Çanakkale Savaşı’nın Dünya tarihindeki yeri neydi ve yirminci yüzyılı nasıl etkilemişti? 18 Mart 2016 tarihinde NTV kanalında deneyimli gazeteci Mete Çubukçu’nun sunumuyla Pasaport’ta diğer konuklarla birlikte Çanakkale Savaşı’nı değerlendirdik.
Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)
Çanakkale Cephesinde “askerin kahramanlığını yaşatmak için” ülkenin bütün imkânları seferber edildi. Özellikle de beşeri sermaye, eğitimli gençler bu savaşta yitirildi. Çanakkale seferberliği, harp sahası ve cephe gerisiyle Osmanlı/Türk tarihinin en anlamlı sayfalarını oluşturmaktadır. Bu çalışmada Çanakkale Savaşlarının cephe gerisi üzerine yoğunlaşıldı. Harp sahasında yapılan geziler, görsel propaganda aracı mecmualar, savaşın filme alınması, sanat ve edebiyat alanındaki çalışmalar incelendi. Silahaltına alınan on binlerce yükseköğretim gençliğinin savaş tecrübeleri, yaşadıkları mağduriyet ele alındı. Gelibolu Cephesinde mücadele eden V. ordunun iaşesi ve Osmanlı Erkânıharbiyesinin Çanakkale Savaşları üzerine hazırladığı askeri tarih çalışmaları incelendi. (M.S.)
18 MART ÖZEL – Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)
İngiliz ve Fransız donanmasına bağlı büyük savaş gemileri 18 Mart 1915 günü saa11.00 den sonra yavaş yavaş hedefe yaklaşarak tabyaları bombalamaya başladı. Türk tahkimatı atış mesafesine giren donanmaya karşı cevap veriyordu. Tabyalar üzerinde yoğun duman bulutları yükselmeye başladı. Fakat İngiliz- Fransız gemilerinin bulunduğu sular da ateş altındaydı. Boğazın her iki kıyısındaki obüs ve havan bataryaları mevzilerinden bir adeta mermi yağmuru gemilerin üzerine yağıyordu.O gün öğleden sonra yapılan muharebe safhasında Cevat Paşa savaşı savaşı bizzat kendisi yöneltmiş ve savaşın seyri değişmiştir. Müttefik donanması Türk tabya ve bataryaların ateşiyle kıskaca düşmüş ve Bouvet, Irrestible ve Ocean zırhlıların savaş dışı kalmasıyla hücum gücünü kaybetmiştir.Müttefik donanmasının büyük umutlarla başlattıkları İstanbul’a ulaşma amaçları Türk askerinin canla başla savunma azmi ve mücadelesiyle felakete dönüşmüştür.Bu zaferde en önemli mimar Cevat Paşa ve emrindeki askerlerdir. (A.Y)
Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.
Çanakkale Savaşı’nın 101. yıldönümü Yeni Bakışlar’da konuşuldu. Nevzat Çiçek ile Yeni Bakışlar’da bu hafta Tuncay Yılmazer, Ali Aslan, Gürsel Göncü, Nuri Güçtekin, Esat Kabaklı ve Erol Mütercimler
Konferans – Çizgilerle 1. Dünya Savaşı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı-Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü, Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yılına özel olarak konferansları kapsamında düzenlediği Mart ayındaki konferans “Çizgilerle 1. Dünya Savaşı” konuludur. Konuşmacı Ali Şükrü Çoruk. Konferans, 22 Mart 2016 Salı günü 18.00’de Atatürk Kitaplığı’nda gerçekleştirilecektir.
The French Battleship Bouvet was sunk by the Ottoman Artillery not sunk by the Mines, Turkish History Magazine #tarih claims
Bouvet was hit and sunk by the Turkish coastal artillery not by the moored mines said researcher Prof. Ayhan Aktar from İstanbul Bilgi University. His interview with the diver/salvage operator Mr. Tosun Sezen was published in Turkish History Magazine in March 2016. Prof. Aktar wrote a short introductory piece to the new findings probably would change the historiography of the 18 March 1915 naval assault and disaster for the Allies who tried to pass the Dardanelles and capture Istanbul.
Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)
20. asrın başlarında Osmanlı Devleti’nde bağımsızlık hareketleriyle beraber casusluk faaliyetlerinde de büyük artış olmuştu. Umumî olarak yabancı konsolos ve elçiler, komiteciler, misyonerler, kilise mensupları, seyyahlar, hariciyedeki bazı gayrimüslim memurlar casusluk faaliyetlerinin ana karakterleri olmuşlardı. Bunlardan önde gelen isimlerden birisi de Osmanlı topraklarında İngiliz İstihbarat Örgütü adına çalışan bir İngiliz kadındı. Gertrude Margaret Lowthian Bell; Türkçe, Farsça ve Arapça’yla beraber Arabî lehçeleri de çok iyi biliyordu. Aynı zamanda arkeolog, tarihçi, yazar, şair, seyyah, dağcı ve sanat tarihçisiydi. Ona ‘Irak’ın Taçsız Kraliçesi’, ‘Çöl Kraliçesi’ ya da ‘el-Hatun’ gibi unvanlar verilmiş; Arap ders kitaplarında “kahraman kadın” olarak okutulmuştu.Gertrude Bell, sanayici bir ailenin çocuğu olarak 14 Haziran 1868’de İngiltere’de dünyaya geldi. Oxford Üniversitesi’nde Modern Tarih, Coğrafya ve Arkeoloji eğitimi alan Bell, buradan birincilikle mezun oldu. 1892’den 1914 yılına kadar Ortadoğu’ya; Türkiye, Mısır, Suriye, Irak, Filistin, İran gibi ülkelere birçok arkeolojik (!) geziler düzenledi. (V.S.) Bu makale YEDİKITA dergisi Ağustos 2014 sayısında yayınlanmış, editöryal izinle sitemize konulmuştur.
Konferans – Vahdettin Engin – İkinci Abdülhamit’in Politikaları
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı-Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü, Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yılına özel olarak konferansları kapsamında düzenlediği Şubat ayındaki konferans “İkinci Abdülhamit’in Politikaları” konuludur. Konuşmacı Vahdettin Engin. Konferans, 24 Şubat 2016 Çarşamba günü 18.00’de Atatürk Kitaplığı’nda gerçekleştirilecektir.
Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım – Erich Ludendorff
İmparatorluk Almanyası’ndan, Hitler Almanyası’na uzanan yolda bir geçiş unsuru olan Erich Ludendorff, Birinci Dünya Savaşı yıllarının efsanevi Alman generalidir. 29 Ağustos 1916’da Alman Genelkurmay Başkanlığı’na, Doğu Cephesi’nde Rus ilerlemesini durduran ve Tannenberg ile Masuria’da kazandıkları parlak zaferlerle Almanya’da kahraman ilan edilen Hindenburg-Ludendorff ikilisi getirildi.
Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yılında savaşa dair yayınlanan kitaplar arasında özel bir yere sahip olan bu kitap, Osmanlı Devleti’nin dört yıl boyunca imzaladıkları antlaşmaya ve yaptıkları ittifaka sadakatle bağlı olduğu Almanya’nın o zamanki en yetkili asker ve devlet adamlarından birinin, genelde I. Dünya Savaşı’na, özelde Türkiye ve Türkler’e dair kişisel ve resmi görüşlerini ortaya koymaktadır.(Kapak Yazısından)
Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)
Birinci Dünya Savaşı, Avrupa’daki dört merkezi devlete karşı, Avrupa ve diğer kıtalarda bulunan yirmiden fazla ülkenin katılımıyla gerçekleşen ve beraberinde çok önemli sonuçlar doğuran kitlesel anlamda ilk büyük savaştır. İnsanlık tarihinin geçirdiği en tahripkâr savaşlardan biri olan Birinci Dünya Savaşı iki açıdan oldukça önemlidir. Birincisi, insanlığı büyük felaketlere sürükleyerek insanlık tarihi açısından büyük çapta maddi ve manevi yıkıntı yaratan kitlesel anlamda ilk büyük savaş olması, ikincisi ise savaş sonunda imzalanan antlaşmalarla adeta İkinci Dünya Savaşı’na davetiye çıkarmış olmasıdır. Yani kalıcı bir barışı sağlayamamış olmasıdır.
Dünya tarihi açısından olduğu kadar Türk tarihi açısından da Birinci Dünya Savaşı büyük önem taşımaktadır. Savaş öncesinde sömürge yarışı, siyasal çıkar çatışmaları, sanayi inkılâbının etkileri gibi siyasi ve iktisadi gelişmeler nedeniyle bloklaşan Avrupalı devletlerin uzlaşmaz tutumları ve neticede adeta bir silahlanma ve sömürgecilik yarışına girmeleri, büyük savaşın çıkmasına sebep olmuştur. 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan veliahdı Franz Ferdinand ve eşi, bir Sırplı tarafından öldürülünce Birinci Dünya Savaşı başlayacak ve kısa bir sürede tüm Avrupa’yı etkisi altına alacaktır. Bu durumdan Osmanlı Devleti de payına düşeni almış ve bir oldubittiyle kendisini savaşın ortasında bulmuştur.