İkinci Bir İntihal Vakası ve Çanakkale Savaşı Popüler Kitapları Üzerine (Tuncay Yılmazer)

Çanakkale Savaşı ülkemizde hâlâ daha popüler kültürden tutun siyasete kadar geniş bir yelpazede sıklıkla gündeme gelmekte, ilgi uyandırmaktadır. Şüphesiz bunun nesillerin tarihe olan ilgisi ve tarih bilinçlerinin diri tutulmasına örnek olarak gösterebiliriz. Ancak madalyonun diğer yüzüne aynı iyimserlikle bakmamız çok mümkün görünmüyor.

 Acı gerçek şu. Çanakkale Savaşı’nı konu alan genellikle de aynı kalemlerin elinden çıkan popüler eserler birbirlerini tekrar ediyor, manevi bir hava verilerek anlatılan çoğu doğruluğu tartışmalı “menkıbe” lerden oluşuyor. Geçtiğimiz günlerde konuştuğum bir yayıncı arkadaşıma, Çanakkale Savaşı konusunda yurtdışında çok sayıda nitelikli yayın neden çevrilmediğini sorduğumda bu eserlerin yayınevlerinin beklentileri karşılamadığını, çok fazla satmadığını , zannedilenin aksine okuyucunun bu tip eserlere çok fazla ilgi göstermediğini belirtti. Anlaşılan popüler “menkıbe-kahramanlık” türü kitaplar beklentileri fazlasıyla karşılıyor!

Bu tip kitapların alıcısı var. Öyleyse sorun yok mu diyeceğiz? Birinci Dünya Savaşı’nın kaderini değiştiren bir muharebeler zincirini “Bir İngiliz Birliğini Alıp Götüren Bulut ve bu sayede kazanılan savaş” hikayesi ile mi anlamaya çalışacağız? Saka Hüseyin, Seyit Onbaşı’nın attığı Ocean’ın bacasından içeri giren mermi, mermilerin önüne eğilen ağaçlarla mı anlatımlarımızı süslersek Çanakkale çok mu iyi bilinecek?

 Bayramın son günü  bir kitapçıda benzer bir eserle karşılaştım. Yeni bir şeyler var mı diye incelerken aynı makalemin ikinci kez intihal edildiğini gördüm. Pes ki pes doğrusu! Bu nasıl pişkinliktir böyle? Üstelik ilkinde özür dilenmişti! Muhafazakar camianın üzerinde titrediği isim, ahlaklı olmamızı, dindar olmamızı öğütleyen herşeyi bilen Büyük üstadımız (!) bir kitabında intihal ettiği makalemi alıp başka bir kitabında kullanmakta tereddüd etmemiş. İlkinde yaptığı gibi sonucu da kendi anlayışına göre değiştirerek!…

2012 yılında Yavuz Bahadıroğlu’nun Çanakkale Kıyameti adlı kitabında bir bölüm , Çanakkale Savaşı’nda “Norfolk Taburu” nun bulutlar içerisinde kaybolduğu mitolojisini sorgulayan “Bir Bulut Hikayesi” makalemden ( Yakın Tarih İncelemeleri -Çanakkale Savaşı içerisinde s.215-227 ed.Muzaffer Albayrak)  neredeyse birebir alıntılanmış, kaynak gösterilmemiş, üstelik sonuç kısmı da çarpıtılmıştı. Yazar yazı yayınlandıktan sonra özür mesajı göndermişti. Aşağıdaki linkten okunabilir:

http://www.geliboluyuanlamak.com/409_Bir-Bulut-Hik%C3%A2yesinden-Bir-Intih%C3%A2l-Hikayesine%E2%80%A6-Yavuz-Bahadiroglu%E2%80%99na-Sitem-(Tuncay-Yilmazer).html

 

Ancak Bahadıroğlu, 2016 yılında Panama yayınları tarafından basılan “Bir Devrin Bittiği Yer-Çanakkale” kitabının 167-178. Sayfalarında yine  intihal edilmiş yazıyı kullanmış! Yukarıdaki yazıda belirttiğim bütün noktalar bu kitap için de geçerli. 

Zamanında Buhara Yanıyor’ları , Elveda Buhara’ları, Sahipsiz Saltanat’ı okurken ne kadar heyecanlanırdım. Kahramanlarım Celaleddin Harzemşah’tı, korkusuz Türkmen savaşçı Temür Melik’ti, Yavuz Sultan Selim’di. Hayranlıkla okuduğum bu eserlerin yazarının gün gelecek aynı yazımı ikinci kez intihal edeceğini söyleseler inanmazdım. Binlerce okuyucusu olan bir yazarın böyle şeylere meyletmesi ne acı. Ne diyelim? En azından kayda geçsin. Dostlarımız bilsin.

Sayın Yavuz Bahadıroğlu! Artık Çanakkale yazmayın, anlatmayın. Yakışmıyor size çünkü!

Tuncay Yılmazer

Bir cevap yazın