Arıburnu Muharebeleri Raporu (1) – Mustafa Kemal (Tuncay Yılmazer)

Savaşa katılan komutanın bizzat kendi kaleminden çıkan eserler, askeri tarih konusunda çalışanların en önemli, vazgeçilmez kaynaklarının başında geliyor. Çanakkale Muharebelerinde Kurmay Yarbay ( sonrasında Albay ) olarak görev yapan  Mustafa Kemal Atatürk’ün Arıburnu Savaşları adıyla yayınlanan kitabı da bu nitelemeyi hak eden bir eser. 20 Ocak 1915’te 19.Tümen komutanlığına tayin edilmesinden  8 Ağustos 1915 akşamı Anafartalar Grubu komutanlığına atanmasına kadar olan dönem içerisinde Arıburnu cephesinde meydana gelen olayları, gelişmeleri, hamasi değerlendirmelerden uzak soğukkanlı bir bakışla değerlendiren eser, savaş sırasında tutulan raporların eklenmesiyle daha da zenginleşmiş. ( Ancak böylesine önemli eserin sunuluş şekli ne yazık ki beklentileri karşılamaktan uzak. Okuyucuyu aydınlatıcı dipnotlar, haritalar yok, baskı kalitesi düşük. Çok sayıda rumi-miladi tarih çevrim hataları var. Osmanlıcadan günümüz Türkçesine aktarılmasının  başarılı olduğunu söylemek ise mümkün değil. Bu konuya ilerleyen bölümlerde daha ayrıntılı değineceğim.)


 


Birinci Dünya Savaşı devam ederken Osmanlı Genel Karargâhı Harp Tarihi şubesi ilgili komutanlardan girdikleri muharebelerle ilgili raporlar istemektedir. O dönemde Doğu cephesinde görevde olan Mustafa Kemal Bey’den de Arıburnu ve Anafartalardaki harekât ve savaşlarla ilgili hatıra ve görüşlerini içeren  ayrıntılı bir rapor istenir. Asıl adı “Arıburnu Muharebeleri Raporu” olan tanıtacağımız eser de bu şekilde doğacaktır. Ancak yine de eksiklikleri olduğu Tuğgeneral Mustafa Kemal Bey tarafından belirtilir. Önsözünde de açıklandığı üzere böyle bir eserin yazılması için elverişli zamana, sessizliğe ve uygun mekâna ihtiyaç vardır. Oysa hastalıktan dolayı çok daha önemlisi savaşın devam etmesi ( o sırada Doğu Cephesinde görevlidir) buna engeldir. “Başında bulunduğum harekât ve çeşitli savaşlar hakkında tam anlamıyla tarihsel bir belge ortaya çıkarmayı , barışın imzalanmasından sonraya erteleyerek , Harp tarihi şubesinin yazmaya başladığı kitabın yazılmasını geciktirmeye yol açmamak için , şimdilik ancak yanımda bulundurabildiğim hatıra defterlerimden en güç ve çok elverişsiz zamanlarda ayırabildiğim kısa ve aralıklı sürelerde yaptığım toplama ve düzenlemelerin bugünkü haliyle de olsa , şubenin amacına yardımı olabileceği kanısında bulunduğum bölümlerini göndermekle yetinmek zorunluluğundan kendimi alamadım. 25.11.1916  (s. 8)


 


Arıburnu Muharebeleri Raporu ilk kez Türk Tarih Kurumu Genel Sekreteri Uluğ İğdemir tarafından , Türk Tarih Kurumu yayınları arasında 1968 yılında yayımlanmıştı. İğdemir bu raporu Tevfik Bıyıklıoğlu’nun uyarısı üzerine Harp Dairesi Kitaplığı’nda bulduğunu belirtmektedir. ( Aktaran: Sermet Atacanlı, Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları, MB Yayınevi, 1. Basım , İstanbul, 2006 s: 381 )


 



Mustafa Kemal Bey’in 19. Tümeni  ilk önce Ece Limanı ile Seddülbahir ve Morto Limanı dahil arasındaki kıyının savunmasında görevlendirilmiştir. Aslında bölge kendisi için yabancı değildir:


 


“İşbu bölgede Balkan savaşının son evresinde Tuğgeneral Fahri Paşa komutası altında bulunan ‘Mürettep Kuvvetler’ adı altındaki kuvvetlerin kurmayında , Harekât şubesi müdürü göreviyle bulunduğum sıralarda , kıyının savunulmasını ayrıntılı biçimde incelemiştim.” (s.10) Kurmay Yarbay Mustafa Kemal bey’e göre düşmanın muhtemel çıkarma girişimini Seddülbahir ve Kabatepe civarında gerçekleştirme olasılığı yüksektir. Savunma buna göre düzenlenmelidir. Başlangıç sayfalarında düşmanın muhtemel çıkarma yerlerine göre görüşlerini de öğrenme fırsatını buluyoruz. Örneğin Anadolu yakasına yapılabilecek bir çıkarmanın başarı şansı çok düşüktü. Arazi engebeliydi, donanma gücünden yeterince yararlanamayacaktı. Muhtemel çıkarma tarihi yaklaştıkça bölgenin savunması yeniden düzenlenecek, 19. Tümen görev yerini 9. Tümen’e terk edecek, ihtiyat tümeni olarak direk ordu komutanlığına bağlanacaktı. Mustafa Kemal, bölgeyi devralan Halil Sami Bey’e de görüşlerini belirtir: “Kendisine düşmanı karaya çıkartmama görevinin yapılabileceği hakkındaki görüşlerimi ve bunun için bence düşmanın çıkması büyük bir olasılık olan sınırlı ve belirli iki bölgesinin ( yani Kabatepe çevresi ve Seddülbahir kıyı kısımlarının ) düşmanın çıkarma girişimi halinde hemen savunma hattının , kıyıda kurulacak biçimde kuvvetli düzenlemeler yapmak gereğini belirttim. Sözü geçen komutan aynı görüş açısından gerekli önlemleri almıştır. (s.18)


 


Ne yazık ki kıyıların savunulmasına dair bu görüş Osmanlı 5. Ordu Komutanı Alman Mareşal Liman von Sanders tarafından kabul görmeyecek, kıyıda daha zayıf kuvvetler konuşlanacak, düşmanın karaya yerleşmesine izin verilecekti.


 


Eserin en önemli bölümü tahmin edilebileceği gibi 25 Nisan 1915 Arıburnu sahillerine Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinin çıkarmasıyla ilgili. Anzak birliklerinin sabaha karşı Kabatepe sahiline yaptıkları çıkarma harekâtına Türk tarafının verdiği cevap ve sonrasında gelişen olaylar Mustafa Kemal’in gözünden  anlatılıyor.


 


Söz konusu tarihte 19. Tümen ordu ihtiyatı olarak karargâhı Bigalı köyü olmak üzere Maltepe ve civarına yerleşmiş durumdadır. Çıkarmaya dair ilk bilgiler sabaha karşı ilk önce Maltepe’deki 77. Alay’dan telefonla gelir. Kabatepe kıyılarını düşman donanması bombardıman etmektedir. İlk resmi rapor ise 9. Tümen komutanlığından saat 5.30’da gelecektir. İlgili raporda Arıburnu ve Kabatepe arasında çok sayıda düşman gemisi ve nakliye aracının yaklaşarak çıkarma işlemine başladığı belirtilmektedir. ( Rapor sadece bilgi verme amacı taşımaktadır.)


 


Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Bey hemen bir süvari birliğini keşif amacıyla Kocaçimentepe’ye gönderir. Gelibolu’daki 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yı telefonla arar. ( Esat Paşa’nın da henüz daha gelişmelerden ayrıntısıyla haberi yoktur. )


 


Saat 6.30’da ise ( eserde yanlışlıkla 9.30 diye geçiyor.) Albay Halil Sami Bey’den düşmanın Kabatepe gerilerindeki sırtlara ilerlemekte olduğu , Maltepe’deki kuvvetlerinden bir taburun Kabatepe’nin kuzeyindeki Arıburnu’na karşı olan sırtlara süratle gönderilmesi ve sonucunun  bildirilmesi rica edilmektedir. ( s. 30.)


Durumun hayli kritik olduğu ortadadır. 19. Tümen’in sadece ordudan emir alabilmesi söz konusudur. Ancak  tümenin hareketiyle ilgili kesin emir beklemek savaş koşullarıyla bağdaşmamaktadır.  Ayrıca görünüşe bakılırsa Halil Sami Bey’in istediği sadece bir tabur da yetersiz kalacaktır. Mustafa Kemal Bey bir alay ( 57. Alay ) ve bir cebel bataryasıyla harekete geçmeye karar verecektir. Hedef önce Kocadere’nin batısındaki sırtlardır.


 


( Bu yazının 2. Bölümü gelecek hafta yayımlanacaktır.)

Bir cevap yazın