Ahmet Yurttakal)

57. Piyade Alayı Arıburnu’nda gösterdiği kahramanlıkla tarihe “Şehitler Alayı” olarak geçer. Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum.” sözleri sonrası askerler canları pahasına mücadele etmiştir. Gece gündüz demeden muharebelerde sürekli askerin yanında olan Hüseyin Avni Bey, bir süre Sağ Cenah Komutanlığı vazifesini de yürüterek yaklaşık üç alayı birden yönetmiştir.

Başkumandan Vekili Enver Paşa, cepheye geldiğinde 57. Alay’ın üstün mücadelesini ve fedakârlığını takdir ettikten sonra, Hüseyin Avni Bey’i “canını verircesine çaba gösterdiği” için överek rütbesini yarbaylığa yükseltmiş, taltif etmiştir.

25 Nisan’dan Mayıs başına kadar 57. Alay’da, 24 subay ve 508 er şehit ol­muş; 14 subay, 1.161 er yaralanmış, 354 er de kaybolmuştur. Alayın toplam zayiatı 2.061 kişidir.[1]

57. Alay’ın taburlarındaki asker sayısı iyice azaldığından Hü­seyin Avni Bey taburları birleştirmeyi uygun görür. 5 Mayıs iti­bariyle 57. Alay’ın mevcudu 704 er ve 10 subaydan ibarettir.[2] Hüseyin Avni Bey, 5 Mayıs günü saat 15.30’da Tümen Komutanlığına yazdığı raporda alayının kahramanca mücadele ettiğini, alay mevcudunun üçte birinden fazlasını kaybettiğini belirterek şanlı alayının şan­lı sancağına da bir nişanın verilmesini talep eder:

 

19. Tümen Kumandanlığı’na

5 Mayıs 1915

Saat 15.30

Cesarettepe Doğu Sırtlarından

 

Harbin başladığı 25 Nisan 1915 tarihinden beri düşmana merdane ve fedakârca saldıranve şimdiye kadar askerin ibraz ettiği şiddetli hücum ve besalet-i kahramane ile şan ve namus-ı askerisini ilâya muvaffak olan 57. Alay harbin başından beri efrad ve zabitan ci­hetiyle mevcudunun üçte birinden fazlasını kayıp ettiği halde bi­le bugün azim ve sebat ve metanetine katiyen halel getirmeksizin düşman safları önünde ve ilk hatta bulunarak fırsat buldukça gece yaptığı hücumları ile onları adım adım ezme ve tepeleme ve siper­lerini mahv ve tahrip etmektedir.

Süngülerini düşmanın bağrına daldırdığını süngü yaralarıyla delik deşik olarak takdim ettiği düşman kaputuyla ispat eden alayımız gerek taarruz ve gerekse müdafaada kabiliyet ve haslet-i cengave­ranesiyle mevcut alayların içerisinde birinciliği elde etmiştir. Ala­yın harbin tarihine altın yazılar ile yazılacak fedakârlıkları bütün kumandanlıklar tarafından takdir edildiği şüphesizdir. Sonrakilere bir eser-i celadet bırakıp bunların da aynı fedakârlıkları ihtiyar et­melerini mucip olacak ve nişane-i kahramananeye hak ettiğinden şanlı alayımızın şanlı sancağına da bir nişanın verilmesine müsaade buyrulması maruzdur.

 

Sağ Cenah Kuvvetleri ve 57. Alay Kumandanı

Binbaşı Avni[3]

Hüseyin Avni Bey’in şehadetinden sonra 57. Alay komutanlığına kısa bir süre 2. Tabur Komutanı Binbaşı Murat Bey vekâlet etti, kendisi 24 Ağustos 1915’te 11. Tümen emrine atanınca 3. Tabur Komutanı Binbaşı Sabri Bey görevi devraldı.

30 Kasım 1915 günü Padişah Sultan V. Mehmed Reşad tara­fından, yapmış olduğu üstün hizmet ve kahramanlıklarının nişa­nesi olarak 57. Piyade Alay sancağına madalya takılmasına dair İrade-yi Seniyye yayınlanmıştır:

İrade-yi Seniyye Suretidir.

 

Ondokuzuncu Fırkaya mensup olup Çanakkale’de fevkalâde şecâat ve yararlık göstermiş olan Elliyedinci Alay namına sancağına üzeri sırma işleme “Devlet-i Osmaniye ile İtilaf Devletleri harbinde Elli­yedinci Piyade Alayı’nın düşman tarafından 25 Nisan 1915 günü Çanakkale’de Arıburnu’na vuku bulan ilk ihraçta karaya çıkmış düşman kuvvetlerinin ilerlemesine ve Kocaçimen Tepeleri’nin düş­man eline geçmesine yevm-i mezburdaki harekât- ı seri’a ve sav­let-i şedide-i şirânesiyle mani olmak ve aylarca düşman-ı merkum karşısında hatt-ı harbde kalarak ona karşı kahramâne muharebeler icra etmek suretiyle gösterdiği fevkalâde şecâat ve yararlığının ha­tırasıdır” ibaresini havi ve murassa’ imtiyaz nişan-ı alisi kurdelası ebadında nısfı yeşil ve nısfı diğeri kırmızı bir kurdela ile kılıç lev­hayı muhtevi altın ve gümüş harb madalyaları i’tâ’ olunmuştur. Bu irade-yi seniyyenin icrasına Harbiye Nazırı memurdur.

 

Mehmed Reşad

Harbiye Nazırı Enver                                                               Sadrazam Mehmed Said

19 Aralık’a kadar Arıburnu cephesinde savaş gece hücumları, siper muharebeleri, karşılıklı el bombası atışları, gözetleme, si­perleri tamir etmek ve gece baskınları ve lağım muharebeleri şek­linde sürdü.

19/20 Aralık gecesi 57. Alay’dan çıkan keşif kolları, Müttefik siperlerinde ilerlediler. 20 Aralık 1915 günü Müttefikler Arıburnu’nu tahliye ettiler. 57. Alay Arıburnu ile ihraç iskelesinin batısındaki burun noktasına kadar bütün mevzileri ele geçirerek kıyıya yanaştı. 21 Aralık’tan itibaren Haintepe ve civarı da 57. Alay tarafından tutuldu.

57. Alay, 20 Ocak 1916 günü saat 07.00’de Bigalı köyünün kuzey sırtlarındaki ordugâhından hareket ederek, 25 Şubat 1915’te geldiği Çanakkale Cephesi’nden 330 gün sonra ayrıldı. 27 Ocak’ta Keşan’a vardı. 13 Şubat 1916’da 19. Tümen emrinde 15. Kolordu kuruluşuna girdi. 30 Ocak’tan itibaren eğitim ve talimlere başladı. 8 Şubat’ta 5. Ordu Komutanı Limon von Sanders tarafından denetlendi. 7/8 Mart 1916 tarihinde Keşan’a bağlı 35 km uzaklıktaki Çelebi köyünden ordugâhını kurdu. Bu sırada alayın mevcudu 54 subay ve 2.741 er-erbaş ile 12 ağır makineli tüfekten oluşuyordu. 57. Alay’a, 25 Nisan 1916’da Çelebi köyünün kuzey doğusunda Padişah tarafından verilen nişanlar, törenle alay sancağına takıldı.

57. Alay’ın sancağı esir edildi mi?

Sancak Türk ordusunun şeref ve namus sembolüdür. Bayrak gibi kutsal olup ayakta selamlanır. Bir sancaktar, dört sancak muhafızı ve sancak muhafız komutanı olarak bir subay tarafından korunur. Birlikler cepheye sancakla birlikle hareket ederdi. Sancak, altın iplikle yapılan nakışlar ile üst-alt kenarlarında ve dalgasında bir altın iplikle örme püsküllü kırmızı renge boyalı ipek iplikten yapılır. Sancağın ön yüzünde piyade sancak arması yer alır. Armanın üst kısmında Osmanlı Sultanı V. Mehmed Reşad’ın altın iplikle işlenmiş tuğrası yanında “Elgazi” elkabı yer almaktadır. Tuğranın altında daire içinde “Allah’ın yardımına dayanan Osmanlı Devleti’nin Hükümdarı” ifadesi yer almaktadır. Sancağın altında yazıyla “Piyade Alayı” ve rakamla “57” yazmaktadır. Sancağın arka yüzünde ise Kelime-i Tevhid yer almaktadır. Günümüzde sancak denilince akla ilk 57. Alay sancağı gelir. Nitekim bu sancağın Çanakkale Muharebeleri’nde esir edildiği iddia edilmektedir. Duyarlı birçok kişi tarafından, çok değişik teşebbüslerle sancağın ülkemize getirilmesi için uğraşılmış ve imza kampanyası bile düzenlenmiştir.

Peki, 57. Alay’ın sancağı gerçekten Çanakkale’de esir edilmiş midir? Bu soru yıllarca tartışılmıştır. 2004 yılında ortaya çıkan bir iddiaya göre Avustralya Melbourne Müzesi’nde bir Türk san­cak resminin altında; “Bu alay sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiştir, ama esir edilememiştir” gibi ifadeler yazıldığı iddia edilmiştir. Bu iddia Genelkurmay Başkanlığı tarafından yalan­lanmış, Genelkurmay Başkanlığı’nın 2005 yılında Avustralya’da­ki müzelere yaptığı yazılı başvuruya Victoria Eyalet Müzesi tara­fından verilen cevapta, Melbourne Müzesi de dahil dört müzede 57. Alay’a ait bir sancak bulunmadığı bildirilmiştir.

Çanakkale Muharebesinde herhangi bir alay sancağının ele geçirilmesi zaten söz konusu bile değildir. Zira alay sancakları ön muharebe hattında bulunmaz ve sancak muhafızları tarafından geri hatlarda tutulurdu. Nitekim 57. Alay sancağı da 125. Alay 3. Tabur’dan bir bölük tarafından Suyatağı’nda, cepheden epey geride korunmaktaydı. Bir sancağın esir edilebilmesi için ait olduğu birliğinin tamamen esir alınması gerekir ki, Çanakkale Muharebeleri sırasında hiçbir alay veya sancağı esir edilmemiştir. Asker sancağını yere düşürmemek yahut düşmana bırakmamak için ölümü bile göze alırdı ki, bunun için nice kumandanların tereddüt etmeksizin ölüme atıldıkları da bilinmektedir.

57. Alay, katıldığı Filistin Cephesi’nde geri çekilirken sancağın esir edilmemesi için imha edildiği düşünülmektedir. Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı envanterinde de 57. Alay sancağı bulunmamaktadır.

Sonsöz
57. Alay üzerinden yapılan sancağın esir edildiği, bir gecede tamamının şehit olduğu gibi söylemler kesinlikle yanlıştır. Bu söylemler şanlı 57. Alay’a yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Alayda görev yapan birçok subay sonraki muharebelerde de görev yaptığı da aşikardır. Bu asılsız iddialar 57. Alay’ın övmek şehitlerini aziz ruhlarını incitmektedir.
57. Alay ve Komutanı Şehit  Yarbay Hüseyin Avni Bey hakkında Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal Bey hatıralarında övgü dolu şu sözleri söylemiştir: “Arıburnu muzafferiyetinin ilk ve metin temel taşı olan 57. Alay’ın temiz kalpli, inançlı, seçkin komutanı Şehit Yarbay Avni’yi özel bir hürmetle anarım.”

Dipnot

[1] Çanakkale Muharebelerinde 19. Tümen Cerideleri, c. 2, s. 231.
[2] Çanakkale Muharebelerinde 19. Tümen Cerideleri, c. 2, s. 244.
[3] ATASE: BDH 5384-183-H3-1-16a.

KAYNAKLAR

ATASE: BDH 5384-183-H3-1-16a.
ATASE BDH 5383-10-1

 

Çanakkale Muharebelerinde 19. Tümen Cerideleri, c. 1-2 (Yay. haz. Arzu Tunç vd.) Genelkurmay
Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015.

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi (04 Haziran 1915 – 09 Ocak 1916), V.
Cilt, 2. Kitap, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları,
Ankara 2012.

Yurttakal, Ahmet; Tanman, Hüseyin, Şehit Yarbay Hüseyin Avni Bey, Kronik Yayınları, İstanbul 2021.

Yurttakal, Ahmet “Ramazan Bayramı Şehidi 57. Alay Kumandanı Hüseyin Avni” Atlas, sayı 53, Haziran-Temmuz 2018.

Yurttakal, Ahmet. “Paşam Ben Cepheye Gitmek İstiyorum” Atlas, sayı 54, Ağustos-Eylül 2018.

 

 

1.635 okunma

3 üzerine düşünceler “57. Piyade Alayı ve Sancağı (Ahmet Yurttakal)

  1. Adem Can

    57.Alayla ilgili yerli yersiz bir çok ortamlarda tartışılan konulara ve özellikle sancağının esir alınmış olduğuna dair yanlışların düzeltilmesini göstermiş olduğunuz titizlik ve duyarlılık için teşekkür eder emeklerinize sağlık diyorum.
    İyi ki varsınız.

  2. Semih Y.Dülger

    Çok güzel bir çalışma olmuş, Türk Halkı adına teşekkür ederim. 57.Alay ile ilgili hurafelerin yıkılması çok önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir