Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

            Birinci Dünya Savaşı Irak cephesinde Osmanlı 6. Ordusunun General Townshend komutasındaki İngiliz/Hint 6.Tümeni ve 30.Tugayını KutülAmare’de 4 ay 23 gün süren muhasara sonucunda teslim almasını Türkiye’de bu yıl ilk kez bu kadar geniş çapta etkinliklerle anıldı, kamuoyunda ilgi çeken tartışmalara neden oldu. Zaferin unutturulduğu, geri planda kaldığı vs. gibi. KutülAmare’nin 100.Yılı bize aynı zamanda şunu hatırlatmalı. Her tarihi olay oluşturduğu “literatür” açısından da önemlidir. KutülAmare Zaferi’nin de bu konuda bir hayli fakir olduğunu söylersek yanılmış olmayız. Seferin Türk tarih anlatımı açısından en önemli kitabı olan Binbaşı Mehmet Emin Bey’in kitabının daha bu yıl Kültür Bakanlığı katkılarıyla okuyucu ile buluştuğunu söylersek durumun ciddiyeti anlaşılır. Türk tarafı anlatımı sadece görev alan subayların anılarının bir bölümüne hapsolmuş iken yabancı literatür bizden biraz daha zengin. 1.Dünya Savaşı Irak Cephesi’nin Resmi tarihi , Çanakkale’de Aspinall-Oglander ne ise Irak cephesi muadili olan Moberly’nin Mesopotamia Campaign, Roger Miller’in The Death An Army-1916, A.J.Barker’in  The Bastard War-Mesopotamia Campaign 1914-1918 , Yakın dönemde çıkan Patrick Crowley’in Kut-1916  sayılabilir. Konuyla ilgili en son yayınlanan çalışma olan Nikolas Gardner’in kitabı Türkçe’ye kazandırıldı.

             Kanada Kraliyet Harp Akademisinde öğretim üyesi olan Nikolas Gardner’in Türkçe’ye çevrilen  Mezopotamya’da Bir Savaş 1915-1916 Kut’ülAmare ( Etkileşim Yayınları, Nisan 2016) kitabı yukarıda saydığım temel eserlerin ve çok sayıda savaşa katılmış kişilerin kaynakları ve zengin arşiv belgelerini değerlendirerek, kuşatmaya giden süreci ve kuşatmayı anlatıyor. Hacmi kalın değil ama “yoğun” bir kitap olduğunu söyleyebiliriz.  Akademik bir eser olsa da , zaman zaman seviye üstü yorumlar yapsa da bu durum konuya yabancı olan okur açısından bir hayli bilgilendirici. Bu arada yazarın Türk tarafının muharebelerini anlatmak için kullandığı ana kaynağın Binbaşı Mehmet Emin Bey’in kitabı olduğunu hatırlatalım.

             Gardner Kut Kuşatmasına giden süreçteki kritik olayları geçmiş literatür ışığında sorguluyor. Bağdat’a neden ilerleme kararı alınmıştı? Selman-ı Pak’ta neden geri çekilme kararı verildi? KutulAmare’de kısılıp kalmak yerine daha geriye gidilebilir miydi? Townshend’in garnizonunu kuşatmadan kurtarmak için kurulan Dicle Kolordusu’nun çabalarının ayrıntılı askeri analizi vs. Townshend’in Hint birlikleri ile ilgili değerlendirmeleri , güvensizliği de Gardner’in çalışmasının ana konularından. Gardner yenilgilerden asıl nedenlerinden birisinin Townshend’in Hint birliklerini iyi anlayamaması olduğunu iddia ediyor.

             Kitap İngiltere’nin Irak politikası gibi politik ve uluslararası ilişkiler, ya da Rusların Doğu cephesindeki eş zamanlı ve İran üzerinden Baratov’un harekatı gibi konulara girmemiş. Muhasara edilmiş kasabada yaşananlar Hintli müslüman ve hindu askerlerin at ve katır eti yememelerinin yol açtığı sorunları etraflıca incelemiş.5000 yakın Hintli asker ve personel takatleri iyice tükenince, ancak 11 Nisan’dan sonra at eti yemeye başlamışlar. Kalanları ısrarla yemeyi reddetmiş. 14 Nisan’a kadar dayanmışlar. Gardner’e göre Hintlilerin bu nedenle tahıl istihkakından fazla almaları İngiliz askerlerle aralarında problemler yaşanmasına neden olmuş. Gardner Hindistandaki Sadece dini değil , kast ve gelenek uygulamalarının bu konuda çok baskın olduğu tesbitinde bulunuyor. Bir İngiliz askerinin tanıklığı dönemin zihniyetini yansıtması açısından önemli: “Norfolk’tan bir bölüğün buraya gelmesiyle çok rahatladık. Çünkü iki alayda sadece 13 beyaz olarak , 15000 asyalı ile savaşan , ince tel örgüler ve birkaç yüz metrelik çamurlu alanla ayrıldığımız 700 Asyalıyı yönetiyorduk.” s.195 Yazar özellikle Sabistepe muharebelerini çok canlı anlatmış. , özellikle kuşatma uzadıkça  İngiliz komuta kademesindeki çekişmeleri, suçlamaları ayrıntılı bir şekilde paylaşmış. Yazar Özellikle Çanakkale Savaşı’ndan sonra gönderilen Maude’in 13. Tümen’inin gelişinin moral kaynağı olduğunu, başarılı bir General olan, Batı cephesi ve Çanakkale Savaşı’nı yaşayan  Maude’nin Topçu ve Piyadenin uyumu konusundaki başarılarının altını çiziyor.                                                                                                      

Kitabın öneminin önüne geçen hatalar

             Doğrusunu söylemek gerekirse N.Gardner’in Kut’ülamare adlı eserinin çevirisinin hazırlandığını duyunca çok sevinmiştim. Ancak kitabı okumaya başladığınızda askeri (genel anlamda spesifik konulardaki) eserlerin çevirilerine ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini bir kere daha anlıyoruz. KutülAmare kitabının çeviri hataları eseri hakkıyla değerlendirmenin önüne geçmiş. 

             Kitap Türkçe çevirisinde daha ilk cümlede falso vererek başlıyor. Mezopotamya Seferinin, Batı cephesi ile karşılaştırıldığında akademisyenlerin ve halkın daha fazla ilgisiyle karşılaştığını belirten bir cümle ile karşılaşıyoruz. Bu doğru değil. Belki yazarın böyle bir iddiası mı var diye kitabın İngilizce aslına bakıyoruz. Tabiki hayır! Yazar tam tersini iddia ediyor! Sayfalar ilerlediğinde okuyucuyu İngiliz Keşif Kuvvetinin Basra ‘da Tiflis(!) üzerinden hazırlık yaptığını öğreniyoruz. Burada İngiliz Keşif Gücü British Expeditionary Force’un karşılığı olarak çevrilmiş ama hatalı olduğu ortada. Okuyucu Basra’daki bir kuvvetin neden Gürcistan’a doğru harekat için hazırlandığını merak edebilir. Biraz düşününce hatanın nereden kaynaklandığını buluyoruz. Tigris (Dicle) Tiflis olarak çevrilmiş!

             Tarihi eserlerde hatalar zamanında düzeltilmezse kalıcı olabiliyor. [i] Gardner’in kitabında da ne yazıkki bol miktarda örneği var. Kitabın orijinalinde de çok basit olan krokiler vahim bir şekilde hatalı çevrilmiş. Kolordu anlamındaki Corps birlik , Tümen anlamındaki “Division” bölük olarak çevrilince 3 bölüklü Türk ordusu 3 Tugaylı İngiliz ordusuna karşı bir durum ortaya çıkmış. Yukarıda Tigris örneğinde olduğu gibi coğrafi yer adlarında terminolojiye uygun davranılmalıydı. Özellikle Selman-ı Pak Muharebesi anlatılırken Osmanlı cephesinin arkası ve kuzeyindeki Diyala nehri “Sabis” nehri olarak çevrilmiş. Halbuki Sabis , KutülAmare önündeki Es-Sin mevzilerinin en sağındaki bir tepeciğe bizim verdiğimiz isim. İngilizlerin oraya verdiği isim Dujaila. 8 Martta Ali İhsan Bey’e “Sabis” soyadını kazandıran muharebenin yaşandığı yer. Muhtemelen isim benzerliği nedeniyle Diyala nehrinin adı yanlış olarak “Sabis” diye çevrilmiş. s.87 de UmmulTabul muharebesinden bahsedilirken bir İngiliz subayı orijinalinde Diyala nehrinden bahsederken Nurettin Sabis’in ardına kaçabilirdi . diyor.

             Kitap boyunca çok sayıda rütbe ve birlik isimlerinde hatalarla karşılaşıyoruz. Örneğin s. 57 de geçen 6.Piyade Tugayı aslında 6. Süvari Tugayı. ( Mezopotamya cephesinde piyade/ süvari ayrımının ne kadar önemli olduğunu ayrıca belirtmeme gerek yok sanırım ) s. 92 ‘de Tümen Destek takımının kaptanı olan Warren Sandes… denmiş. Warren Sandes , 6.Hint Tümeninde Köprücü Kolu ya da daha doğru bir ifadeyle Köprü İstihkam Birliği’nin komutanıydı ve Kaptan değil Yüzbaşıydı.  (Anılarını yayına hazırladığım için biliyorum 🙂 Görevi de Dicle üzerine teknelerden oluşan yüzer köprüler yapmaktı. Bridging Train ve Captain ifadeleri yanlış çevrilmiş!

             Ayrıca bazı bölümler de çevirinin anlaşılması güç ya da başta da belirttiğimiz gibi gibi yazarın kastettiğinden farklı bir anlam verilmiş. Örnek vermek gerekirse kitabın özellikle Kut garnizonundaki Hintli birliklerle ilgili önemli değerlendirmeleri olduğunu söylemiştik. Türkçe baskıda sık sık Hintlilerin “cahil” olduklarından bahsediliyor. Çevirmenin orijinal metinde geçen “illiterate” ifadesini “cahil” olarak çevirmesi biraz maksadını aştığını düşünüyorum.Yazar Okuma-yazma bilmediklerini vurgulamak için bu ifadeyi seçerken Türkçeye cahil olarak çevrilmesi şık durmamış.

             Orijinal metinde geçen “territorial” ifadesinin “gönüllü” olarak çevrilmesi de hatalı. İngiliz ordu sisteminde Territorial bizdeki “Redif” sisteminin karşılığı. Yaşları biraz büyük aynı bölgeye mensup kişilerin bulunduğu askeri birlikler. Orijinal isim aynı tutulup dipnotla açıklama yapılabilirdi. Keza KutülAmare garnizonunu kurtarmak için kurulan “Relief Force” Dicle Kolordusu’na Destek Kuvvetleri değil Kurtarma Kuvveti denmesi daha uygun olurdu.

             Yine başka bir yerde şöyle bir ifade ile karşılaşıyoruz:

             İngiliz yazar ve savaş muhabiri Edmund Candler İslam’a bir çağrıda bulunmuş, katlanılmaz bir pozisyondan tek bir makul tutum talep etmiştir, itibarını kaybetmeden hizmet etmeyi reddetmeyi haklı görmüştür  (s.31)

             “T.A Chalmers’a göre Aerial Hastane Gemisinin komutanı inatçı ve yetenekli nitelikleriyle ün kazanmıştı, ama yaralılara karşı son derece umursamazdı.”  Orijinal metinde ise  Aerial hastane gemisinin komutanı T.A Chalmers’in General Gorringe hakkındaki görüşleri anlatılıyor.

             30.Topçu birliği Mezopotamya seferinin en büyük ve en karmaşık saldırısını başlattı ifadesi ise orijinal metinde 30’unda ( Yani 30 Martta) Topçu birliğinin saldırıyı başlattığını yazıyor.

  

            S.118’de Nurettin’in görüşlerini etkileyen tek faktör… değil “Goltz’un Nurettin’in hakkındaki görüşlerini etkileyen tek faktör….” olmalıydı

             Yer isimlerinin nasıl yazılacağı Çanakkale Savaşı kitaplarında da sorundu. Özellikle Irak cephesi gibi hem İngilizlerin , hem Arapların hem de Türklerin verdiği isimlerle karışıklık olabiliyor. Dolayısıyla bu gibi eserlerde hangi isimlerin kullanılacağının baştan belirlenmesi gerekiyor. Örneğin Tizbon mu, Ctesiphon mu , Selman-ı Pak mı ? Özellikle Türk tarafının Irak cephesi terminolojisinde Süveyce bataklığı ile Dicle arasındaki bölgede Ocak-Nisan 1916 ayı muharebeleri 1.-2.3. Felahiye olarak belirtilirken , İngiliz kaynakları giriş mevkideki muharebeleri Hanna, orta mevzilerde yaşanan muharebeleri Felahiye , bataklığın bitimine doğru yaşanan muharebeleri Sannaiyat olarak adlandırıyor. Dolayısıyla muharebe isimlerini Türk kaynaklardan karşılaştıracak okur için dipnotla açıklama koyulabilirdi. Yine bu gibi eserlerde İndex olmaması büyük eksiklik. Kaynakçalar mutlaka ayrıca yazılmalıydı.

             Özetle Nikolas Gardner’in çalışması Kutü’lAmare Kuşatması ile ilgili eksik olan literatürümüze çok önemli bir katkı. Türkçe basımı üzerinde bu kadar titizlikle durmamızın ana nedeni de bu zaten. Bu tip kitapların çevirisinin askeri terminolojiye ve ilgili konuya vakıf uzmanlar tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Yeditepe, İş-Kültür, Timaş gibi yayınevlerinin askeri tarihle ilgili kitaplarında bu kurala hassasiyetle uyduğunu görüyoruz. Etkileşim Yayınevi böyle önemli bir eseri yayın programına almakla çok önemli bir iş gerçekleştirmiş. Sanırım hazırlanması biraz aceleye gelmiş. Umarız yeni baskıda bu hataları düzeltir.

 

Mezopotamya’da Bir Savaş 1915-1916 Kut’ülAmare

Nikolas Gardner

Etkileşim Yayınları, Nisan 2016

238 sayfa

 

 

 

 



[i] Yeri gelmişken tarihi eserlerde baskı hatasının önemi üzerine bir hatıramı  paylaşmak isterim. Çanakkale Muhabeleriyle esaslı olarak ilgilenmeye başladığım dönemde, kitapları baskı üzerine baskı yapan bir ünlü yazarla aynı ortamda bulunma fırsatını yakalamıştım. Yalnız üstadımız Mustafa Kemal Bey’in cepheden 10 Ağustos’ta ayrıldığını, dolayısıyla fazla abartıldığını iddia ediyordu. Bilgi tabiki doğru değildi. 10 Aralık’ta ayrıldığını net bir şekilde biliyordum. İtiraz ettiğimde üstadımız beni fanatik bir Atatürkçü varsaymasından olsa gerek “-Sizin beyninizi yıkamışlar, Bak bakalım Genelkurmayın kitabı ne yazıyor! diye azarlayarak önündeki kitabı uzatmıştı. Gerçekten de kitapta Mustafa Kemal Bey’in 10 Ağustos’ta cepheden ayrıldığını yazıyordu. Ancak bir kaç cümle sonra Aralık ayından bahsediyordu. Baskı hatası olduğu aşikârdı. Üstadımızın etrafında oturanların benimle alay eden kahkahaları hâlâ kulağımda çınlar!

Bir cevap yazın