A Glorious Failure! İtilaf Devletleri Donanması’nın Planları, Gücü ve Savaşın Sonuçları ( Kenan Çelik )

18 Mart Öncesinde Cereyan Eden Olaylar


  


Çanakkale Harekatı bir anda kararlaştırılan bir harekat değildir. Bu noktaya adım adım gelinmiş ve maliyeti çok ağır olan bir askeri harekâttır. Askerlerin çoğu bu işin zorluğunu bildiği halde sırf politikacıların tercihleri bu çok kanlı savaşa sebep olmuştur. “Diplomatik kararlar askeri kararlara üstün geldi” diyebiliriz. Osmanlı İmparatorluğu’nun ciddiye alınmaması, ihmal edilmesi ve art arda yapılan birçok diplomatik hatalar Çanakkale Deniz Saldırısı’na ve akabinde kara savaşlarına sebep olmuş ve adeta İngilizler Osmanlı’yı savaşa girme konusunda tahrik etmişlerdir. Bunun maliyetinin neye mal olacağı kimse tarafından kestirilememiştir. Bugün bu harbin sorumluluğu İngilizler tarafından Churchill’e yüklenmektedir. İki gemi yüzünden bu kadar insanın hayatını kaybetmesi inanılacak gibi değildir.


 


Mücadele sadece Çanakkale Boğazı’nda değil ayrıca Filistin ve Mezopotamya bölgelerinde de yayılmıştır. Yani İngilizlerin takip ettiği siyaset onları birçok cephelerde Osmanlı Orduları’yla savaşmak zorunda bırakmıştır. Osmanlı için inşa edilen iki gemiye el konulmasından sonra çıkan savaşta bir milyon kadar İngiliz ve Fransız askeri Türklerle savaşmak zorunda kalmıştır. Ortadoğu ve Boğazlardaki çıkar çatışmaları Fransızları da bu olayların içine sürüklemiştir. Fransız Denizcilik Bakanı Victor Augagneur’n deyişiyle “Fransızlar İngiliz Donanması’nı yalnız başına İstanbul önlerinde görmek istememişlerdir; çünkü burada Fransızların da çıkarları vardır.” Bu harbin öncesindeki olaylar dikkatlice incelendiğinde her iki taraf da bu harekatı istememiş gibi görünmekte ve adeta görünmez bir el olayları öyle bir tarzda cereyan ettirmiş ki istemeye istemeye bu noktaya gelinmiştir. Bugün Birinci Dünya Harbi’ni ve Çanakkale Cephesi’ni değerlendiren İngiliz tarihçileri Osmanlı’yı yenerek “Doğu Sorunu’na son verdik ama Arap-İsrail çatışmasına sebep olduk” demektedirler. Bugün Ortadoğu’da cereyan eden olaylar Birinci Dünya Harbi’nin devamı gibi görünmektedir. Çanakkale’ye saldırı yapılmadan önceki olayları şöyle sıralayabiliriz:    


 


a. İngilizlerin büyük bir diplomatik hata yaparak Reşadiye ve Sultan Osman gemilerine el koyarak Osmanlı’yı, Rusların ve Yunanlıların baskılarıyla Boğazları ve denizlerini savunma vasıtasından mahrum bırakmaya çalışmaları, çaresiz kalan Osmanlının iki Alman gemisi-Yavuz ve Midilli- gemilerini almak zorunda kalması; Churchill her ne kadar bu gemilere el konmasının sadece İngiltere’nin güvenliği açısından yapıldığını söylerse de Osmanlı yöneticileri buna inanmamış ayrıca Almanların da propagandası yoluyla Osmanlı-İngiliz ilişkileri gerginleşmiştir, İngiliz tarihçileri “bu iki gemiye alternatif olarak daha eski gemilerden bazıları Osmanlıya teklif edilebilirdi” demekteler fakat Osmanlı Hükümeti’nin bunu kabul edip etmeyeceğini de bilmiyoruz.


b. İngilizlerin Hintli ve İngilizlerden oluşan kuvvetlerinin  Basra Körfezi’nde Bahreyn’de yığınak yapmaya başlayarak Ortadoğu’daki Osmanlı topraklarını tehdit etmeye başlamaları.


c. Odin atlı İngiliz savaş gemisinin Basra’da halen tarafsız olan Osmanlı kara sularına girmesi ve Londra’daki Osmanlı Elçisi’nin uyarmasına rağmen İngiliz gemisinin kara sularını ihlale devam etmesi – ki İngilizler Almanların Belçika’nın tarafsızlığının Almanya tarafından çiğnenmesinden dolayı Fransızların yanında savaşa girmişlerdi. Kendilerin savaş sebebi -casus belli- saydığı böyle bir durumu Osmanlı söz konusu olunca önemsememişlerdi.


d. Mısır’ın sembolik bağının İngiliz işgaliyle tamamen kesilmesi, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Bey’i Trablusgarb’a gönderip Sünüsi liderlerinden Seyid Ahmet’le beraber Mısır’da karışıklıklar çıkarmaya çalışmaları.


e. İngilizlerin Çanakkale’ye saldırma ihtimaline karşı Çanakkale’yi korumak amacıyla Osmanlı Ordusu’nun Cemal Paşa komutasında Süveyş Kanalına saldırması, çok sayıda Türk askerinin Filistin’de toplanması üzerine İngilizlerin Türklerin Süveyş ve Mısıra büyük kuvvetlerle saldıracaklarını sanmaları ve bu ihtimalin önüne geçmek için Çanakkale’ye bir sefer düşünmeleri.


f.  Çanakkale’ye saldırmak önce Yunanlılardan istenmiş fakat Yunanlılar Bulgarların da saldırıya destek vermelerini istemeleri ve Bulgarların buna yanaşmamaları üzerine Yunan planı uygulanamamıştır.


g. Çar Nikola’nın İngizler’den yardım istemesi fakat yardımdan maksat Çanakkale değil başka bir Osmanlı toprağı idi, Çanakkale saldırısı başlayınca Ruslar telaşa kapılmış ve 10 Mart 1915’te yapılan bir antlaşmayla İstanbul ve Çanakkale Boğazları dahil Marmara Denizi’nin etrafındaki topraklar Ruslara bırakılmış, yani Çanakkale’de çarpışan İngiliz, Fransız, Avustralya, Hint birlikleri gerçekte Ruslar için çarpışmış oluyorlardı. İngilizlerin Boğazları Ruslara bırakmaları onların şimdiye kadar takip ettikleri Osmanlı siyasetine ters görünebilir fakat 1903 yılında İngiltere’de yapılan bir değerlendirmede Rusların Boğazlara inmelerinde bir sakınca görmemeleri merkezinde idi. Bu Berlin kararlarına ters görünüyordu fakat İngiliz ve Fransızlar için şu anda önemli olan Ruslara savaşta tutmak ve Almanya ile işbirliği yapmasını önlemekti.     


h. Çanakkale Boğazı’ndan keşfe çıkan bir Türk torpido botunun İngilizler tarafından durdurulması ve tekrar çıktığı taktirde batırılacağı ki o ana kadar ticaret gemileri Boğazlardan serbestçe geçebiliyorlardı. İngilizlerin ambargoyu kaldırmaması üzerine Boğazların kapatılması. Bu gibi olaylar günden güne Osmanlıyı Almanya tarafına itmiştir.


i.   Öncelikle İskenderun bölgesinden bir saldırı düşünülmüş fakat Fransız-İngiliz çekişmesi İngilizleri buraya bir harekat yapmaktan alıkoymuştur. Kilikya bölgesinde bulunan Ermenilerin yardım vaatlerine rağmen İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey bunu tehlikeli görmüştür.


j.  İzmir Bölgesinden de benzer bir harekat planlanmış fakat yine Rumların zarar görebileceğinden dolayı vazgeçilmiştir.


k. Bu bölgelere yapılacak harekatlar büyük kara orduları gerektirdiğinden ve İngilizler henüz büyük kara ordularına malik olmamaları dolayısıyla bir deniz harekatıyla Çanakkale Boğazını zorlamak daha kolay görünüyordu.


 


İngilizlerin Çanakkale’ye Saldırma Nedenleri Şöyle Sıralanabilir


 


a) İstanbul tehdit edilerek Osmanlı ateşkes imzalamaya zorlanabilir,


b) Karadeniz’de mahsur kalan ticaret filosu kurtarılabilir, Ruslar batıya buğday vs. satarak ekonomik yönden rahatlayabilirler,


c) Tarafsız bulunan Balkan ülkeleri İngilizler tarafına geçebilir,


d) İç hat durumunda bulunan Almanya ve Avusturya tamamen kuşatılabilir,


e) Almanlarla müttefik olan İtalya koparılarak İngilizler tarafına geçebilir ve iki milyonluk modern İtalyan ordusu İngilizlerle beraber Almanlara karşı savaşabilir ve Osmanlı topraklarının paylaşılmasına İtalya kayıtsız kalamazdı,


f) Devamlı asker talep edilen ve çıkmaza giren Fransa cephesine bir alternatif olarak Çanakkale vasıtasıyla Rusya’ya yardım edilebilir,


g) Osmanlının savaş dışı kalması Mısır ve Iraktaki İngiliz ordularını rahatlatır, buralardaki Osmanlı tehdidi engellenebilirdi,


h) Karadeniz’e ulaşıldığı takdirde Tuna yolu açılır, İngilizlerin müttefiki Romanya ve Sırbistan rahatlatılabilir ve bunlara yardım sağlanabilir,


ı) Kafkaslardaki Rus Ordularına Çanakkale’de bir cephe açarak yardımcı olunabilir,


j) Basra Körfezine kadar olan toprakların Alman nüfuzuna girmesini  önlenebilir,


k) Deniz ve kara harekatları arasında orta bir yol bulunabilir,


 


l) Ve nihayet Almanların savaş önceliğini doğuya çevirmeleri Çanakkale harekâtını İngilizler için gerekli kılıyordu. Çünkü Sırbistan ve Rusya zor durumdaydı. Alman orduları Prusya’da Rus Ordularını yenerek ilerliyordu.
 


18 Mart Öncesi Yapılan Askeri Tartışmalar ve Harekatlar


 


Görüldüğü gibi strateji uygundu ve başarıldığı takdirde çok önemli sonuçlar doğuracak ve sadece donanmayla başarılabilecek bir planı içeriyordu. Rusların da yardım istemesinden sonra bu harekât ciddiyet kazandı. Amirallik Birinci Lord’u Winston Churchill 28 Ocak’ta toplanan savaş konseyini de ikna ederek bu savaşın başlamasında etkin bir rol oynadı. Amiral Fisher de Churchill’i çok daha riskli olan Borkum projesinden vazgeçirmek için kabullenir göründü fakat 18 Mart Deniz yenilgisinden sonra plana şiddetle karşı çıktı.


 


Churchill’e göre Çanakkale geçilebilir deniz harekatı başarılı olabilirdi. Başarılı olunamazsa donanma çekilip gider ve bundan vazgeçilirdi. Fakat olaylar böyle gelişmemiş ve günden güne daha da artarak ciddi ve uzun süreli bir savaşa dönüşmüştür. Çanakkale’de önlerinde bulunan filo komutanı Amiral Carden’in Çanakkale Boğazı’nı geçme planı:


1.Boğaz girişi ve Beşikeler’deki savunmayı kırmak,


2.Boğaz girişinden Boğaz’ın en dar yerine yani Çanakkale kentine kadar olan bölgedeki mayınları ve tabyaları tahrip etmek,


3.Narrows diye bilinen yani geçitteki Türk tabyalarını tahrip etmek,


4.Kepez önlerindeki esas mayın bölgesindeki mayınları temizlemek,


5.Geçit’in üst tarafındaki tabyaları tahrip etmek,


6.Donanmayı Marmara’ya geçirmek,


7.Marmara’da operasyonlara girişmek ve Çanakkale Boğazın’da güvenliği sağlamak.


Görüldüğü gibi plan bir kara harekatını içermiyordu. Fakat daha sonraki zorluklar gösterdi ki bir kara harekatı olmadan Boğaz geçilemezdi.


 


   Hazırlanan İngiliz filosu şu gemilerden mürekkepti:


 


Doğu Akdeniz Filosu:


 


Komutan Koramiral Sackville H. Carden, Kurmay Başkanı Komodore Roger Keyes, İkinci Komutan Amiral John De Robeck, Mondros Üs Komutanı Amiral Rosslyn Wemyss.


 


Gemiler:


Savaş gemileri:


Agamemnon, Albion, Canopus, Cornwallis, Irresistible, Lord Nelson, Majestic, Ocean, Swiftsure, Prince George, Oueen Elizabeth, Triumph, Vengeance.


 


Savaş kruvazörü:


Inflexible


 


Hafif kruvazörler:


Amethyst, Darthmouth, Dublin, Sapphire.


 


Uçak gemisi:


Ark Royal


 


Hücümbot:


Hussar


 


Depo gemisi:


Blenheim


16 adet torpidobot, 6 denizaltı ve 21 mayın tarama gemisi.


15inçlik topları olan ve yeni denize indirilen Drednot sınıfı bir savaş gemisi olan Queen Elizabeth en güçlüsüydü.


 


Fransız filosu da şu gemilerden ibaretti:


Komutanı Amiral Guepratte.


 


Savaş gemileri:


Suffren, Bouvet, Gaulois, Charlamagne


Bunlara ilaveten bir kruvazör, altı torpido gemisi ve dört denizaltıdan ibaretti.


Koramiral Ebergard komutasındaki Karadeniz’deki Rus Donanması da yardımcı olmaya çalışacak fakat İngiliz ve Fransız Donanmaları İstanbul önlerine gelmeden Ruslar İstanbul’a saldırmayacaktı. Rus Donanması henüz Yavuz ve Midilli gemilerinin desteğindeki Osmanlı Donanması ile başa çıkabilecek durumda değildi. Yalnız Rus Donanması’ndan Askold Çanakkale’de bulunacak ve Karadeniz’deki Rus Donanması ile bağlantı sağlayacaktı.


İtilaf Donanmaları fazla risk almadan yavaş yavaş ilerleyecekler-tahminen günde bir mil- Türk topçu ve makineli tüfek ateşini baskı altına alarak geçmeğe çalışacaklardı. Bu arda İstanbul’da panik olacağını da ümit ediyorlardı.


 


Ayrıca bir Avustralya tugayı ile iki tabur İngiliz deniz piyadesi ve bunlara ilaveten dretnotlara benzetilen aldatma gemileri de gönderilmişti.


 


Hazırlanan Donanma çok güçlü görünmesine rağmen yanlış varsayımlara dayanıyordu. Taktik varsayımlar yanlıştı. Düz yollu atış yapan gemi toplarından çok şey bekleniyordu. Hedef bulma ve ateş kontrolü gibi zorluklar göz ardı edilmişti. Açıkta duran gemilerin kara topçusuna açık hedef teşkil etmeleri gibi sorunlar yeterince düşünülmemişti. Hepsinden daha önemlisi de gemiler ateşe başladığında Türklerin bataryaları terk edip kaçmaları gibi varsayımlar düşünülüyordu. Sadece Donanma ile Boğaz’ın geçileceği düşünülüyordu. Osmanlı Donanması Komutanı Amiral Souchon, İngilizlerin karaya asker çıkarmaksızın  bunu başarabileceklerine inanmıyordu. Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa da İngilizlerin Boğazı geçeceklerine inanmıyordu. Bunu mecliste yaptığı bir konuşmada açıkça söylemişti.   
 


Sonuçları


 


Boğaz geçilememiş ve birçok tarihçi ve diplomatın söylediği gibi savaşı Türkler iki yıl daha uzatmışlardı.


1. Boğazlar ticaret filolarına açılamamış Romanya ve Rusya gibi ülkeler ekonomik olarak çökmüşlerdir.


2. Balkan ülkelerini İngilizler tarafına değil tam tersine, mesela Bulgaristan Osmanlı tarafına geçmiş Yunanistan belirsizlik yüzünden tarafsız kalmağı yeğlemiş ve savaşa girmek istememiştir.


3. İngilizler Alman oyununu oynamış ve onların istediği istikametlere sürüklenmişlerdir.


4. Çanakkale harekatına çok benzeyen ve İngiliz gemilerinden Triumph’ın bulunduğu Port Arthur veya Tsingtau askeri hareketleri iyi değerlendirilmemiş ve bunlardan gerekli dersler çıkarılmamıştır.


5. Aralıklarla yapılan bombardımanlarla İstanbul’da panik yaratıp askeri darbe ile hükümeti düşürme yoluna gidilmiş ama başarılı olmamıştır.


6. Dedeağaç’ta yapılan gizli görüşmelerde Osmanlı yöneticilerine para teklif edilmiş fakat bunda da başarılı olunamamıştır.   


7. İngilizler tilki kurnazlığı ile Ruslara yardım ediyoruz görünerek Rusların hiç bir zaman razı olmayacakları Boğazların işgalini planlamışlar fakat yanılmışlardır.


8. Bu harekâttan bir bakıma rahatsız olan Rusya Stavkası-genel kurmayı, Ebergard’ın İstanbul Şile kıyılarına planladığı çıkartma –amfibi– harekâtını hiçbir zaman onaylamamıştır. Bu da İtilaf Devletleri arasındaki gizli mücadeleye iyi bir örnektir.


9. Osmanlı topraklarından bir pay almak isteyen İtalya taraf değiştirerek İngilizlere katılmış ve İngilizlerin daha da güçlenmelerine sebep olmuştur.


10.Çanakkale Muharebeleri sırasında İtilaf Devletleri, büyük ölçüde Çanakkale bölgesinde konuşlanan Türk Ordusu’nun gerisinde isyan çıkartarak, Doğu Bölgelerimizde faaliyete başlamış ve uzun yıllardır beraber yaşayan milletler arasına nifak sokmuş ve şu anda rahatsızlık yaratan bir miras olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne devir edilmiştir.


11. Türkler tarihi düşmanı olan Rusların yardım alamamasından dolayı çökmesine sebep olmuş, Türk Ordusuna bugün sahip olduğu saygı ve itibarı kazandırmıştır.


12.Dünyada dengeler değişmiş, savaş öncesine kadar dünyada süper güç olarak bilinen İngiliz İmparatorluğu çökme sürecine girmiş ve birinci dünya harbinin gerçek galibinin Amerika olmasına sebep olmuştur.


13.Türkler atalarına haiz kahramanlıklarını tekrar göstermişler ve herkesi şaşırtmışlardır.


14.Türkler General Patton’n deyişi ile “Kriz anında daima iyi liderler çıkarmasını bilmişlerdir.” Buna örnek Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır.


15.Deniz mağlubiyetinden sonra İngilizler kara muharebelerine başlamış ve birçok ülkelerden Çanakkale’ye asker getirmiş ve bu ülkeler halklarında Çanakkale için büyük bir ilgi uyanmıştır.


16.Dünyada birçok ülkede Türk Ordusunun saygınlığı artmış ve yakın zamanda cereyan eden Irak İşgali öncesinde T.B.M.M.’nin Amerikan Ordusunun Türk topraklarını kullanması konusunda ret kararı vermesinden sonra bazı Amerikalı şahinlerin Türkiye’yi cezalandırmaya kalkması üzerine Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın “Gelibolu’yu unutmayınız” demesi bu harbin dünya askerlik tarihindeki önemini ve günümüze etkilerini vurgulamaktadır.


17.Savaş İngiliz tarihçilerinin şu ironik deyişle özetlenebilir.


A glorious failure…! (şanlı bir mağlubiyet.)   


KAYNAKÇA


Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi – 5. Cilt, Çanakkale Cephesi Harekatı 1. Cilt Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı, Harp Tarihi Yayınları Ankara 1980


The Dardanelles Expedition , Puleston.


A Naval History of World War One, Paul Halpern.


Military Operations , Aspinall-Oglander.


Straits, Geoffrey Miller.


Gallipoli, Robert Rhodes James


 


 


Kenan Çelik, Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Emekli Öğretim Üyesidir.


 


 


 


İlgili Makaleler:


Çanakkale Savaşı ve Diplomasi ( Tuncay Yılmazer )

Bir cevap yazın