NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

Türkiye’de uzun süre yayın hayatına devam eden tarih dergisi ne yazık ki yok. Bir zamanlar bir hayli ilgi gören Hayat Tarih, nisbeten yakın tarihli Tarih ve Düşünce gibi popüler tarih dergilerini sahaflarda bulmak mümkün. Mete Tunçay’ın yayın yönetmeni olduğu Tarih-Toplum dergisi ise 1984-2005 yılları arasında devam etmiş nisbeten uzun soluklu bir dergiydi.


NTV tarih dergisi şimdiye kadar çıkan tarih dergileri arasında farklı bir yere sahipti.   İlk çıktığında kapak tasarımı ve logosu dahil BBC History dergisini andıran dergi zaman içerisinde, tarihimizin zenginliği, Anadolu’nun medeniyetler beşiği olması nedeniyle kendi özgünlüğünü kazanmıştı.  Dergi akademik yazı ile popüler yazı arasındaki dengeyi iyi tutturmuştu. Rahat okunan yazılar görsellikle de desteklenince kalitesi yüksek, tarihle ilgilenen her kesimden okuyucuyu tatmin eden sayılar ortaya çıkıyordu.


Tarihi seven biri olarak her sayısını merakla beklediğim bir dergiydi NTV tarih. Hemen her sayısı aldım diyemeyeceğim. Ancak çoğu sayısı kütüphanemde durur. Hele hele Çanakkale Savaşı yada 1. Dünya Savaşı ile ilgili konu olursa, ya da Muzaffer abinin ya da Şahin Abi’nin hazırladığı dosyaları bayiden ilk alanlardan biri olurdum herhalde. Mecidiyeköy’de aldığım NTV Tarih’te Muzaffer abi’nin yazısını bir çırpıda okur, Edirnekapı’daki durağın merdivenlerinden çıkarken onu arar, yazısını tartışırdım.  Yakın arkadaşım tarihçi Fatih Güldal’ın bir eserine NTV Tarih’ten hayli ağır bir eleştiri gelmişti. ( Gerçi Fatih Güldal’ın yanıtı kısmen de olsa dergide yer bulmuştu) Erhan Abi’ye ( Afyoncu) Derya Tulga’nın sindirilmesi zor eleştirileri vardı.   Derginin yayın kurulundaki bazı isimleri yakından tanıyordum. Bazı önemli dosyaların hazırlık aşamalarında nelerin yaşandığını biliyordum. Gürsel Göncü ile bir telefon görüşmemizde Ruslara esir düşen Mehmed Fuad beyin  kibrit kutusu büyüklüğündeki günlüğünü gördüğünü büyük bir heyecanla anlattığını hatırlıyorum. Yeditepe Yayınevi’nden Mustafa Karagüllüoğlu’nun Zinkeisen’in Osmanlı tarihi’nin  NTV Tarih’te tanıtımı bir türlü yayınlanmadığı için sinirlendiğini de…  Teğmen İbrahim Naci’nin günlüğü NTV Tarih’te kapak olduğunda Seyit Ahmet Sılay’ı arayıp ağlamaktan konuşamamıştım.  Bingür Sönmez Hoca’nın yayına hazırladığı Larcher’in Kafkas Harekatı adlı kitabına yazdığım tanıtım ve eleştiri yazısı Ağustos 2010 sayısında yayınlanmıştı. Gürsel Bey’in izniyle NTV tarih’te yayınlanan Çanakkale ve 1. Dünya Savaşı ile ilgili çok sayıda yazıyı www.geliboluyuanlamak.com’a koymuştum.  vs. vs.


NTV Tarihin diğer tarih dergilerinden ayıran en önemli özelliklerinden bir tanesi de anlatılan olayların yaşandığı yerlerin günümüzdeki halini de anlatmasıydı. Bunda yayın yönetmeni Gürsel Göncü’nün emeği büyük. ATLAS dergisinde onun yaptığı dosyaları hatırlayanlar aslında çok şaşırmayacaklardır.  Çanakkale Savaşı ile ilgilendiğimiz için oradan örnek verelim. Haluk Oral’ın hazırladığı “Çanakkale’den Mektup Var- Erzincanlı Hasan Çavuş” ( Ağustos 2009) Muzaffer Albayrak’ın yayına hazırladığı Çanakkale’de telsiz-telgraf istasyonunda çalışan Tevfik Rıza bey’in Günlüğü ( Mart 2012) ve kuşkusuz büyük ses getiren Seyit Ahmet Sılay ,Muzaffer Albayrak ve Şahin Aldoğan’ın yayına hazırladığı “Kalem Şehit-Günlük Şahit, Teğmen İbrahim Naci Bey’in Günlüğü”(Mart 2013)  dosyaları mektup ve günlük sahiplerinin olayları bizzat yaşadığı yerlerin günümüzdeki halini de gözler önüne seriyordu.  Bünyad Dinç’in Osman Gazi’nin  Savaş Yolu (Eylül 2009), Gürsel Göncü ve Şahin Aldoğan, Serhan Güngör’ün ‘ın hazırladığı Büyük Taarruzun Büyük Süvarileri ( Ağustos 2011) Serhan Güngör ve Bünyad Dinç’in hazırladığı Jul Sezar’ın Pontusluları yenilgiye uğrattığı Zile Savaşını anlatan Sezarın Anadolu Seferi-Geldi, Gördü, Yendi (Nisan 2009) Derya Tulga ve Bünyad Dinç’in hazırladığı Yassıçemen Savaşı (Ağustos 2010) dosyaları NTV tarihte arazi etüdü içeren çalışmalara örnek gösterilebilir.


Dergi, bence bir tarih dergisi açısından çok önemli olan tarihi eserlerin korunmasındaki aksaklıkları, unutulmuş , viran olmuş tarihi eserleri de gündeme getiriyordu. Böylelikle tarihin aslında sadece geçmişte yaşanmış olmadığını, günümüzde de etkisinin devam ettiğini bir kez daha vurgulamış oluyordu.


Derginin Twitter’da Tam Zamanlı Çanakkale Savaşı projesi de sahasında ilkti. Türkçe versiyonunu Şahin Aldoğan, İngilizce versiyonunu da Bill Sellars hazırlamıştı.


Başta da belirttiğim gibi dergi siyasi görüşten her kesimin okuyabileceği  kalitedeydi. 27 Mayıs-Hasta Demokrasi Nasıl Öldürüldü? ( Mayıs 2010) , Oku Ali Oku-Yeni Alfabeyi oku , Harf Devrimi Ne Kazandık Ne Kaybettik ( Ekim 2010) Saldırganlık,Hukuk Tanımazlık, Devlet Terörü Tarihi,İsrail Özel  Dosyası         ( Temmuz 2010) Geçmişle Yüzleşme Zamanı- Dersim ( Aralık 2011 ) sayıları da bir hayli ses getirmişti.


Benim en çok beğendiğim dosyaların başında Şahin Aldoğan’ın hazırladığı Unutulan Türk Büyüğü, Bursalı Mehmet Nihat ( Nisan 2010) , Tunca Örses’in hazırladığı Arap Çöllerinde Ölüme karşı savaştılar-1.Dünya Savaşı’nda Hilal’ı Ahmer’in Kahraman Doktorları (Aralık 2010)  Muzaffer Albayrak’ın hazırladığı Balkan Savaşı ve Bab-ı Ali Baskını ( Ekim 2012) geliyordu.


Çoğu sayısını almış bir okuru olarak  derginin hiç eleştirilecek yanı yokmuş gibi söylemiyorum.  Ancak Türkiye’de tarih alanında kendine özgü bir yer tutturmuş , nitelikli , kaliteli bir tarih dergisi bu kadar kolay kapatılmamalıydı. Kapatılmasına neden olarak gösterilen Gezi Parkı  Olaylarına bir tarih dergisinin kayıtsız kalması mümkün değildi. ( İnternetten okunan sayısından da bir hayli düzeyli hazırlandığı, çok sayıda uzmanın , akademisyenin görüşüne yer verdiği belli oluyor. ) NTV Tarih’in patronları Türkiye tarihinin  çok zengin, ancak zengin olduğu kadar fay hatlarının , kırılma noktalarının da bir o kadar fazla olduğunu , meseleyi hangi açıdan alırsanız alın tepkilerle karşılaşılacağını biliyor olmalıydılar.  Suya sabuna dokunmayan , ya da sadece belli bir görüşün dergisi olacaksa onun adı da tarih dergisi olmaz herhalde propaganda broşürü olurdu.


Kısacası tüm tarih severlere yazık oldu…


 

Bir cevap yazın