Zığındereden Normandiyaya ( Tuncay Yılmazer )

Yolunuz Gelibolu Yarımadası’na düştüğünde Alçıtepe köyünün batısına doğru toprak yolu izlerseniz, küçük bir tepenin üzerinde bir asker heykeli, sonrasında da hemen sağ tarafınızda mütevazı bir mezarlıkla karşılaşırsınız.

Zığındere Sargı Yeri Şehitliği’dir burası… Tarihimizin en kanlı savaşlarından biri olan Zığındere Muharebesi’nin (28 Haziran-5 Temmuz 1915) anısına yapılan şehitlik ve iki ayrı heykel. Girişteki asker heykeli 2. Dünya Savaşı’nda kullanılan bir silah taşımaktadır(!) Kitabedeki bilgiler ise özensiz hazırlanmış olup yanlış bilgiler içermektedir. Daha ileride ise Çanakkale Savaşları’nda genç bir teğmen olarak bölgede görev yapmış General Nuri Yamut’un yaptırdığı anıt fark edilir. Rahmetli paşa, yıllar sonra bölgede görev yaparken silah arkadaşlarının her yana dağılmış kemiklerini toplattırıp gömdürmüş, üzerine de kendi imkanlarıyla bu anıtı yaptırarak onlara karşı vefa borcunu ödemiştir. Evet hepsi budur! Bir hafta içerisinde on bini şehit olmak üzere on altı bin insanımızı kaybettiğimiz (Üç yıl süren Kurtuluş Savaşı’nda yaklaşık 5.000 şehit verdiğimizi hatırlayınız.) Zığındere’yi hatırlatan semboller bunlardır. Peki ya böyle mi olmalıydı?

Haziran sonu, Çanakkale Muharebeleri’nin özellikle Seddülbahir bölgesinde savaşın tüm acımasızlığıyla kendini gösterdiği dönemdir. Bir türlü aşılamayan Türk savunması, bir türlü ele geçirilemeyen Alçıtepe, İngilizlerin başını çektiği müttefik ordusunu yeni arayışlara sokmuştur. O güne kadarki en ağır donanma bombardımanı sonrasında yeni gelen 52. Tümen, İngilizlerin en tahkimatlı tümeni 29. Tümen’le birlikte Zığındere’deki mevzilerimize yüklenir. Beş gün boyunca tarihin gördüğü en kanlı muharebelerinden birisi yaşanır Zığındere vadisinde… İlk günkü çarpışmalarda iki-üç sıra siper arka arkaya İngilizlerin eline geçer. Cephenin düşmesi an meselesidir. Alman Weber Paşa geri çekilmeyi bile önerir. Ordu karargahından ret cevabı alır. Tümenler takviye edilir, hücumlar tekrarlanır. Zığındere asla İngilizlere bırakılmayacaktır!

‘Önde 3. Tabur imamı olduğu ve erler tarafından tekbir getirildiği halde’ diye başlar o günleri anlattığı raporuna 70. Alay Komutan Vekili Binbaşı Reşat. “Alayın 9. ve 10. bölükleri adeta manevralarda hücum edercesine ve subayları önde bulunduğu halde ‘Allah Allah’ diye haykırarak düşman üzerine atıldı. Ne yazık ki topçu ateşiyle düşman cephesinin tam olarak tahrip edilememesi, düşmanın yağmur gibi yağan şarapnel piyade ve özellikle yandan ateş altına alan fazla sayıda makineli tüfek ateşleri erleri tümüyle eritmiş, sağ kalan ve düşman siperlerine 30 metre kadar yaklaşan erler de bulundukları yerde baş kaldırmamak şartıyla barınabilmişlerdir. Bu sırada subayları başlarında olduğu halde ilerlemekte olan 11. ve 12. bölüklerin erleri takım takım ileri gönderilmiş, daha yarı yolda iken yarı yarıya şehit olduklarından, avcı hatları takviye olunamamıştır.”

Normandiya çıkarması…

Zığındere Muharebesi’nden tarih, ders kitaplarımızda, önemsiz bir olay kabul edildiğinden olsa gerek, bahsedilmez bile… Sahi bırakın Zığındere’yi Çanakkale Savaşları’ndan yeteri kadar bahsediliyor mu sizce? Gelibolu Harekâtı’ndan Normandiya’ya Birinci Dünya Savaşı’nda yarım kalan hesapların yeniden görülmesidir 2. Dünya Savaşı… Çanakkale Savaşları’nda çarpışmış çok sayıda müttefik subayı da daha yüksek rütbelerde görev almışlardır bu savaşta. (Örneğin Conkbayırı Harekâtı’nda Nepallilerin komutanı olan 2. Dünya Savaşı’nın İngiliz ordusunun en başarılı generallerinden Slim, 25 Nisan 1915’te Bolayır’daki aldatma çıkarmasında görev alan, II. Dünya Savaşı’nda ise Ortadoğu ve İtalya’da Yeni Zelandalılara başarıyla komuta eden General Freyberg gibi…) Çanakkale Savaşı’nın içe yansıması Kurtuluş Savaşı ise (ki başta M. Kemal Paşa olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nı yürüten kadronun çoğu Çanakkale’de çarpışmıştır.) dışa yansıması da İkinci Dünya Savaşı’nın kırılma noktalarından birisi olan Normandiya Çıkarması’dır hiç kuşkusuz… İngilizler 1942’de Dunkirk yenilgisiyle kıtadaki son askerini de geri çekmek zorunda kalmış, Alman orduları neredeyse tüm Avrupa’yı ele geçirmiştir. Uzayıp giden savaşın batı sahillerinden yapılacak büyük bir çıkarma yapmadan kazanılamayacağı ortaya çıkmış, on binlerce müttefik askerinin (ABD, Kanada ve İngiltere) Fransa’nın kuzey kıyılarına NEPTÜN kod adlı kombine bir operasyonla baskın tarzında çıkarma yapması planlanmıştır.

Planı hazırlayanlar arasında Britanya İmparatorluğu’nun en dramatik yenilgilerinden biri olan Gelibolu Harekâtı’nı planlamış ekipten olanlar da vardı. (Örneğin 1941’e kadar İngiliz ordusunda kombine operasyonlar direktörlüğü görevini yürüten Normandiya Çıkarması’nın fikir babalarından olan Amiral Roger Keyes, Çanakkale Savaşları’nda görev yapan müttefik donanmasının kurmay başkanıydı. Normandiya Çıkarması’nı icra edecek müttefik kuvvetler donanma komutanlığı kurmay subaylarından biri de Gelibolu Harekâtı sırasında Marmara Denizi’nde batırılan AE-2 Denizaltısı’nın komutanı Dacre Stoker’di.) Çanakkale Savaşları, İngilizlerin en ünlü devlet adamlarından II. Dünya Savaşı’nda başbakanlık görevini üstlenmiş (ve Normandiya Çıkarması’nın baş sorumlularından) olan Winston Churchill’in hayatında önemli, önemli olduğu kadar da çok acı yer tutar. Churchill’in Deniz Kuvvetleri’nden sorumlu bakan iken deniz harekâtında (komutanların önemli kısmının muhalefetine rağmen) ısrar etmesi, 18 Mart 1915’teki 3 geminin batması, üçünün de ağır yaralanması ile sonuçlanan faciayı getirmişti. (Churchill’e göre gemiler 18 Mart’ta Boğaz’ı geçip İstanbul’a vardıktan sonra azınlıklar ayaklanacak, şehir de düşecekti!) Sonrasındaki kara harekâtı ise 8 ay süren mevzi muharebesiyle batı cephesinin bir kopyası olmuş, müttefiklerin yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Normandiya Çıkarması öncesi daha tedbirli, daha sorumlu bir devlet adamı portresi çizmektedir Churchill.

 

Bir İngiliz tarihçinin ifadesiyle ‘Hiç şüphe yoktur ki Gelibolu Çıkarması’ndan alınan dersler (başta Churchill olmak üzere) planı hazırlayanların hep aklında olmuştur’. Gelibolu Çıkarması’nda hep sorun olan kara, deniz ve hava kuvvetleri arasındaki uyum ayrıca harita, haberleşme, istihbarat bunun yanı sıra sıhhiye teşkilatı ve içme suyu desteği (ki Gelibolu’da tam bir felaketti) önceden çok iyi hazırlanmıştır. Ve Gelibolu’da olduğu gibi Almanlar yine yanılmış, çıkarmayı daha kuzeydeki Pas de Calais bölgesinden bekledikleri için önemli sayıda birliği bu tarafa yığmışlardı. (Sabah saat 10 sıralarında çıkarmayı haber alan Hitler, tıpkı Gelibolu’daki birliklerimizin komutanı Alman Liman von Sanders gibi bunun bir aldatma çıkarması olduğunu düşünmüştü!) Normandiya Çıkarması, 6 Haziran 1944 sabaha karşı başladı. İngiliz 2. ordusu Sword ve Gold plajında çok başarılı oldu. Tarihçilerin Gelibolu’daki V (Ertuğrul Koyu) ve W plajı (Teke Koyu) çıkarmasına (sonuçları açısından) benzettikleri Omaha plajı çıkarması ise ABD birliklerinin çok ağır kayıplar vermesine neden olmuştu.

Gelibolu Harekâtı’nın daha çok araştırılması gereken yönü vardır. Yukarıda verilen iki örnek bile bu savaşın kendi tarihimize ve dünya tarihine ne kadar yön veren özellikleri olduğunu göstermektedir. Çanakkale Savaşları’nın 90. yıldönümü yaklaşırken tarih ders kitaplarımızın bu konuda yeniden düzenlenmesi çok yerinde olacaktır. Zira bir milletin kendi vatanlarını, onurlarını korumak için sadece bir hafta içinde kaybettiği on altı bin evladını an(la)mama gibi bir lüksü olamaz.

 

 

Bir cevap yazın