GELİBOLU’YU ANLAMAK

Jeremy Black’in “Dünya Tarihinde Askeri Strateji” Kitabı Hakkında Bir Değerlendirme (Bestami S. Bilgiç)

Öncelikle çeviri sürecinin zor geçtiğini itiraf edeyim. Benim ilk çevirim. Kolay olmadı. Gerçi çeviri işinin genel olarak kolay olmadığının farkındayım. Bu yüzden daha önce çeviri yapan herkese selam olsun!

Çeviriyi yaparken zorlanmamın bir sebebi formasyon olarak siyasi tarihçi olmam. Doğal olarak askeri tarih terminolojisine hem İngilizce hem de Türkçe lisanlarında hâkim olduğumu iddia edemem. Hele hele bahsettiğimiz birbiriyle akraba olmayan iki lisan ise.

Bunun yanında çevirdiğiniz eserde ortaya konan bazı tespit ve iddialara katılmıyor olabilirsiniz. Ancak mümkün mertebe esere sadık kalmak gibi bir zorunluluk söz konusu. Bununla beraber bu çok önemli tarihçinin bu çok önemli eseri Türkçe’ye kazandırılmalıydı. Elimden geldiğince bunu yapmaya çalıştım. Umarım okuyucuya bir faydası olur.

Jeremy Black, askeri tarih alanında bir dev. Çok da yaşlı olmayan İngiliz tarihçinin telif ettiği yüz civarında kitabı var. Bu hususun altını çizmekte fayda görüyorum: yüz kitap! Dile kolay! Bu eserlerin listesi Black’in kendisine ait web sitesinde var. Dileyen gidip bu listeyi inceleyebilir. Sadece başlıklara göz atarak bile Black’in vukufiyetinin ne kadar geniş ve derin olduğu anlaşılabilir. Doğal olarak bu durum üzerimde bir baskı oluşturdu. Acaba bu kadar önemli bir ismin eserinin tercümesi meselesinde işin hakkını verebilecek miyim diye düşünmedim değil.

Kitaba gelince… 1400’den itibaren dünyanın belli başlı devletlerinin askeri stratejilerini anlatıyor. Bunu yaparken Osmanlı İmparatorluğu gibi özellikle Soğuk Savaş döneminde dünya tarihi yazınında kendilerine pek fazla yer bulamayan devletlere de yer veriyor.

Black, çeşitli devletlerin askeri stratejilerini anlatırken sıklıkla karşılaştırmalara başvuruyor. Bu kolay bir şey değil. İki ya da üç devletin ya da belirli bir bölgedeki devletlerin siyasi kurumlarını ya da herhangi siyasi bir mesele karşısında takındıkları tavrı karşılaştıran çalışmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Ancak Avrupa, Asya ve Amerika’nın tamamını hele hele tarih disiplini çerçevesinde karşılaştırmalı anlatmak pek öyle kolay bir mesele değildir. Jeremy Black bunu yapmaya çalışmış. Dolayısıyla eserin kaynakçası çok fazla zengin. Bizlerin belki daha iyi bildiği Osmanlı İmparatorluğu hakkında da kıymetli çalışmalara atıf yapmış. Bu çalışmalar arasında Gabor Agoston Hoca’nın eserlerini özellikle belirtmeliyim. Gabor Hoca, Osmanlı Askeri Tarihi çalışmalarının çok önemli isimlerinden, malum. Hem kendisi çok üretken ve çok sayıda eser yayınlıyor hem de öğrenci yetiştiriyor. Yetiştirdiği öğrencilerden bazıları şu anda Türkiye’de tarihçilik mesleğini icra eden kıymetli bilim insanları. Böyle giderse belki yakında Türkiye’de bir Gabor Agoston Okulu ortaya çıkabilir. Kimbilir… Yeri gelmişken belki biraz uzaktan takip ettiğim Türkiye’deki Osmanlı Askeri Tarihçiliği hakkında da birkaç şey söyleyeyim. Çok kıymetli meslektaşlar var ve anladığım kadarıyla çok sayıda kaliteli meslektaşlar da yetişiyor. Son yıllarda gayet kaliteli eserler yayınlandı. Onlardan çok şey öğreniyoruz. Bunlar işin sevindirici tarafı. Ancak bu eserlerin mutlaka özellikle de İngilizce olarak da yayınlanmaları gerekiyor. Ki, Jeremy Black gibi alanın dev isimleri Osmanlı İmparatorluğu’ndan bahsederken Türk tarihçilerine daha fazla atıf yapabilsin.

Black, askeri stratejiyi anlatırken sadece olayların öykü tarafına yer vermiyor. Olabildiğince teorik tespitlerde de bulunmaya çalışıyor. Örneğin, askeri stratejinin politik bir süreç olduğunu iddia etmesini ben şahsen önemsiyorum. Zaten belki insanla ilişkili olup da siyasi olmayan herhangi bir süreç yok. Ancak Black’in bu hususun altını çizmesi önemli. Askeri stratejinin belirlenmesi sürecine en az askerler kadar hatta belki de daha fazla bir şekilde siyasilerin dâhil olduğunu anlatıyor. Ayrıca askerlerin de askeri profesyonelizmin sınırlarını aşarak siyasi pozisyonlar alabildiklerini ekliyor.

Black’in altını çizdiği önemli hususlardan biri de neredeyse adı askeriye kurumu ile özdeşleşen Prusya’nın ve sonrasında da Almanya’nın stratejilerinin aslında genel olarak başarısız olduklarıdır. Askeri strateji literatüründe Prusya’nın hak ettiğinden daha fazla öne çıkarıldığını savunuyor Black. Hem Birinci Dünya Savaşı’nda hem de İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın stratejileri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Dolayısıyla iki dünya savaşının galiplerinin stratejileri üzerinde yoğunlaşmanın daha uygun olduğunu belirtiyor.

Prusya demişken… Black, savaş denince akla ilk gelen isimlerden Clausewitz üzerinde de duruyor ve bu Prusyalı asker üzerindeki literatürü derinlemesine değerlendiriyor. Clausewitz’in “Savaş Üzerine” başlıklı eserinin İngilizce tercümelerinde bir takım problemler olduğunu söylüyor. Ancak bu problemler Black’e göre, daha ziyade Clausewitz’in eserinin orijinalinin zaman zaman anlaşılması güç ifadeler barındırmasındandır. Aslında belki burada belirtmeliyim ki ben de Black’in kitabının teorik kısımlarını çevirirken benzer düşüncelere kapılmadım değil. Tabii ki Black’e hiçbir şekilde saygısızlık yapmak istemem ancak kitabı okurken kendimi bir Norman Stone ya da Eric Hobsbawm okur gibi hissetmediğimi söylemem lazım. Ancak bu, benim askeri tarih formasyonuna sahip olmamamdan da kaynaklanıyor olabilir tabii ki.

Sonuç olarak; çok önemli bir askeri tarihçiden çok önemli bir eser. Umarım ki Türk okuyucu çalışmadan istifade eder. Buna en ufak bir katkım olursa da ne mutlu bana…

 

Dünya Tarihinde Askeri Strateji – Jeremy Black
Çevirmen: Bestami S. Bilgiç
432 sayfa
Timaş Yayınları
İstanbul 2021

634 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir