GELİBOLU’YU ANLAMAK

Birinci Dünya Savaşı

Müstecip Onbaşı (Emre Kimsesiz)

Müstecip Onbaşı (Emre Kimsesiz)

Müstecip onbaşı (Kılıçaslan), 1891 yılında Bursa’nın Yenişehir isimli ilçesinin Hacıömerdere köyünde (Orhaniye köyü) dünyaya gelmiştir. Babası Necip ağa, annesi Kamile Hanımdır. Askerlik çağı geldiği zaman birliğine katılmak için Balıkesir’e doğru yola çıkmıştır. Daha sonra Çanakkale’ye deniz topçu eri olarak gönderilen Müstecip Onbaşı 30 Ekim 1915’de Fransız denizaltısını kulesinde vurarak teslim olmasını sağlamıştır. (E.K.)

Çanakkale Bombasırtı Kahramanları 4-5 Haziran 1915 (Cemalettin Yıldız)

Çanakkale Bombasırtı Kahramanları 4-5 Haziran 1915 (Cemalettin Yıldız)

Mustafa Kemal 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik Beyden Bombasırtı’ndaki Türk siperlerinin düşman işgalinden temizlenmesini emreder. Albay Şefik Bey 27. Alay 3. Taburdan seçtiği üç gönüllü onbaşının ceplerini el bombalarıyla doldurarak siperlerimizi işgal eden düşman askerleri üzerine el bombası taarruzu yaptırır. Bombasırtı’ndaki 31 ve 32 nolu Türk siperleri düşman işgalinden temizlenir. Şefik Bey 5 Haziran sabahı Tümen kumandanı Albay Mustafa Kemal’e verdiği harp raporunun son bölümünde; Düşmanın püskürtülmesi ve yok edilmesinde en büyük görevi yapan üç bombacı erden birisi, siperlerin geri alınması tamamlanırken (S) siperinden gelen bir bombayla şehit olmuş, birisi de yaralanmıştır  diye kayıt düşmüştür. Resmi tarihe kimlik bilgileri bu kadar detaylı giren bu kahramanların izlerini sürüp, daha sonraki yaşamlarına ulaşmak için araştırmaya başladım.  Bu kahramanların nüfus kayıtlarında hiç birinin Çanakkale’de şehit olmamış. İstiklal Harbi’nden sonra Cumhuriyet döneminde köylerinde vefat etmişlerdi. (C.Y.)

Süvari Teğmen Safiyyüddin Efendi’nin Çanakkale ve Kafkas Cephesi Harp Hatıratı (Haz. Eren Ergül)

Süvari Teğmen Safiyyüddin Efendi’nin Çanakkale ve Kafkas Cephesi Harp Hatıratı (Haz. Eren Ergül)

Safiyyüddin Bey’in Hatıratı iki bölümden oluşmaktadır.  Birinci bölümde, gönüllü olarak askere yazılışı, Mekteb-i Harbiye’deki eğitim dönemi ve ilk tayin olunduğu savaş alanı olan Çanakkale Cephesi’nden bahsedilmektedir. Bu bölüm 52 sayfadan ibarettir. İkinci bölüm Kafkas Cephesi’nde, Bitlis ve Muş’un Ruslardan geri alınması muharebelerini anlatmaktadır. Çanakkale Cephesi’nden sonra Kafkas hatıralarını yazarken Safiyyüddin Bey sayfa numarası olarak bu bölümdeki ilk sayfa numarasını kaldığı yerden œ53 olarak değil tekrar œ1 numaradan başlatmıştır. Kafkas hatıraları bölümü 37 sayfadan oluşmaktadır.Askerlik ve savaş hatıralarından sonra Safiyyüddin Bey, defterin sonunda sekiz sayfa halinde sivil hayata döndüğünde aldığı vazifeler ve özel hayatına ait bazı notları unutmamak adına bu deftere kaydetmiştir. (E.E.)

Kütulamare’den Bağdat’a Bir Zafer Nasıl Felakete Dönüştü? (Tuncay Yılmazer)

Kütulamare’den Bağdat’a Bir Zafer Nasıl Felakete Dönüştü? (Tuncay Yılmazer)

Ağustos 1916’nın ortalarında İran’ın Hamedan şehrinde bulunan Osmanlı 13.Kolordusu’nun komutanı Albay Ali İhsan (Sabis) Bey’in morali İstanbul Karargahı Umumi’den gelen telgrafları okuyunca bozulmuştu. Aylardır İranda’ydılar. 29 Nisan 1916’daki Kutulamare zaferinden hemen sonra doğudaki Rus tehdidi nedeniyle İngilizlere karşı savundukları mevzileri boşaltmışlar, Almanların da İstanbul’a baskısıyla Enver Paşa’nın emriyle Rusların peşinden İran içlerine dalmışlardı. Oysa sadece Hanikin’de Irak sınırını korumaları yeterliydi. Bu kadar uzaklaşmalarına gerek yoktu.   Ali İhsan Bey’in 13. Kolordusu birbiri ardına başarılara imza atmış,Rusları Hanikin, Kirmanşah, Esedabad istikametinde kovalamış, Hamedan’ı ele geçirmişti.   ( Bu yazım Atlas Tarih dergisi Haziran 2018 sayısında yayınlanmış, editöryal izinle sitemize konulmuştur. T.Y)

Plevne de Türk Ordusunda görev alan, Çanakkale de ise karşı safta bulunan Avustralyalı askeri doktorun öyküsü Avustralyalı çocuklara anlatılıyor. Turkish Charlie Ryan kitabının yazarlarından John Gillam ile Röportaj (Tuncay Yılmazer)

Plevne de Türk Ordusunda görev alan, Çanakkale de ise karşı safta bulunan Avustralyalı askeri doktorun öyküsü Avustralyalı çocuklara anlatılıyor. Turkish Charlie Ryan kitabının yazarlarından John Gillam ile Röportaj (Tuncay Yılmazer)

Herşey TED Mersin Koleji Sosyal Bilgiler öğretmeni Celal Yıldırım ve öğrencilerinin başlattıkları ‘İki Siper Bir Mektup’ projesi çerçevesinde Avustralyadaki Thornton Koleji arasında skype görüşmeleri ile başladı. TED Mersin koleji öğrencilerinden Tuncay Yıldız, Haluk Oral’ın ‘Arıburnu 1915’ kitabında adı geçen, gençliğinde Gazi Osman Paşa’nın yanında Plevne müdafaasında bulunmuş, yıllar sonra da Çanakkale Savaşı’nda Osmanlı nişan ve madalyalarını takan bir Avustralyalı doktordan bahsediyordu. John Gilliam o ana kadar bilmedikleri bu ismi bir Türk öğrenciden duymalarının kendilerini çok şaşırttığını, aynı okulda öğretmen olan Yvonne Fletcher ile bu sıradışı Avustralyalı askeri doktorun hayatını araştırmaya başladıklarını belirtiyor. Bir okullar arası   diyalogda adı   geçen Charles Ryan’ın ilginç hayat öyküsü kısa sürede Avustralya’da çocuklar için (önsözünü Mersin TED Koleji’nden Celal Yıldırım’ın yazdığı) bir kitaba dönüştü. GeliboluyuAnlamak ‘Turkish Charles Ryan’ kitabının yazarlarından John Gilliam’la konuştu. (Röportajı Mersin TED Koleji öğrencileri çevirdi. Kendilerine çok teşekkür ederiz T.Y)

Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı – Said Halim Paşa (Fatih Yücel)

Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı – Said Halim Paşa (Fatih Yücel)

Said Halim Paşa, Osmanlı İmparatorluğu 1914’te Almanya’nın müttefiki olarak Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde, Hariciye Nazırı ve Sadrazamdı. İmparatorluğun savaşa girişini belgeleyen 2 Ağustos 1914 tarihli muahede, Said Halim Paşa’yla Alman İmparatorluğu’nun büyükelçisi Baron von Wangenheim tarafından paşanın Yeniköy’deki yalısında imzalanmıştı. İşte bu kitap, Bâb-ı Âli’nin son dönemini yaşamış ve bu dönemin en önemli şahsiyetlerinden birisi olmuş paşanın kaleminden imparatorluğun savaşa girişini ve yıkılışını anlatmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girişinden itibaren dış siyaset, Hilafet, Düvel-i Muazzama Yakın Doğu’daki emelleri gibi konulara dair tüm kritik meselelerin Said Halim Paşa tarafından tafsilatıyla ele alındığı kitabın en önemli bölümlerinden biri devrin yükselen aktörlerinin başında gelen Mustafa Kemal Paşa hakkında yazılanlardır. Burada Said Halim Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın geçmişi, şahsiyeti, dış görünüşü, kılık kıyafeti, askeri ve siyasi görüşleri üzerinde durmakta; Anadolu’ya ne şartlarda geçtiğini ve oradaki faaliyetlerini anlatırken, dikkatini çeken bazı insani taraflarını da ele almak suretiyle, vatanın bağımsızlığını her şeyin önünde tutmasından ve askeri kahramanlığından bahsetmektedir. Fransızca orijinalinden çevrilen Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı, devrinin diğer şahsiyetleri ve devlet adamları arasında oldukça iyi derecede yetişmiş bir devlet adamı olan Said Halim Paşa’nın kaleminden Osmanlı İmparatorluğu’nun son birkaç senesini teferruatıyla anlatan mühim bir kaynak kitaptır (Tanıtım Yazısından)

I. Dünya Savaşı’nda Üsküdar Mekteb-i Sultanîsi (Nuri Güçtekin)

I. Dünya Savaşı’nda Üsküdar Mekteb-i Sultanîsi (Nuri Güçtekin)

1847 yılından bugüne Türk Eğitim Tarihi, özelde de Üsküdar Tarihi için ilkleri yaşamış ve tarihe tanıklık etmiş en köklü eğitim kurumlarından biri de – pek bilinmemekle birlikte- yeni adıyla Burhan Felek Anadolu Lisesi’dir. Okul, bu tarihte ‘Üsküdar Merkez Rüşdiyesi’ adıyla açılarak eğitim faaliyetlerine başlamış ve 1875’te Paşakapısı Askerî Rüşdiyesi açılıncaya kadar Üsküdar’da rüşdiye kademesinde eğitim veren tek eğitim kurumu olmuştur. 1892 yılında ise Üsküdar’da lise kademesinde eğitim veren bir kurumun olmaması dolayısıyla ‘Üsküdar İdadîsi’ haline getirilmiştir. 1892-1912 ders yılları arasında 5 yıllık idadî (lise) statüsünde erkek öğrencilere gündüzlü olarak eğitim vermiştir. İdadî türündeki mekteplerin 12 yıllık sultanî mektebine dönüştürülmesi kararı neticesinde, 6 Ekim 1913 tarihinde ‘Üsküdar Mekteb-i Sultanîsi’ adını almıştır. 1913-1922 yılları arasında Üsküdar Paşakapısı’nda devlete ait bir binada resmî eğitim kurumu statüsünde faaliyet göstermiştir. (N.G.)

18 MART ÖZEL –  18 Mart Boğaz Harbinde Müttefik Filonun Saldırı Planı ile Türk Savunma Düzeni Üzerine Değerlendirmeler (M. Onur Yurdal)

18 MART ÖZEL – 18 Mart Boğaz Harbinde Müttefik Filonun Saldırı Planı ile Türk Savunma Düzeni Üzerine Değerlendirmeler (M. Onur Yurdal)

Yine bir yıldönümünü idrak ettiğimiz 18 Mart Deniz Savaşı ve Türk Zaferi (aslında müttefiklerin donanma ile Çanakkale Boğazı’nı geçme girişimi/Boğaz Saldırısı) her yıl olduğu gibi bu yılda Bouvet nasıl battı? Seyit Onbaşı kaç kg’lık mermi kaldırdı? Ocean’ı Mecidiye’den atılan mermi mi batırdı? Nusret Türk mayını mı döktü/depodaki son mayınlar mıydı? gibi yazabildiğim ve birçok defalarca eleştirdiğimiz akıl ve mantık çerçevesi dışında bulunan yazamayacağım iddiaların garip gölgesinde kalıyor. Bu iddiaların bir kısmını da burada değerlendiriliceğini belirtmekle beraber esas amaç; mevcut genel iddiaları değerlendirip, en azından Türk tarafına zaferi getiren operasyonel seviyedeki karar mekanizması ve planı ile karar verici Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’nın askeri başarısını hatırlatmaktır. (M.O.Y.)

Orgeneral Cevat Çobanlı Paşanın Vefatı Ve Cenaze Merasimi (Ahmet Yurttakal)

Orgeneral Cevat Çobanlı Paşanın Vefatı Ve Cenaze Merasimi (Ahmet Yurttakal)

18 Mart 1915 Türk milletinin kader anlarından biridir. O gün Çanakkale Boğazı’nda yenilmez addedilen İngiliz Donanması ağır bir mağlubiyet almıştır. Hedefi İstanbul olan bu hayâsız akının karşısında dik duran Mehmetçik’in yazdığı bu destanın ardında şüphesiz Müstahkem Mevkii kumandanı Cevat Paşa vardır. Bugün Cevat Paşa’nın 81. Ölüm yıldönümüdür. Orgeneral Cevat Çobanlı, yaş haddinden emekli olduktan sonra ömrünün geri kalanını evinde geçirmiştir. 13 Mart 1938 günü Kadıköy’deki evinde sabah saat 10.00’da her fani gibi hayata gözlerini yumduğunda 68 yaşındaydı.

Cephe Hattı Raporlarına Göre Birinci Dünya Savaşı’nda Şehit Türk Subayları (Nuri Güçtekin)

Cephe Hattı Raporlarına Göre Birinci Dünya Savaşı’nda Şehit Türk Subayları (Nuri Güçtekin)

Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) ordumuz bir yandan Çanakkale, Kafkas, Irak, Filistin, Hicaz-Yemen, Sina, Kuzey Afrika ve Suriye Cepheleri’nde kendi vatan topraklarını savunurken diğer yandan Galiçya, Makedonya ve Romanya Cepheleri’nde müttefiklerine yardım etmiştir. Türk ulusu bu kadar geniş ve büyük bir coğrafyada verdiği varoluş mücadelesi sonucunda yüz binlerce vatan evladını bu uğurda şehit vermiştir. Aradan 100 yıl geçmesine rağmen kaybın ne kadar olduğu konusunda net bir fikir sahibi olamadığımız gibi hâlâ bir çok cephe hakkında bilinenler sınırlı düzeyde kalmaya devam etmektedir. Bu çalışmayla, I. Dünya Savaşı’nın 100. yılında, üzerinde yaşadığımız kutlu vatanı canları ve kanları pahasına bizlere armağan eden mukaddes şehitlerimizin aziz hatırası yâd edilirken; her sınıf ve rütbeye mensup Türk Subayları’nın hangi cephede nasıl bir rol oynadıkları, vatan ve istiklâl uğrunda vatanperverlik şanına yakışır şekilde cansiperane fedakârlıkta bulunarak sayıca ve silahça üstün düşman kuvvetleri karşısında filmlere konu olacak kadar çok büyük kahramanlık göstererek kanının son damlasına kadar göğüs göğüse saatlerce mücadele ettikten sonra ne şekilde şehadete nâil oldukları, geleceğimizin teminatı olan Türk Gençliğine belgelerle aktarılmaya çalışılmıştır. Böylece bu cennet vatanın nasıl ve ne zorluklarla kazanılmış olduğu konusunda bir farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. (N.G)