Anafartalar dan Conkbayırı na… En Uzun Beş Gün

DR. TUNCAY YILMAZER

 

 

Yarbay Wilmer son dönemde sık sık yaptığı gibi, 6 Ağustos öğleden sonrasını Lalababa Tepesi’nden sakin denize bakarak geçirdi. Anafartalar sektöründe 4 taburluk küçük bir Osmanlı birliğinin komutanıydı. Son dönemde İngilizlerin yeni bir çıkarma yapacağı duyumlarını sıkça almaya başlamışlardı. Herhangi bir çıkarmada yapacağı görevin düşmanı oyalamaktan başka bir şey olmadığını da çok iyi biliyordu. Gün batışına kadar kaldı tepede… Sonra atına binerek, gece yarısından itibaren cehenneme dönecek bomboş ovada, Küçük Anafarta’daki karargâhına doğru yola koyuldu…

 

İngiliz hükümeti, General Ian Hamilton’un da isteklerini dikkate alarak bir türlü sonuçlanmayan Gelibolu cephesini genişletmeye karar verir. Aslında plan çoktan hazırdır. Anzak kurmayları daha mayıs ayında Sarıbayır adını verdikleri Conkbayırı-Besimtepe-Kocaçimentepe hattının zannedildiği kadar kuvvetli olmadığını, buraya düzenlenecek bir harekâtın Türkleri çok zor durumda bırakacağını anlamışlardı. Yeni Zelanda ve İngiliz askerlerinden oluşan karma kuvvet Sarıbayır hattı önündeki vadilerden yapılacak bir gece yürüyüşüyle, sabaha karşı bu hattaki tepelerin tümünü ele geçirecek, yarımadanın en yüksek silsilesi olan Conkbayırı-Kocaçimentepe hattının düşmesi bir anlamda cephenin de düşmesi olacaktır.

 

Düşmanın zayıf gördüğü halka…

 

Savaş, 6 Ağustos 1915 sabahından itibaren dalga dalga güneyden tüm yarımadaya yayılır. Kanlısırt, Çanakkale Muharebeleri’nin en kanlı çarpışmalarından birisine şahit olacaktır. Kızılhaç çadırları arasına gizlice yerleştirilmiş topların yoğun ateşi sonrasında Avustralya piyadesi hücuma kalkmış, ne yazık ki ilk ateş sonrasında yüzlerce Mehmetçik siperleri örten kalasların altında kalmıştır. Cephenin düşmesi son anda önlenir. Avustralya Resmî Tarihi, komutayı ele alan bir alay imamının kendilerine karşı nasıl mücadele ettiğini anlatır… Planın ana bölümüne geçilir. Arıburnu’nda Yeni Zelandalı ve Maori yerlilerinden oluşan sağ ve sol örtme kuvvetleri, karanlık bastıktan hemen sonra, Eski 3 Numaralı Karakol mevzimiz başta olmak üzere bölgede bulunan birçok küçük mevcutlu birliklerimize baskın yaparak ağır kayıplara uğratırlar. Damakçılık Bayırı da İngilizler tarafından gece ele geçirilmiş, karşılarında birliğimiz kalmamıştır.

 

Bu arada gece yarısına doğru yaklaşık 20.000 kişilik 9. İngiliz Kolordusu’nu taşıyan çıkarma araçları görünür Suvla açıklarında… Çoktandır beklenen Suvla (Anafartalar) Çıkarması başlamak üzeredir. Bavyeralı Alman Yarbay Wilmer komutasındaki sadece 4 tabur Osmanlı askeri koskoca ovayı savunmak için mevzidedir. Ne var ki ilerleyen saatler İngilizler için bir kâbusa dönüşür. Koskoca kolordu, bir avuç azimli insanın direnmesi karşısında koordinasyonsuzluk, başta General Stapford olmak üzere komuta kademesinin basiretsiz tutumları, üstüne üstlük içme suyu tanklarının unutulması gibi ağustos sıcağında hayal edilmesi bile ürkütücü olan hatalar sonucunda bir türlü harekete geçemez.

 

7 Ağustos şafağı, beklenenin aksine ümitle doğmaz müttefiklerin üzerine… Sol taarruz kolundaki birlikler karışık arazide yollarını kaybetmiş, bazı birlikler umulmadık anda pusuya düşmüşlerdir. Sabah saatlerinde Tuğgeneral Johnston komutasındaki sağ taarruz kolu Şahinsırtı’nda, savunmasız durumda olan Conkbayırı’nın sadece 1 km önündedir. Ancak general ısrarla, aksi yöndeki emre rağmen diğer bir Yeni Zelanda taburunu bekler ve fırsattan istifade askerlere kahvaltı zamanının olduğunu bildirir. İngiliz tarihçilerin, “fırsat nasıl kaçtı” diye hayıflandıkları dünyanın en dramatik kahvaltılarından biridir bu kahvaltı… Conkbayırı’na yetişen Alman Albay Kannengiesser komutasındaki 9. Tümen savunmayı yeniden kurar. Daha acı bedel hiç kuşkusuz Nek bölgesinde (Cesarettepe) ödenecektir. Ünlü yönetmen Peter Weir’in yönettiği, Mel Gibson’un başrolünü oynadığı “Gelibolu” filmine de konu olan Nek (Cesarettepe) saldırısı, Çanakkale savaşlarının onlar açısından en trajik saldırılarından biridir hiç kuşkusuz.

 

Tarihin görmediği büyük kahramanlıklar

 

Yakın bölgedeki Yeni Zelandalıların üzerindeki baskıyı hafifletmek için 3. Avustralya Süvari Tugayı’na bağlı birlikler şafakla birlikte yan yana sadece 150 kişinin geçebileceği dar bir bölgede, Kılıçbayırı’ndaki birliklerimize karşı saldırıya geçerler. Merkeztepe ve Kılıçbayırı’ndaki makineli tüfek ateşimiz sadece on beş dakika içerisinde üç yüze yakın Avustralyalının ölümüne, yüzlercesinin yaralanmasına yol açacak ve büyük bir kanlı fiyaskoya dönüşen saldırı iptal edilecektir. Toparlanmaya çalışan sol taarruz kolundan, Besimtepe’yi hedef seçen İngiliz, Sih ve Nepalli Gurkha askerlerinin oluşturduğu müttefik birliği, 8 Ağustos sabahı her türlü olumsuzluğa rağmen Besimtepe’ye tırmanmayı başarır. Türk cephesi bir kez daha yarılmak üzeredir. Ancak nereden açıldığı belli olmayan bir ateşle ağır kayıp vererek geri çekilirler. En soldaki (adına bugün Avustralya’da bir üniversite olan) Albay Monash’ın birlikleri ise Ağıldere’de kaybolmuş, bir türlü düzene girememişlerdir.

 

6-10 Ağustos 1915 günleri, Dominyon birliklerinin zaferin eşiğinden, bozgunu her açıdan hissettikleri saatlere doğru sürüklendikleri günlerdir. Ordumuzun komutanı Alman Liman von Sanders Paşa’nın emriyle iki tümenlik yardım kuvveti Bolayır’dan 36 saat içerisinde yetişir. Dağılmak üzere olan Türk birlikleri, özellikle Esat Paşa’nın kararlı ve soğukkanlı tutumuyla bu buhranı atlatmayı başarmışlardır. İnisiyatif Türklerin eline geçmiştir. Liman Paşa, 8 Ağustos sabahı hemen hücuma geçilmesini emreder. Ancak başlangıçta Anafartalar Grup Komutanı olan Ahmet Fevzi Bey (İngilizlerin zannedildiği kadar iyi durumda olmadığını da gördüğünden) askerin yorgunluğunu ileri sürerek hücumun ertelenmesini ister. Ahmet Fevzi Bey’in, taarruz emrini dinlemeyip Alman komutanla yaptığı tartışma sonucunda görevden alınması, M. Kemal’in “Anafartalar Kahramanı” olarak tarihe damgasını vurmasına vesile olacaktır. Müttefik harekâtının başlamasından kısa bir süre önce 19. Tümen Komutanlığı’ndan, Anadolu yakasındaki aktif çarpışmalardan uzak 15. Kolordu Komutanlığı’na atanan Mustafa Kemal, yeni görevine başlamadan Esat Paşa tarafından Liman Paşa’ya önerilecek ve “Kolordu Komutanı” sıfatıyla Anafartalar Grubu’na ataması yapılacaktır. (15. Kolordu’ya tayin edildiğine dair, pek bilinmeyen atama kararnamesini içeren belge Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunmaktadır.)

 

Anafartalar Ovası ve Damakçılık Bayırı’ndaki İngiliz birlikleri 9 Ağustos’ta ağır bir yenilgiye uğrar. “Birinci Anafartalar Muharebesi” kazanılmış, hemen ardından en önemli cepheye sıra gelmiştir. Conkbayırı!.. Her iki tarafın da birbirine üstünlük sağlayamadığı bu tepe, 10 Ağustos 1915’te tarihin gördüğü en kanlı taarruzlardan birine sahne olur. Binlerce Mehmetçik, İngilizlerin ve Yeni Zelandalıların hiç beklemedikleri bir anda, şafak sökmeden hemen önce, baskın süngü hücumuna geçerler. General Baldwin de dâhil olmak üzere çok sayıda İngiliz subayı ve askeri ölür. Müttefik Ordusu Başkomutanı Hamilton, gıptayla karışık bir hüzünle Conkbayırı bozgununu anlattığı raporunda; “Türkler birbirinin ardından fütursuz ve büyük bir cesaretle ‘Allah! Allah!’ sesleriyle çatışmaların tam ortasına dalıyorlardı. Hakikaten çok cesur ve kahramanca savaştılar” diye yazacaktır. Bugün Conkbayırı’ndan Şahinsırtı’na, Ağıldere’ye ve Anafartalar Ovası’na bakan birisi o buhranlı günlerin heyecanını mutlaka kalbinde hissedecek, Allah’ın adıyla, en ufak bir tereddüt göstermeden ölüme atılan kahraman Mehmetçiklerimizi rahmetle anacaktır.

 

 

 

 

Bir cevap yazın