Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

Baştan alalım. Devlet Su İşleri, Alçıtepe- Şehitler Abidesi arasındaki bölgede, yol kenarlarında kanal açma çalışması yapıyor. Çalışmanın yapıldığı bölge, 1915’te sıcak muharebe bölgesi.

Ve birden kepçeye insan kemikleri takılıyor. Ne yaparsınız? Hemen çalışmayı durdurup, mülki amir ve yerel yetkililere haber verirsiniz. Nitekim böyle olmuş. Peki onlar ne yapar? Uzmanlara, arkeologlara, tarihçilere haber verir. Nitekim böyle olmamış! İHA’nın çektiği ilk görüntülerde, vali bey “Şüheda fışkıracak şüheda” edebiyatı yapıyor. Arka planda DSİ işçileri kazma kürek girişmişler, kemik çıkarıyorlar; kimileri de arada buldukları parçaları elleriyle bir köşeye atıyor; bir diğeri de mezar olarak belirlediği (?) yerlere elindeki kireci dökerek sınırlar çiziyor.

Vali Bey “Görevliler gerekli incelemeyi yaptı. Mezarların yönü, defnediliş şekliyle Müslüman mezarlığı olduğu ortaya çıktı” diyor.

Özellikle son 10 yıldır, “şehitlikleri ihya ediyoruz” lafının arkasına sığınarak Çanakkale muharebe arazilerini “şehit ekonomisi” için kullanan bir zihniyetten başka ne beklenebilir diyebilirsiniz. Doğru. Ama maalesef, zihniyet daha önce de böyleydi.

Bizim Çanakkale’de şehit olan askerlerimizin ezici çoğunluğu, 1915’ten 1980’lere kadar düştükleri yerde kaldılar; kurda kuşa yem oldular; kemikleri onyıllarca açıkta kaldı, çürüdü. 80’li yılların başında bir ara bunlar toplandı, çeşitli yerlere karmakarışık gömüldü. İtilaf Devletleri ise 1919-1925 arasında askerlerinin bütün kemiklerini topladı; o zamanın koşullarına göre yapabildiği tesbit çalışmalarını gerçekleştirdi; dahası bugün de ziyaret edilen o müthiş mezarlıkları yaptı. Yani Cumhuriyet döneminden beri devam eden bir rezaletten söz ediyoruz aslında. Buraların kıymetini idrak edip, bölgeyi tarihi milli park, sit alanı ilan etmemiz 1974! Şehitin kendisine saygı göstermeyi değil, edebiyatını severiz biz.

Vali bey yine diyor ki “Gerekli incelemeler teknik cihazlarla yapılıp, alan tam olarak tespit edilecek ve burası yeni bir şehitlik olarak düzenlenecek”. Peki bu “gerekli incelemeler”i neden DSİ’nin makineleri girmeden yaptırmıyorsun? Burası sıcak muharebe bölgesi değil mi? Neden iş makinelerin son iki aydır, Kirte yolunu, eski Kirte yolunu ve Kerevizdere hattındaki yolları genişletip, su kanalları döşeyip duruyor da, bir tarihçiye, uzmana danışmadan-etmeden şantiye havasında çalışmaları sürdürüyorsun? Bu alan İngilizin, Avustralyalının elinde olsa, şimdiye kadar on defa yeraltı radarıyla taranmış, ne var ne yok belirlenmiş, açığa çıkarılmıştı. Ama biz yer üstündeki şovları, betona boğulmuş sembolik şehitliklikleri, büyük bayrak ve heykelleri, Abide manzaralı iftarları, gösteriş ve böbürlenme merkezlerini, nutuklu törenleri sevdiğimiz ve bu işlere milyon dolarlar ayırdığımız için, yeraltı etüdüne sıra gelmedi (Tabii tüm sorumluluğu vali beye yüklemek de olmaz. Sonuçta kendisi bir bürokrat; yani emir kulu).

“Yeni şehitlik”in bulunduğu mevki Kerevizdere-Alçıtepe hattında. Büyük ihtimalle de burası bir şehitlik değil. Yani savaş sırasında düzenlenerek belirlenmiş bir nokta değil. Olsaydı, 1916 tarihli meşhur Şevki Paşa Haritası’nda mutlaka kaydı olurdu (Bu arada yeri gelmişken, Şevki Paşa Haritası’nın yıllarca arşivde çürüdüğünü, bu kıymetli belgeyi unuttuğumuzu, ancak 90’lı yıllarda “Barış Parkı” projesi kapsamında rahmetli Raci Bademli’nin yürüttüğü çalışmalar sırasında Avustralyalıların “sizin arşivinizde müthiş ayrıntılı bir harita var, neden onun üzerinden çalışmıyorsunuz” uyarısıyla duruma uyandığımızı, ancak lejand paftası kaybolduğu için ilgili paftayı Canberra’dan istediğimizi (bu paftanın rengi bu bakımdan farklıdır), zira adamların –büyük ihtimalle Charles Bean’in- mütareke dönemi sırasında bu haritayı görüp kopyaladıklarını, vesaire hatırlatayım).

Bugüne dönecek olursak… İşçilere kürekletilen kemikler, büyük ihtimalle muharebeler sırasında o noktaya anında defnedilmiş az sayıda şehide aittir. Video görüntülerinden izlediğim kadarıyla, korunaklı bir mevki değil ve ateş hattına çok yakın. Bu bakımdan, Şevki Paşa’da gösterilen, tanzim edilmiş şehitlikliklerden farklı, daha küçük çapta bir defin noktası.

Tabii tez zamanda etrafına, namazgah, abdest alma yerleri, otopark, alışveriş standları kurulacak, orijinal doku tamamen betonlanarak yepyeni bir “şehitlik tesisimiz” daha olacak. 

Gürsel Göncü
#tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni 

Video kaydı

 http://www.iha.com.tr/video-geliboluda-yeni-sehitlik-bulundu-41443/

Bir cevap yazın