. Nesrin Moralı, ölümünden bir yıl evvel 1980 yılında, yukarıdaki duygu yüklü tasvirleri yaptıracak düşünceler içinde, Çanakkale’nin ve dayısının bu manevi hatırasına binaen böylece satırlara döküldü. Aslında sadece bu satırları yazmadı. Dayısının Çanakkale’den getirdiği defterinde yazdığı Çanakkale günlüğünü de bu satırlardan daktilo etti. Mehmet Raşid, 9. Tümen topçu alayında Kayaltepe bölgesinde ve Manol çiftliği yakınlarında 24 Mayıs-11 Ağustos 1915 tarihleri arasında Çanakkale’de gün gün yaptıklarını, yaşadıklarını, cephedeki durumu anlatmıştır. İşte böylece Nesrin Moralı da bugün bu bilmediğimiz gaziyi ve hikayesini onun ağzından dinleyebilmemizin şüphesiz yegane sahibi. (M.O.Y.)
Bu yazı #tarih dergisi Nisan 2017 sayısında yayınlanmış, editörün ve yazarının izniyle sitemize konulmuştur.
Pomakların Çanakkale Ağıdı – Pesna (Ömer Arslan)
Çanakkale Savaşı, arkada gözü yaşlı analar, dul kadınlar, yetim evlatlar bıraktı. Çekilen acılar yüreklerde sızı, dudaklarda ağıt oldu. Kelimelerin kifayetsizliğinde ağıtlar dile getirdi yaşanan ızdırabı… Çanakkale Savaşı üzerine Anadolu’da birçok türkü ve ağıt söylendi. Bunların çoğu boşvermişliğin girdabında, birçok değerimiz gibi kaybolup gitti… Çanakkale’de Pomaklar da şehit oldular, gazi kaldılar.. Diller farklı söylese de, gönüller hep aynı tarifsiz acıyı yaşadı. Bütün bu boşvermişliğe rağmen hala içimizde yaşayan bir damar var ve son hatıra kırıntıları da toplanmaya çalışılıyor. Bu vesileyle Biga Elmalı köyünde Pomakların 102 yıldır Çanakkale Savaşları için söylediği bir pesnayı kayıt altına alma imkanı bulduk. Rukiye Kabak’tan (75) dinlediğimiz bu Pesna, Pomakların göç, seferberlik ve savaş sürecinde yaşamış oldukları acıları, kaybolan umutları ve hayalleri kendine özgü üslubuyla anlatmaktadır. (Ö.A.)
25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )
Çanakkale Muharebelerinde 57. Piyade Alayı’nın 25 Nisan 1915 günü Conkbayırı’na intikali ile ilgili bazı tereddütlerden dolayı farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bu konuda son sözü Genelkurmay ATASE Daire Başkanlığı söylemesi gerekirken, 13 Kasım 2007’deki makalemize ve aşağıda sunduğumuz 2 Haziran 2009 tarihli dilekçemize halen resmi bir yanıt verilmemiştir. Biz de son müracaatımızı kamuoyuyla paylaşıyor, bu konuda araştırma yapan arkadaşlarımızın görüşlerine sunuyoruz. (M.Ş.A.)
Prof. Dr. Christopher Bell’in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?
Müttefikler yarımadadan çekilmeden çok önce ise Churchill’in politik kariyeri Mayıs 1915’te İngiliz Birinci Deniz Lordu Fisher’ın istifası ve Batı Cephesinde patlak veren ‘mühimmat krizi’ sebebiyle İngiliz Başbakanı Asquith hükümetinin düşmesi ile sona ermiştir. Churchill ilk olarak makamını kaybetmiş, sonrasında Savaş Konseyi üyeliğinden çıkarılmış ve Kasım 1915’te ise hükümetten istifa etmiştir. Churchill’in Mayıs 1915’te görevden alınmasının ardından başlayan Çanakkale savaşlarındaki rolü ile ilgili tartışmalar günümüze kadar süregelmiştir. Bazı kişilerin gözünde düşüncesiz bir maceraperest olan Churchill Çanakkale Deniz Harekâtının başlatılmasına ve başarısız olmasına sebep olan tek kişidir. Ancak Profesör Christopher Bell son çıkan Churchill and the Dardanelles kitabı ile Churchill’in Çanakkale Savaşlarındaki rolünü çok yönlü olarak inceleyerek, Churchill hakkında kolaycılığa kaçan bu eleştirilerin – veya tam tersi övgülerin – çok da basit bir şekilde açıklanamayacağını okurlara göstermiştir.
A Review from the other Side of the Hill: Churchill and the Dardanelles by Christopher Bell (Yusuf Ali Özkan)
Churchill’s career as the First Lord of the Admiralty had ended much earlier than the Allied evacuation of the Peninsula by the collapse of Prime Minister Asquith’s government in May 1915. Since that time Churchill has been always in the centre of the debates of Gallipoli because he, — in the eyes of some authors, politicians, and journalists — as a careless adventurist who ignored his naval advisers and colleagues, has been seen sole responsible for the disaster. Professor Christopher Bell’s (Dalhousie University in Halifax/Canada) recent, balanced, and well-analysed study of Churchill and the Dardanelles, however, has evidently changed the ‘conventional wisdom’ about the Churchill’s role in the Dardanelles by clearly stating that he was neither a hero nor a devil. (Y.A.Ö.)
Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)
Renkioi Hastanesinin yapımına 1855 Mayıs işte bu eski karantinanın olduğu yerde başlanır ve Ekim 1855’te hastanenin yapımı tamamlanmasıyla kullanıma açılır. Hastane aslında çoğunlukla Kırım’dan gelen değil, Kırım’a giderken hastalanan askerlere hizmet vermek üzere kurulmuştur. Çünkü o dönemdeki buharlı gemilerle Üsküdar’dan Çanakkale’deki Renkioi hastanesine ancak 18 saatte varılabiliyordu. Üsküdar’dan gelen hasta ve yaralılar hastane ile liman arasında kurulan raylar üzerinden atlı tramvayla taşınıyordu. Her biri 50 hasta yatağı kapasitesine sahip 30 prefabrik yapıdan oluşan ve toplamda 1.500 yatak kapasiteli olan hastane Kırım’a uzaklığı nedeniyle istenilen kapasitede çalıştırılamadı. Hastaneye her hafta ortalama 50 yeni hasta katılıyordu. Her pavyonuna iki sıra hasta yatağı yerleştirilebilen havalandırması, su tesisatı, kanalizasyon çukurları iyi planlanmıştı ve sanitasyon açısından ilkleri barındırıyordu. (M.O.Y.)
Bu makale #tarih dergisiTemmuz sayısında yayınlanmış olup yazarın ve editörün izniyle sitemize konulmuştur
Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMARE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları – Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)
I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesindeki İngiliz ordusunda istihkâm subayı olarak görev yapan Yüzbaşı Edward W.C. Sandes’in, savaş ve esaret hayatını anlattığı hatıratı Türkçe’ye tercüme edilerek yayınlandı. Sandes’in 1919 yılında esaret dönüşü Londra’da yayınladığı In Kut And Captıvıty isimli hatıratı, Tuncay Yılmazer tarafından çevrilerek Kuşatma ve Esaretin Adı Kûtulamâre; Esir Bir İngiliz Subayın Anıları adıyla Yeditepe Yayınevi tarafından yayınlandı.
Sandes’in hatıratı 520 sayfalık hacimli bir eser. Türkçeye çevrilen kısmı Kûtulamâre bölümüyle sınırlandırılmış. Yayınevince Kûtulamâre ile ilgili bir kitap hazırlandığından Sandes’in hatıratında esaret hayatını anlattığı bölümler tamamen farklı bir konu olması sebebiyle kitaba dahil edilmemiş. Sandes’in esaret hayatı Haziran 1916’dan Kasım 1917’ye kadar Yozgat’ta, bu tarihten sonra bir yıl kadar Afyon’da geçmiştir. Esir de olsa yabancı bir gözle bu iki şehrin yüz yıl önceki durumunun bilhassa yerel tarih çalışmalarına katkısı olacağı açıktır. Sandes’in ve onun gibi Kastamonu, Yozgat, Afyon, Konya gibi şehirlerde esaret hayatı yaşayan subayların hatıratlarının da okuyucusuyla buluşması gerekli.
( Bu makale #tarih dergisi Mayıs 2017 sayısında yayınlanmış, yazarın ve editörün izniyle sitemize konulmuştur. )
19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)
Çanakkale muharebelerinin başından sonuna kadar önemli görevlerde ve mercilerde bulunmuş olan Orgeneral İzzettin Çalışlar, bu muharebeler bittikten sonra gerek askeri eğitim açısından, gerek Harp Tarihi, gerek Askeri Tarih açısından önemli konferanslar vermiştir. İzzettin Çalışlar bu konferanslarında Çanakkale muharebeleri sırasında yaşadığı önemli olayları en ince ayrıntısı ile anlatmış, çok iyi bir asker olması sebebiyle de bu muharebeler ile ilgili Askeri Tarih ve Harp Tarihi açsıdan çok iyi değerlendirmelerde bulunmuştur.
Bugünden baktığımızda seney-i devriyesini yaşadığımız Conkbayırı Hücumunun İzzettin Çalışlar’ın çeşitli konferans ve neşriyatlarından hem tarih meraklıları hem de bilimsel anlamda da daha doğru ve farklı anlaşılacağını düşünmekteyiz. İzzettin Çalışlar Harp Akademilerinde verdiği konferanslarda, 1931-32 yıllarında Piyade Mecmuasında yayınlanan “Hücum” ve “Çanakkale Melhamesinden Bir Parça” adlı makaleleri ve 1942 Yılı 10-11-12 Ağustos tarihli “Vakit Gazetesi”nde üç bölüm halinde yayınlanan “İkinci Conkbayırı Hücumu” Conkbayırı Muharebeleri ve Arıburnu’nda kazanılan tecrübeleri içeriyordu. Bu yayınları toplayarak yıl dönümünde yayınlanmasının ayrı bir anlam katacağına ve değerli bir katkı sunacağına katacağına inanıyoruz. (M.B.-M.O.Y.)
Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm-2.Gazze Muharebesi(Tuncay Yılmazer )
İkinci Gazze muharebesinin Çanakkale Savaşı Seddülbahir sektöründeki 4 Haziran 1915 tarihli 3. Kirte Savaşı ile olan benzerli dikkat çekicidir. Orada da zırhlı araçlarla desteklenmiş 42.Tümen cepheyi orta hattan yarma teşebbüsünde bulunmuş ancak biraz ilerleyebilse de geri çekilmek zorunda kalmıştı. Burada da tanklarla desteklenmiş 54. Tümen cepheyi ortadan yarmaya çalışmışsa da başarısız olmuştu. Osmanlı tarafı 2. Gazze muharebesinde çok daha üst düzey performans göstermişti. Bu yazı Atlas Tarih Dergisi Şubat 2017 sayısında yayınlanmış, editörün izniyle sitemize konulmuştur. (T.Y)
Onların hatırasına bir şeyler yapabilmek (Gürsel Göncü)
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı’nın hazırladığı son çevre düzeni planını okudum.Bu plan, yaklaşık bir ay sonra yürürlüğe girecek ve hemen akabinde detaylandırılarak daha küçük ölçekli (büyük) nazım, imar ve koruma planları yapılacak. Önce şunu söyleyelim: Bu çalışma, 90’lı yılların ortasında rahmetli Prof. Raci Bademli tarafından yapılan planı temel alarak hazırlanmış iyi ve sağlam bir iş. Tabii pratik ayrıntıların değil, temel ilke ve hedeflerin belirtildiği bir metin niteliğinde. Bu anlamda kullanılan genel ifade ve yaklaşımlar güzel ama, uygulamada, özellikle son 25 yılda öyle kepazelikler gördük ki, temkinli olmakta fayda var. Bununla birlikte UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne aday olmak ve bununla ilgili mevzuata uymak adına, olumlu bir adım. Bu plana geçmeden önce, kısa bir yakın tarih bilgisi vermek isterim. (G.G)