Sina cephesi’ndeki Osmanı birlikleri Süveyş kanalındaki trafiği engellemek, İngilizlerin can damarlarından birini kesmek şöyle dursun, savaştan önceki sınırlarına geri çekilmişler, İngilizler de Sina Çölüne raylar döşeyerek, gerekli lojistik destekleri sağlayaran Filistin kapılarına dayanmışlardı. Aralık sonunda ve başında İngiliz ve Anzak süvarileri Osmanlıların iki ileri karakolu Magdaba ve Refah garnizonlarını neredeyse birbirinin kopyası harekâtla ortadan kaldırmış, yüzlerce esir almışlardı. Von Kress İngilizlerin Mart ayından itibaren artık Filistin topraklarına saldıracaklarını biliyordu. Emri altındaki birlikler Çanakkale gazisi olan 3. ve 16.Tümenlerdi. (T.Y)Bu yazı Atlas Tarih Dergisi Şubat-Mart 2017 Gazze Muharebeleri dosyası içerisinde yayınlanmış, editörden alınan izinle sitemize konulmuştur. Savaşın yaşandığı coğrafya hakkında bilgi veren ve bölgenin fotoğraflarını bizlerle paylaşarak destek olan İbrahim Jaradah ve Dr. Ahmet Köse’ye çok teşekkür ederim (T.Y)
Çanakkale’ye Mührünü Vuran Efsane Gemi Nusret’in Mührü (Seyit Ahmet Sılay)
Çanakkale Muharebeleri ile alâkalı hemen hemen her tür objeyi yıllar içinde koleksiyonuma ve dolayısıyla milletimize kazandırdım. Ancak, 18 Mart gününe âit, birkaç evrak, fotoğraf ve
kartpostal dışında bir şey yoktu. Şüphesiz 18 Mart’ın kahramanı, Nusret Mayın Gemisi ve bataryalardı.
21 Haziran 2017, Şehit Teğmen İbrahim Naci nin şehadetinin 102. senesi idi. Tevâfuken Kadir gecesi gününe rast gelmişti. Bu düşünceler içindeyken cep telefonuma bir mesajla fotoğraf geldi.
Sülüs hatt tarzında yazılmış bir mühürdü. Hemen ardından gelen açıklayıcı metinle dondum kaldım. “Nusret Vapur-ı Hümâyûnı 1914” yazıyordu.
Nusret Mayın Gemisi’nin mührüne bakıyordum. Mesajı gönderen arkadaşı hemen aradım. Evet! Satıyorlardı. Hiç pazarlık yapmadan teklif ettikleri rakamı hesaplarına gönderdim.
Bu hadise olduğunda bayram dolayısı ile Ankara’da bulunuyordum. Aynı gün kargoya verilmesini istedim. İstanbul’da ki adresime göndermişlerdi. Tatilimi kısa keserek Bayram ertesi İstanbul’a döndüm. Bir an önce dokunmak istiyordum. Kargoyu açtığımda; 1950’li yıllarda annelerimizin kullandığı en küçüklerinden bozuk para cüzdanı, içinde kırmızı pamuktan, el dikişi olduğu belli olan bir kesenin içindeydi. (S.A.S)
İkinci Bir İntihal Vakası ve Çanakkale Savaşı Popüler Kitapları Üzerine (Tuncay Yılmazer)
Birinci Dünya Savaşı’nın kaderini değiştiren bir muharebeler zincirini “Bir İngiliz birliğini alıp götüren bulut ve bu sayede kazanılan savaş” hikayesi ile mi anlamaya çalışacağız? Saka Hüseyin, Seyit Onbaşı’nın attığı Ocean’ın bacasından içeri giren mermi, mermilerin önüne eğilen ağaçlarla mı anlatımlarımızı süslersek Çanakkale çok mu iyi bilinecek? Bayramın son günü bir kitapçıda benzer bir esere karşılaştım. Yeni bir şeyler var mı diye incelerken aynı makalemin ikinci kez intihal edildiğini gördüm. Pes ki pes doğrusu! Bu nasıl pişkinliktir böyle? Üstelik ilkinde özür dilenmişti! Muhafazakar camianın üzerinde titrediği isim, ahlaklı olmamızı, dindar olmamızı öğütleyen herşeyi bilen Büyük üstadımız (!) bir kitabında intihal ettiği makalemi alıp başka bir kitabında kullanmakta tereddüd etmemiş. İlkinde yaptığı gibi sonucu da kendi anlayışına göre değiştirerek!… (T.Y)
Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri,Dr. Hülya Toker (Ahmet Yurttakal)
Çanakkale Muharebelerinde zafere giden yolda şüphesiz en önemli olan komuta kademesinin sevk ve idaresidir. Bugün bu komutanlardan akıllarda kalan birkaç alay ya da tümen komutanıdır. Bu eserle birlikte birçok alay ve tümen komutanını daha öğrenilmiş olunacaktır.”Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri (Belge ve Fotoğraflarla)” adlı eserde; Çanakkale Cephesi’nde görev yapmış alay, tümen ve üst kademedeki toplam 149 subayın biyografilerine yer verilmiştir. (A.Y.)
A Notebook-A Distant Memory From Gallipoli – Turkish Officers attending Anzac Day in New Zealand ( Haluk Oral)
During the Korean War, Turkey, New Zealand and Australia were all on the same side. In Korea, the troops from all these countries in 1953 participated in a procession together for the Anzac Day ceremonies to which General Sırrı Acar was also invited. In 1954, the government of New Zealand applied to its Turkish counterpart to request for inviting a military committee from Turkey to Anzac Day ceremonies. When the request was approved, a committee was assigned from the Turkish garrison in Korea. The committee of four officers included Major Halim Kural, Captain Orhan Aydemir and Captain Şinasi Çapar as well as their commander, a colonel whose name we will also hear later: Cemal Madanoğlu. The news about the arrival of the committee appearing on tens of journal aroused profound interest in New Zealand. The Christchurch Press on its April 23, 1954 issue, for instance, reports that as soon as the committee has arrived they participated in two consecutive functions during which senior soldiers from New Zealand who fought in Gallipoli campaign raced each other to shake hands with them. (H.O)
Müstahkem Mevkii nin Anafartalardaki Sesi-Küçük Anafartalar Topları(Bayram Akgün)
Küçük Anafartalar Topları diye isimlendirilen bu toplar Küçük Anafartalar Köyü’nün girişine konuşlandırılır. Topların girişinde ise “Top Mevzileri” diye tabelası bulunmaktadır. Toplar köyün yakınına kurulduğu için ismini de burdan almaktadır.Büyük Boğaz Muharebesi’nin yapıldığı 18 Mart 1915 günü İtilaf Donanması Çanakkale Boğazı’nda ağır bir yenilgiye uğrayarak geriye çekilir. Hiç beklemedikleri bir sonuçla karşılaşan İtilaf güçleri Boğaz’ı sadece donanmayla geçemeyeceklerini anlarlar. Bunun üzerine donanmanın desteğini arkalarına alarak karaya asker çıkarma planını uygulamaya çalışırlar. Savaş gemilerinin 18 Mart 1915’ten sonra Çanakkale Boğazı’ndaki faaliyetlerinde azalma görülür. Türk kara birliklerinin elinde bulunan topların sayısı yetersiz olduğu için de çıkarmalardan sonra Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı boğaz tahkimatında bulunan bazı topları V. Ordu’nun kara emrine verir. (B.A)
Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları – Çev. Tuncay Yılmazer
Yüzbaşı Edward Sandes, 6. Hint Tümeninde köprü istihkâm birliğinin komutanıdır. Görevi Dicle nehri üzerinde sallar, tombazlar, yerel bellum, müheyla gibi nehir taşıma kullanarak yaya ve taşıma araçlarının trafiğine uygun yüzer köprü inşa etmek, emir geldiğinde de bunları söküp çatanaların yedeğinde karadan ilerleyen orduyu takip ederek her an göreve hazır bir şekilde beklemektir. Dicle nehrinin genişliğinin yer yer 400-500 metreye çıktığı, sıcaklığın 45-50 derecelere ulaştığı göz önüne alındığında zamana karşı yarışan Sandes’in görevinin ne kadar zor olduğu ortadadır.Kuşatmanın ve Esaretin Adı Kûtulamare , 6. Hint Tümeni’nde görevli bir İngiliz subayının, Irak cephesinin ilk günlerinden itibaren, başlangıçta zaferler sonrasında hayal kırıklıklarıyla dolu tanıklığını konu alıyor. Yüzbaşı Sandes, 6. Tümenin ardarda zaferlerden Bağdat önünde sona eren Dicle nehri boyunca gerçekleştirdiği harekâtını, Kût kuşatmasını ve esir oluşlarını anlatırken kitabın yayınlanmayan sonraki bölümleri ise Musul’dan Anadolu içlerine Yozgat’a uzanan ve sonrasındaki esaret günlerini anlatıyor. Tamamen farklı bir konuyu anlatan bu bölümler daha sonra yayınlanabilir. (T.Y.)
İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)
Askerlik şubesi kayıtlarının yanı sıra, mahallî Nüfus Müdürlükleri Arşivlerinde bulunan “Vefâyâta Mahsus Vukûat Defterleri” Birinci Dünya Savaşı esnasında silahaltındayken şehitler, askerde kalanlar konusunda fevkalâde kıymetli ve sağlıklı bilgileri içeren önemli bir kaynaktır. Özellikle, Balkan Savaşları’ndan Millî Mücadele’ye uzanan tarih diliminde “şehitler ve askerde kalanlar” konusunun yanı sıra pek çok sosyal tarih konuları için de bize bazı kıymetli ipuçları sunan il ve veya ilçe nüfus müdürlükleri arşivlerinde bulunan “Vefâyâta Mahsus Vukûat Defterleri”, yakın dönem tarih araştırmalarında henüz yeterince araştırma yapılmayan kaynaklar arasındadır.Söz konusu defterler, 76 x 54 ebatında büyük boy olup, vefat eden hakkında çeşitli bilgilerin yazıldığı matbu sütunlardan oluşmaktadır. Her sayfada, sırasıyla; “müteselsil numarası”, “kayıt tarihi”, “kaza”, “mahalle veya karyesi”, “sokağı”, “mesken numarası”, “ilm ü haber ve tarihi”, “isim ve şöhreti sanat ve sınıfı”, “peder ve validesi ismiyle: Pederi, Validesi”, “mahall ve tarih-i velâdeti”, “milleti”, “Müteehhil (evli) ise kimin zevci veya zevcesi olduğu”, “mahall-i vefatı”, “tarih-i vefatı”, “sebeb-i vefatı”, “esasen nüfustaki mahall-i kaydı”, matbu ifadelerinin yazıldığı sütunlar bulunmaktadır. Ölen kişi hakkındaki bu bilgiler her bir sütuna sıra ile yazılmıştır. Savaş sırasında ölenlerin “Sebeb-i vefatı” yazan sütuna “Şehiden”, “Harpte”, “Gaip” veya “Askerde” ifadesi düşülmüştür. (N.Ç.)
Kûtulamâre Zaferi 1916(Muzaffer Albayrak,Vahdettin Engin)
1916 yılında Irak cephesinde kazanılan Kûtulamâre Zaferi, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda Türk tarihinin en şanlı sayfalarının yazıldığı Çanakkale Zaferi’nden sonra kazanmış olduğu ikinci büyük ve anlamlı zaferdir. Irak Cephesi’nde 4,5 aylık bir kuşatma sonucunda, 29 Nisan 1916’da Kûtulamâre’de bulunan 5’i general 481 subay ve 13.300 kişilik İngiliz ordusu esir alınmıştı.
Önemi ve büyüklüğü şüphesiz olmakla birlikte Kûtülamâre’de kazanılan zafer, aradan geçen 100 yıl boyunca maalesef tarihin tozlu sayfaları arasında unutulup gitmiştir.
Bu kitap, tarih kitaplarında birkaç satırla geçiştirilen bu önemli tarihi olayı, bütün yönleriyle ayrıntılı olarak ele alınarak, Kûtulamâre kahramanlarını lâyık olduğu şekilde hatırlatmak gayesiyle hazırlanmıştır. (M.A.-V.E.)
Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)
Çanakkale Savaşı’nın başında bir başka uygulamanın, künye sisteminin ilk halinin, yaygın olmasa da, kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Genelde deri veya kumaş üzerine basılan künye bilgileri askerlerin ceketlerinin iç kısmına dikilmesi suretiyle, herhangi bir durumda askerin kimliğinin tespitinin kolaylaştırılması düşünülmüştü. Ancak şehit olan askerlerin elbiselerinin diğer askerler tarafından alınması ile elbiselere dikili olan künyelerin sağa sola atıldığı veya ortadan kaybedildiği görülmüştü. Ayrıca özellikle bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hastanelere gelen askerlerin elbiselerinin yakılması söz konu idi. Bu yakılma işlemi sırasında elbiselerle birlikte deri veya kumaş künyeler de yanıp gidiyordu. Bu nedenle 3. Kolordu Komutanlığı konuyla ilgili şikâyetlerini başkomutanlığa bildirmişti. Bunun üzerine Başkomutanlık tarafından günümüz Türk ordusundaki künyelere yakın bir tasarım ile metal bir künye tasarlanarak tüm askeri birliklere bu örnekler gönderilmişti. Hazırlanan künye, yabancı ordularda uygulanmaya başlanan metal künyeler örnek alınarak yapılmıştı.(B.S.) [Bu makale ilk olarak Turkish Studies Dergisi’nde yayınlanmıştır. (TurkishStudies-International Periodical For Th e Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 8/7 Summer 2013, p. 551-561, ANKARA-TURKEY)]