Mehmet kif’i anmak – Taha Akyol ( Milliyet- 27.12.2007 )

MİLLİ şairimiz Mehmet kif 27 Aralık 1936’da vefat etti. Devlet bu vefatı işitmedi, görmedi; cenazesini millet kaldırdı.
Büyük şair Abdülhak Hamid’e özel kanunla maaş bağlayan devlet, büyük şair Mehmet kif’e hak ettiği emekli maaşını bile bağlamamış, kif dostlarının bakımına muhtaç kalmıştı. Emekli maaşı bağlandığında artık ölüm döşeğindeydi.
kif, siyasete hiç karışmadığı halde bir ‘muhalif’ gibi peşine polis takılmış, sürekli siyasi hücumlara maruz kalmıştı.
“Arap, Arnavut” denilerek Türklükten tard edilmişti! “Gerici” denilerek aşağılanmıştı!
Bunu yapanlar, onun “İstiklal Marşı”nı yazabilmiş tek şair olduğunu akıllarına bile getirmiyordu.
İki büyük şairimiz, Tevfik Fikret ile Mehmet kif arasındaki görüş ve duyuş farkları analiz edilmiyor, anlamaya çalışılmıyor, kif’e hakaret için vesile yapılıyordu.
kif’e Türkçülük yapmadı diye saldıranlar, Fikret’in tek mısraında bile “Türk” kelimesinin geçmediğini, siyasi kimlik olarak sadece “Osmanlılık” kavramını yücelttiğini düşünmediler.

Tarihselliği anlamak
Bayram tatilinde Orhan Karaveli’nin Doğan Kitap’tan çıkan “Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği” adlı kitabını okudum.
Fikret’i okuduğumda hep hüzünlenirim; zira Fikret, Tanpınar’ın deyimiyle, “bizim medeniyet krizimiz”i yansıtan büyük bir çığlıktır.
Karaveli’nin kitabından büsbütün hüzünlendim. Fikret’e övmek için, kif’e yermek için bakmış.
Sayın Karaveli “tarihsel” açıdan bakamadığı için zamanları birbirine karıştırmış… Akif’in “Türk Arapsız yaşamaz…” ya da “Ben ki evet Arnavud’um / İşte perişan yurdum” şeklindeki mısralarını almış ve şu hükmü vermiş:
” kif’in Türklüğe biçtiği değer ‘Arap’ kavramının bir parçası olarak kaldı!”
İnsafsız bir hüküm!
kif bu tür şiirlerini 1911-1918 döneminde yazmıştır. O dönemde Mustafa Kemal ne yapıyordu?! Libya’da ve Suriye’de savaşmıyor muydu?!
Askerler silahla, kif de kalemle imparatorluğu savunuyordu!
Bu “tarihsellik” faktörünü anlamadan Akif’i anlamak mümkün müdür?
Tarihi dönemleri karıştırmak, çok sıradan bir ‘pozitivist metafizik’tir!

kif ve milliyetçilik
kif bu şiirlerinde Kosova için, Prizren, Yakova ve Selanik için gözyaşları döker. Bugün etnik milliyetçilik dediğimiz kavmiyetçiliğin felaketlerini anlatır.
“Arnavud’um… işte perişan yurdum” derken yaptığı şey, Arnavutçuluk değil, Arnavut milliyetçiliğine eleştiridir.
kif aynı dönemde “Yurdu baştan başa viraneye dönmüş Türk’ün” diye ağlayan şairimizdir.
1921’e gelindiğinde, Sakarya savaşı günlerinde bestelenip cephede söylenen “Ordunun Duası” marşının yazarı kif’tir: “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız hakka tapan Müslüman.”
kif’i Çanakkale ile Bedir Savaşı’nı mukayese etti diye eleştirmek de müthiş bir anlayışsızlıktır.
Bir müminin kalbinde “Bedr’in arslanları”nın manevi mertebesinin ne olduğunu bilenler, kif’in Çanakkale şehitlerini Peygamber’in yanı başında bir manevi mertebede gördüğünü anlamakta zorluk çekmezler!
kif elbette bütün ömrünce etnik milliyetçiliğe karşı oldu. Tarih kurultaylarında söylenen “brokisefal Alpin ırk” zırvalarına itibar etmedi; Milli Mücadele ruhunun şairi oldu; İstiklal Marşı’nı da bu sayede yazdı zaten.
Yeniden etnik sorunlarla karşılaştığımız bu dönemde, kif’i anlamaya daha çok ihtiyacımız var.

t.akyol@milliyet.com.tr

Tarihselliği anlamak
Bayram tatilinde Orhan Karaveli’nin Doğan Kitap’tan çıkan “Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği” adlı kitabını okudum.
Fikret’i okuduğumda hep hüzünlenirim; zira Fikret, Tanpınar’ın deyimiyle, “bizim medeniyet krizimiz”i yansıtan büyük bir çığlıktır.
Karaveli’nin kitabından büsbütün hüzünlendim. Fikret’e övmek için, kif’e yermek için bakmış.
Sayın Karaveli “tarihsel” açıdan bakamadığı için zamanları birbirine karıştırmış… Akif’in “Türk Arapsız yaşamaz…” ya da “Ben ki evet Arnavud’um / İşte perişan yurdum” şeklindeki mısralarını almış ve şu hükmü vermiş:
” kif’in Türklüğe biçtiği değer ‘Arap’ kavramının bir parçası olarak kaldı!”
İnsafsız bir hüküm!
kif bu tür şiirlerini 1911-1918 döneminde yazmıştır. O dönemde Mustafa Kemal ne yapıyordu?! Libya’da ve Suriye’de savaşmıyor muydu?!
Askerler silahla, kif de kalemle imparatorluğu savunuyordu!
Bu “tarihsellik” faktörünü anlamadan Akif’i anlamak mümkün müdür?
Tarihi dönemleri karıştırmak, çok sıradan bir ‘pozitivist metafizik’tir!

kif ve milliyetçilik
kif bu şiirlerinde Kosova için, Prizren, Yakova ve Selanik için gözyaşları döker. Bugün etnik milliyetçilik dediğimiz kavmiyetçiliğin felaketlerini anlatır.
“Arnavud’um… işte perişan yurdum” derken yaptığı şey, Arnavutçuluk değil, Arnavut milliyetçiliğine eleştiridir.
kif aynı dönemde “Yurdu baştan başa viraneye dönmüş Türk’ün” diye ağlayan şairimizdir.
1921’e gelindiğinde, Sakarya savaşı günlerinde bestelenip cephede söylenen “Ordunun Duası” marşının yazarı kif’tir: “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız hakka tapan Müslüman.”
kif’i Çanakkale ile Bedir Savaşı’nı mukayese etti diye eleştirmek de müthiş bir anlayışsızlıktır.
Bir müminin kalbinde “Bedr’in arslanları”nın manevi mertebesinin ne olduğunu bilenler, kif’in Çanakkale şehitlerini Peygamber’in yanı başında bir manevi mertebede gördüğünü anlamakta zorluk çekmezler!
kif elbette bütün ömrünce etnik milliyetçiliğe karşı oldu. Tarih kurultaylarında söylenen “brokisefal Alpin ırk” zırvalarına itibar etmedi; Milli Mücadele ruhunun şairi oldu; İstiklal Marşı’nı da bu sayede yazdı zaten.
Yeniden etnik sorunlarla karşılaştığımız bu dönemde, kif’i anlamaya daha çok ihtiyacımız var.

t.akyol@milliyet.com.tr


Yazının linki:  http://www.milliyet.com.tr/2007/12/27/yazar/akyol.html

Bir cevap yazın