Elveda Güzel Vatanım – Ahmet Ümit (Sinem Şahin)

            Romanın geneli Şehsuvar ‘ın aşkı ile vatanı arasında kalmışlığına ilişkin çatışmaları içeriyor gibi görülse de dönemin içinde bulunduğu, Doğu- Batı, birey ve toplumsallık çatışması Müslüman bir erkek olan Şehsuvar ve Yahudi bir kadın olan Ester ‘in aşkı üzerinden oldukça geniş bir biçimde anlatılmış.

             Kitabın içinde bize edebiyat havası veren yön Şehsuvar’ ın yazar olma isteği ve edebiyat sevdası. Eserde yerli yabancı birçok yazarın adının geçmesi de bu havayı pekiştiriyor. Aynı zamanda  Pera Palas ‘ da kalan bir karakter yazılırken, gerçekten de o otelde kalmış odası halen korunan Agatha Christie ‘ de yer verilmiş.

                Ahmet Ümit ‘in birçok romanını severek okudum. Yazarın bu eseri bazı yönleriyle diğer romanlarının önüne geçse de bazı yönleriyle bir adım gerisinde kalıyor.

                Yazar bu kitabında okuyacak bütün okurları düşünmüş olacak ki her olayın her konunun bütün detayını olabildiğince uzun anlatmış. Hiçbir bilgisi olmayan bir okur için son derece iyi olan bu özellik yer yer kurgunun tamamına sinerek okuyucuyu yorabiliyor. Şehsuvar ‘ın iç sorgulamaları Ester ‘e olan duyguları bir okuyucu olarak bende merak uyandırsa da olayların bu kadar detaylı ve uzun anlatılmış olması beni yer yer yordu ve bence hikayenin akışını da yavaşlatmış.

                  Romanı ikinci yarısından itibaren keyifle okumaya başladım diyebilirim. Alışkın olduğumuz Ahmet Ümit tarzı  kendi ikinci yarıdan sonra göstermeye başlamış. Buna rağmen kitabın tamamında Şehsuvar Sami ‘ yi ana karakter olarak tam bir yerde konumlandıramadım. Romantik mi, vatansever mi yoksa bir fedai mi? Kitabı bitirdiysemde zihnimde bunu bir türlü oturtamadım. Ayrıca her bölümün başında Ester ‘e hitaben yazılan yeni bir mektupla başlasak da, Ester sanki sadece kendine hitap edilen geçmişte kalan bir kahraman gibi kalmış. Ester’in baskın, sarsıcı bir figür olmasının daha iyi olacağını düşünmeden edemiyorum açıkçası.

                    Romanda kullanılan dile gelecek olursak ilk başta günümüzdeki gibi oldukça sade başlayan dil olayların ilerlemesiyle beraber dönemin günlük dili ve atmosferi bize yansıtılmaya çalışılmış.

                      Son olarak final okuyanları hayal kırıklığına uğratabilir açıkçası daha sarsıcı bir son beklerdim. Romanda en beğendiğim yer ise kapağında da yer alan söz oldu. ” Ölüm şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.” Bu bir nevi bize günümüzü de hatırlatıyor ve bizi bu yönde düşünmeye itiyor. Tarihe ilgi duyan okurlara keyif veren bir kitap olacağını düşünerek iyi okumalar diliyorum..

 

Bir cevap yazın