Araştırmacı Ahmet Yurttakal, Türkiye’de Modern Hemşireliğin öncüsü olan Safiye Hüseyin’in savaşlar içerisinde geçen meslek yaşamından kesitler sunuyor. Çalışmayı iki bölüm halinde sunacağız.
O, Seyit Onbaşı’nın ilk göz ağrısıydı…( Özgehan Alkurt )
O, Seyit Onbaşı’nın ilk göz ağrısıydı. Babasının nazlı gülü iken babası onu bırakıp gitmişti gurbet ele. Aslında bu gurbet el dediğimiz, vatanın ta kendisiydi. Çünkü, Havranlı Koca Seyit Osmanlıyı kurtarmaya çalışan binlerce asker gibi gurbeti vatan bellemiş ve sunmuştu bütün hayatını gurbet denilen vatan toprağına. Babası askerden geldiğinde kızı belki de onu tanımayacaktı ama yıllar sonra Seyit’i bütün vatan tanıyacak ve onun ziyaretine gidecekti Havran’ın fakir bir köyüne.
Anafartalar dan Conkbayırı na… En Uzun Beş Gün
Ahmet Fevzi Bey’in, taarruz emrini dinlemeyip Alman komutanla yaptığı tartışma sonucunda görevden alınması, M. Kemal’in “Anafartalar Kahramanı” olarak tarihe damgasını vurmasına vesile olacaktır. Müttefik harekâtının başlamasından kısa bir süre önce 19. Tümen Komutanlığı’ndan, Anadolu yakasındaki aktif çarpışmalardan uzak 15. Kolordu Komutanlığı’na atanan Mustafa Kemal, yeni görevine başlamadan Esat Paşa tarafından Liman Paşa’ya önerilecek ve “Kolordu Komutanı” sıfatıyla Anafartalar Grubu’na ataması yapılacaktır. (15. Kolordu’ya tayin edildiğine dair, pek bilinmeyen atama kararnamesini içeren belge Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunmaktadır.)
‘Ermeni Soykırımı’ Neden Soykırım Değildi? makalesine yazılan yorum
Kanımca Lewy’nin makalesindeki en önemli eksiklik sadece bir yerde atıf yaptığı dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau’dan yeterince bahsetmemesi. Her ne kadar bahsettiğiz kaynaklar önemli olsa da , Ermeni Tehcirinin dünyada özellikle de Amerikan toplumunda ‘Soykırım’ olarak algılanmasında büyükelçinin 1918 yılında yayımladığı “Ambassador Morgenthau’s Story” adlı kitabın etkisi büyük. Bu kitabın günümüzde bile Ermeni Soykırımının en önemli kaynaklarından biri olduğu kabul ediliyor.
Çanakkale nin büyük şairi (Tuncay Yılmazer)
1936 yılının o sıcak Haziran gününde, Mısır bandıralı bir yolcu gemisi, nice zırhlıya, kruvazöre mezar olmuş, nice denizaltılara tekrar günışığını göstermemiş, Türk tarihinin en büyük zaferlerinden birine şahitlik etmiş olan Çanakkale Boğazı’na giriş yaptı.
baslıgı yok
8 Ağustos 1915 Kurban Bayramı Arifesi Pazar günü saat 04.00 sularında İstanbul’dan Çanakkale’ye gitmekte olan, Barbaros Hayrettin Zırhlısı, İngiliz Denizaltısı E11 tarafından Gelibolu ile Bolayır arasında torpille vurularak batırıldı. Gemide; Çanakkale 5. orduya gidecek çok sayıda askeri cephane, çeşitli gereçler, karacı subaylar, önemli miktarda para, 71 subay, 1200’e yakın personel bulunuyordu. Donanma komutan vekili Arif Bey de gemideydi. Gemi komutanı Albay Muzaffer Adil Beydi. Donanma komutanı Almandı. Seferberlik ilanı ile dedem Harun Tekinbaş ikinci kez Barbaros Zırhlısı’nda usta gemici güverte askeri olarak görev almıştı. Dedem Harun Tekinbaş iyi bir güverte askeriydi. İngiliz E11 denizaltısı tarafından batırılan Barbaros Zırhlısı’ndan 51’i subay toplam 400’e yakın asker sağ olarak kurtuldu. Diğerleri ise şehit oldu. Sağ olarak kurtulanlar arasında dedem Harun Tekinbaş’ta bulunmaktaydı. (Ö.T.)