GELİBOLU’YU ANLAMAK

Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

 

 

 

Türkiye son derece hatalı bir kararla Çanakkale kara muharebelerinin başlangıç tarihi anmalarının 100. Yılını daha önce başlatacağını açıkladı. Bununla Ermeni Tehcirinin 100. Yıldönümü nedeniyle gerçekleşecek diplomatik taarruzu bertaraf etmek amaçlanıyor. Söz konusu karar dış basında da alaycı bir şekilde karşılandı.

Çanakkale Muharebeleri’nde 25 Nisan en az 18 Mart kadar hatta ondan daha önemli bir tarihtir. Dünya tarihinde o zamana kadar gerçekleşen kara, deniz, denizaltı unsurlarının kullanıldığı en kapsamlı amfibik harekatın icra edildiği , dünyanın çeşitli askeri okullarında ders olarak okutulan bir gündür.  2. Dünya Savaşı’nın kader anlarından Normandiya Çıkarması Gelibolu’dan alınan derslerle gerçekleştirilmiştir.

 Tarihte “an”lar önemlidir. Ecdadımıza karşı bir asır sonra bir saygı duruşunda bulunacaksak, onları anacaksak bunu bir iki gün öne almak nedendir? An önemli olmasa Anzakların torunları dedelerini andıkları töreni/şafak ayinini neden 25 Nisan saat 04.30’da başlatıyorlar?

Çanakkale Muharebelerinin 100. Yılı aradan geçen yüzyılın olgunluğu ve vakuruyla anılmalıdır. Gereksiz hamaset, ucuz kahramanlık edebiyatı ya da diplomatik kurnazlıkla değil. 

Unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri,  Çanakkale Savaşı’nın Birinci Dünya Savaşı denen , dünyanın yeniden şekillendiği , milyonlarca insanın öldüğü ya da sakat kaldığı modern savaşların anasının bir parçası olduğudur. Bu mücadelenin en önemli aşamalarından birisidir.

Türkiye Cumhuriyeti Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarını, mirasını daha ayrıntılı tartışmalıydı.  Aradan geçen 100 yıl kuru bir övünme ve hamaset ya da aşırı hüzün nedeniyle hatırlama yerine aradan 100 yıl geçmesine rağmen henüz daha tam anlamıyla cevaplanmamış  soruları sorabilmeliydi…

İttihat Terakki Cemiyeti’nin Ermeni Taşnak örgütüyle zamanında çok yakın işbirliği yaptığı neden fazla vurgulanmamaktadır? Erzurum’un , Bitlis’in Taşnaklara teklif edildiği doğru mudur? İyi bir planlamayla 1. Dünya Savaşı’nın Pearl Harbour’u olabilecek iken  diplomatik ve askeri beceriksizlikle tam bir fiyasko olan  Karadeniz Baskını gibi ülkenin devlet başkanının , başbakanın bile haberinin olmadığı, Ruslara ve dolayısıyla İngiliz ve Fransızlara arayıp bulamadıkları fırsatı veren  “aptalca” bir askeri harekat neden yapılmıştı? Mantık olarak Karadeniz Harekatı’ndan çok farkı olmayan binlerce askerimizin donarak şehit olmasına neden olan , o karda kışta felaketle sonuçlanacağı belli olan  Sarıkamış Harekatı neden icra edilmişti?  Milliyetçi vatansever oldukları iddia edilen Harbiye Nazırı Enver Paşa Osmanlı Genelkurmayı’nın Alman Genel Karargahı’nın alt şubesi gibi çalışmasına nasıl göz yummuştu? Ermeni Tehciri kararı alınmasında baş rol oynayan Van’ın Mart 1915’te Ruslara kaybedilmesinde askeri hata yok muydu? Rusların Van’a saldıracağı açıkken bölgeyi savunmakla görevli  Halil Paşa’nın birlikleriyle Tebriz’de işi neydi? Çoğu hayatında silahı eline almamış , aralarında çok sayıda entellektüel, sanatkar, edebiyatçı, üniversite hocası gibi kimliğe sahip, gittikleri Ayaş cezaevinde padişahin tahta çıkışının yıldönümünü kutlayacak derecede Osmanlı olan Ermeni vatandaşlar neden 24 Nisan’da neden tutuklanmıştı? Gomidas’ı, Zohrab’ı öncelikle Osmanlı Vatandaşı olarak kabul ettiğiniz de binlerce vatandaşınızın kadın, ihtiyar, çoluk, çocuk o  dönemin şartlarında şimdi Suriye sınırları içerisinde kalan Deyri Zor ya da Irak’ın kuzeyine sürülmesi günümüzde nasıl değerlendirilmeli  acaba? İhanet ettiler söylemi ne derecede doğrudur?

Osmanlı Ordusu’nun en seçme birlikleri şimdiki Ukrayna topraklarında kalan Galiçya’da çarpışırken Ruslar neredeyse Erzurum’u, Erzincan’ı, Trabzon’u ele geçirerek Sivas’a kadar ilerlediler. Bu bağlamda binlerce masum Osmanlı vatandaşı Ermeni’nin ölümüne yol açan tehcirin askeri açıdan gerçekten faydası oldu mu? Yine tehcirde Alman İmparatorluğu’nun sorumluluğu neydi? Daha yüzyılın başında Türklerin Orta Asya ile birleşmelerinde en büyük engel Doğu Anadolu’daki Ermeni toplumudur diye yazan, Kasım 1915’te İstanbul’a gelmeden önce Belçika valiliği sırasında binlerce Belçikalıyı süren, çalışma kamplarına gönderen Goltz Paşa başta olmak üzere Alman asker ve devlet adamlarının sorumluluğu neydi? Almanlar Avrupa’nın en iyi kara ordusu olmasına rağmen iki cepheli bir savaşı bile sürdürmenin hesabını uzun uzun yaparken doğru dürüst ulaşımı olmayan bir ülkenin ordusunu neredeyse 9 cepheye dağıtmanın  mantığı neydi?

Sorular kuşkusuz daha da artırılabilir.

Bunları soramazsanız , aynı dönemde sivil Belçikalıların Almanlar tarafından zorunlu göçe tabi tutulmasını, Rusların kendi vatandaşı Yahudileri zorunlu göçe tabi tutmasının neden soykırım olarak adlandırılmadığını , ve bunun çifte standardını sorgulayamazsınız.

Tarih bizleri asla yalnız bırakmaz. Geçmişte  işlediğiniz günahlar da tıpkı kahramanlıklar gibi gelir sizi bulur. Görmek istemezsiniz, kitaplarınızdan silersiniz, başka türlü anlatırsınız… Ama ne yaparak yapalım çıkmayan bir leke gibi yapışır, çıkmaz. Muktedirler ne kadar da çok istemişlerdir tarih için etkili olabilecek bir hafıza temizliği maddesini. İlginçtir. Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın tarihte örneği yoktur. Halının altına süpürülen pislik gün gelir artık kokusu dayanılmaz hale gelir.

24 Nisan’da, 25 Nisan’da öncelikle bizim tarihlerimizdir. Tarih sadece zaferlerle anılmaz. Aradan geçen bir asır sonrasında Türkiye bu soruları sorma, binlerce vatandaşını kaybettiği, kendi tarihinin askeri, siyasi ve diplomatik olarak son derece kötü yönetilmiş olağanüstü bir dönemiyle bir kere daha yüzleşmek zorundadır.

Tuncay Yılmazer

25.01.2015

12.153 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir