GELİBOLU'YU ANLAMAK

Çanakkale’deki En Başarılı Alman: Otto Hersing ve U-21 Denizaltısı (Ahmet Yurttakal)

 Gün geçtikçe Çanakkale Savaşlarının birçok bilinmeyen noktası, çeşitli hatıralarla gün yüzüne çıkmakta, müttefik denizaltılarının başarıları -özellikle son dönemde- çok konuşulmakta ve övgüyle anlatılmaktadır. Marmara’ya ulaşmayı başaran AE2 ise en çok bahsi geçen denizaltı olmuştur. Çıkarmanın ilk günü, yarımadayı boşaltmayı düşünen müttefik askerlerini adeta yarımadada çakılı bırakan bu denizaltının gün yüzüne çıkarılma çalışmalarına halen devam edilmektedir.


 


İşte tüm bu soruların yanıtlarını bulabileceğimiz ve Türk tarafındaki denizaltı faaliyetlerini öğrenebileceğimiz yeni bir eser çıktı: “Çanakkale Denizaltı Savaşı”.  U21 denizaltısının komutanı Otto Hersing’in hatıralarından oluşan bu kitabın Türkçeye çevirisi ve yayına hazırlığı Bülent Erdemoğlu tarafından yapılmıştır. Kitap, Almanya’da “U21 Çanakkale’yi kurtarıyor” ismiyle yayımlanmıştı. 


Otto Hersing U21 denizaltısından esinlenerek hatıralarını yirmi bir bölüm halinde yazmış, yazar da çeviride bölüm sayısını korumuş. Bu yönüyle, ilginç bir düşüncedir.


 Erdemoğlu, kitabın ilk yirmi dört sayfasında, -fazla derine inmeden- denizaltı tarihine değinirken, devamında ise U21 denizaltısının Çanakkale’ye gelişini ele almıştır. Son kısımda da yirmi bir bölümden oluşan Otto Hersing’in hatıraları yer almıştır. Kitabın içerisinde U21 denizaltısına ait fotoğrafların yanında konuyla alakalı çeşitli fotoğrafların da bulunması kitaba zenginlik katmıştır. Ayrıca yazarın, hatıralarda geçen yabancı terimleri ve yer isimlerini dipnot kullanarak açıklaması anlam kolaylığı sağlamıştır. Kitap, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından ağustos ayında basılmış olup 176 sayfadan oluşmaktadır.            


 


Otto Hersing Kimdir?


 


Atılgan, gözü pek denizci; U21’in komutanı, genç Yüzbaşı Otto Hersing, 1885 yılında doğdu. 1903 yılında Alman Donanma Okulu’na kayıt oldu. 1914 yılında U21’e atandı. Aynı yıl, Alman donanmasının ilk batıracağı düşman gemisi olan Patchfinder’i vurarak tarihe geçti. 1920 yılında Alman Reich Donanması’nda görev aldı. 1922’de Kıdemli Yüzbaşı oldu. 1924 yılında, otuz dokuz yaşındayken donanmadan ayrılarak çiftçilikle uğraşmaya başladı.      Anılarını ise 1932’de yayımladı.


 


U21 Denizaltısı Çanakkale’ye Geliyor


 


    Yüzbaşı Hersing komutasındaki U21 denizaltısı, mayıs başlarında Boğaz önlerine gelir. Boğaz önünde ve civar adalarda birçok İngiliz gemisi kol gezmektedir. U21 bu gemilerden sıyrılmak amacıyla rotasını Gökçeada-Semadirek adalarına doğru çevirir. Bu iki adanın arasından geçer ve yarımadaya yaklaşır. Bundan sonrasını Yüzbaşı Otto Hersing’den dinleyelim:


   


    … öğlen 12’ye doğru kıyıya yakın bir düşman savaş gemisinin farkına vardım. Bu İngiliz zırhlısı Triumph idi. Kıyıdaki düşman gözetlemesinin oldukça zayıf olduğunu belirledikten sonra periskopumu ivedilikle içeri çekerek gemiye doğru yöneldim. Yaklaşık 45 dakika sonra saldırıya geçmek için 10 metre derinliğe çıktım. İngiliz zırhlısı sabah Türk siperlerini yandan atışa almış, şu anda öğle molası vermişti. Gemi, torpido koruma ağları ile gerilmiş olarak yaklaşık 5-6 deniz mili bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu. Tüm gemi ekibi üst güvertede güneşleniyordu. Yalnızca gözetleme postaları çifte dürbünlerle etraftaki denizaltıyı arıyorlardı. 1000-1200 metre açığında dolaşan destroyer güvenlik altın almıştı.


Destroyer bir ara üzerime doğru gelmekteydi. Üzerimde pervaneleri dönüyordu fakat farkımıza varmadı.


     …periskoptan baktığımda zırhlı 400 metre ilerideydi, hedefimden sapmıştım. Oldukça keskin bir dönüş yapmam gerekiyordu. Hızla ileri 300metre… 200 metre


 


Ve torpidoyu fırlattım! Torpido ağının içeri!


Korkunç bir sarsıntı izliyor bunu..


Denizaltı top gibi fırlatılıyor. Duvarlara savruluyoruz. Neyse ki kendimize geldiğimizde denizaltımızda her şey yerinde… Akü sağlam.


… Zırhlı yan yatarak, dokuz dakika içinde mavi sulara gömüldü!


…”


 


    On iki bin tonluk Triumph zırhlısı battığında Türkler, İngilizler ve Avustralyalılar siper savaşını bırakıp siperlerden çıkarak ayaklarının dibinde batmakta olan zırhlıyı seyretmişler.


 








          

    U21 denizaltısı olaydan sonra hemen buradan uzaklaşmıştı. Ve ilginçtir ki tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. U21 ise 27 Mayıs 1915 sabahı, saat 06.30’da Boğaz önüne, İlyas Burnu’na gelerek buradaki Majestik zırhlısını batırmıştı. On beş bin   tonluk koca zırhlı  etrafındaki birçok destroyerin korumasına rağmen Hersing’in attığı torpille dört buçuk dakikada batmıştı.


 


    Majestic zırhlısının batığına dalan profesyonel dalgıç Savaş Karakaş, bu zırhlının denizin dibindeki durumunu şöyle anlatıyor:


               


    “Kırk denizcinin öldüğü Majestic, 25-30 metre derinlikte, tamamen dağılmış olarak durmaktadır. 12 inchlik top mermileri, kıç taret yuvası, köprü üstü, gemi direklerinin ve zırhlıların büyük bir kısmı su altında görülebilmektedir.”[1]


 


U21 denizaltısının bu iki büyük zırhlıyı batırması, müttefik donanmasını çeşitli önlemler almaya sevk etmişti. Çıkarmanın yapıldığı günden itibaren yarımada yakınlarında bulunan birçok zırhlı, İmroz (Gökçeada) önlerine alınmış ve yarımadadan uzaklaştırılmıştı. Denizaltılar için güvenlik tedbirleri daha da arttırılmış, birçok noktaya mayın döşenmişti.


U21’in yapmış olduğu bu etki, Türk tarafına rahat bir nefes aldırmıştır, diye düşünüyorum. Çünkü çıkarma gününden itibaren -müttefik taarruzları öncesinde- birçok defa Türk taraflarını ağır bombardımana tabi tutmuşlardır. Bu yüzden Türk tarafı ağır zayiat vermişti. Bu durum Anzak ve İngilizlerin yararına olmuştu, çünkü ilerleyişleri daha da kolaylaşmıştır.


 


    Peki, U21 denizaltısı neden kara savaşları başlamadan önce getirilmemişti? 18 Mart 1915’ten sonra Boğaz’da görev almış olsaydı nasıl bir etki oluşturabilirdi?


 


Müttefik donanması, amfibi harekâtıyla yarımadaya çıkarma yapmış fakat Türk tarafı bu harekâta sadece kara gücüyle karşılık verebilmiştir.


Savaşın geneline baktığımızda donanmanın fazla kullanılmadığını görmekteyiz. Kara çıkarmalarının öncesinde, Boğaz’da devriye gezen birkaç denizaltı bulunmuş olsaydı, AE2 denizaltısı başta olmak üzere birçok denizaltı Boğaz’dan geçme teşebbüsüne kalkışamayacaktı.  Özellikle, 25 Nisanda AE2 denizaltısına yapılacak herhangi bir müdahale, bu denizaltının esir alınmasına neden olabilir ve savaşın seyri baştan itibaren değiştirilebilirdi, diye düşünüyorum. Hatırlayacağınız üzere çıkartmanın ilk günü, müttefikler beklediklerini alamayınca aralarında “Yarımadayı boşaltalım.” sesleri yükselmeye başlamıştı, fakat General Hamilton’ un AE2 denizaltısının o gün Boğaz’ı geçtiği haberini vermesi, müttefiklere büyük bir ışık olmuştu.


    Denizaltı önce getirilmiş olsaydı bize sağlayacağı bir diğer yararı ise ilk günlerde donanma ateşine maruz kalan ağır kayıplarımızı azaltması olacaktı. Zırhlılardan açılan şiddetli ateş sonucu ele geçirdiğimiz birçok siperi sırf bu yüzden alamadığımız da çok defa görüldü.


    Çok iyi biliniyor ki “Alman donanması özellikle denizaltı konusunda en üstün durumdadır.” Peki, bu güç varken neden zamanında kullanılmadı? Neden savaş başladığında, denizaltılar Çanakkale Boğazı’nda görevlendirilmedi?


    Tarih önünde bu tür soruların ardı kesilmeyecek ve cevapları hep araştırılacaktır.


 


    Bu kitabı okuduğunuzda, Çanakkale Muharebeleri’ndeki denizaltı faaliyetlerimiz hakkında çok fazla bilgi edinmiş olacaksınız. Okumanızı tavsiye ediyorum. Otto Hersing yaptıklarını, yaşadıklarını ve başarılarını net ve güzel bir şekilde okuyuculara aktarmaktadır.


 


    Peki savaş bittiğinde durum nasıldı? Müttefikimiz olan Almanya I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmıştı. Bunun sonucunda Alman donanması İngiltere’ye teslim olmak zorunda kalmıştır. İngiltere, Alman denizaltılarına da el koymuş. Geride harekât yeteneği olmayan denizaltılar kalmıştı. U21 de bunlardan bir tanesidir.


 


       U21 denizaltısı, 21–22 Şubat 1919 tarihlerinde, bir römorkör eşliğinde çekilerek acı yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk, şüphesiz U21’in son seferi olacaktır. U21 bu yolculuğa sonunda dayanamaz. Onu taşıyan römorkör halatları koparır ve denizaltı sulara gömülür.


U21’ e çok bağlı olan Hersing, bu acı tablodan çok etkilenir ve hatıralarını, bakın şu ifadelerle bitirir:


    


        “… Dingince, acılarından, bu dünyadan kurtulmuş olarak bir düş içinde U21 bir daha dönüşü olmayan sessizliğin içinde kaydı.


       Denizin derinliği sağaltıcı, iyileştirici elleriyle sadık yoldaşını karşıladı.


      


       54 derece enlem, 19 dakika kuzey!


       3 derece boylam, 42 dakika batı!


 


Başarılı denizaltı U21, işte orada denizin dibinde yatıyor. Denizin sonsuzluğu ve güzel dinginliği içinde…”


 


 


Çanakkale Denizaltı Savaşı- Otto Hersing


Çeviren: Bülent Erdemoğlu


Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları


Ağustos 2007, İstanbul



 


 






[1] Savaş Karakaş, “Çanakkale Geçildi mi?”  Yakın Tarih İncelemeleri- 1 Çanakkale Savaşı Ed: Muzaffer Albayrak , Yeditepe Yayınevi , İstanbul, Mart 2006 , s. 133-148

52.688 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir