GELİBOLU'YU ANLAMAK

Çamlıtekke Karargâhı ve Anafartalar Grubu Üzerine Notlar (Muzaffer Albayrak)

 


Çamlıtekke Karargâhı, Çanakkale Muharebeleri esnasında, Anafartalara yapılan çıkarma sonrasında önem kazanmış, Anafartalar harekâtının merkezi ve idare yeri olma özelliğine sahip olmuş askeri bir mevkinin adıdır.


 


Ece Ovası ile Anafartalar Ovası arasındaki dağ silsilesinin Ece Ovası’na bakan tarafında bulunan bu karargâh mahallini bulmanın en kolay yolu, Büyük Anafarta köyünün doğu çıkışından itibaren Kumköy yolu yönünde 2 km gidilince çam ağaçlıklı yerden sola inen patikayı takip edince karargâhın bulunduğu bugün tarla olarak kullanılan açıklığa ulaşılır. Karargâh deniz yönündeki tepeye sırtını vermiş, Uzunhızırlı göleti yönüne bakmaktadır. Çanakkale Muharebeleri esnasında Anafartalar muharebelerinin idare edildiği karargâh olmasından dolayı Ece Ovası yönünden buraya bir yol açılıp taş döşenmişti. Karargâhın bulunduğu yerde de yol ve bina kalıntıları bulunmaktadır. Bunlar arasında yerlerde görülen üzerinde Rumca “Maydos” yazan tuğlalar, karargâhtan geriye kalan izler olarak görülmektedir.



 



 


Buradaki karargâh ismini, karargâhtan Anafarta köyü yönünde 500 metre gidildiğinde sağ tarafta büyük selvi ve meşe ağacının bulunduğu mevkide olduğunu, yerde yatan eski mezar taşlarından anladığımız tekkeden almaktadır. Bu asırlık ağaçların bulunduğu mevkide eskiden var olan tekkenin ismi “Çamlı Tekke” idi. Hemen yakınında dere içinde bulunan karargâh da ismini bu tekkeden almıştı: “Çamlıtekke Karargâhı”.



 


Çamlıtekke Karargâhı’nın konumunu bu şekilde tespit ettikten sonra bu karargâhın, Çanakkale Muharebeleri içinde öne çıkan üç yönünü hatırlatmaya çalışalım.


 


Bunların birincisi; başlangıçta Anafartalar müfrezesi ve bu müfrezeyi oluşturan üç taburun idare yeri, devamında da Anafartalar Grup Komutanlığı karargâhı olması;


 


İkincisi; Anafartalar Grup Komutanı Feyzi Bey’in görevden alınıp yerine Mustafa Kemal’in getirilmesi hadisesinin yaşandığı yer olması;


 


Üçüncüsü; Mustafa Kemal’in Conkbayırı Muharebesinde göğsü üzerinde bir şarapnelle kırılan saatini Liman von Sarders’e hediye ettiği, mukabilinde Liman’ın kendi saatini verdiği hadisenin yaşandığı yer olmasıdır.


 


1- Çamlıtekke Karargâhı:


Çamlıtekke Karargâhı; Beşinci Ordu yapılanması içinde sorumluluk alanı Anafartalar Bölgesi olan birliklerin idare yeriydi. Bu bölge, Anafartalar çıkarmasına kadar Tayfur Bölgesiyle sınır olup Koyun Limanı’yla (hariç) Azmakdere (dahil) arasındaki bölge, Anafartalar Bölge Komutanlığı’nın sorumluluğuna verilmişti. Bölge komutanlığı, Çamlıtekke’de bulunuyordu.


 


 



 


 


Anafartalar Bölgesi Komutanlığı, 5. Ordu yapılanması içinde Haziran ayından itibaren Kuzey Grubu’na bağlı olarak görülmektedir. Komutanı Alman Yarbay Wilmer, kurmay başkanı Binbaşı Haydar Mehmed’dir.


 


Anafartalar çıkarması başladığında bu bölgede bulunan birlikler; Gelibolu Jandarma Taburu, Bursa Jandarma Taburu, 31. Alay 2. Taburu, 32. Alay 1. Taburu idi. (32 Alay 1. Taburu, 6 Ağustos gecesi Conkbayırı-Kocaçimen bölgesine karşı yapılan kuşatma taarruzu üzerine takviye olarak 6-7 Ağustos gecesi Asmalıdere’ye nakledilmiş, Anafartalar Bölge Komutanlığı ile bağlantısı kalmamıştır.)


 


6-7 Ağustos gecesi Anafartalar çıkarması başladığında kuzeyden güneye olmak üzere; Kireçtepe’yi Gelibolu Jandarma Taburu’ndan iki bölük, Büyük Kemikli-Küçük Kemikli arasını Bursa Jandarma Taburu, Lalababa-Mestantepe-Azmakdere bölgesini 31. Alay 2. Taburu müdafaa etmekteydi.


 


7 Ağustos günü bu üç tabur, karaya çıkan 22 taburluk İngiliz kolordusunu kademeli bir geri çekiliş hareketi ile oyalamış, Saros bölgesinden gelen 7 ve 12. tümenlerin bölgeye yetişmesi için gereken zamanı kazandırmıştır.


 


Bu taburların hareketi hakikaten övgüye değerdir. Sayılarının azlığına bakmayarak üstün düşman kuvvetine karşı cesurca ve fedakârlıkla müdafaada bulunmuşlar, İngilizleri 7-8 Ağustos günlerinde stratejik öneme sahip Kavaktepe-Tekketepe hattına yaklaştırmamışlardı.


 


8 Ağustos sabahı ortalık ağardığında görünen şuydu:


Karaya çıkan İngilizler, kuzeyde Karakol Dağı’na güneyde Lalababa üzerinden Mestantepe’ye kadar ilerleyebilmişti.


 


Anafartaları canlarını hiçe sayarak üstün düşman kuvvetlerine karşı savunan, düşmanı oyalayarak imdat kuvvetlerinin yetişmesi için gereken süreyi kazandıran bu kahraman taburları daha yakından tanıyalım:


 


Bursa Jandarma Taburu


Bursa Jandarma Taburu’nun üçte ikisi jandarma eri olup, üçte biri Bursa, İnegöl, Karacabey, Kemalpaşa kazalarındaki yedek personelden oluşuyordu. Tabur, 1914 Temmuz ayında Gelibolu’ya gelerek 3. Kolordu emrine girmişti. Burada 9. Tümen emrine verildi. Dört bölükte toplam 976 erden oluşan taburun kumandanı Yüzbaşı Hasan Tahsin Bey’di.


 


Taburun görevi Ece Limanı’ndan Tekke Burnu’na kadar olan sahilin örtme ve gözetlenmesiydi.


 


24 Nisan günü, yani çıkarmadan bir gün evvel 3. Kolordu Komutanlığı emri ile tabura; görev yerini 19. Tümen’e bağlı 77. Alayın 3. Taburu’na devrederek, yeniden düzenlenmek için Gelibolu’ya gitmek üzere Kilya iskelesinde toplanması emredilmişti. 25 Nisan günü çıkarmaların başlaması üzerine Gelibolu’dan gelerek Kilya iskelesine çıkan 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa, Bursa Jandarma Taburu’na rastlamıştı. Tabura hemen Kabatepe’ye hareket ederek düşmanın Kumtepe’ye yapması muhtemel çıkarmaya engel olması emri verildi.


 


Bursa Jandarma Taburu, 26 Nisan günü Seddülbahir’e çıkmayı başaran İngilizler karşısında geri çekilen 26. Alay birliklerinin Alçıtepe önünde kurdukları savunma hattının sol tarafında, bu alayın emrinde olarak muharebelere katıldı. Birinci Kirte muharebesinde Kerevizdere önünde, Eskihisarlık tepesine yönelik cephede Fransız kuvvetlerine karşı 19. Alay emrinde savaştı.


 


Bursa Jandarma Taburu 28 Nisan-3 Mayıs arasında cephe hattında çok zayiat vermiş mevcudu bölük seviyesine düşmüştü.


 


İyice yıpranan tabur, İkinci Kirte Muharebesinden sonra ikinci hatta alınarak Domuzdere-Kerevizdere kıyı hattının gözetlenmesine verilmişti.


 


Tabur Komutanı Binbaşı Tahsin 25 Mayıs’ta bağlı bulunduğu komutanlığa verdiği raporda; Bursa Seyyar Jandarma Taburu’nun 26 Nisan’dan beri girdiği muharebelerde 150 şehit, 400 yaralı verdiğini dinlendirilmek için geriye alınmasını talep etti. Bu rapor üzerine tabur Soğanlıdere’ye alınarak ikmal edilmeye çalışıldı.


 


Bursa Jandarma Taburu, 19 Haziran’da Anafartalar Müfrezesi kuruluşuna girmiştir. Bu bölgede, kuzeyinde Gelibolu Jandarma taburu olduğu halde Karakol Dağı’ndan Mestantepe’ye kadar olar sahilin müdafaasında görevlendirildi.


 


Anafartalar çıkarması başladığında tabur karargâhı ve iki bölüğü Küçük Anafarta köyü civarında, bir bölüğü Büyük Kemikli’de Softatepe’de, diğeri ise Mestantepe-Lalababa arasındaydı.


 


Düşman çıkarması başladığında sahilde bulunan takımlar İngilizleri ateşleriyle karşıladılar. Karaya çıkan düşman tümenini Küçük Anafarta önlerinde oyalayarak Tekke Tepe-Kavak Tepe hattının düşman eline geçmesine mani oldular. Çok akıllıca ve kahramanca hareket eden tabur komutanı ve erler, Saros bölgesinden gelen 7 ve 12. Tümenler bölgeye ulaşıncaya kadar düşmanı ilerlemekten alıkoydular.


 


9 Ağustos günü Birinci Anafartalar muharebesinde 12. Tümen’in emrinde çarpışan tabur 27 Ağustos’a kadar devam eden muharebelerde İsmailoğlu Tepe-İbrikçe hattında görevini başarıyla yerine getirdi.


 


Gelibolu Jandarma Taburu


Seferberliğin ilanıyla kurulan tabur başta üç bölük iken, Uşak jandarma bölüğünün katılmasıyla dört bölük olmuştu. 872 erden oluşan taburun kumandanı Yüzbaşı Kadri Bey’di.


Gelibolu Jandarma Taburu Çanakkale Savaşları esnasında 3. Kolordu bünyesinde Kireçtepe-Turşun Köy bölgesinde kıyı savunmasında görevlendirildi. Haziran ayında Anafartalar Müfrezesinin kurulmasıyla bu kuruluşun içine dahil edildi.


 


Suvla Koyu’na çıkıp 7 Ağustos’ta Karakol Dağı’nı ele geçirdikten sonra Kireçtepe sırtlarında ilerlemeye başlayan İngiliz tümeni, karşısında Gelibolu Jandarma Taburu’nun iki bölüğünü bulmuştu. Taburun diğer iki bölüğü Ece limanı bölgesini müdafaada bırakılmıştı.


 


Bu iki bölük, 15 Ağustos’a kadar aldığı üç bölüklük takviye kuvvetle Kireçtepe hattını düşmana kapatmıştı. 15 Ağustos’ta Anafarta ovasında başarılı olamayan İngilizler, Kireçtepe Sırtlarından Kavaktepe-Tekketepe hattına ulaşmak için bir taarruz yaptılar. 10. İngiliz Tümeninin yaptığı bu taarruz 7 Ağustos’tan beri çok zayiat vermiş ve yıpranmış ancak her şeye rağmen yiğitçe bu tepeyi savunmuş olan Gelibolu Jandarma Taburu ve emrine girdiği 5. Tümen’e bağlı takviye kuvvetlerle karşılandı. Üstün kuvvetler karşısında çok kayıp veren tabur geri çekilmek zorunda kaldı. Taburun fedakar komutanı Yüzbaşı Kadri, bu muharebelerde başından aldığı yarayla birkaç gün sonra hastanede şehit düşmüştü.


 


31. Alay 2. Tabur


31. Alay’ın 2. Taburu, 25 Nisan günü Kumkale’ye çıkarma yapan Fransızları ilk karşılayan birlikti. Bu taburun ikinci bölüğü (31. Alayın 6. Bölüğü) çıkarmanın ilk saatlerinden itibaren dört saat boyunca tek başına donanma bombardımanına ve Fransız kuvvetlerine karşı kahramanca direnmişti.


 


Fransızların Kumkale’yi tahliye etmeleri üzerine 31/2 Tabur, Mayıs ayında Seddülbahir cephesine nakledilmiş, ikinci Kirte muharebesine katılmıştır. Çok zayiat vermiş olan tabur Mayıs ayı sonunda Soğanlıdere bölgesinde yeniden ikmal edip düzenlenmek üzere ihtiyata çekilmişti.


 


Tabur 21 Haziran’da Anafartalar Müfrezesi kuruluşunda görünmektedir. Anafartalar ovasında İsmailoğlu tepeye yerleşen tabur Anafartalar çıkarmasının ilk anlarında Pırnar Tepe üzerinden düşmanı karşılamış, sonrasında kademeli olarak geri çekilerek İsmailoğlu Tepe’den Mestantepe’ye ilerleyen düşmana karşı savunma görevini yerine getirmiş, 9 Ağustos Birinci Anafartalar Muharebesinde 12. Tümen emrinde Mestantepe’ye karşı yapılan taarruza katılmıştır.


 


 



 


Görüldüğü üzere güzel bir tesadüf eseri olarak Anafartalar ovasını düşmana kapayan taburlar, daha önceden muharebelere katılmış, savaş tecrübesi edinmiş, muharebe içinde pişmiş, özgüvenleri tam taburlardan idi. Seddülbahir cephesinde savaşmış Bursa Jandarma Taburu ile hem Kumkale hem de Seddülbahir cephesinde muharebelere katılmış 31. Alay 2. Taburu’nun böyle kritik bir yerde ve zamanda orada bulunmaları Türk ordusu açısından bir şanstı.


 


Çamlıtekke Karargâhı; Wilmer’den sonra Anafartalar Grup Karargâhı olarak önce Ahmet Feyzi tarafından, hemen ardından Mustafa Kemal ve onun 10 Aralık’ta ayrılmasını müteakip düşmanın tahliyesine kadar Fevzi Paşa (Çakmak) tarafından kullanılmıştır.


 


Ahmet Feyzi Bey’in Anafartalar Grup Komutanlığından Azli:


Düşmanın Anafartalara bir kolordu çıkarması üzerine, 5. Ordu Kumandanı Liman von Sanders, Saros bölgesindeki 16. Kolordu Komutanı Albay Feyzi Bey’e; 7 ve 12. Tümenlerle Anafartalara hareket etmesini, Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe’deki kuvvetler de emrine verilerek bu birliklere Anafartalar Grubu isminin verildiğini bildirmişti.


 


16. Kolordu Kumandanı Albay Feyzi Bey, 7 Ağustos sabahı saat 7’de her iki tümeni Anafartalar istikametinde harekete geçirdi. Kendisi Yalova’da bulunan 5. Ordu Kumandanı Liman von Sanders’le görüşmek üzere otomobille hareket ederek öğleden sonra saat 2’de ordu karargâhına ulaştı.


 


7 Ağustos günü Yalova’da Liman’ın karargâhına gelen Feyzi Bey, yapılan toplantıda 8 Ağustos sabahı düşmana taarruzla görevlendirildi.


 


İlginçtir Liman’ın, bu ana kadar düşmanın ne kadar ilerlediğinden haberi yoktu. Feyzi Bey’e verdiği talimatta: “Düşmanın şimdiye kadar Küçük Anafarta’yı ve Turşun Köyü işgal etmiş olduğunun muhtemel olduğunu, bu yüzden 7 ve 12. Tümenlerin biraz geride toplanmasını Turşun ve Küçük Anafarta taraflarına kuvvetli emniyet kıtaları gönderilmesini” emrediyordu.


 


Liman’ın bu emri yanlış bir bilgi zerine kurulmuştu. Burada ortaya çıkan sonuç şudur: Liman bu bilgiyi Anafartalar müfrezesinden almıştır. Çamlıtekke’deki karargâhından Liman’a sürekli bilgi aktaran Wilmer, demek ki 7 Ağustos günü kendi bölgesinde olup bitenin farkında değildir.


 


Anafartalar çıkarması esnasında buradaki Türk birliklerinin takdire şayan bir taktik anlayışla 25 bin kişilik İngiliz kolordusunu iki gün boyunca oyalaması, Wilmer’in başarısı gibi gösterilir.


 


Ancak bizim kanaatimiz bu yönde değildir. Anafartalar bölgesi komutanı olarak Wilmer, üst makamlardan almış olduğu düşmanın oyalanması emrini birliklere iletmiştir. Bunun dışında Anafartalar ovasının savunulmasında aktif olarak bulunduğunu ve birliklerin harekatına yön verdiğini söylemek pek mümkün değildir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Anafartalar savunmasında şan ve şeref, bu bölgeyi vazife bilinci içinde kahramanca ve fedakarca savunan tabur komutanları ve erlerine aittir.


 


Feyzi Bey görev bölgesine giderken kendi çabasıyla mevcut durumu öğrenmeğe çalışmış, elde ettiği bilgiye göre Liman’ın verdiği bilginin yanlış olduğu anlaşılmıştı. Bu yanlış bilgiye istinaden Liman’ın verdiği, 8 Ağustos günü iki tümenle Anafartalardaki düşmanın sol cenahına saldırma emri de yanlıştı. Zira düşman Anafartalara kadar ilerlememişti ve ortada iki tümenle taarruz edilecek düşmanın sol cenahı yoktu.


 


Bunun üzerine Kocaçimen’e gitmekte olan Feyzi Bey bundan vazgeçerek ertesi gün (8 Ağustos) için planlanan taarruzda 7 ve 12. Tümenlerin harekâtını doğrudan doğruya idare etmek üzere Çamlıtekke’ye gitmenin daha faydalı olacağına karar verdi. Feyzi Bey ve maiyeti güneş batarken Wilmer’in Çamlıtekke’deki karargâhına ulaştı.



 


Liman’ın vermiş olduğu 8 Ağustos sabahı hücum emri uzak mesafeden gelen 12. Tümen’in zamanında toplanamamasından öğleden sonraya ertelendi.


 


Albay Feyzi Bey 8 Ağustos öğleden önce 11.30’da 7 ve 12. tümen komutanlarına yazılı emirle akşam üzeri taarruz edileceğini hazırlıkların hızla bitirilmesini emretmişti.


 


Saat 14’te Çamlıtekke karargahında yapılan toplantıda 12. Tümen’in Sülecik-Mestantepe hattında, 7. Tümenin Damakçılık Bayırı doğrultusunda taarruz istikameti belirlendi.


 


Ne var ki 7 Tümen Komutanı Albay Halil ve 12 Tümen Komutanı Yarbay Selahaddin Adil birliklerin çok yorgun olduğunu, yürüyüşte döküntü verdiklerini akşam üzeri yapılacak taarruzun kötü bir netice vermesinden endişe ettiklerini bildirdiler.


 


Bilhassa 7. Tümen Komutanı Halil bugün yapılacak bir taarruza şiddetle karşı çıkmış görüşlerini yazılı olarak da takdim etmişti. 12. Tümen Komutanı Selahaddin Adil aynı mahzurları ileri sürmekle beraber: “Ben askerim, verilen emri icra ederim” demiştir.


 


Müşkül bir durumda kalan Feyzi Bey, yaptığı durum değerlendirmesinde tümen komutanlarına hak vermişti. İngilizlerin o anki vaziyeti de acil bir taarruzu icap ettirmiyordu. Akşam üzeri yapılacak taarruzdan vazgeçti. Tümen komutanlarına geceden istifade ederek düşmana yaklaşmalarını 9 Ağustos sabahı saat 04.30’da taarruzun başlamasını emretti.


 


Albay Feyzi alınan bu kararı Çamlıtekke karargâhından Yarbay Wilmer vasıtasıyla ordu komutanı Liman’a bildirdi. Liman bu kararı onaylamayınca Feyzi Bey bizzat telefonla aynı durumu anlattıysa da Liman: “Ne olursa olsun verdiğim emir bugün icra edilecektir” demişti.


 


Çamlıtekke Karargâhı’nda cereyan eden bu hadiselere başından sonuna kadar Wilmer müdahil olmuştu. Feyzi Bey’in tümen komutanlarıyla yaptığı görüşmeyi Liman’a yetiştirdiği gibi, 8 Ağustos öğleden sonrası için hazırlanan taarruz tertibatını Liman Paşa’nın tasvip etmediğini Feyzi Bey’e söylemişti. Feyzi Bey’in Liman tarafından azledilmesi sürecinde, Wilmer’in Çamlıtekke’de olup bitenlere dair Liman’a yaptığı jurnallerin rolü olmuştur.


 


Her şeye rağmen bütün mesuliyeti üstlenen Albay Feyzi Bey, Seddülbahir’de iyi hazırlık yapılmadan acele girişilen taarruzların ne kadar feci neticeler verdiğini bizzat yaşayarak öğrenmiş olan iki tümen komutanının görüşünü kabul edip, iyi niyetle taarruzu erteleyerek kendi askerlik hayatına son vermiş oldu. Liman verdiği taarruz emrini yerine getirmeyen Feyzi Bey’i derhal görevden aldı ve yerine 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’i tayin etti.


 


Görevden alınan Albay Feyzi Bey İstanbul’a döndükten on gün sonra emekli edildi. Bu onun Anafartalar taarruzu konusunda yaşanan tartışmalarda suçlu ve haksız görüldüğü anlamına geliyordu. Ancak Enver Paşa, Ağustos ayı sonunda Çanakkale’ye giderek Anafartalar cephesini ziyaretinde, 8 Ağustos günü burada yaşananlar hakkında gerçekleri öğrenmiş olacak ki; Feyzi Bey, Eylül ayı başında Viyana Sefareti Askeri Ataşeliğine tayin edilmiş, hemen arkasından da harpteki hizmetlerine mahsus olarak üçüncü rütbeden Osmanî Nişanı gönderilmek suretiyle iade-i itibarda bulunulmuştur.


 


Mustafa Kemal’in Kırık Saati


Albay Ahmed Feyzi Bey’in emre muhalefetten görevden alınması üzerine yerine 8 Ağustos saat 21.45’te, 19. Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemal tayin edildi. Liman von Sanders, tayin emrini bildiren yazısında Mustafa Kemal’in hemen Çamlıtekke’ye hareket ederek Anafartalar Grup Komutanlığını devralmasını istiyordu. Bu emirde 7 ve 12. Tümenler tarafından yapılması emredilmiş olan taarruzun 9 Ağustos şafak vakti başlamasını da emrediyordu.


 


Aslında değişen bir şey olmamıştı. Taarruz tümen komutanlarının talebi ve Feyzi Bey’in onayı ile ertelendiği 9 Ağustos şafak vakti aynı tertip üzere yapıldı. Değişen Anafartalar Grup Komutanının ismi oldu.


 


Mustafa Kemal 8/9 Ağustos gecesi saat 1.30’da Çamlıtekke’ye gelerek komutayı devraldı. 9 Ağustos saat 04’te yayınladığı grup emrinde; 12. tümen’in Mestantepe, 7. Tümenin Damakçılık bayırı doğrultusunda taarruzuna dair, 8 Ağustos günü önceki grup komutanı tarafından verilen taarruz emrinin uygulanmasını istiyordu. Raporların Büyük Anafartalar köyünün 2 km kadar kuzeydoğusundaki Çamlıtekke’ye gönderilmesini emrediyordu.


 


Neticede 9 Ağustos günü 7 ve 12. Tümenler, iki günlük oyalanmadan sonra harekete geçen İngiliz kolordusuna hücum ederek sahile yakın bir noktaya kadar gerilettiler.


 


Ertesi gün 10 Ağustos 1915’te bu defa kritik bir durumda bulunan Conkbayırı’nda meşhur süngü hücumu yapılarak Conkbayırı-Kocaçimen hattı düşmandan temizlendi.


 


İşte bu Conkbayırı taarruzunu idare ederken bir şarapnel parçası Mustafa Kemal’in göğsüne çarpıp saatini kırmıştı. Aynı günün akşamı Mustafa Kemal, Çamlıtekke’deki grup karargâhına gelen Liman von Sanders’e Conkbayırı muharebesi hakkında raporunu verdikten sonra, göğsüne çarpıp saatini kıran şarapnelden bahsetti ve hayatını kurtaran bu kırık saati Liman’a bir hatıra olmak üzere hediye etti. Liman mukabele olarak düşmanı Conkbayırı’ndan atan Mustafa Kemal’i takdir nişânesi olmak üzere kendi altın saatini verdi.


 


Bu kırık saatin akıbeti ise meçhul. Rivayete göre aradan seneler geçtikten sonra Harbiye Vekaleti’nce bu kırık saat Askeri Müze’ye koymak için Liman’ın ailesinden talep edilince, saatin Liman’ın vefatından sonra Münih’teki evine giren bir hırsız tarafından çalınmış olduğu cevabı alınmıştır.


 


Kaynakça:


 


Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Çanakkale Cephesi Harekatı 5. cilt, 3. kitap, Genelkurmay Yayını, Ankara, 1980.


Cemil Conk, Çanakkale Conkbayırı Savaşları, Genelkurmay Yayını, Ankara, 1959.


Hayri Bey (Yarbay), Harb-i Umûmi’de Çanakkale Kara Muharebeleri/Anafartalar Grubu Muharebeleri, Erkân-ı Harbiye Mektebi Matbaası, İstanbul, 1336 (1920).


Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Sene, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2008.


Mustafa Kemal, Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe, TTK Yayını, Ankara 1990.


Necdet Koparan, Türk Jandarma Teşkilatı, Yük. Lisans Tezi, Ankara, 2007.


 


***


ÇAMLITEKKE KARAGAHINA FARKLI BİR GÖRÜŞ
Sayın Murat ARMUTAK’ın görüşü aşağıda yer almaktadır.


 


Muzaffer Albayrak beyin Çamlı Tekke olarak belirttiği noktanın hatalı olduğunu düşünüyorum. Çamlı Tekkenin yeri Çamlıtekke Kararğahı olarak belittiğiniz tarlanın 100 m. güneybatısında bulunan ağaçlık alandır.

1. Osmanlı 1/25.000 lik haritada Tekke olarak gösterilmektedir.

2. İngiliz 1/50.000 lik haritada yine tekke olarak yazılmıştır.Bu harita üzerine sizin Çamlı Tekke olarak belittiğiniz noktayıda işaretledim.

3.Çamlı Tekke ve yöresini gösteren uydu görüntüsü ve yakın görünümü de gönderiyorum. Yakın görünümde sizin Çamlı Tekke olarak belirttiğiniz yeri de işaretledim .  Yanında fotoğraf çektirdiğiniz büyük ağaçlarda görülüyor.

 

Ayrıca yazıda Çamlı Tekke olarak belirttiğiniz noktada bir mezarlık olduğunu söylüyorsunuz ama haritalarda mezarlık olarak işaret yok olsaydı mutlaka işaretlenirdi. Belki münferit bir mezar olabilir.

 

Murat ARMUTAK

 


25 000 lik Osmanlı Haritası


 



50 000 lik İngiliz Haritası


 



Çaml Tekke ve Yöresi


 



Yakından Görünüm

31.317 okunma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir