Cephe Hattı Raporlarına Göre Birinci Dünya Savaşı’nda Şehit Türk Subayları (Nuri Güçtekin)

Cephe Hattı Raporlarına Göre Birinci Dünya Savaşı’nda Şehit Türk Subayları (Nuri Güçtekin)

Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) ordumuz bir yandan Çanakkale, Kafkas, Irak, Filistin, Hicaz-Yemen, Sina, Kuzey Afrika ve Suriye Cepheleri’nde kendi vatan topraklarını savunurken diğer yandan Galiçya, Makedonya ve Romanya Cepheleri’nde müttefiklerine yardım etmiştir. Türk ulusu bu kadar geniş ve büyük bir coğrafyada verdiği varoluş mücadelesi sonucunda yüz binlerce vatan evladını bu uğurda şehit vermiştir. Aradan 100 yıl geçmesine rağmen kaybın ne kadar olduğu konusunda net bir fikir sahibi olamadığımız gibi hâlâ bir çok cephe hakkında bilinenler sınırlı düzeyde kalmaya devam etmektedir. Bu çalışmayla, I. Dünya Savaşı’nın 100. yılında, üzerinde yaşadığımız kutlu vatanı canları ve kanları pahasına bizlere armağan eden mukaddes şehitlerimizin aziz hatırası yâd edilirken; her sınıf ve rütbeye mensup Türk Subayları’nın hangi cephede nasıl bir rol oynadıkları, vatan ve istiklâl uğrunda vatanperverlik şanına yakışır şekilde cansiperane fedakârlıkta bulunarak sayıca ve silahça üstün düşman kuvvetleri karşısında filmlere konu olacak kadar çok büyük kahramanlık göstererek kanının son damlasına kadar göğüs göğüse saatlerce mücadele ettikten sonra ne şekilde şehadete nâil oldukları, geleceğimizin teminatı olan Türk Gençliğine belgelerle aktarılmaya çalışılmıştır. Böylece bu cennet vatanın nasıl ve ne zorluklarla kazanılmış olduğu konusunda bir farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. (N.G)  

“İki Siper Bir Mektup”tan Plevne Ryan’a Bir Kitap Hikâyesi (Celal Yıldırım)

“İki Siper Bir Mektup”tan Plevne Ryan’a Bir Kitap Hikâyesi (Celal Yıldırım)

Bu kitabın serüveni, Gelibolu Savaşlarının 100.yılında yani 2015’de başladı. TED Mersin Koleji Sosyal Bilgiler Zümresi olarak Gelibolu Savaşları ve Zaferi’nin 100.yılında iki ülke gençleri arasında tarih ve “dostluk bilinci” oluşturabilmek amacıyla ne yapabiliriz diye düşündük. Öyle bir şey yapmalıydık ki 100 yıl önce siperin iki tarafında bulunanlar ve onların evlatları bir araya gelmeliydi. Fakat bu kez silahlar konuşmamalı, dostluk ve kardeşlik bağı kurulmalıydı.The adventurous writing process of this book started in 2015, the centennial anniversary of the Gallipoli Campaign. We, as the Social Science Teachers of TED Mersin College, thought about what we could do within the remembrance activities of the 100th year anniversary of the Gallipoli Campaign, in order to create historical awareness and a sense of mutual respect and friendship among youth in both countries. We had to do something in such a way that we could help unify those who took part in the trenches, and their children. However, it mustn’t be a fight with guns this time, we thought, but rather an attempt to build a true brotherhood. (C.Y.)

Sarıkamış Harekâtına Taktik Yaklaşımlar (Dr. Bülend Özen)

Sarıkamış Harekâtına Taktik Yaklaşımlar (Dr. Bülend Özen)

Neden hedef Sarıkamış? Sarıkamış, Erzurum’dan Kars’a uzanan en büyük koridorun kilit noktasıdır denebilir. Rakımı yüksek bu mevki (Çanakkale’nin Kilitbahir’i gibi) bir nevî Kilid-ül Şark’tır. Ele geçirildiği takdirde, Osmanlı Ordusunun ilk zaferi olacak ve Almanların Tannenberg zaferi gibi propagandası yapılacaktır. Bu küçük hedef; Kars, Ardahan ve Batum’u ele geçirmede arazi şartları açısından önemli bir hattın aşılmasını sağlarken aynı zamanda Enver Paşanın zihnindeki Türkistan hedefinin de ilk adımı olacaktır.Mevsim Aralık ayı ve askerî bir harekât için en kötü zamandır. Yüzyıllardır bu coğrafyada savaşan ordular, kış aylarını düşük profilde geçirmişlerdir. Diğer bir deyişle, muhasım taraflar yeterli emniyet tedbirlerini aldığı sessiz bir anlaşma içerisine girerler. Erzurum’da 3.Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa ve Kolordu Komutanları da kış şartlarının bu çetin arazideki etkisini dikkate alarak harekâtın baharda yapılmasına taraftardır. Ancak Köprüköy’de Ruslara taarruz etmesi gerekirken geri çekilen ve savunmacı bir yaklaşım gösteren Hasan İzzet Paşaya Harbiye Nezaretinin bakışı olumsuzdur. (B.Ö)

Elveda Zeytindağı –  100.Yıl Dönümü’nde Kudüs’ün Kaybını Yeniden Değerlendirmek (Tuncay Yılmazer)

Elveda Zeytindağı – 100.Yıl Dönümü’nde Kudüs’ün Kaybını Yeniden Değerlendirmek (Tuncay Yılmazer)

Birinci Dünya Savaşı Filistin Cephesi’nde Kasım 1917’den Kudüs’ün düştüğü 9 Aralık 1917’ye kadar olan süreç daha önce Batı Cephesinde bulunmuş iki komutanın; önce Genelkurmay Başkanı sonra Verdun’daki Alman ordularının komutanı Erich von Falkenhayn ile daha önce Mons ve Arras cephelerinde bulunmuş Edmund Allenby’nin mücadelesiydi bir açıdan da. Her iki general Batı cephesi tecrübelerini Filistin’de tatbik etmeye çalıştılar. En büyük fark Allenby’inin birliklerini çok iyi tanırken Falkenhayn’ın Osmanlı ordusunu tanımamasıydı. Birçok açıdan avantajlı olan (siyasi olarak da gerekli desteği alan ) İngilizler Kudüs hedefini elde edeceklerdi. (T.Y.)

Bu makale ilk olarak Atlas Tarih dergisi Aralık 2017 sayısında yayınlanmış olup editörün izni ile konulmuştur.

Kaptan-ı Derya Halil Paşa ve Damat Öküz Mehmet Paşa Çeşmeleri Üzerine Bazı Tespit ve Değerlendirmeler (İsmail Sabah)

Kaptan-ı Derya Halil Paşa ve Damat Öküz Mehmet Paşa Çeşmeleri Üzerine Bazı Tespit ve Değerlendirmeler (İsmail Sabah)

Bu çalışma, tarihi Gelibolu Yarımadasında Kilitbahir Köyü sınırları içerisinde bulunan Kaptan-ı Derya Halil Paşa ve Damat Öküz Mehmet Paşa Çeşmeleri üzerine bazı tespit ve değerlendirmeler içermesi bakımından analitik bir araştırmadır. Araştırmada veri toplamak için literatür taraması yapılmış ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasındaki işbirliği protokolü kapsamında ilgili kurumların arşivinden faydalanılmıştır. Ulaşılan Osmanlı Türkçesi ile yazılmış belgeler araştırmacı tarafından günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Kaptan-ı Derya Halil Paşa Çeşmesi‟nin   yapım   yılının   1637-38   olduğu   ve   bulunduğu   Havuzlar mevkiinin yapıldığı dönemdeki isminin Piyale Paşa Bahçesi olduğu tespit edilmiştir. Kilitbahir Köyü Çarşı Caddesi eski muhtarlık binasının  önünde bulunan ve “Damat İbrahim Paşa Çeşmesi” olarak tescillenmiş çeşmenin ise Damat Öküz Mehmet Paşa tarafından 1614-15 yıllarında yaptırıldığı tespitedilmiştir. (İ.S.)
Bu makale Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi’nin 15. Sayısının 2. Cildinde yayınlanmıştır.

Karargâh Umumi Fotoğrafçısı Burhan Felek ve Çanakkale (Mustafa Onur Yurdal)

Karargâh Umumi Fotoğrafçısı Burhan Felek ve Çanakkale (Mustafa Onur Yurdal)

Birçoğumuz Burhan Felek’i gazeteci kimliğiyle tanırız. Oysa kendisi esasen Hukuk Mezunu olup, 1. Dünya Harbi esnasında Başkomutanlık Vekaleti Karargahı’nın fotoğrafçısı olarak görev yapmıştır. Çanakkale Muharebeleri biter bitmez yani Müttefikler Yarımada’yı tahliye eder etme Gelibolu Yarımadası’na gelmiş, harp sahasını fotoğraflamıştır. Yani aslında bugün TSK arşivinde bulunan Çanakkale Fotoğrafları ile “Harb-i Umumi Panoraması” adı ile Osmanlı sınırlarında Müdafaa-i Milliye Cemiyeti yararına satılan fotoğraf albümündeki, tahliye sonrasını gösteren resimleri Burhan Felek “Karargâh Umumi Fotoğrafçısı” sıfatıyla bizatihi kendisi çekmiştir. Bu albümlerin; 10, 11, 13,14 ve 15 numaralı olanları Çanakkale Cephesi fotoğraflarıyla hazırlanmıştı ve hepsi tahliye sonrası çekilen fotoğrafları içeriyordu. Albümler Almanya’da ve diğer İtilaf Devletlerinde daha çok satılmıştır. Bu fotoğrafların nasıl çekildiğini Burhan Felek yine kendisi anlatmıştır.  (M.O.Y.)

Troya Müzesinde Bir Çanakkale Şehidi’nin Mezar Taşı (Ahmet Yurttakal)

Troya Müzesinde Bir Çanakkale Şehidi’nin Mezar Taşı (Ahmet Yurttakal)

 Muharebelerin öne çıkan kahramanları ve olguları hep ola gelmiştir. 18 Mart 1915’de de öne çıkan kişilerinden biri Dardanos Bataryasında 18 Mart günü şehit olan Zabit Namzedi İzmirli Halim Efendi’dir. Hafta sonu yeni açılan Troya Müzesi’ni ziyaret etmiştim. Camekan içerisinde ye alan mezar taşı Zabit Namzedi Halim Efendi’ye aittir. (A.Y.)

Mustafa Kemal Atatürk ve Enver Paşa (İsmail Pehlivan)

Mustafa Kemal Atatürk ve Enver Paşa (İsmail Pehlivan)

Enver Paşa’nın ve Mustafa Kemal Paşa’nın çocukluk ve öğretim hayatları incelendiğinde kişiliklerini etkileyecek bazı ince ayrıntılarla karşılaşırız. Enver Paşa çocukluğunu ailesiyle beraber geçirirken, Mustafa Kemal Paşa öksüz kalmış ve öğretimine ara vermişti. Enver Paşa asker bir ailenin çocuğu olarak Askeri Rüştiye’ye dahil olmuş. Mustafa Kemal Paşa ise annesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen Askeri Rüştiye’ye girmiştir. Eğitimlerini tamamladıktan sonra her ikisi de kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi’nden mezun oldular. Ancak Mustafa Kemal Paşa’nın Harp Okulu’ndan mezun olduğu tarihte, Enver Paşa kurmaylığa yükselmişti. Bu da Enver Paşa’nın meslek hayatında Mustafa Kemal Paşa’dan bir adım önde olduğunu gösterir. Lakin mesleğe başlandığında liderlik karakterini nasıl oluşturacaklarını hep beraber inceleyelim. (İ.P.)

Çanakkale Savaşı Sonrasında Mezarlıklar İle İlgili Ortaya Çıkan Sorunlar Ve Yapılan Tartışmalar (Burhan Sayılır)

Bu çalışmada, Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden binlerce Türk, İngiliz ve Fransız askerinin mezarlıklarıyla ilgili tartışmalar, kararlar ve uygulamalarla ilgili tartışmalara değinilmiştir.
Britanya Savaş Mezarları Komisyonu “Commonwealth War Graves Commission”, İtilâf devletleri savaş mezarları üzerinde 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında çalışmalara başlamıştı. Gelibolu’ya gelen uzmanlar savaş bölgesini adım adım dolaşarak, savaş koşulları içinde rastgele gömülmüş olan ölülerin yerlerini belirlemişlerdi. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandığında, Britanya Savaş Mezarları Komisyonu, Arıbumu-Conkbayırı (Anzak) alanında 4300 mezar içeren 29 mezarlık, Seddülbahir (Helles) alanında 5900 mezar içeren yedi mezarlık; Suvla’da 4300 mezar içeren dört mezarlık ve Yarbay Doughty-VVylie’ye ait ayrı bir mezar ile, Cape Helles ve Conkbayırı anıtlarını tamamlamıştı. (B.S.) 

Arşiv Belgelerinde Lâpseki (1915 – 1922) (Hüseyin Arabacı)

 Lâpseki ilçesi Çanakkale savaşlarında cephe gerisi durumunda; muharebe sahasına muharebe alanına sağlanan desteğin kaynak noktası halindedir. İlçe bu özelliği yüzünden İtilaf güçlerinin saldırılarına maruz kalmış ve bu saldırılarla cepheye yardımın kırılması hedeflenmiştir. Müteakip dönem olan Millî Mücadelede ise ilçe halkı çektiği eza ve cefaya rağmen birlik olmayı başarmış ve vatan savunmasında üzerlerine düşeni yapmışlardır. Bu dönemde de ilçeden hareket alan faaliyetler olup bunlar yalnız Millî Mücadele’de değil uluslararası boyutta dönüm noktası olmuştur. (H.A.)